Trol Baba
-
Eskiden beri onu tanıyanlar trol avcılığından hapis yattığı için trol baba derlerdi ona. Trol baba ya da gerçek adıyla Sami K. 49 yaşında buğday tenli ve sinirli gözüken bir yüze sahipti. Aslında sinirli falan değildi sadece yüz hatları yani tipi öyleydi. Trol baba, Cumaya giderken karşılaştı onunla. O günden sonra her şeyi bırakıp limandaki ufacık barınağında daha çok zaman harcar oldu. Bu yeni arkadaşı onu her şeyden kopardı, adeta müptela yaptı. Çok geçmeden anladık mevzuyu. Mevzu aslında kimsenin inanmayacağı doğaüstü diye tabir edilen bir mevzuya inanmaktan başka bir şey değildi. Trol baba, büyücü arkadaşıyla uzun uzun tefekkür ve zihnin içinde gezinmeye başlamıştı. Bu büyücü arkadaşını da bakkal vasıtasıyla tanıdık. Adının Alexander S. Diye öğrendiğimiz bu şahıs trol baba ilke ne yapıyordu ? Trol baba en basitinden bir insandı ama akılda kalmayacak kadar basitti. Bu basitlik içinde Alexander ona ne sundu ki bu kadar uzun süre onunla muhatap oldu. Yine günlerden bir Cuma günü adam, Trol babayı gördüm. Selam verdim almadı ama gözlerine bakınca mevzuyu çaktım hemen. Trol baba ağlıyordu ! Bu adam neden ağlar ki ? Uzaktan takip ettim, limana doğru giden sokağa girdi. Arkasından sessizce ilerlerken Cuma ezanı okunmaya başladı. Bu durumda ne yapsam diye ikilemde takibe devam ettim. Bu ikilimde dalgınlıkla yerdeki çıkıntıya ayağım takıldı. Tökezledim ama düşmedim şükür.
Trol baba limana varınca küçük barınağına girdi. Ben de hemen koşarak kapıya geldim. Kapıya kulağımı dayadım. Kapı gayet ince olduğu için sesleri gayet net duydum. Sami K. Resmen tekmil verir gibi konuşuyordu. Tekmili de robot gibi mekanik bir sesle veriyordu. Saate baktım istemsizce. Cumayı kaçırmıştım, kapı dinliyordum. Ben kendimi kaybetmiştim bugün. Koşarak oradan kaçtım. Sonradan fark ettim ki büyücü harbiden de insanın aklını başından alıyordu. Bu durumda yapabileceğim tek bir şey vardı. Bu da oradan uzak durmaktı.
Ben Fahri P, asıl isim balıkçılık değil ama balıkçıları izlemeyi severim. O gün trol Sami’nin kapısından koşarak kaçan o genci görünce dedim ki, burada bir şeyler var. Gariplikler eskiden beridir beni çeker, mesela örneğin hiç kimse gidip de balıkçı izlemez, martı izler. Bense martıdan hoşlanmam ama balıkçıdan hoşlanırım, hem de ciddi. Sami’yi de o limana daha önce yaptığım ziyaretlerden tanıyordum. Sami’nin kapısına geldim ve tam kapıyı çalmak için elimi kapıya vurdum. Kapı menteşelerinden koptu ve üstüme çullandı. Beni İki seksen yere uzattı. Kapının altında kalmıştım, kapının üstünde ise Trol Sami ve arkasında Alexander vardı.
Not: Kafama esti yazdım, kısa olduğunun farkındayım. Sadece içimden geldi, okuduysanız sevindim.
-
öbür tarafta seni trolbaba kurtarmicak keşke cumaya gitseydin :D
