

Yaşlı Bir Hint Ustası
-
Yaşlı bir hint usta,çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden
bıkmıştı.Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi.Hayatındaki her şeyden mutsuz olan
çırak döndüğünde,yaşlı usta ona,bir avuç tuzu bir bardak suya atmasını ve
içmesini söyledi.Çırak ,yaşlı adamın istediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri
tükürmeye başladı."Tadı nasıl?"diye soran yaşlı adama öfke ile "Acı!" diye
cevap verdi.Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı.Sessizce az
ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle
döküp,gölden su içmesini söyledi.Söyleneni yapan çırak,ağzının kenarından
akan suyu koluyla silerken,usta aynı soruyu sordu:"Tadı nasıl?""Nefis"diye cevap verdi genç çırak."Tuz tadı aldın mı?"diye sordu yaşlı
adam,"Hayır."
Bunun üzerine yaşlı adam,suyun kenarına diz çökmüş olan çırağının yanına
oturdu ve şöyle dedi:"Aşkımızın içtenliği su gibidir.Eğer sadece bir bardak dolusu derinliği
varsa,olumsuzluklar karşısında çabucak acılaşır,sevdiğimizin sıradan
kusurlarıyla bulanır, tatsızlaşır.Aşkımızı bir göl gibi büyütmüşsek
kalbimizde, ne kadar olumsuzluk ve kusur olursa olsun,sabırla karşılar ve
aşkımız acılaşmaz bulanmaz... -
Çok hoş ellerine sağlık....
-
Tek KeLimeyLe MükemmeL Bir Hikaye, Çektim Pcye Hemen :D GüLük Hayatta Çok Lazım oLuor
-
çokkk etkileyeci güzel paylaşım..
-
ezberleyin ustalar. huysuz kızlara anlatmaya birebir.
elbette hatunlarda huysuz kocalarına anlatabilir: )
-
süper hocam,düşündüm de biraz da bana dokunuyor bu olay.
-
Bu eski bir Sufi hikayesidir.Ancak aslı yukarıdaki gibi değil, aşağıdaki gibidir...
Bir Sufi hocası,müridinin sürekli birşeylerden şikayet etmesinden bıkmıştı.
Bir gün müridini tuz almaya gönderdi.Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı hocası ona,bir avuç tuzu,bir bardak suya atıp içmesini söyledi.
Çırak,yaşlı hocasının söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındaki suyu tükürmeye başladı." Tadı nasıl?" diye soran hocasına yüzünü buruşturarak "iğrenç" diye cevao verdi.
Sufi hocası gülümseyerek müridini kolundan tuttu ve dışarı çıkarttı.Sessizce az ilerideki gölün kıyısına götürdü. Ve çırağına bu kezde, bir avuç tuzu höle atıp, sonrada gölden bir avuç su içmesini söyledi.Sonra aynı soruyu sordu "Tadı asnıl?"
"Ferahlatıcı" diye cevap verdi genç çırak. "Tuzun tadını aldın mı?" diye sordu hocası,"Hayır" diye cevapladı çırağı.Bunun üzerine hocası,suyun yanında diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi:
"Yaşamdaki ıstıraplar tuz gibidir,ne azdır,ne de çok.Istırabın miktarı hep aynıdır.Ancak bu ıstırabın acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır.Istırabın olduğunda yapman gereke tek şey,ıstırap veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir.Onun için sende artık bardak olmayı bırak,bundan sonra göl olmaya çalış."
-
Çok doğru ama aşkın büyüğü küçüğü olmaz bence...
-
ikisde çok güzel bir yazı teşekkürler
-
eywallah çok güzelmiş..