

Tanrının Göründüğü Gün
-
Geçenlerde çok umutsuzdum. Nefes darlığına benzeyen bir hayat taşıyordum. Kendimden. Ortalık intiharı düşünmeyen alçaklarla doluydu. Perdelerim solmuş, nefesim tutulmuştu. Lan dedim alçak basınç ben seninle mi sevgiliyim. Ben seninle buluşmamak için sözleşmemiş miydim. Sürekli bazı söyleşileri okuyor ve garamond yazı karakterine bir kez daha hayran oluyordum. Yoksa okumazdım biliyorsunuz. İşte böyle bir geceydi. Kül tablası boşaltıp durmaktan ve sessizlikten yorulmuştum.
Tanrıyı en son incir ağacından düştüğümde görmüştüm. Kurugri ağaçta bir heves sallanırken dal kırıldı ve ben yere çakıldım. Nefesim kesildi anında. Hala hatırladığıma göre nefesim sağlam kesilmiş. Birkaç an nefessiz kalmış hayatı pas geçmiş de olabilirim. Birden tanrı bana göründü. Gülümseyerek nefesini verdi ve saçlarımı okşayıp hayatımı kurtardı. Tanrı hayatımı kurtardı. Birdenbire büyüyüverdim o gün. Tanrı yoksul bir adamdı.
Mutsuzdum ve kime intihardan söz etsem saçmalama deyip iman şövalyesi kesiliyorlardı benim biricik intiharıma. Şubert dinleyip ölmüş gemileri düşünüyordum. Kaybolan denizcileri. Ben dedim ben bunu mu istemiştim. Ürpermeye benzeyen bir heyecan, belki bu ikisi aynıdır bilmiyorum, muhteşem bir ölme isteği kapladı ruhumu. Ruhumun var olduğunu bu ölme isteklerinden anlıyorum en çok. Nasıl güzeldi ve aydınlıktı, sarihti. Vuzuha kavuşmuş yayından fırlamış bir intihar cümlesi gibi hızlıydım ruhani disiplin halinde.
Şimdi benim bıçakla aramda ne var diye sordum intiharıma. Ne var ki beni o yola sürüklemiyor. Sanki odam daha da aydınlanıyordu hayatıma veda edercesine. Odam hayatıma. Düşündüm. Karanlık bir denizde. Denizden müzik sesleri gelmeye başladı. Adam almanca ölümümü okuyordu deniz ehline. Garamond yazı karakteri gözümde daha sevimli ve sağlam bir hal almaktaydı. Henüz hiçbir sürprizi tükettiğimi de sanmıyorum. Ama bıçak düşündükçe keskinleşti.
İşte tam o esnada tanrı gene göründü yıllar sonra. Eski bir fotoğraftı tanrı. Fotoğrafta ben kayalıklardaki kulübemden, deniz, yani hayat seviyesinden 75 metre takribi yükseklikteydi kulübem, karşıki dağlara bakıyordum. Üzerimde boğazlı kahverengi bir kazak vardı ve mutluydum. Aşağılarda deniz sıcak bir güneşi yutmuş ve gülümsüyordu. Mayıs olmalıydık hepimiz. Fotoğrafın arkasında Latince bir takım sözler vardı.Tanrının el yazısını hemen tanımıştım. Bunu unutmuştum yıllar içinde ve ama sanırım ben bunu mu istemiştim. Acaba ben tam olarak bunu mu istemiştim. Yoksa ben aslında hakikaten bunu istediğimi unutmuş muydum.
Fotoğrafın arkasındaki yazı şunu yazıyordu:
Sürekli kendini öldürmeyi düşündüğün yalnız bir odada hayata bakman dileğiyle…https://www.youtube.com/watch?v=tqlx-6CVu1Q
https://www.youtube.com/watch?v=msXKY2aLNIU
Ksiezyc tarafından 23/Haz/15 23:26 tarihinde düzenlenmiştir -
Videoya bakamadım, yazı enteresan, çok hoşuma gitti
-
hoş bir yazı olmuş. iyi sardı gece gece.
-
çok güzel
-
Mobilde dışarıdan copy paste yapılan yazılar kayıyor soğutuyor insanı ya yarısı var yarsı yok.ç @holyone
-