Yalnızlık...
-
"Şu haline bak! Bir karadelik kadar yalnızsın."dedi. Belki de haklıydı, zaten benden başka haksız olan birini tanımamıştım hayatım boyunca.
Hiç yalnızlığı hissettiniz mi?Bir süpermarkette kehren ittiğiniz metal arabanın salınımlarında,sınıftaki sıranızda,bilgisayar karşısında geçirdiğiniz saatlere eşlik eden rastgele şarkılarda,genelev kapılarında,kan-ter içinde uyandığınız bir kabus sonrası anını sadece terden ıslanmış yastığınızla paylaşırken?Akşamüstleri çıkıp amaçsız adımladığınız sokaklarda...O şarkıyı ne çok sevdiğinizi kimsenin bilmediğini, bilseler de umursar görünmekten öte hiçbirşey yapmayacaklarını düşündünüz mü?
Peki siz hiç anlaşılmak istediniz mi? İstediniz büyük ihtimal...Ya tepki gördünüz karşılığında ya da konuşma sırası kendisine geldiğinde söyleyeceklerini planlayan dostunuzun/babanızın/sevgilinizin gözbebeklerine sinen boş bakışlardan kaçırdınız gözlerinizi...En son ne zaman sarıldı biri size içinde bulunduğunuz durumu,düşüncelerinizi,hislerinizi ve yaptıklarınızı yargılamadan, eleştirmeden?Kaç defa bağırıp çağırarak, ağlayarak terk etmek istediğiniz bir yerde soğukkanlılıkla gülümseyerek saatler geçirdiniz?
Etrafınızdaki leş yiyici kalabalık boğmuyor mu sizi?Dost görünenler,itham ediciler, kendini beğenmişler, budalalar, ruhunu satanlar, duygularını aldıranlar,zehirli dişlerini tatlı dilleri ardına gizleyenler, eleştirenler,aşağılayanlar, yargılayanlar, içten pazarlıklılar,hainler, gecede on defa elini beceren ahlakçılar, aşağılık kompleksliler, düşmenizi bekleyen puşt akbabalar...
Bir düşünün şimdi, aileniz, onların çocuğu değil de sadece tanıdıkları biri olsaydınız ihtimal zerre kadar hazetmezdi sizden.Onlar sizi siz olduğunuz için sevmiyorlar, önemli olan kişiliğiniz değil, rolünüz, sıfatınız....Durup etrafınıza bakın,kaç tane dostunuz var? Kaç kişiyle anlaşabiliyorsunuz gerçekten, hayatınızdaki insanların kaçına güveniyorsunuz? Peki ya yıllardır üzerinize akan suçlama ve eleştirilerden sonra kendinize güvenebiliyor musunuz hala?
Şafakta, gün batımında, dolunayda, uçurumun kenarında, bir tren garında, hava alanında, yeni geldiğiniz, tanımadığınız bir şehirde, 3.sınıf bir fransız filmiyle-nedendir bilinmez-başbaşa kaldığınız soğuk ve ıssız bir sinema salonunda,çocukken sevdiğiniz ama şimdi zar zor hatırlayabildiğiniz, artık size anlamsız gelen bir mekanda, toprağın nefesini kesen elli kat asfaltın arasından fışkıran bir çiçeği gördüğünüzde, kendinizi bulduğunuzda ve kendinize bir hayli yabancılaştığınızı fark ettiğinizde...
Biliyorum siz de düşündünüz, hissettiniz yalnızlığınızı bütün bu bol virgüllü cümlelerde.Şarkının en güzel kısmı burası, ama sesini biraz kısın şimdi, yoksa biri gelip, hislerinizden kopartmak pahasına uyaracak sizi. "People are strange, when you are a stranger, faces look ugly when youre alone..."
Ne? Hmm... Evet anlıyorum, haklısınız tabii, yine saçmaladım, yanıldım yine ve bir kez daha onca işinizin arasında başınızı ağrıttım, boş konuşuyorum bunda da haklısınız,işe yaramazım da öyle mi? Amenna... -
hocam hepsini okuyamadım ama ana temayı kaptım galiba...
bende de kısmen oluyor böyle düşünceler ama zamanla geçiyor -
tamamen okudum ama ne diceğimi bilemedim.büyük bi kısmı doğru ve hissettiğim şeyler olsada , insan böyle bi duruma istemezse düşmez bence.
-
hocam orjinal senin yazın mı yoksa alıntı mı merak ettim?
"...Kaç defa bağırıp çağırarak, ağlayarak terk etmek istediğiniz bir yerde soğukkanlılıkla gülümseyerek saatler geçirdiniz?..."
Bu cümleyi okuyunca dedim benden başkaları da varmış...
-
İnsan hayatta zaten yalnızdır.Pehhhhh boşversene.
Toplam Hit: 765 Toplam Mesaj: 5
