

Sanki Bir Rüyanın En Tatlı Yerinde Uyanmışdım..
-
yağmur altında yürümek..her insanın özgür oldugunu hatırladığı zamanlar,olaylar vs.. şeyleri vardır.akp Türkiyesinde özgürlük sözcüğünü kullandığım için kendimden utanıyorum.ama o an cidden dünyadan biri değildim.hafifce ruhumu okşayan,yaz tatili sayesinde uzatdığım sakallarımı ıslatıp nazlı nazlı damlayan süper bir yağmur...güneşin bulutşarın arkasına gizlendiği denizden gelen rüzgarın kulağımda ıslık çaldığı ılık bir hava..canım biraz sıkılmıştı yürüyüşe çıkmışdım ve yagmurda yeni başlamıştı,normalde ıslanmak sinirimi bozar ancak bu sefer nedense bu rüya ortamına eşlik etme hevesi içinde bulmuştum kendimi..hatta ıslanmakdan zevk alıyordum..ayakkabılarımı ve çoraplarımı çıkarttım ama kendimi ağır hissediyordum.çalılık bir yer vardı oraya yöneldim ayakkabılarımı ve çoraplarımı oraya bıraktım ancak ellerim boşaldıgı halde hala beni saran bir ağırlık hissi devam ediyordu..birden aklıma geldi;telefonum! evet evet su anda kimseyle konuşacak halim yokdu ondanda kurtulmalıydım ve öle yapdım.. ancak hala ağırdım..anladımki ağır olan eşyalarım değil.. ağır olan bendim.. evet ben,18 yıllık bedenim onu yönlendiren kişiliğe ve benliğe artık dayanamaz olmuş ancak bunu yeni farkediyordum..ve elimi çantama attım sanki çantamla birlikde kişiliğimi ve benliğimi kısacası bana dair hangi özellik ne varsa oraya çıkarıp bırakıyordum.. kendimi o kadar rahatlamış ve hafif hissediyordumki anlatılabilecek gibi değil..hatta göbeğim bile sanki orda yok gibiydi ilk defa kendimi zayıf ve uzun biri gibi hissediyordum sanki rüzgar biraz daha hızlansa beni uçurup götürcekdi bu yağlı boya tablosundan..bi şort bi tişört neyime yetmiyor canım dedim ve yürümeye başladım..ne farketdim biliyomusun? doğanın sesi aslında rap,caz,türkü,rock vs.. hiç bi müzik türünde olmayan bi melodiye sahip..kendimi denize çimen kokusuna yağmura bırakmış kollarımı açmış gökyüzünü seyrederken buluyor halime hem sevinip hem dalga geçip kahkaha atarak keyifleniyordum...
bi an gözüm bi banka ilişti birisi bana bakıyordu e deli seni gören kim bakmaz diye düşündüm.gülümsüyordu en az benim kadar ıslanmıştı zayıf kısa boylu turuncu saçlı bir kız..aman tanrım o da ne? ayakları çıplaktı çok şaşırdım..normalde bi kızla göz göze geldiğimde utanır hemen başımı çevirir kızarırdım..ama öyle olmadı bana 2 saat gibi gelen bi süre birbirimize bakdık.sonra halimize gülmeye başladık hemde kahkahalarla ve sağ ayagım öne atladı.. sonra sol benden habersiz öyle hızlı hareket ediyolardıki bi an düşücem sandım.aniden kendimi yanında buldum ikimizde aynı anda derin bi nefes alıp ''way bea'' dedik..tekrar bi kıkırdama krizi..yanakları pembeleşmişdi ancak kendi rengim hakkında bi fikrim yokdu büyük ihtimal gece lambasına benziyorumdur pembe,mor,sarı,kırmızı..
saçma bi soru sorabilirmiyim? dedim gözlerimi yumup ewet anlamında basını salladı(saçma bi soru sorabilirmiyimden saçma ne sorabilirki insan?)
onlar göz yaşımı yoksa yağmur damlasımı? dedim artık ayırt edemiyorum dedi..oturabilirmiyim dedim evet tabi dedi..öyleyse diğer saçma soru geliyo dedim,gülümsedi(acaba saçmalamamamı gülüyodu yoksa suratımdaki aptal ifadeyemi merak ediyorum doğrusu)bende derdin her neyse ona ağlayabilirmiyim?dedim hayır! dedi tok ve kararlı bi ses tonuydu kendi derdimle insanları üzmekden pek hoşlanmam dedi..ona benim bi güzin abla oldugumu ve kendi dertlerimi unudmak için başkasının derdine ortak olmam gerektiğini ve kendi dertlerimin verdiği acıdan bahsettim.. meğer oda benim gibiymiş..bir anlaşma yapdık ve el sıkıştık,derdimizi birbirimize anlatıp birlikte ağlıcaktık.bana hoşlandıgı cocukdan,küsdüğü arkadasından ve ailevi sorunlarından bahsetti..daha adını bile bilmediğim bi kızın karşısında oturmuş ağlıyordum hemde hiç utanmadan hıçkırıklarla,bi saniye sonrada bazı anılarımızı anlatıp gülüyoduk..
yağmur dinmişdi bunu farketmemişdik üşüyoduk birbirimize sokulduk ''ellerin sıcacık'' dedi ama nedense o konusdukca ben üşümümediğimi farketdim o susuncada sanki kalbime buzdan kazıklar saplanıyordu..sadece gülümsedim,gamzeme dokundu aynı yerde onnda bi gamzesi vardı gözlerinin içinde kaybolmuştum bi anda yeni bi ben olmuştum..çantamla beraber cıkardığım kişiliğede ihtiyacım yokdu artık.. çünkü o an başka bi emreydi orda oturan..karşımdaki görünümü dısında herseyiyle benimle aynı olan biri.. bi an duraksadım.. ya bi hayalse?ya gerçek değilse? gözümü kapatırsam açdıgımda orda olmayacağından korkdum ve titremeye başladım..bendeki dehşeti sezmiş olucakki meraklı meraklı bana bakdı konuşmuyorduk.. işaret parmağımı yavaşca kaldırdım ve uzattım tam kalbine dokunmuştum..Evet gerçekdi! gülümsedi oda rahatlamış gorunuyordu ''gördünmü bak gerçeğim işte'' dedi.. peki bunu nerden bilmişti? bi insanın bi dokunuştan bunun anlaması mümkünmü?bunlara sormaya fırsatım olmadı çünkü ben bunları düşünürken çokdan iyice bana sokulmuştu..yanagımdan tutturdu sonra yavaşça öpüşmeye başladık..üstümdeki kesinlikle terdi yağmur olması imkansız!
kaybolmuştum..uzayda bi noktadaydım ama kesinlikle dünyada bi yerde değildim..okadar acemice öpüşüyodumki utandım..Aklımdan tek bişey geçiyodu Allahım ne olur bitmesin..ama tamda o anda film kopdu!aman tanrım hava kararmış dedi ve ayağa fırladı..ben ne oluyo bi saniye derken o çoktan kendine iyi bak artık hiçbirşey için üzülme dedi..ağlamaya başladım oysa göz yaşlarını gizlemek için arkadasını döndü beni birdaha göremeyeceksin dedi ve koşmaya başladı..arkasından bağırdım..Hey!Adın ne? ancak cevap gelmedi.. çivilenip kaldım o an beni onun arkadasından koşmamı engelleyen şey tam olarak nedir bi türlü anlıyamıyorum.. karanlıkda kaybolusunu izlerken yağmur yeniden başladı..e be yağmur sırasımı şimdi? sewdiğim gidiyor yagılırmı şimdi?deminki mutluluk kaynagım olan yagmur smdi sadece göz yaşlarımı gizliyordu..Allahım neden?neden sadece aşkın imkansız kısmını yaşatıyosun bana?sarhoş gibiydim direk çalıya gitdim,ilginç ayakkabım ve cantam ordaydı hava iyice kararmıştı üşüyodum hatta titriyodum..çantamı alıp almama konusunda iyice bi düşündüm el mahkumdu çantayı alıp mp3 çaları takdım doğa okadar melodik gelmiyodu artık..
SANKİ BİR RÜYAYDI VE BEN EN TATLI YERİNDE UYANMIŞDIMsipi..