Savaş Psikolojisi Ve Haditha Katliamı
-


İki resim arasında fark görebiliyormusunuz?
1.fotoğraf amerikalı paralı bir askerin fotoğrafı…hakkında fazla bilgi edinemedim ama fotoğrafın oldukça insanı duyguları ele verdiği kesin.Yüzündeki ifade az sonra sizlerle paylaşacağım “savaş psikolojisi” durumunun bir örneği…Savaşa birebir tanıklık etmiş bu yüz bize birşeyler anlatmaya çalışıyor.Kim bilir, belki de bu fotoğraf çekilmeden önce bu asker yıllardır güdülen “kin” politikasının bir ürünü olarak önüne çıkan ilk ıraklıyı öldürmek için hazırdı.Belki de ona verilen “gaz” sayesinde kendini kahraman görüp yılladır izletilerek avutulduğu hollywood filmlerindeki “vatanı için can vermiş madalyalı asker” olma peşindeydi…Peki sonra ne oldu? Maalesef onu da bilmiyoruz…Bu fotoğraf esnasında baktığı yer belki bir ıraklının yada arkadaşının kopmuş bacağı ya da bir ceset yığını olabilir…Her durumda bu gözyaşları insancıl görünüyor bana…Savaşı birebir yaşamış gözler ve onların bu trajediye yorumudur bu fotoğraf…
2.Fotoğraftakinin kim olduğu belli.Fotoğraf amerikalı bir askerin cenazesinde çekilmiş.1.fotoğraftakinin bir benzeri olarak “gözyaşları” görüyoruz.Fakat bazı farklar söz konusu…Bu resimde 1.resimdeki trajedinin sorumlularından birini görüyoruz.O askerin durumunu anlayamayacak kadar sahte ve bir o kadar da kayıtsız bir yüz ifadesi.Söylenecek pek fazla birşey yok.Çünkü bu ifadesiz surat bize “insan” adına pek fazla birşey anımsatmıyor…
Bir düşünün…Bir savaşın ortasındasınız, yaşama tutunma güdüsünün de desteğiyle adrenalin seviyeniz üst düzeyde.Korkuyla karışık bu tanımı zor duygu esnasında yanıbaşınızdaki askerin karşı mevziden gelen bir kurşunla vurulduğunu düşünün…Ne hissederdiniz?
İşte bu trajik durum birçok katliamın temelinde yatan sebeblerin başında geliyor…Tıpkı Haditha(veya bir diğer adıyla Hadise) katliamında olduğu gibi.
Psikoloji eğitimi almadım fakat ortada bariz görünen bir olağandışılık var ve bunun için gözlemlemek ve düşünmek yeterli…Hadise katliamını hatırlamayanlar için kısa bir hatırlatma yapalım…
2005 yılının kasım ayında Hadisa şehrinin yakınlarında devriye gezen amerikan askerleri yola kurulmuş bir bombanın patlatılmasıyla bir askerini kaybediyor…Askerlerin başında olan Çavuş Frank Wuterich konvoya yapılan bu saldırı sonunda bombayı kuran direnişçilerin çevre binalara saklandığını düşünüyor ve katliam böyle başlıyor…Ölen arkadaşlarının intikamını almak için 3 saat boyunca ateş açılıyor ve 24 sivili öldürülüyor…Ölenlerin yarısından çoğu kadınlar ve çocuklar oluşturuyor.Aralarında Wuterich’in de bulunduğu 4 asker bu olayda suçlanıyor. Ancak 2’si hakkında kovuşturmazlık kararı çıkıyor, üçüncüsü hakkındaki suçlamalarsa düşürülüyor.

Askerlerin iddiası öldürülen sivil halkın direnişçiler olduğu ve emirleri direkt olarak komutanlıktan aldığı yönünde…Emirlerin doğrudan verilmiş olması olası bir durum…Fakat öldürülen kadın ve çocukların direnişçi olmadığı yadsınamaz bir “gerçek”.

Haditha katliamı hakkında konuyla ilgilenen birçok kişinin ortak yorumu bu katliamın bir “savaş psikolojisi” durumunda işlenmiş olduğu yönünde…Güdülen bu kin politikasının bir sonucu olarak bu askerlerin bir ölüm makinesi haline getirilmiş olması farklı bir durum.Fakat bu davada olduğu gibi benzer katliamların sonucu bizi aynı noktaya ulaştırıyor…Bu tip katliamlarda daima “aklanan” taraf amerika ve onun üst düzey askeri yetkilileri oluyor…Örnekleri gördük…
ebu garip ceza evi
1968 My Lai katiamı (Vietnam)

Son olarak:
Haditha katliamı aslında savaşın bize bir diğer yönünü de anlatıyor…Elbette ki bu katliamın örnekleri dünya üzerinde çok.Normal olarak katliamların büyük bir çoğunluğu demokrasi götürme uğruna(!) amerika tarafından yapılmış.Emperyalizm burada çirkin yüzünü tekrar gösteriyor…İktidar ve para hırsı kitleleri bir hiç uğruna öldürebiliyor ve bu amaç içinse içlerini nefretle doldurdukları cahil askerleri öne sürüyor.
Böyle umarsız bir hırsa sahip düşünce yapısı insanların imhasını bir dakika içerisinde düşünmeden gerçekleştirebilir.Emirleri vermek kolaydır…
Haditha katliamının emirlerini belki de yukarıda bahsettiğim bu hırsa sahip komutanlar vermiştir.Belki de askerlerin bulunduğu psikoloji onları bu katliamı yapmaya zorlamıştır…Her kim olursa olsun ortada tek bir gerçek var…
Her ne kadar bu askerler bu vahşi politikanın çarkına sıkışmış birer piyon olsalar da, içindeki insanlık duygusu bazı şeyleri feci şekilde değiştirebiliyor…Bir yandan emirlere uyup katliam yaptırıyor, öte yandan pişmanlığını kendi içinde yaşayabiliyor…
Bu askeler beyinlerini bu vahşi oyuna kaptırmış giderken vicdanlarıyla başbaşa kaldıklarında kendi boşluklarında kaybolabiliyorlar…Geride bıraktıkları tek iz “vahşet” oluyor.Onlara bu emirleri veren komutanları ise başka bir coğrafyada başka bir milletle “demokrasi” oyunu oynamaya devam ediyor…
-
askerlerin başında bulunanlardır birazda bunların sorumlusu hatta buyuk coğunluğu asker deyince akla emre itaat eden geldiği için asker verilen emirleri uygular ve baş ta kafası sadece katliama calışan başıboşlar oldukça bunlar devam edecektir.eğer biz Türklerin komutanlarının kafasında katliam düşüncesi olsaydı bizde cook büyük şeyler yapardık ama işte farkımız burda insanız..
edit:kim yazdıysa güzel beğendim
-
Kaligula bunu yazdı:
-----------------------------yazın cok güzel beğendim doğrusu..
askerlerin başında bulunanlardır birazda bunların sorumlusu hatta buyuk coğunluğu asker deyince akla emre itaat eden geldiği için asker verilen emirleri uygular ve baş ta kafası sadece katliama calışan başıboşlar oldukça bunlar devam edecektir.eğer biz Türklerin komutanlarının kafasında katliam düşüncesi olsaydı bizde cook büyük şeyler yapardık ama işte farkımız burda insanız..
-----------------------------yalnız ben yazmadım alıntı olarak eklicektimde unuttum net yine koptu..
