Osmanlı Padişahlarından Anılar
-
beyler aklıma esti birkaç bildiğim anı vardı.. onları bulursam buraya koyacağım.. yalnız elinde böyle Padişahlardan güzel anıları olan varsa güzel olur okumak için ibretlik şöyle...
-
bu dediğim olay tam olarak padişah ile ilgili değil
Yıl 1950 li yıllar Baş vekil A. Menderes 2.Abdülhamid Han'ın hanımı ve kızını yurt dışından getirtmişti.Ve ev kiralarını kendi cebinden öüyordu.Birgün uçakla Londra'ya giderken uçağı düştü ve kendisi sağ kurtuldu.Hanımı kendisine uçak düşerken neyi düşündün dediği zaman .Abdülhamid Han'ın hanımının ev kirasını kim verir diye düşündüğünü söylüyor.Ve Menderes ardından kira zamanı gelince Berrin hanım alyansını satıyor ve kirayı ödüyor.
Aradan 2 yıl geçiyor birgün Berrin hanımın kapısı çalıyor bir adam kuyumcu olduğunu ve kendine gelen bir yüzükte adnan&berrin yazdığını ve çalındığı zannedip getirdiğini söylüyor.Berrin hanım onu sattığını söylemesine rağmen kuyumcu yüzüğü kendisine hediye ediyor.(Kaynak Berrin Hanımın Hatırları)
-
ben encok bunu severim...forumda aratsan bulursun cokvardı
İran fethedilmeden önce İran ve Osmanlı devleti arasındaki gerginlik iyice büyümüştü. İran şahı Osmanlı Devleti’ni Anadolu’ya girmek ve elçiler göndererek hakaret etmek yoluyla savaşa tahrik ediyordu. Devletin başındaki padişah “Dünya padişahı” Yavuz Sultan Selim, bir taraftan Avrupa’yı düzenleme çalışmalarını sürdürürken bir de öbür taraftan İran çıkmıştı.Zaten yüce Sultan , İran’ı almayı önceden kafasına koymuştu fakat gerekli şartların oluşmasını bekliyordu. Şah İsmail’in maksadı sinir bozmaktan öte bir şey değildi.Nitekim Otluk beli savaşında Şah, birçok Avrupa kralı gibi eşyalarını savaş yerinde bırakıp tabanları yağlayacaktı.İşte bu zamanlarda bir gün Şah İsmail’in elçisi Osmanlı sarayına gelir.Şah tarafından Sultan Selim’e gönderilen hediyeyi getirdiğini söylemektedir.Elçi kabul edilir.Hediye paketi bir sandıktır.Padişah sandığın açılmasını emreder.Sandık açılır; içinde bir bohça vardır.Bohça açılır.İçinden bir bohça daha çıkar.O da açılır onun içinden bir bohça daha.Her bohçanın altından bir bohça daha çıkmaktadır.Böyle iç içe nerdeyse on beş bohça açılır.En sonunda en alttaki bohçada açılır ve ortalığa leş gibi pis bir koku yayılır.hediye diye gönderilen şey bir insan pisliğidir.
Yavuz Selim han hemen buna cevap olarak bir paket hazırlanmasını söyler.Aynı şekilde bir sandık hazırlanır ve gönderilir.Sandık şah İsmail’in huzuruna getirilir.Şah aslında kendi yaptığına benzer bir şey gönderildiğinden emindir ama yinede merak ettiğinden sandığı açtırır. Sandığın içinden aynı şekilde iç içe bohçalar çıkmaya başlar.En içteki bohça açıldığında ise başta şah olmak üzere herkes büyük bir şaşkınlığa uğrar.Çünkü çıkan mis kokusu içinde bir paket Türk lokumudur.Şah’ın yardımcısı paketi eline aldığında altından bir kağıt çıkar, kağıtta; “Herkes yediğinden ikram eder” yazılıdır. -
şehzade selim(yavuz sultan selim) trabzon sancağındayken safevi tehlikesindeyken birgün tebdili kıyafetle kimseden habersiz iran a gider orada şah ismailin çok iyi satranç oynadığını ve halktan kendine rakip aradığını duyar ve koşar şah ismailin karşısına oturur ve şahı mat eder. şah buna bir kese altın verir ve kaybol der.Şehzade aldığı altınları zulada bir taş altına koyar.Aradan yıllar geçer Padişah Selim iranım bir kısmını almıştır.ve askerin en önünden giden bir cengaveri yanına çağırır ve derki git evladım şuradan 1 kese altını alıver.
-
Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biriısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:
- Sen sır saklamayı bilir misin? diye sormuş. Vezir:
- Evet hünkarım, bilirim dediğinde, Yavuz cevabı yapıştırmış:
- Bende bilirim.****
http://www.tahribat.com/forumdisplayfolder.asp?folderid=38403 herseysanal açtığı konudan aldım tuttum bunu :)
-
aslında biz birde bu fermanlardan falan yayınlasak olurmu ? :) mektupta olabilir :)
-
KULELİ VAKASI
sultan abdülmecit hanın son zamanlarda şahsınakarşı yapılmak istenen bir suikast teşebbüsü. vuku (yani olay) bulmadan bastırılan bu teşebbüs 13 eylül 1859 senesinde oluyor tertipleyenler yakalanıp çengelköydeki kuleli kışlasına hapsedilip orada muhakeme edildi. bu sebebp le bu hadiseye kuleli vakası denildi hadisenin bir hükümet darbesi yapmak için kurulmuş gizli bir cemiyetin ortaya çıkarılmasıdır idam cezası yiyenler oldu kuleli kışlasına götürülürken ceza için cafer dem paşa kayıktan denize atlayarak intihar etmiş çoğu devlet çalışanlarına müebbet verilmiş kuleli vakasının mahiyeti tam olarakaraştırılıp açıklanmamış hakkında sabit olduğu tesbit edilmeyen bazı kanaatler vardı bazılarına göre bu hareket ilan edilen tanzimat ve ıslahat fermanlarına karşı bi tepki olarak ortaya çıkmış ahmed bedevi gibi yazarlara ghöre bu hareket memlekette meşrutiyet idaresini getirmek için yapılmış. kitaptan yazdım osmanlı tarih ansiklopedilerinde istemiyeceğin kadar bu tip hatıraların olayları okuyabilirsin
