folder Tahribat.com Forumları
linefolder Derin Konular
linefolder Tarihteki Büyük Türk Katliamları (Araplar Tarafından)



Tarihteki Büyük Türk Katliamları (Araplar Tarafından)

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    fenerist07
    fenerist07's avatar
    Kayıt Tarihi: 09/Ağustos/2005
    Erkek

    son zamanlarda arap sempatizanı yazılar görüorum,iranı öven,ıraklı kardeşlerimiz için savaslım diyen vs her türlü yazı var.Bunlar bir görüş saygı duyarım elbet.Ancak tarihide unutmayalım,cok yakın tarihdeki yemen olayını gectim şimdi türklerin zorla islamlastırıldıgı döneme ait yazılar sunucam.

    1. Büyük Katliam ( Talkan Katliamı )

    Buhara’da olanlar diğer Türk Beyliklerinde de etkilerini gösterir.. Aynı şeylerin kendi başlarına geleceğinden korkmaktadırlar.. Sogd meliki Neyzek Tarhan şehrinin yıkıma uğramaması için Kuteybe ile anlaşmak zorunda kalır.. Bu anlaşmaya göre Tarhan haraç verecek ve tarafsız kalacaktır.. Ancak bu tarafsız kalmalar ve Türklerin birleşememeleri Arapların işlerini kolaylaştırmış ve Türk beyliklerini istedikleri gibi istila edip talan etmişlerdir.. İlk olarak saldırıya uğrayan Kibac Hatun’a diğer beyliklerden yardım gelmeyince, o yardımı esirgeyenler aynı akibete uğramışlardır.. Bu olaylarda Türklerin belli bir şekilde organize olamamaları da onların Araplar tarafından istila edilmelerini kolaylaştırmıştır.. Neyzek Tarhan daha sonra Kuteybe ile yaptiğı anlaşmada hatalı olduğunu ve bu anlaşmanın kendisine hiçbir güvence getirmeyeceği gibi diğer Türk Beylerine de ihanet etmiş olacağını anlar.. Tohoristan’a dönerek bütün Türk Beyliklerine birer mektup yazar ve onları ortak bir direnişe girmeleri için uyarmaya çalışır.. İlk olumlu yanıt Talkan meliki Sehrek’den gelir..Tarhan’ın planlarını öğrenen Kuteybe, buna karşılık Belh şehrinde hazırlık yaparak, baharda büyük bir ordu ile Talkan şehrine doğru yürür.. O ana kadar bir direniş hazırlığı yapamayan Talkan şehri meliki Sehrek, Kuteybe’nin gelişinden önce şehri terkeder.. Şehre hiç savaşmadan giren Kuteybe’nin adamları şehirde eli kılıç tutabilen nekadar erkek varsa hepsini kılıçtan geçirirler.. Bu katliam o zamana kadar yapılanların en büyüğüdür.. Kuteybe bu katliamı diğer beyliklere ibret olması için yapar.. Kuteybe’nin askerleri öldürebildikleri kadar öldürürler, geri kalanları da, Talkan yolu üzerindeki ağaçlara asarlar.. Bu yolun 4 fersah ( 24 Km.) mesafelik bölümü Türklerin ağaçlara asılan cesetleri ile doludur.. Talkan katliamı tarihe, Arapların o güne kadar yaptıkları katliamların en büyüğü olarak geçmiştir.. Halk, Müslüman Araplarla savaşmadığı halde, Kuteybe ve askerleri sırf diğerlerine örnek olsun diye 40.000 kadar kişiyi kılıçtan geçirmiş, ağaçlara asmıştır
    Kuteybe, Talkan katliamından sonra Suman’a girer.. erkeklerin pek çoğunu öldürterek, kadınlarını ve kızlarını cariye olarak alıkoyar.. Daha sonra Kes ve Nesef’de aynı şeyleri yapar.. Erkekler öldürülür, Türk kadın ve kızları utanç verici bir şekilde Araplara cariye olurlar.. Daha sonra Faryab’a yönelir ve Faryab’ın teslim olmasını ister.. Faryab halkı başlarına gelecekleri bildiklerinden teslim olmaya yanaşmazlar.. Erkekleri dövüşerek ölürler.. Bütün şehir yakılır.. Araplar bu şehre yakılmış şehir anlamında Muhtereka derler.. Kuteybe, Faryab’dan sonra, Tarhan’ın çekildiği kale Bazgis’i kuşatır.. 2 ay süreyle devamlı olarak buraya saldırır fakat bir sonuç elde edemez.. Bu arada kış yaklaşır..Kuteybe’nin kışın savaşacak gücü yoktur ancak, kale içindeki Türklerin de yiyecekleri bitmiştir.. Her iki tarafta savaşın kendileri için kaybedildiğini düşünür.. Kuteybe son olarak bir hileye baş vurur.. Tarhan’ın yanına Muhammed bin Selim adındaki adamını gönderir.. Muhammed ibni Selim Tarhan’ın teslim olması durumunda kendisine hiç bir şekilde zarar gelmeyeceği güvencesini verir.. Kalenin açlık içinde olmasından dolayı Tarhan’ın Kuteybe’nin teklifini kabul etmesinden başka yapılacak bir şeyi yoktur.. Komutanları ile görüşüp teklifi kabul ederler.. Silahlarını teslim ederek kaleden çıkarlar.. Tarhan kaleden çıkar çıkmaz yakalanır, etrafı hendek açılmış bir çadırda zincire vurulur..Kuteybe bu arada Tarhan’ı hemen öldürmez.. Haccac’a haber göndererek ne yapacağını sorar.. Haccac Tarhan için, “ O bir Müslüman düşmanıdır hiç aman vermeden öldür” der.. Kuteybe önce Tarhan’ın iki oğlunu, Tarhan’ın ve toplanan halkın gözü önünde öldürtür.. Arkasından 700 kadar Türk savaşçısının başlarını gene Tarhan’ın ve halkın gözü önünde kestirir.. Tarhan’ı da bizzat kendisi öldürür.. Bütün kesilen başlar Haccac’a gönderilir

    Tarhan’ın öldürülmesinden sonra, Kuteybe, Aral Gölü’nün altında bulunan Harzem bölgesine yürür.. Harzem’de Caygan ile Havarizat arasında taht kavgası vardır.. Kuteybe Caygan’la işbirliği yapar.. Önce Havarizat ile etrafındakileri öldürtür.. Arkasından Camhud melikini yenerek 4000 civarında esir alırlar.. Ancak, daha sonra bunlar Kuteybe’nin emri üzerine öldürülürler..

    Bu olay, Ziya Kitapçı'nın, İslam Tarihi ve Türkler adlı kitabında aynen şöyle anlatılır ;
    Bu harblerden birinde, et-Taberi'nin bütün tafsilatı ile anlattığına göre, bir defasında Abdurrahman b. Müslim, Kuteybe'ye, 4000 esirle gelmişti. Kuteybe, Abdurrahman'ın böyle kalabalık Türk esirleri ile geldiğini görünce hemen tahtının çıkarılmasını ve bir meydana kurulmasını istedi. Tahtının üzerine mağruru bir eda ile oturan Kuteybe, bu Türk esirlerinden bin tanesini sağına, bin tanesini soluna, bin tanesini arkasına ve bin tanesinide önüne dizilmelerini söylemiş ve sonrada Arap askerlerine dönerek yalın kılıç bu Türklerin kafalarının koparılmasını emretmiştir. Cebbar, zorba, insafsız Arap komutanının etrafının bir anda bu Türklerin kafa kol ve gövdeleri ile bir kan gölü haline geldiğinden hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır. Bu harblerde öldürülen Türklerin haddi hesabı yoktu. Nitekim bu vahşetten adeta gururlanan bir Arap şairi Kaah el-Aşkari şöyle haykırmıştır,

    Kazah ve Facfac önlerinde korkudan birbirlerine sarılmış zavallı Türkleri öldürdüğünüz geceleri hele bir hatırlayınız.

    Herkesi kılıçtan geçirdiniz. Sadece ata dahi binmeyecek yaşta küçük çocuklar kaldı. Binenlerde o hırçın atların sırtında sanki bir yük gibiydiler. ( Sayfa 314 )

    Harzem’de ayaklanan halk, Kuteybe ile işbirliği yaptığı için Caygan’ı öldürür..Bunun üzerine, Kuteybe bütün Harzem’i yakıp yıkar, halkı kılıçtan geçirir.. Harzemli ünlü Türk bilgini, Biruni Harzem’deki uygarlığın yok edilişini şu şekilde anlatır.. “Kuteybe, her çareye baş vurarak Harzemlilerin yazılı dilini bilenleri, geleneklerini koruyanlarını, bütün bilginleri öldürttü, böylece herşey karanlıklara gömüldü.. İslam Harzemlilerin içinde girerken, onların tarihi hakkında bilinenleri artık öğrenme olanağı bırakmadı..Harzem’i yıktıktan sonra Kuteybe, Semerkant üzerine yürür..Semerkant meliki Gurek üzerine gelen Müslümanlara karşı diğer Türk Beyliklerinden yardım ister.. Taşkent ve Fergane’den yardım gönderir, fakat gelen birlikler yolda Kuteybe’nin askerleri tarafından pusuya düşürülerek yok edilirler..Semerkant, kuşatılır.. Araplar mancınık ateşi ile saldırırlar.. Daha fazla dayanamıyacağını anlayan Gurek, Kuteybe ile anlaşmak zorunda kalır..Bu anlasmaya göre,

    1.Semerkant Araplara hersene 2.200.000 altın ödeyecektir..
    2.Bir defaya mahsus olmak üzere 30.000 Türk gencini esir olarak verecektir..
    3.Şehirde Cami yapılacaktır..
    4.Şehirde eli silah tutan kimse dolaşmayacaktır..
    5.Tapınak ve putlardaki tüm mücevherler Kuteybe’ye teslim edilecektir..

    Daha sonra Kuteybe, altından yapılan putları erittirerek alır ve Merv’e geri döner.. Dönerken kardeşi Abdurrahman bin Muslim’i Semerkant’ın başına vali olarak bırakır..
    Kuteybe’nin Merv’e dönüşünden sonra, Türkler kendi aralarında işgalci Müslümanlara karşı bir direniş birliği kurarlar.. Zaman zaman Ceyhun ırmağını geçerek Araplara pusu kurar ve ciddi zararlar verirler.. Haccac Kuteybe’ye Taşkent ve Fergana’yi işgal etmesi talimatını verir.. Kuteybe Taşkent’e gider fakat başarılı olamaz.. Bu arada Haccac ölür. Halife Velid, Kuteybe’ye Türklere karşı savaşları devam ettirmesini söyler.. Kuteybe bu sefer Kasgar’a doğru yola çıkar.. Tam Kasgar’ı kuşatacakken Halife Velid ölür, yerine Süleyman ibni Abdülmelik halife olur.. Bu yeni Halife ile arası hiç iyi olmayan Kuteybe Kasgar seferini yarıda bırakarak ona karşı ayaklanır, ancak kendi komutanları tarafından 11 yakını ile birlikte 716 senesinde kafası kesilerek öldürülür.. Çünkü Kuteybe’nin komutanları Halifeye karşı gelmek istememişlerdir..

    2. Büyük Katliam.. ( Curcan Katliamı )

    Kuteybe ve Haccac’ın ölümü, Arapların Türkleri Müslümanlaştırmak ve Türk şehirlerini talan etmek politikalarında bir değişiklik yapmamıştır.. Öncelikle, Araplardaki Türklere karşı olan korku ortadan kalktığı için, Araplar, Kuteybe’den sonra da aynı şekilde Türk yurtlarına saldırılarını sürdürmeye devam etmişlerdir.. Kuteybe’nin öldüğü aynı yıl olan 716 da, Yezid ibni Muhelleb Horasan’a vali atanır.. İlk iş olarak Dağıstan’ı işgal eder.. Dağıstan meliki Saltekin, Yezit’e karşı uzun süre dayanır.. Sonunda Dağıstan düşer.. Şehir yağmalanır ve 14000 kişi öldürülür..Dağıstan’dan sonra Curcan’a yönelir.. Curcan 300.000 dirhem karşısında savaşmadan teslim olur.. Yezid, Curcan’a bir bölük asker yerleştirerek, Taberistan’ a doğru yola koyulur.. Taberistan Meliki, İsfehbed, Deylem melikinden 10000 kişilik bir yardım alarak savaşa başlar.. İsfehbed savaşırken, Curcan halkı da ayaklanarak Esed ibni Abdullah komutasındaki askerleri imha ederler.. Yezid öfkeye kapılır, Curcan’lı Türkleri yendiğinde kanlarından değirmen döndürüp ekmek yiyeceğine dair Allah’a yemin eder.. Askerlerini toplayarak Curcan üzerine yürür.. Curcan beyi, şehirden çıkarak Curcan kalesine çekilir. 7 ay süren savaştan sonra, kale düşer.. Curcan beyi öldürülür.. Kaledeki askerler esir alınır.. Araplar, daha sonra Curcan şehrine girerler.. Burada da aynı şekilde Kuteybe’nin yaptiğı katliama benzer bir katliam yapılır.. Türkleri öldürerek, 4 fersah boyunca sağlı sollu ağaçlara astırır.. Allah’a verdiği sözü yerine getirmek için, esir aldığı binlerce Türk’ü, Enderiz vadisindeki nehrin kenarına sürükler, orada askerlerine korumasız Türkleri öldürtür.. Öldürülen Türklerin kanlarını nehire akıtır.. Nehrin suyuyla akan kanlardan, ilerideki değirmenden un ve ekmek yaptırarak yer ve Allah’a verdiği sözü yerine getirir.. Katliamdan geriye kalan kız ve kadınlardan beş de biri cariye olarak halifeye ayrıldıktan sonra, geriye kalanlar askerler arasında ganimet olarak paylaştırılır..
    Kaynaklar Curcan katliamında Talkan katliamında olduğu gibi yaklaşık 40.000 Türk’ün öldürüldüğünü söylerler..
    717 yılından sonraki zaman, Arapların kendi aralarındaki çatışmalarla geçer.. Buraya kadar dikkat ederseniz, ilk Arap saldırıları başladığında Kibac hatun diğer Türk Beyliklerinden yardım istediği halde istediği yardım kendisine verilmemişti.. Sonra o yardımı göndermeyenler, yardıma muhtaç duruma düştüler.. Bu olaylardan Türklerin daha o zaman da aralarında tam bir birlik ve beraberlik sağlayamamış olduklarını görüyoruz.. 717 yılında Ömer ibni Abdulziz halife olur..İki yıl sonra hastalanır yerine, 719 da, Yezid ibni Abdülmelik geçer.. Yezid ibni Abdülmelik ile Yezid ibn Mehleb’in arası iyi değildir.. Yezid ibn Mehleb hapse attırılır ancak, Yezid ibni Mehleb hapisten kaçarak, Basra’da örgütlenir ve Yezid ibni Abdülmelik’e karşı ayaklanır.. 721’de Abbas ve Mesleme adında iki komutan önderliğinde kurulan hilafet ordusu Yezid ibni Mehleb ile savaşır.. Bu savaşta Abbas ve Yezit ibni Mehleb olur.. Yezit’in kafası kesilerek halife Yezit ibn Abdülmelik’e yollanır.. Mesleme, Mehleb’in yakını olan yaklaşık 300 kişinin daha kafasını kestirerek öldürtür. Yezid ibni Mehleb’in oğlu olan, Muaviye ibni Yezid’de elinde bulundurduğu 32 kadar Mesmele taraftarının kafasını kestirtir.. Aralarındaki savaş, Mehleb taraftarlarının tamamen yok edilmesi ile biter… Mesmele, Mehleb’den ele geçirdiği aralarında Türklerin de bulunduğu cariyeleri Cerrah ibni Hakem’e satar..Bu arada, Yezid ibni Mehleb’in yerine getirilen yeni Horasan Valisi, Cerrah ibni Abdullah, Türkmenistan’ın iç kısımlarına bazı saldırılar yaparsada başarılı olamaz..
    Kuteybe’nin ölümüyle birlikte Türk topraklarına yapılan akınlar eskisi kadar başarılı olamamışlardır.. Bu dönemde İslam yayılmacılığı bir duraksama içine girer.. Halife II. Ömer ibn Abdülaziz, işgal altında bulunan yörelerdeki Arap egemenliğinin her geçen gün biraz daha zorlaşır bir hale gelmesinden dolayı bu bölgelerde yaşanan gerginliğin azaltılarak İslam’ın kuvvetlendirilmesine çalışır.. Kendisine bağlı yöneticilere, “ Bundan böyle Türk Beyliklerine saldırmayın, hakimiyetiniz altında bulunan bölgelerde gücünüzü arttırarak İslamı yaymaya çalışın” demiştir.. Ayrıca, II. Ömer, Müslüman olan halklardan cizye alınmamasını istersede, Arapların gelirlerinde önemli ölçüde düşme olmasından dolayı bu karardan daha sonra, Türklerin Müslümanlıkarında samimi olmadıkları bahane edilerek vazgeçilmiştir.. Bu arada Horasan’da Cerrah ibni Abdullah, yerine Abdurrahman ibni Nuaym atanmıştır..

     


    Amphetamine Logic.
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Lemuria
    Lemuria's avatar
    Kayıt Tarihi: 14/Haziran/2006
    Erkek
    Hiçbir Devletimizin adı geçmiyor nerdeyse ; Senaryoya o kadar basit ve saçma ki ; Araplar geliyor ; Türk'ler ya kaçıyor ya da biryere çekiliyor ; araplarda yakalayabildiklerini öldürüyorlar ; bi bölümünü ağaca asıyorlar ... kafalarına göre onbinlerce adamı esir alıyorlar .. çok basit yaa hiç inandırıcı gelmedi ..

    dont think twice its all right
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    fenerist07
    fenerist07's avatar
    Kayıt Tarihi: 09/Ağustos/2005
    Erkek

    hiçmi inandırıcı gelmedi?

    yaz bi google a ''talkan katliamı'' , ''curcan katliamı''

     

    bu inandırıcı gelmior ama Türklerin islamiyeti kabul edilişi tarih kitaplarında su sekilde yer alınca inandırıcı gelior:

    Türkler araplarla savasırken islamı tanıdılar,cok sevdiler,zaten tek tanrılı dine inanıolardı hemen benimseyiverdiler..

    bu inandırıcı gelior ama.bugün yunanistanla savassak tek tanrılı din hristiyanlıgı benimseyecegiz demekki.Bu bir savas ve karsındaki düşman,cok ilginc..

    ayrıca buhara ve semerkant tarihini arastır görürsün

    sana birtakım kaynak: umarım 'hadi be olurmu öle şey yalan bu'' demeden önce okursun karsı fikri bir dinlersin

    müslüman araplar türklere neden saldırmıştır

    genelde, bu tarihi bilen islami çevreler, müslüman arapların türklere saldırmasını, onları islam dinine davet etmek, gerekirse bu uğurda zor kullanarak, onları islam'a boyun eğdirmeye zorlamak şeklinde yorumlarlar.. ancak tek neden bu değildir..
    bu konu da ayrıca zekeriya kitapçı'nın yeni islam tarihi ve türkler adlı kitabında anlatılmıştır.. aşağıdaki pasaj, aynı kitaptan alınma bir bölümdür.

    değişen arap toplumunun yeni hayat anlayışı

    a-) harbeden askerlerin servete kavuşma isteği

    arapları, orta asyayı fethe zorlayan bir diğer faktörde harbeden askerlerin kısa zamanda büyük servet ve zenginliklere sahip olmaları idi. değil daha sonraki devirler, ilk devirlerdeki fetih hareketlerinde bile sosyo-ekonomik nedenlerin çok önemli bir faktör olduğu ortaya çıkmaktadır. genellikle bedevi, çölde yaşayan, fakru zaruret içinde çok insafsız bir hayat mücadelesi içinde yoğrulan araplar, daha islamın ilk devirlerinde harbedeb askerlerin verilen yüksek maaş ve ganimetler dolayısıyla kısa zamanda büyük bir servet ve zenginliğe kavuştuklarını görmüşlerdir. mücahit gazilerin bundan sonraki yaşantıları ve hayat seviyeleri bir anda değişmiş ve harbe iştirak etmeyenlere nazaran çok daha iyi ve müreffeh bir hayat sürmeye başlamışlardır. bu kabil arap bedevilerinin o zamanki durumu, bugün anadolu'nun iç kısımlarından kalkarak aynı sosyo-ekonomik nedenlerle çalışmak için almanya'ya giden türk köylüsünü ve onun sosyal hayatındada meydana gelen başdöndürücü değişiklikleri hatırlatmaktadır. bunun içindir ki arap kabileleri çeşitli cephelerde savaşmak için hata hz. ömer devrinde medine'ye çok büyük kafileler halinde akın akın gelmeye başlamışlardır. daha sonraları bunları bedevi aileler takip etmiş ve dolayısıyla arap yarımadasının dışına daha o devirlerden itibaren çok büyük bir müslüman arap göçü l. caetani'nin ifadesiyle tarihte ilk defa sami ırkının göçü başlamış oluyordu.
    tarihte belki ilk defa vaki olan bu sami arap göçü, emeviler devrinde de bütün canlılığı ile devam etmiş, sadece iran'a değil, türkistan'ın buhara, baykent, semerkant gibi daha birçok büyük şehirlerine önemli ölçüda arap aileleri yerleştirilmiştir. özellikle buhara'ya yerleştirilen bu kabil muhacir arap aileleri o kadar çoktu ki, kuteybe b. müslim be yerleşik arap nüfusu ve kesafetine dayanarak bu büyük türk şehrini nerede ise kolonize etmeye kalkışmış ve bunda önemli ölçüde de muvaffak da olmuştur. genellikle 25-50 bin arasında değişen ve aile efradıyla birlikte yapılan bu göçler, bir taraftan iran ve türkistan'ın büyük şehirlerinin arap nüfusuyla iskan edilmesine, diğer taraftan da siyasi arap hakimiyetinin bölgede daha kolay bir şekilde yerleşmesine ve hatta islam dininin gelişme ve yayılmasına da yardım etmiştir.

    b-) yaygın geçim sıkıntısı

    müslüman arapları komşu ülkeleri ve bu arada türkistanı fethetmeye zorlayan önemli sebeplerden bir diğeri de çok yaygın hale gelen geçim sıkıntısıdır..nitekim, el-mesudi'nin en güzel kitap olarak tavsif ettiği ve fetih hareketlerini çok daha objectif kriterler içinde ele alan ilk tarihçilerimizden belazuri'nin fütuhu'l büldan adındaki kıymetli eserinde, arapların geçim sıkıntısı yokluk ve mahrumiyetler içinde sürdürdükleri hayat mücadelesi nedeniyle komşu ülkeleri fethetmeye zorlandıkları ve bu ülkelerde çok büyük sayıda yerleştikleri hakkında sarih ifadeler vardır. ( sayfa 299..)

    taberi anlatımları

    aşağıdaki pasajlar doğrudan taberinin anlatımından alınmıştır.

    tarih-i taberi / cilt 3/(syf-343)

    her kim türk’lerden baş getirirse yüz dirhem vereceğim. imdi müslümanlar bir bir türk’lerin başını kesip getirip 100 dirhemi aldılar.ve türk’leri dağıtıp hesapsız kırdılar ve mübaleğa ile mal ve ganimet alıp yine dönüp merv’e geldiler.

    yaz gelince kuteybe horasan şehirlerine nameler gönderip asker topladı. sonra göçüp talkan’a vardı. şehrek ki talkan meliki idi. neyzekle müttefik idi. kuteybe’nin geldiğini işitince kaçtı. kuteybe talkan’a girdiği vakit hükmetti ki ahalisini kılıçtan geçireler. nekadar kırabilirlerse kıralar. bunun üzerine kuteybe’nin askeri orada hesapsız adam öldürdü.

    rivayet ederler ki 4 fersenk yol iki taraftan muttasıl ceviz ağacı dallarına adamlar asılmış idi. oradan göçtü. mervalarüd’e kondu. oradaki melik kaçtı. kuteybe onun da iki oğlunu tuttukta kalan şehrin beyleri itaat edip istikbale geldiler.(syf-344)

    kuteybe dedi: - vallahi eğer benim ömrümden üç söz söyleyecek kadar zaman kalmış olsa bunu derim ki (uktülühü uktülühü uktülühü). ( hepsini öldürün, hepsini öldürün, hepsini öldürün )
    bunun üzerine neyzek’i ve iki kardeşi oğulları ki biri sol ve biri osman’dır. ve yine o kendisi ile mahsur olanların hepsini öldürdüler.hepsi 700 adam idi. buyurdu başlarını kesip haccaca gönderdiler.(syf-347)
    kuteybe deve palanı demek olur.(syf-351)

    ganimet malının beşte birini haccac’a gönderip semerkant’ın fethini de ilan etti. haccac da bu haberi işitip sevindi. kuteybe tekrar merv’e döndü. kardeşi abdullah’ı semerkant’a emir yaptı. askerlerinin bir miktarını onun yanında bıraktı ve lüzumu kadar harp aleti verip, abdullah’a dedi: kafirlerden hiç kimseyi semerkant’a girmeye bırakma, ancak eline bir parça balçık ver ve o balçığın üzerine mühür vur.(syf-353)

    kuteybe’nin havarizem şehrine gitmesi haberi

    havarizem melikinin adı çaygan idi. ondan küçük havarizad adlı bir kardeşi vardı. çaygan’ın üzerine galebe etmiş idi ve onun bütün işini tutmuş idi. işitse ki çaygan’ın eline güzel bir cariye girmiş, yahut bir nefis bir kumaş almış derhal adam gönderip aldırırdı.yine işitse ki bir kişinin güzel kızı var yahut güzel bir avreti var derhal mecal vermez,çekip alırdı.hiç kimse men edemezdi. ve çaygan’a ondan şikayet etseler ben ona bir şey diyemem,derdi. çaygan da onun elinden bunalmış idi.bu işi bu şekilde uzatınca çaygan’ın tahammül etmeye takatı kalmadı.el altından kuteybe’ye adam gönderdi. havarizem şehirlerinden üç şehrin kilitlerini bile gönderdi.

    ve kuteybe’ye dedi: havarizem’e gelip kardeşimi öldürürsen her ne dilersen vereyim,dedi.lakin bu haberi hiç kimseye bildirmedi.bu haber kuteybe’ye ulaşınca gaza vaktı idi.kuteybe kavmine segat gazasına varırız diye bildirdi.çaygan’ın adamını geri gönderdi.havarizad’e haber verdiler ki kuteybe segad’a gazaya gider. o da gayet sevindi. ve kavmine bildirdi ki bu yıl cenkten eminsiniz,zira kuteybe segad’a gidermiş.ve bizde iş’e meşkul olalım dedi.bilmedi ki kuteybe kendi üzerine gelir. bu esnada kuteybe ansızın bin atlı ile medinetül fil ki havarizemin ulu ve muazzam şehridir.zira havarizem ülkesi üç şehirdir.ondan ulusu yoktur.kuteybe çıkıp geldi.havarizem halkı kuteybe’yi görüp korktular. kuteybe doğru çaygan’ın yanına geldi.ve havarizad’a haber verdiler ki ne gafil durursun işte kuteybe erişip alemi fesada verdi.havarizad anladı ki bu iş çaygan’ın başı altındadır.diledi ki çaygan’ı öldüre.lakin fırsat ve mecal bulamadı.imdi hazır bulunan sipahi ile sürüp medinetil fil’e geldi.çaygan o üç şehri kuteybe’ye verip kendisi de kuteybe’nin yanına geldi.ve havarizad şaşkına döndü. nihayet kuteybe’ye adam önderip aman diledi.

    kuteybe dedi: amanı kardeşinden dile eğer o aman verirse benden emin ol.havarizad dedi: -imdi bildim ki benim ölmem lazım.zira benim kardeşime boyun eğmem ölmek demektir.belki ölmek muti olmaktan iyidir,dedi. bunun üzerine cenge koyuldu. bir saat cenk edip sonunda tutuldu.kuteybe’ye getirdiler. kuteybe dedi:kendini nasıl görürsün.
    havarizad dedi: -ey emir,beni melamet etme ki ben kılıca eli onun için vurdum ki seninle benim aramda bir hüküm zahir ola.imdi fırsat senin oldu,bana ne öğünmek gerek,ne dilersen et. bunun üzerine kuteybe buyurdu.dışarı çıkıp boynunu vurdular.çaygan dedi: -ey emir,henüz gönlüm şifa bulmadı.
    kuteybe dedi: -daha ne dilersin?
    çaygan dedi: -dilerim ki onunla bile olan kimselerin hepsini öldüresin.
    kuteybe dedi: -imdi sen benim yanıma topla, ben öldüreyim. çaygan da hepsini tutup getirdi.kuteybe cümlesini öldürüp mallarını aldı. çaygan şöyle şart etmiş idi ki:bin baş esir ve nice bin kumaş vere. imdi kuteybe medinetül file girip o malı çaygan’dan aldı.

    çaygan kuteybe’den yardım diledi.zira camhüd meliki daima gelip çaygan ile cenk ederdi.ve çaygan’ı gayet incitirdi.kuteybe abdurrahman’ı ona yardıma gönderdi.ve abdurrahman varıp muharebe etti ve o meliki öldürdü.çaygan o yerleri fethedip dört bin baş esir aldılar. kuteybe buyurdu. hepsini öldürdüler. (syf-349-350)

    -şaş askeri bize gece baskın etmek dilermiş, imdi varın onların yolunda filan yerde pusuda durun.ve onlar çıktığı vakit üzerlerine sürünüz.ola ki bir fetih edesiniz,dedi.muslih b.müslim’i bunlara kumandan tayin etti.muslih de gelip o 700 adamı üç bölük etti.bir bölüğünü yolun sağ yanına,bir bölüğünü sol yanına koydu ve kendisi bir bölükle yolun üzerine durdu.gece yarısı geçince şaş askeri çıkıp geldiler.muslih’i yol üzerinde görünce cenge meşgul oldular.ve o iki bölük gaziler de iki taraftan hamle edip aç kurdun koyuna girdiği gibi kafirleri tarumar ettiler.gazilerde şübe adlı bir bahadır yiğit vardı.kendisini şaş güruhuna ve kalabalığına vurdu.onların ortalarında bir melikzadeleri vardı.yetişip şübe onu kulağı tözünden kılıç ile çaldı.öyle bir çaldıkı başı top gibi havaya uçtu.şaş askeri bu heybeti gördüklerinde hepsi bozguna uğradılar.müslümanlar ardına düşüp onları hesapsız kırdılar.onlardan kurtulan pek az oldu.ve onların ekserisi melikzadeler idi.ziynetli ve silahlı kimselerdi.onların başlarını ve silahlarını ve elbiselerini hepsini aldılar geri dönüp sürür ile kuteybe’nin yanına geldiler. ertesi gün kuteybe hükmetti ki cenge atılalar.

    gavrek kuteybe’ye adam gönderip dedi: -bu ettiğin harbi öyle zannetme ki arapların kuvveti ile edersin belki acemden benim kardeşlerimdir ki sana yardım edip cenk ederler.yoksa harbe arapları gönder.gör ki biz de neler ederiz,dedi.kuteybe bu sözü işitip gadaba geldi ve münadilere çağırttı.müslüman mübarizleri toplanıp kafirlerin üzerine yürüyüş ettiler ve buyurdu ki mancınık kurdular ve bir burcu döğe döğe yıktılar.ve müslümanlar o yıkılan yerden hücum ettikte kafirlerden bir bahadır er gelip o gedikte durdu her kim ileri gelse mecal vermez öldürürdü.müslümanlarda silahşörler çok idi.kuteybe onları çağırtıp dedi ki:sizden kim ki o şahsı ok ile vurursa ben ona on bin dirhem veririm.o silahşörlerden biri ileri yürüyüp ok ile o şahsı atıp gözünden vurdu ve ensesinden çıktı.derhal düştü.o kişi kuteybe’nin yanına gelip on bin dirhemi aldı.(syf-351-352)

    kaynaklar :

    * ebu cafer muhammed bin cerir ibn i yezid - tarih i taberi

    * zekeriya kitapçi - yeni islam tarihi ve türkler


    Amphetamine Logic.
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    mimar
    mimar's avatar
    Kayıt Tarihi: 13/Haziran/2006
    Erkek

    ne kadar basit bi düşünce onlar bizi katletti amerikada onları katletsin...

    evet geçmişte Türklere katliam uyguladılar ama arap halkı değil arap devletleri, suudi arabistan özellikle...

    ne yani şimdi hiç bişe demeyelimmi? bırakın hepsini gebertsin amerikalılarmı diyelim?

     


    uçmayı bilmiyorsan ibnelik yapmayacaksın...
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    fenerist07
    fenerist07's avatar
    Kayıt Tarihi: 09/Ağustos/2005
    Erkek

    hoca biz osmanlıyken bu adamlarla aynı safta savaş halinde iken simdi bunları katleden amerikalılarla,ingilizlerle iş birligi yapıp bizi arkamızdan vurmadılarmı yemende?Yemen türküsünü dinlediğinde o ananın feryadı seni hiç etkilemiormu?

    simdi biz bunlara yardıma gitsek yine aynı seyleri yapmayacaklarını ne bilelim?Tarihte örnegi varmı?var.. biz zor durumda olsak yardıma gelirlermi?örnegi yok daha,düne kadar pkk yı destekleyen ülkelerden hiç beklemioum

    Ha avrupamı,abd mi,ruslarmı,çinlermi? hiç biri

    Benim düşüncem su: Türkün Türkten baska dostu yoktur! 


    Amphetamine Logic.
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    turunc4u
    turunc4u's avatar
    Kayıt Tarihi: 16/Ağustos/2006
    Erkek

    Bizim hiç kimsenin dostluğuna ihtiyacımız yok.

    Yardım isteyene yardım ederiz, el uzatana el uzatırız, karşılıksız veririrz çünkü biz Türküz.

    Bizler tarihte yakıp yıkıcılığımızla değil, hoşgörü ve yardımseverliğimizle tanınırız.

    Bu özelliklerimizle ne kadar gurur duysak azdır...

    Ne demek Türk katliamları? Başlığı ve yazıyı sanki Türkleri hiç tanımayan biri yazmış gibi...

     

     

  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    mimar
    mimar's avatar
    Kayıt Tarihi: 13/Haziran/2006
    Erkek
    fenerist07 bunu yazdı:
    -----------------------------

    hoca biz osmanlıyken bu adamlarla aynı safta savaş halinde iken simdi bunları katleden amerikalılarla,ingilizlerle iş birligi yapıp bizi arkamızdan vurmadılarmı yemende?Yemen türküsünü dinlediğinde o ananın feryadı seni hiç etkilemiormu?

    simdi biz bunlara yardıma gitsek yine aynı seyleri yapmayacaklarını ne bilelim?Tarihte örnegi varmı?var.. biz zor durumda olsak yardıma gelirlermi?örnegi yok daha,düne kadar pkk yı destekleyen ülkelerden hiç beklemioum

    Ha avrupamı,abd mi,ruslarmı,çinlermi? hiç biri

    Benim düşüncem su: Türkün Türkten baska dostu yoktur! 


    -----------------------------
    aga elbetteki Türkün Türkten başka dostu yok ona Allah vekil... ama hiç o kadar geriye gitmeye gerek yok Türk askeri pkk lılarla çatışınca bile elinde silah olanı ateş açanı gebertmiştir ama yaralı olanın aman diyenin yarasını sarmıştır.

    işte Türkü Türk yapan budur zaten...


    uçmayı bilmiyorsan ibnelik yapmayacaksın...
  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Serser1
    Serser1's avatar
    Kayıt Tarihi: 20/Mayıs/2007
    Erkek
    nie türkün türkten başka dostu olmasın ben katılmıyom şahsen çünkü insanın içinde insanlık olduktan sonra kim olursa olsun yardım eder...zaten amerikayla sawaşacak güçümüz yok ama  onlara tavizrmesek yeter...

    dil, kültür, renk değil..emektir yüce olan..
Toplam Hit: 2465 Toplam Mesaj: 8