folder Tahribat.com Forumları
linefolder Derin Konular
linefolder Sevgilinin Hasta Acı Çeken Eksin Yanı



Sevgilinin Hasta Acı Çeken Eksin Yanı

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    HeadBanger
    HeadBanger's avatar
    Kayıt Tarihi: 13/Eylül/2007
    Erkek

    Aslında sevgi üzerine çok konuşmamak gerek.Sevmek üzerine, bu denli hoyrat , bu denli gelişgüzel konuşulunca,  içim çok acıyor.Çünkü, sevgi ne zaman ortalıktan çekilse , ne zaman kendimize bile fazla gelmeye başlasak, sevgi üzerine umutsuz bir  telaşla konuşmaya başlıyoruz.Sanki böyle anlarda sevgisizlikten ruhumuz kavruluyor; işte o zaman, , yana yakıla , sanki ruh çağırır gibi, sevg,y, çağırıyoruz…

                Sevgi,dostluk, incelikler üzerine istesek de konuşamazdık onunla.

                Birkaç kez denemedik değil, denedik ama olmadı, beceremedik.Böyle anlarda ikimizi de garip , hiç tahmin etmediğimiz bir utanç, b,r endişe kapladı…

                Sanki bütün bunlar  üzerine konuşursak birbirimize duyduğumuz sevgimizi incitecek, örsleyecek diye hep tedirginlik duyduk…Bu durumu özellikle  özellikle duygusal, bir film seyrederken, ya da yolda yürürken iç parçalayıcı insani bir dramla karşılaştığımızda yaşardık.Böylesi zamanlarda, aniden tuhaf bir panik duygusu kaplardı içimizi. Seyrettiğimiz  filmdeki o sahne , ya da karşılaştığımız bu iç acıtıcı olay, bizi birbirimize duyduğumuz sevgiden kuşku duymaya iter, sevgimizi sinsi bir tedirginlikle gölgeler, dahası anlamsızlığa sürüklerse , diye derin bir endişeye kapılırdık…

                Yolda onunla yürürken kağıt mendil satan o küçük, yoksul , çaresiz çocuklardan biri bacakalrına sarılıp kendisinden mendil alması için yalvarmaya başladığında, yüreğim ağzıma gelirdi. Kağıt mendil satan çocuğa nasıl davranacak, yanında ben varım diye yapay bir içtenlik ve nezaket içine mi giricek, yoksa öylesine , içinden geldiği gibi mi davrancak, d,ye korkulara kapılırdım; içinden geldiği gibi davranışı, duygularımda onun için yarattığım sevgiye yaraşır bir davranış değil, aksine hoyrat, kayıtsız  bir davranış  olursa, kendimden çok utanırım, bu da benim sevgimle kurduğum bütün o ince, büyülü dengeleri bozarsa, diye , içim içimi yerdi…

                Onun da benim gibi hissetiğini, aynı şeyler benim başıma geldiğinde tedirginleşen, s,slenen bakışlarından anlıyordum.Birbirimize duyduğumuz sevgi , kimi zamanlar yaralarımızın kabuğunu öylesine inceltir, bu dünyadan öylesine kopartır, öylesine şaşkın, çaresiz yapardı ki böyle zamanlarda nefes almaktan bile çekinir hale gelirdik.Bu büyüden, artık bu acıtan incelikten korunabilmek, biraz olsım dünyaya, insanlara ayak uydurabilmek için, kendimize hiçbir zaman olamayacağımız kadar gerçekçi, akılcı, katı , her şeye mantık süzgecinden geçirerek bakan insanlar süsü verirdik…

                “Sevmek, sevdiğiniz kişinin her şeyini sevmektir,” sözü, inanın, sıradan , laf olsun, diye söylenmiş bir söz değildir.

                Ben bunu yaşarken öğrendim.Onun sevdiği şeylerin size çok aykırı, çok ters gelmesi bile bir şey ifade etmez.Mesela, ben hayatım boyunca futbola karşı hiçbir yakınlık duymadım.Hatta maçlardan sonra şiddet gösterileri ve ırkçı sloganlarla sokakları dolduran taraftarları gördükçe, futboldan kendimce haklı bir uzaklık, hatta tiksinti bile duyardım.

                Öyle ki en sonunda , futbol taraftarlığının insanları koyu bir bencilliğe ve bayağılığa ettiğine bile inanır hale geldim…

                O ise, bir futbol takımının fanatik taraftarıydı!... Önceleri buna çok şaşırmıştım.Öylesine duyarlı, ince , kendi sevgisinden bile utanan bir insan, bir futbol takımına böylesine hastalık duygularla nasıl bağlanabilir diye…

                Günlerce düşündüm bunu.Ve  anlamaya başladım: O ifade edemediği bütün duygularını, bastıramadığı bütün heyecanlarını, küskünlüklerini, kırgınlıklarını, yitirdiği bütün umutlarını, özleyip de kavuşamadığı bütün arzularını, çocukluğunda çok arzuladığı halde kendisine gösterilmeyen sevgileri, o acısını çok çektiği utangaçlığını, karşısına çıkan hemen her insan onu şaşırttığı ve her defasında hayal kırıklığına uğradığı için, ister istemez kendisini bir yaşam acemisi kabul edişindeki o yenik insan buyrukluğunu, bağlandığı takımın renklerinde yaşıyordu…

                “Sevmek, sevdiğiniz insanın bütün yaralı geçmişini,bütün acısını, bütün hastalıklarını üstlenmektir…”

                “Ve öyle anlar gelir ki sevdiğiniz insanın bu eksik, acı çeken , bu hasta yanı, size ona daha çok  çeker…”

    Kendimi  çok iyi tanıyordum.İşin içinde sevgi , dostluk, olunca, bütün mantık kuralları, bütün o akılcı neden-sonuç ilişkileri benim için anlamını yirirdi hemen…

                Bu yüzden, onun tuttuğu takıma, önceleri yakınlık, sonra sempati duyup ardından neredeyse tıpkı onun gibi tutkuyla  bağlandım…Bütün bu duygusal geçişlerin pek farkına varmadım, desem yeridir…

                Benim için garip , tuhaf bir dönem başlamıştı.Nerede olursa olsun, artık maçlara birlikte gidiyorduk…Bağlandığımız takımın renkleriyle bezenmiş şapkamı başıma geçirip atkıyı boynuma doladığımda, kendimi daha önce hiç tatmadığım bir güven duygusu içinde bulunduğumda yaşadığım şaşkınlık duygusunu, sanki çok uzun yıllar öncesinden tanıyor gibiydim…

                Tuttuğumuz takım gol attığında birbirimize sonsuz bir hasretle sarılırken, zamanında yaşamadığımız sevgilerle, yitirdiğimiz duygularla, artık tesellisi olmayan acılarla parçalanmış hayatımız çocuksu bir heyecanla aydınlanır, bütün bunlar yaşanmamış olsa, biz bu kadar acılarla dolu, kırgın bir geçmişe sahip olmasak, şimdi burada böylesi açıklanması güç bir sevgiyle ve tarifsiz bir heyecanla birbirimize sarılmazdık, diye düşünürdüm.

                Böylesi anlarda ona sarıldığımda, onun acılarla dolu geçmişine, hasta, eksik yanlarına, tesellisiz kalmış bütün dertlerine, göstermek isteyip de gösteremediğ ve artık bir tutukluğa, bir acemiliğe, kanayan bir güvensizliğe dönüşmüş sevgisine sarılmış gibi olurdum…

                Gol yediğimizde ya da sahadan boynu eğik ve yenil ayrıldığımızda, acımasız geçmişimiz bizi bir kez daha yanına çağırırdı.İkimiz de ayrı ayrı kırgınlıklarla, acılarla dolu geçmişimize dönerdik bir süre…Ama ben daha çabuk dönerdim onun yanına.Ne kadar üzüntülü olursam olayım,böyle anlarda tuttuğu takım değil onu daha çok sevdiğim için bütün bunları yaşadığımı aklıma getirir, kendimle birlikte onu da artık bu yanılsamadan, gerçekdışı acılardan çıkartmak için, bütün mantıklı, genel geçer nedenleri sıralar dururdum kendime…

                Bir taraftar olarak çok mutlu ya da çok üzüntülü olsam da yine de gizliden gizliye, bütün bunları sevdiğim insan beni böyle gördüğünde daha çok sevecektir, duygusuyla yaşadığımı hiç unutamaz, hep bilirdim…

                Bunu hissettiğimde de sevgimden gurur duyacağıma, sevgimin, zorlama, yapay, sahte duygularla gölgelendiğini düşünür, kendimden kuşkuya düşerdim…

                Bazen bir işi çıakrdı, ben tek başıma gidedim maçlara.Sanki maç sırasında yaşadığım her anı, her heyecanı, ona eksiksiz ve kusursuz anlatmaya mecburmuşum gibi hissederdim kendimi.Sanki yanımda hep o varmış , benim bütün dikkatimi, heyecanımı sınıyormuşi gözlemliyormuş gibi gelirdi bana…

                Bir araya gelip, sanki sevdiğim bir öğretmen tarafından sözlü sınava kaldırılmış gibi, ona maçın her anını gururlu hatta abartılı bir heyecanla anlatırdım…

                Böyle anlarda , o seviyor diye bağlandığım takıma duyduğum sevgiyi onun sevgisiyle yaratırdım.

                Öyle ki bazı günler takımın oyunundan hiç memnun olmadığını, hatta her geçen gün giderek daha da kötü olacağını söylediğinde , hiç tahmin edemediğim kadar üzülürdüm.

                Söylediklerini kabul etmez, takımın en kısa zamanda kendisini toparlayacağını, eskisinden çok daha iyi oyun sergiliyeceğini söylerdim ona ısrarla…

                O böyle anlarda sanki bir bildiği varmış gibi susar ama kendini tutamayıp söylese de bunu hiçbir zaman anlamayacağına inanmışçasına ve alaycı bir hüzünle bakardı gözlerime.Böyle anlarda içimde bir şeyler kopardı, susardım ben de…

                Son günlerde hep böyleydi.Aslında anlamıştım ama nedense anlamamazlıktan geliyordum…

                Çünkü sevgi bir yerlere çok hızlı koşmaktır; insan durmayı düşünse de bunu hemen yapamaz.Tamamen durmak öylesine acı verir ki ondan daha çok acı verdiğini hiç aklına getirmeden bir süre sürüklenmeyi bile göze alır…

                Bir gün onun üşenip gelmediği b,r deplasman maçına tek başıma gittim.Hiç ummadığımız  sürpriz bir galibiyet kazanmıştık.Onsuz buruk ve anlamsız bir sevinçti yaşadığım  ama  yine de sorgulamaktan çekmiyordum sevgimi; çünkü sorguladığım anda ona duyduğum sevgiyi de sorgulamış oluyordum ki bu da bana çok acı veriyordu…

                Neyse ki stattan çıkarken , rakip takımın taraftarlarının taşlı , sopalı saldırısına uğrayıp çeşitli yerlerimden yaralanmam, bu ruhsal acımı biraz olsun hafifletmişti!...

                Şehrimize ve ardından evime geldiğimde, onunla bu sürpriz galibiyetin sevincini paylaşabilmek için çocuksu bir heyecanla telefona sarıldım.

                Hiç sevinmemiş gibiydi.Ona göre kötü oynamıştık.”Şansımız olmasaydı, fark bile yerdik karşı takımdan…” dedi, duygusuz bir sesle…

                Nefesimi tutmuş , onu dinliyordum.Yüreğim buz gibi olmuştu.Sonunda beni boşluğa fırlatan son cümlelerini söyledi.”Hem ben sıkıldım bu takımdan.Beni hiç ilgilendirmiyor.Karnımı onlar mı doyuruyor benim?”

                Eminim o da bana neden böyle davrandığını kesin olarak bilmiyordu.Sadece beni yaralamak istiyordu.Çünkü ne zaman birini derinden sevse, sevdiği insan onu yaralamıştı.Hayat, sadece bunu öğretmişti ona.Seven insanın yaralanması gerektiğini…

                Hiçbir şey demeden telefonu kapattım.Canım hiçbir şey yapmak istemiyordu.Yatağıma girip yorganı üzerime çektim.Ağlamayı bile beceremedim.Sonra acıdan sızmışım…

    Bir daha hiç maça gitmedim!...

     

     

     

    Cezmi Ersöz   

    Hayallerini Yak Evi Isıt

    Nisan 2008


    Boş İşler Uzmanı..
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    griffin
    griffin's avatar
    Banlanmış Üye
    Kayıt Tarihi: 09/Ağustos/2009
    Erkek
    yaso özet geç lan :D okuyamadım

    Türkiye, kendisine din olarak Kemalizmi almış, başka hiçbir dine hayat hakkı tanımayarak kitlelere zorla dikte ettirmiştir. Oysa en üst belirleyici İslam'ın ilkeleridir. Her şey ona göre belirlenir." -Recep Tayyip Erdoğan
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    HeadBanger
    HeadBanger's avatar
    Kayıt Tarihi: 13/Eylül/2007
    Erkek

    yaso okuman gerekiyor özeti yok bunun konu kopar gider yoksa


    Boş İşler Uzmanı..
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    griffin
    griffin's avatar
    Banlanmış Üye
    Kayıt Tarihi: 09/Ağustos/2009
    Erkek
    boşwer o zaman :D

    Türkiye, kendisine din olarak Kemalizmi almış, başka hiçbir dine hayat hakkı tanımayarak kitlelere zorla dikte ettirmiştir. Oysa en üst belirleyici İslam'ın ilkeleridir. Her şey ona göre belirlenir." -Recep Tayyip Erdoğan
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    HeadBanger
    HeadBanger's avatar
    Kayıt Tarihi: 13/Eylül/2007
    Erkek

    yaso bence kaçırma bunu oku.. olmadı kitabı okumalık veririm sana :))


    Boş İşler Uzmanı..
Toplam Hit: 1346 Toplam Mesaj: 5