ULUSAL BİRLİK KOMİTESİ
-
MİLLİ EĞİTİM FİYASKOSU
Ülkemizi idare edenler her zaman "On beş milyon genç" okutuyoruz, ifadesi ile
propaganda yapmaktadırlar. Ancak, Milli Eğitim Bakanlığı; Cumhuriyet tarihinin
en büyük bütçesi ile gençliğimizi yok eden bir sistem halline gelmiştir.
Ülkemizin öğretmenleri Milli Eğitimden yıllardır maaş aldıkları halde gözlerini
para bürümüş dershaneciler haline getirilmiştir. Nerede ise bütün öğretmenler
yarım gün Milli Eğitimin okullarında "üstün körü" ders anlatıp, esas
gayretlerini dershanelerdeki öğrencileri üzerine harcamaktadırlar. Ülkede
parasız eğitim eşitliği zaten ortadan kalkmıştır. Ülkemizde "özel dershane
sektörü" adı altıda hiçbir ekonomide görülmeyen ucube bir sektör türemiştir.
Yıllık cirosu milyar dolarların üzerindeki bu sektörü temsilen "Van ilimizde" ki
dershanelerinden servet yapmış, Hüseyin Çelik Bakanlık koltuğuna oturtulmuştur.
Ülkemizin "Dershaneci Eğitim Bakanı" döneminde, yani son 3 yıl içindeki durum
şöyledir.
Okul müdürleri "öğrenci servisi mafyası" ile ortak, göstermelik ihalelerle,
velilere ilave olarak "servis ücreti" yükü bindirilmiştir.
Okullarda özellikle liselerde can güvenliği kalmamıştır. Sadece Nisan ayında 8
öğrenci öldürülmüş, onlarcası ise yaralanmıştır. "Lise terörü" PKK terörüne
yakın can almaya başlamıştır.
Geçtiğimiz 2003 yılı başında "üniversiteliler yılbaşı partisine" baskın yapan
narkotik polisi binlerce uyuşturucu ve uyarıcı hap, esrar türü madde ele
geçirmiştir. Sadece bu olay ve basında çıkan haberler, uyuşturucunun lise ve
üniversite gençliğini teslim aldığını göstermektedir.
2005 yılında İstanbul Maltepe Lisesinin önündeki "Halk Ekmek" büfesinin,
uyuşturucu satış noktası olarak kullanıldığını polis ortaya çıkarmıştır.
Birileri son üç yıldır liselilerimize "peynir-ekmek" gibi uyuşturucu
satmaktadır.
A.K.P. nin Adıyaman İl kongresinde ilköğretim öğrencilerini toplu bir şekilde
taşıyan öğretim görevlileri öğrencilere "başörtüsüne özgürlük" sloganları
attırmışlardır.
"Özel okullar yasası" çıkartarak çoğu tarikat şirketlerine ait özel okul
talebelerine hazineden öğrenci başı 1000 YTL. Aktarmak sureti ile Milli Eğitim
Bakanlığı, eğitimde fırsat eşitliğini yok etmiştir.
Ankara'nın ortasında "Hıdırlıktepe İlköğretim" okulunun, polisin bile
giremediği "kurtarılmış bölge" olduğu 4 Mayıs günü basın tarafından ortaya
çıkarılmıştır.
Prof. Dr. Celal Şengör'ün, İ.T.Ü. öğrencilerini A.B.D. den gelen tanınmış bir
profesörün konferansına davet ettiklerinde, sadece 4 öğrencinin bu konferans
salonunda yer aldığını, anlattığı şikâyetleri yine basınımızda 5 Mayıs günü yer
almıştır. Prof. Dr. Celal Şengör aynı günlerde ve yine aynı üniversitede Hülya
Avşar ın konuşmasına 600 öğrencinin katıldığını sitemkâr bir dille anlatması
olayın vahametini ortaya koymaktadır. Bilim yuvası üniversitelerimizde;
"televole kültürü", arsızlık kültürü, ilimin üzerine çıkmıştır.
Velilerin zar zor binbir çile ve fedakârlık içinde okuttuğu gençler disiplinsiz
eğitim sisteminde sosyete özentisi, marka budalası, uyuşturucu tutkunu, mafya
özentisi, "cinsi atak" ucubeler haline dönüşmektedir. Çocukları için boğazından
kesen insanlarımız evlatlarının Milli Eğitim sisteminde yok oluşlarını ızdırapla
izlemektedirler.
İnsanlarımız çocuklarını yıllardır bu eğitim sisteminde kurban vermekten artık
bıktı. Milli Eğitim Bakanlığının bütçesi A.K.P. li müteahhitlere peşkeş
çekiliyor. Her yıl yüzlerce okul inşaatına trilyonlar harcanıyor ve Bürokrat -
Müteahhit mafyası palazlanıyor. Yapılan okulların elektrik, ısınma ve su
parasını ödemeyen Milli Eğitim Bakanlığı bizim vergilerimizle özel okullara
öğrenci başı 1000 YTL. Peşkeş çekiyor. Okulların inşaatını "Okul Müteahhidi"
mafyasına, öğrenci taşıma işini "servis mafyasına", okul önlerini ise
"uyuşturucu mafyasına", eğitimi ise "dershane mafyasına" peşkeş çeken bu Milli
Eğitim Bakanlığının acilen yeniden yapılanması lazımdır.
Eskişehir Milli Eğitim Müdürü ve İlköğretim Genel Müdürü Prof. Dr. Servet
Özdemir'in stajyer kadın öğretmenlerle gece yarısı öğretmen evinde buluşma
skandalı 8 Mayıs gazetelerindeki son eğitim haberidir. Öğretmen evinde fuhuş
yapacak kadar karaktersiz insanlar Milli Eğitimi idare etmektedirler. Türk
çocukları hırsızlık, yolsuzluk, ahlaksızlık batağındaki bu kadrolara nasıl
teslim edilebilir. "Milli Eğitim Bakanlığında" reform sürecini geciktirmek,
geleceğimize en büyük ihanet değimlidir.
Vicdan ve ahlak sahibi bütün Türk vatandaşlarının bu "dershaneci ve yozlaşmış"
Milli Eğitimi düzeltmek için öncelik almasının, sesini yükseltmesinin zamanı
gelmiş ve hatta geçmektedir.
Semih Tufan GÜLALTAY
Ulusal Birlik Komitesi Genel Başkanı
-
la bu ulusal birlik komitesi şimdi bunu yazdı diye düzelcek mi???
herkes biliyo bunları??
ama bunların işi çığırtkanlık ne zaman iş yaptılar
Toplam Hit: 1292 Toplam Mesaj: 2
