Sen Hala Burda Misin Fazil?!
-
"Amerika yanlışlıkla 3-5 tane kız çocuğunu öldürdü belki.
Ama milyonlarca kız çocuğunu diriltti." Fazıl Say--------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Nazım’ı anlamayanlara hitaben
Paco de Lucia nota bilmez. Aşık Veysel de... Ama ikisi de kendi konularında dahidirlerGökyüzüne yükselip, havada 1 milyon kilometre civarı yol kat etmiş, toplam süre olarak, bir yıldan fazla 10 bin metre yükseklikten aşağıya bakmış biri kendisine ne sorar, bilir misiniz?
"Aşağıyı anlamak istiyorum" diye sorar.
Bu dünyayı, insanları, kültürleri, Avrupa’yı, Asya’yı, Amerika’yı, Türkiye’yi, bu gezegende olup bitenleri... "Anlamak istiyorum!"
Ve anladığımı da anlatmak.
Zor iştir...
Sen, Aşık Veysel’i Paris’te, Sydney’de, San Fransisco’da anlatmak istiyorsan, zor iştir. Anadolu’yu, toprağı, kokuları, sevgileri "insanca", "müzik ile" anlatmak zor iştir. Ama işimiz budur. Kültürler farklı bile olsa...
Kültürler uzaktır. Fransız kültürü ile Hint kültürü! Ne alakası var?
Alakası var.
İnsan!
* * *Bu gezegene yukarıdan bakınca,
bir müzisyenin görevi daha iyi anlaşılır. Çünkü sade ve temiz düşünürsünüz yukarıdayken, kimsenin etkisinde değilsinizdir.
Anlat müzisyen!
İpek Yolu’nu anlat, Anadolu’yu, Veysel’i, Nazım’ı, Atatürk’ü anlat.
Onlar da gelsin kendilerini anlatsınlar. Müzik ile, edebiyat ile, felsefe ile, bilim ile, sevgi ile...
* * *Biz bunları anlatırken ekleyeyim, işimiz hiç de kolay değil; bir sürü şoven çıkacaktır karşınıza. Çelmeyi takacaklardır.
Yine de devam et. Dünya birbirini tanısın.
Müzik ile, felsefe ile, bilim ile.
Gökdelenleri yıkan uçaklar ile değil!!!
* * *Orada yıkılan gökdelenler değil sadece.
Bunca emek, bunca şiir, bunca beste.
Batı dünyasının emeğinden bahsetmiyorum!
Doğu dünyasının emeği gitti, yıkıldı.
Batı’nın şoven kesimi haksızken haklı çıktı.
Tamiri çok zor.
Mümkün... Ama zor...
* * *Biz şiirden, sanattan, evrensel kardeşlikten bahseder iken ve bu 11 Eylül olayının üzerinden henüz 1 ay geçmiş iken, benim "Nazım" adlı eserimin ilk seslendirilişi yapılmış ve Afgan savaşının başladığı gün Milliyet Sanat’a verdiğim röportajda hayatı boyunca Amerikan emperyalizminin karşıtı olmuş Nazım Hikmet’in bile Amerika’ya hak vereceğini söylemiştim.
Daha savaşın ne idüğü belli değil idi.
Bizim solcular ise hemen ABD karşıtı yerlerini aldılar: "Emperyalist ABD!"
Teröre karşı savaş!
Tamam, biz de istemeyiz. Batı daha fazla düşünsün, Doğu’nun hakkını yemesin isteriz de, Doğu şiir yazmıyor müsadenizle, gökdelen yıkıyor.
Doğu diyorum, çünkü kavramlar sembolik: Cihat, İslam, emperyalist Batı (!) vs.
Hepimiz olup bitenleri günbegün takip ettik, kim haklı, kim haksız, kim suçlu, kim suçsuz, dengeler her gün değişmekte, bugüne geldik...
Nazım’ın 7 yaşında bir Japon kız çocuğunu anlatan o meşhur "Hiroşima" şiiri aklıma geldi:
"Kapıları çalan benim
Kapıları birer birer".
Nazım için 2001 yılında, 7 yaşındaki bir Afgan kız çocuğu çok farklı bir şiire yol açacaktı.
7 yaşındaki kız ölmedi, ölüydü zaten!
Okul yasak, sanat yasak, müzik yok, yok, yasak, hayat yasak, yaşamak yasak!
Savaşta şu anda gelinen noktayı pozitif değerlendirin.
[b][u]Amerika yanlışlıkla 3-5 tane kız çocuğunu öldürdü belki.[/b][/u]
Ama milyonlarca kız çocuğunu diriltti.
Nazım şu aşamada Amerika’ya "aferin" derdi.
* * *Bizim "solcu şairler"e gelince:
Biz Nazım’ı "solcu şair" değil, "büyük şair" olduğu için seviyoruz.
Hayat tezatlarla dolu, Amerikan emperyalizmi meselesini genellemek yanlış.
Daha doğrusu "genellemeler" yapmak yanlış.
Mozart masondu, Bach kilise müzisyeniydi, boşver, biz, bize kalanla yetinelim.
7 yaşındaki Afgan kızlarından da Nazım’lar, Mozart’lar çıkar belki, kim bilir?
kaynak: http://www.milliyet.com.tr/2001/12/02/pazar/yazfaz.html--------------------------------------------------------------------------------------------------------------
yorum getirmek istemiyorum o.ç.una
