Otobüs Aşkı

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    2021 Talihlisi
    joe_black
    joe_black's avatar
    Kayıt Tarihi: 04/Ocak/2006
    Erkek

    Uzun bir yazı sonuna kadar ATLAMADAN okuyun tavsiye ederim..

    otobüs ortasındaki boşluğun hemen sonrasında gelen koltuğa oturmamla başlamıştı herşey.
    kafamı,daha önce kimbilir kimlerin kafasını yaslayıp da o pisliği bıraktığını düşünmeden yasladım cam'a...

    tam karşımda duruyordu.uzunca boyuna mavi bi eteği,zarif bedenine uydurduğu beyazımsı tonda bir tişörtü vardı.
    bileğinin tam ortasında bir kelebek dövmesi,sanki vücuduna baharı getirmişti.gözlüklerini çıkarttığında,gözlerindeki yeşil baharı temsil ediyordu sanki.uçsuz bucaksız ormanlarda yaşayan kelebeklerin tapındığı bir yeşillik.
    rüzgar saçlarına vurdukça,önüne gelen saçlarından kurtulmak için kafasını sağa sola çeviriyordu.ta ki o sıra kafasını çevirdiğinde gördü beni.
    hani insan çok heyecanlanırsa eli ayağına dolaşır ya,işte bende de böyle birşey oldu.kafamı aniden çevirip dışarıya bakmaya devam ettim kısa bi süre.
    sonra çekine çekine tekrar bakmaya yeltendiğimde,bana bakıp gülümsediğini gördüm.
    kaçan gözlerimi zorla,onun gözlerinin yeşilinde tutsak ettim. kaç defa kaçmaya yeltense de gözlerim,zorla durmasını sağladım. belki 3,belki 5 saniye bakıştık.gülümseyerek,güneşe doğru dönüp yola bakmaya devam etti.

    geçen 8 durak boyunca onu izledim.yer bekleyen onca kişi gelip geçti yanımdan,aldırmadım.
    inmek için orta kapıya yeltendiğinde cesaretimi toplayıp ayağa kalktım. yan gözle baktı bir bana " napıyor bu " dercesine.
    peşinden indim.
    ürkütmeden yanına sokulup ismini sordum. gülümseyerek ismini söyledi.biraz lafladık ve telefonunu aldım. köşeyi dönüp gittiğinde,arkamı dönüp,güneşe doğru yürüyerek devam ettim.

    bi süre sonra buluştuk,lafladık.
    hiç ummadık bir anda ıslak dudaklarına yapışarak hissettiklerimi gösterdim ona.
    ilk bi tokat yedim.sonra gözlerimin içine baktı.yeşil gözlerine yoğunlaştığımda göz bebeklerinde kendimi gördüm. 
    " gerizekalı " diyerek sarıldı bana.
    göğüs kafesim o kadar zordaydı ki o an,sanki kalbimi onun üstüne fırlatıcak gibiydim.
    gülümsediğinde yanaklarında gamzeler oluşurdu.belki de en güzel albenisi buydu.

    aylar sonra tatile gitmeye karar verdik.
    antalya'nın olimpos yakınlarında bi adrasan beldesi var. dere içerisine kurulmuş köşkler,yine dere kenarında ferah pansiyonlar.
    bitanesine yerleştik.yorgunduk ve o gün ilk defa sarılıp uyuduk.
    ayaklarımızı birbirimize kenetledik,belinden sıkıca sarıp,boynundan kokusunu ciğerlerime kadar çektim.
    arka fonda bir kelly clarkson şarkısı,terlerimiz birbirine karışmış şekilde uyuduk...
    gün batımlarında ellerimizi sallayarak,sahil boyunca güneşe karşı yürüdük.sahildeki köpekleri kızdırarak peşimizden bizi kovalamasını sağlayıp,yerde olan çakıl tanelerine aldırış etmeden metrelerce koştuk.gülerek!
    günlerce çakıl taşlarının yara yaptığı ayaklarını ovdum,ovuşturdum.
    sahi hiç sevmezdi bu yaptığımızı.ama defalarca sırf kahkahalarını dinlemek için yapardım. sahi ne kadar güzel gülüyordu.
    ayazın vurduğu akşamlarda dere içinde olan köşklerde oturur,saatlerce sarılırdık. bazen bilerek üstüme hırka almaz,ona daha yakın olabilmek için hırkasının içine ilişirdim.
    her defa komik anlar yaşanır,her defa o muhteşem kahkahasında kaybederdişm kalp atış ritmlerimi.,
    akşamları sahilde kumlara uzanır,yıldızları seyrederdik.
    bakışları anlam doluydu.gözleri zaten dünyanın 8. harikası.
    o gözlerden bir yaş aksa benim yüzümden ve o bir damla göz yaşı elime düşse,ellerimi delip geçer acı verirdi bedenime.

    bazen insan öyle sever ki birini,onu kaybedicem diye deli olur.
    ben olmadım.
    ben gereken herşeyi yapmıştım çünkü. insan kendinden ödün verip,bazı şeyleri de yapmalı.

    kış gecelerinin inanılmaz soğuğunda istiklal caddesinin korkunç kalabalığında el ele dolaştık,galata köprüsünde rakı balık,eminönünde balık ekmek,beşiktaş'ta inönü'de maça gittik.
    kaçan pozisyonlardan sonra ettiği küfürleri, yüzüne " yapma dercesine " baktım.
    gülümsedikten sonra " devam et aşkım " dercesine gülümsedi gözlerim.
    bir gülüş için dünyaları yakabilirdim.
    dünyaları verebilirdim.
    dünyadan gidebiliyordum o gülümsemeye.
    dünya içimdeydi.
    dünya sendin.
    dünya ikimizden ibaretti.
    dünya tek kişiydi ve o'ydu...

    çok güldüğümüz bi anımız vardı.genelde her kavga sonrasında o anı gelir aklımıza,kahkalarımız dalda konan serçe'leri ayaklandırır,kaçırırdı.
    bigün pikniğe gittiğimizde hamakta sarılırken uyuyakalmışız.akşam olmuştu.
    etrafta ağustos böceklerinin sesleri ürkütücü bir şekilde barizdi.
    korkuyorum dediğinde " korkma hayatım ben burdayım " dediğimde o muhteşem kahkahası belirmişti kulaklarımda.
    sahi ne zaman söylemiştim karanlık korkumun olduğunu ona?

    çenesi çok güzeldi.
    defalarca ısırdığımı,defalarca tokat yiyip,küstüğünü bilirim bana.
    herşey o kadar tozpembeydi ki.
    ellerini çenesinin altında toplayıp beni dinleyişi,gülümsediğinde yanaklarında oluşan gamzeleri,kokusu,teni,gözleri o kadar muhteşemdi ki.

    sesi içime işlemişti.
    adımı her söyleyişinde ayrı bi severdim. gülümsediğinde ayrı,küstüğünde ayrı.
    sahi bana küstüğünde o şapşal suratında bi ifade yokmu hani,dudaklarını büküp gözlerini çekip bi masum gibi bakması.düşündüğünde bile ayrı bi gülümsüyor insan.
    yaptığı munzurluklar ayrı bi tat vericiydi.
    kış günlerinde yerde duran suya şappadanak atlayıp üstümüzü toz-toprak-çamur 3'lüsüyle birleştirmesi bile germiyordu.yaparken eğleniyordu çünkü.gülümseyişi tüm dünya yıkılsa o an,gözlerimi ondan ayırmama yetmezdi.
    sonra bi gün gitti.
    çok uzaklara.
    kilometrelerce uzaklara.
    nefes versen,ona gitmesi yıllar sürer.
    aynı havayı soluman neredeyse imkansız.
    o kadar uzak bir düşün.

    yıllar sonra havalimanında onu karşılamaya hazırken,kapıdan çıktı.
    bavulunu bırakıp,bana doğru koşmaya başladı.
    kalbim o an yerinden fırlayıp,anlamım dediğim o kişiye çarpsa,kamyon çarpmıştan betere döner,40 gün 40 gece komada yatardı belki de.

    tam bana sarılacağı an omzuma bi el uzandı ve; " beyefendi son durağa geldik " diye bir ses duydum.
    gözlerimi ovuşturup,otobüsün içine doğru bakındığımda, inmeye çalışan 2-3 kişinin o olmadığını gördüm.
    muhtemelen daha önceki durakların birinde inmişti.
    başka bir bilet almaya doğru giderken;kalkış saati gelmiş olan otobüsün içinden gelen boş akbil sesi kafamı zonklatıyordu.

  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    futurist
    futurist's avatar
    Kayıt Tarihi: 19/Ocak/2014
    Dişi

    şıp sevgileri hiç sevmedim doğal olarak hikayeyide.

    aşk bu kadar basite indirgenmemeli bence.


    Arkadaş uğruna ölmek kolaydır, ama uğruna ölünecek arkadaş bulmak çok zordur
Toplam Hit: 1023 Toplam Mesaj: 2