Şizofren Kusmalar Barınağı 2

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    YasamaK
    YasamaK's avatar
    Banlanmış Üye
    Kayıt Tarihi: 29/Ağustos/2010
    Erkek

    Burası yaşadığım yer.

    Saatin kaç olduğunu biliyorum.

    Hâlâ kendimdeyim.

    Az önce sehpanın ayağını kımıldattım.

    Dengesi bozulan bir nesnenin dahi tepkisi var!

    Hiçte tuhaf değil yaşam.

    Gözle görülür bir akış içindeyiz.

    Her şey sürekli hareket halinde!

    Saat, ayaklarımız, midemiz, kalbimiz!

    Artık bilsen de hiçbir şey değişmeyecek ama, yine de söylüyorum,

    "Bazı geceler uyku bile durduramıyor ruhumdaki ağrıyı!"

    Sen içimdeki susmuş bütün duygulara bir maestro gibi "hadi" dedin!

    "Hadi"

    Öyle coşkulu, süratli...

    "Hadi" dedin!

    "Benimle gel, kat bana kendini, yürü benimle, seninim, hadi"

    Öyle net bir sesti ki bu,

    Beni sen yapan, güçlü, inanılası...

    Sana geldim o gün, bütün beni yanıma alarak...

    Orada durdum.

    Bekledim.

    Sevdim senin yanındaki beni,

    Seni sevdim!

    Ve bir süre sonra sonsuza dek susacağının emaresi sözler çıktı iki dudağının arasından...

    "Bitti, gidiyorum" 

    Bunlar olduğunda, olduğunu fark edemiyorsun o an.

    Bir şeyler dökülüyor başından aşağıya.

    Bir şeyler üstüne yürüyor, karnına yumruk atıyor.

    Sonra düşünmeye başlıyorsun.

    Bir süre anlamadığın halde hiçbir şeyi, anlamak gayretiyle, sadece anlamaya çalışıyorsun.

    Zaman geçiyor üstünden,

    Kaçıncı düzüşü seni gecenin bilmeden! öylece yaşıyorsun...

    Ve sonra fark ediyorsun;

    Her şey birbirinin aynısı.

    Her şey aslında, o son cümlenin ayaklarının bastığı yerde kalan şey!

    Yani her şey aslında hiçbir şey!

    Tıpkı hasta olup sonrasında iyileşmek gibi.

    Tıpkı hasta olup, bazen iyileşemeyip, hastalığın kronikleşmesi gibi...

    Tıpkı hasta olup, bazen iyileşemeyip ölünmesi gibi.

     

    "Vardı evet... İliklerime kadar vardı! Yoktu bir de, üşütecek kadar yoktu... Bir vardı, bir yoktu... Hem vardı. Hem yoktu..."

     

    "Yoksa huzur denilen şey, iki simit alıp, Eminönü-Kadıköy vapurunun balkonundan martılara fırlatmanın ardından birkaç canlının karnının doymuş olabileceğini düşünmek mi?"

     

    ''Bir kadın çıkacak karşıma

    Diyecek ki:

    "Ben biliyorum başından sonuna tüm hikâyeyi

    o yüzden hiç tanışmayalım."

    Ben de, "tamam" diyeceğim.

     

    Bileceğim ki:

    Yediklerimi sindirip sıçıyorsam, işiyorsam.

    Hiç yemek yememeliyim

    Hiç su içmemeliyim.

    Ve nasılsa eninde sonunda öleceksem

    Hiç yaşamadan

    Şimdi

    Şuan

    Derhal kendimi öldürmeliyim...

     

     

     ‎"Ha mürekkebi bitmiş kalemin, ha içindeki sevgi. Aynı şey. Bitti mi dolduruluyor, yani her ikisi de madde!, ki yerine konulamaz bir şey yok bu evrende. Yalnızca o an'daki yokluk var, hepsi bu."

     

    Bir gemi batıyor!
    Kaçıyor aşıklar...
    Göt götü görmüyor!
    Ben koynuma şişeleri alıyorum.
    Uyku mu? siktir et,
    Balıklar bile sarhoş...
    Aşk mı?
    Salıver gitsin;
    İçimde değil ya,
    Böyle iyi!


    Her defasında orada olduğunu bildiğim halde üzerine basıp,
    Her yanımı çamura buladığım su birikintileri var hayatımda.
    Zorlarım var,
    Zorunluluklarım.
    Kardan kalelerim,
    Yağmurdan gözlerim...
    Sen varsın,
    Varlığını kabul ettiğim.
    Yok olan.
    Sonu gelen.
    Farkına bile varmadan kaybettiğim.
    Şeytanın alıp götürdüğü,
    Ve sattığı sen varsın,
    Sen yoksun...



    Aşk, Rüzgâr'dan korktu.
    Kendini çok uzak bir zamanda, kimsenin bilmediği bir mahsene kapattı.
    “Burada beni Rüzgâr bulamaz” dedi ve uzun bir uykuya daldı.
    Rüzgâr onu çok aradı ama bir türlü bulamadı.
    Geçen zamanda insan tattığı her hissi Aşk’a yordu.
    Kimi zaman sahiplenmenin, kimi zaman dostluğun, kimi zaman özlemin ve kimi zaman da merhametin adı Aşk oldu.
    Her defasında durumun farkına vardı Rüzgâr ve savurdu Aşk olmayan her hissi.
    Sonra İnsan hisleri gerçek adıyla yaşamaya başladı.
    Sahiplendiği kişinin abisi veya ablası, dost olduğu kişinin sırdaşı, özlediği kişinin uzun zaman görmediği arkadaşı, merhamet duyduğunun da yardım ettiği kişi olduğunun farkına vardı.
    Dünya Aşk’a hasret, derin bir özlem içinde çok zaman geçirdi.
    Aşk uyanmadı..
    Yıllar geçmesine rağmen Rüzgâr Aşk’ı aramaktan vazgeçmedi.
    Çok medcezirler yaşadı İnsan.
    Aşk yoksa, altında bir his vardır mutlaka dedi ve Aşk’sız da sevgili olunabilir düsturuyla sevdiğiyle evlendi.
    Çocuklar doğdu, ama kısa sürdü bu evlilikler,
    Zaman geçti ve Aşk’sız evlilikler mahkemelerde karşılıklı imzalarla mezara gömüldü, Rüzgâr yine oradaydı.
    Hezeyan halinde İnsan sürüleri doldu cadde ve sokaklar.
    Rüzgâr her yerde aramaya devam etti Aşk’ı.
    Bulamadı.
    Aşk uyanmadı.
    Çok hırslandı Rüzgâr, “Aşk’ı bulmalıyım mutlaka, bulmak zorundayım” dedi ve o sinirle yemin etti “Bundan böyle Aşk olmayan hislerin yorum kargaşasına taraf olmayacağım, uyarmayacağım İnsan'ları”
    O günden sonra dünyada Aşk olmayan çok his, Aşk olarak bilindi ve o bilgiyle de ölündü.
    Dünyada gerçek Aşk’ı yaşayan tek kişi vardı,
    Kim mi? Rüzgâr..
    Rüzgâr’ın öfkesi ve Aşk’ın korkusuyla yayılamadı Aşk hissi dünyaya.
    Zaman geçti Aşk uyandı.
    Rüzgâr Aşk’ı buldu.
    Birbirlerine baktılar..
    Rüzgâr “Zaman senden daha kuvvetli Aşk” dedi.
    Aşk, “Bunun için uyanmadım, çünkü biliyordum bunu Rüzgâr” dedi.
    Rüzgâr baktı, gülümsedi.
    Aşk “Yine aynı yerdeyim Rüzgâr, başladığım yerde” dedi ve gitti.
    Rüzgâr peşinden gitmedi Aşk’ın.
    Aşk’la Rüzgâr o günden sonra hiç karşılaşmadılar.
    Yıllar sonrasında Rüzgâr, Aşk’ı hatırladığında gözünde bir damla yaş, ellerinde titreme ve içinde derin bir acıyla gülümsedi gökyüzüne.
    Aşk kendi küllerinden doğmaya alışkın, diyar diyar gezdi dünyayı ve her uğradığı yere onlarca göz yaşı bıraktı.


    SEVİŞİRKEN EN ZEVKLİ OLAN ŞEY.. tamam, dikkatinizi çektim. ne kadar meraklısınız böyle şeylere terbiyesizliğin lüzumu yok yani :D (, sessizce öldürüyor.)
Toplam Hit: 2951 Toplam Mesaj: 1