Şeytanla Diyaloglar
-
Şeytanla diyaloglar
Hiç boş durmaz... Beklenmedik bir zamanda başınızın üstünde beliriverir. Bazen de arkanızda... Dürtmeye başlar.
O dürttükçe aklınız karışır. Karıştırır. Bir de öyle güzel ve çekici fikirlerle gelir ki...
Herkesin şeytanı başkadır.
Tıpkı insanlar gibi, hiçbiri diğerine benzemez. Yani her şeytanın farklı zevkleri vardır. Hoşlandıkları, yapmak istedikleri...
Hatta bazısı çok akıllı bazısı da aptaldır. Kiminin zevk kalitesi yüksek kimininki düşüktür. Dedim ya, farklıdırlar.
Kimi paraya, kimi maceraya, kimi aşka, kimi içkiye, kumara düşkündür. Bu meyillerini gerçekleştirmek için bir beden arayıp dururlar. Artık o bedeni neyi göre seçerler bilmiyorum. Kapasiteye göre mi, kendilerini anlayabileceklerini sandıkları bir beyine mi giderler onu da bilmiyorum.
Bildiğim tek şey, nereye giderlerse gitsinler insanı zorladıkları... Zorlarlar çünkü istedikleri ya dünya düzenine ya da ahlâka aykırıdır.
Bütün şeytanların tek ortak özelliği ısrarcı olmalarıdır. Bırakmazlar peşinizi. ..
işin zor tarafı da budur zaten; üsteledikleri öyle dayanılmaz derecede heyecanlı ve renklidir.
Çünkü şeytan zevklidir.
Baştan çıkmamak için ya yaşlı olmak ya da sıkıcı derecede iradeli olmak gerekir. Zaten çok iradeli ve prensip sahibi insanlara bakın, ne kadar sıkıcıdırlar. Zaten şeytanlar da onlara pek ısrar etmezler.
Gelir biri pat diye sizi bulur. Başlar çalışmaya... Sizi iki arada bir derede bırakır.
Başlarsınız onunla konuşmaya... ilk cümleniz hep aynı olur:
"Şeytan diyor ki..."
Ne diyor?
"Git şu adamla yat!"
"Bu kadınla birkaç gece geçir!"
"Pahalı mahalı, o ayakkabıyı al..."
"Şu dubleyi de iç..."
"Bas istifayı, nasıl olsa başka bir iş bulursun."
"Yalan söyle ama akıllı olsun."
"Geçen sefer kimse duymadı ki, şimdi niye duysun?"
"Ne diyeceğini sonra düşünürsün, şimdi bunu kaçırma..."
"Senin kendine ait bir hayatın olmayacak mı?"
"Onu ara!"
"Al çantanı çık, kocanın ofisine git, karşısına geç, 'Senin gelmişini, geçmişini...' diye bağır, masasını yere indir sonra hiçbir şey olmamış gibi gel ve çalışmaya devam et..."
"Şu herifi kudurt ama onunla yatma..."
"Git başkasıyla seviş!"
"En tehlikeli kişiye aç telefonu, 'Neredeysen orada kal, geliyorum' de..."
"Şu tanımadığın kadına git 'Soyun seviş benimle' de"
Vs...
Ve şeytanla diyalogunuz hep aynı cümleyle son bulur:
"Amaann... Yapsam ne olacak ki? Şu kısa hayatta... Kim bilecek?"
Bazen de siz çağırırsınız onu... En çok da baharlarda...
Bütün kış avare dolaşan, uygun beden bulamayan şeytanlar bahar aylarında herkese birden yetişemezler. ..
Ona uyarsınız, uymazsınız ben karışmam. Ama uyacaksanız birkaç öneride bulunabilirim.
Mesela, şeytanın aptalı iyi fikirler vermez. Verse de idare edemez adamı hemen yakalatır. Akıllısı ise... Nankördür.
işini bitirdiği zaman çeker gider. Birlikte yaptığınız hiçbir işin sorumluluğunu paylaşmaz sizinle. Siz de suç ortağı aramaya başlarsınız. Şeytanı unutup her şeyi en yakınınızdaki birinin üstüne atıverirsiniz. İşte o zaman da başka durumlar çıkar ortaya:
Şeytan okşar.
-
hojaa süper bi bi yazı yaff.. paylaştığın için saol..
''şeytanın aptalı iyi fikirler vermez. Verse de idare edemez adamı hemen yakalatır. Akıllısı ise... Nankördür. bazısı çok akıllı bazısı da aptaldır. Kiminin zevk kalitesi yüksek kimininki düşüktür..'' +1
-
Bence de bu sahip olunan potansiyelle işlenen bir suçun başka birinin üstüne yıkılmasından başka bişey değildir.
Bi suç işler pişman olursunuz "Şeytana Uydum" dersiniz.
Belkide şeytan diye tanımladığınız şey sizsiniz ! Doğada denge vardır. Herşey zıt yaratılmıştır insanın içinde iyilik yapma duygusu varken kötülük yapma duygusuda elbette vardır.
Ne yani şimdi bize iyi şeyleri de melekler mi yaptırıyor ?
Peki o zaman bizim bu hayattaki rolümüz nedir ?
Toplam Hit: 906 Toplam Mesaj: 3
