Yolculuk

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Criminal
    Criminal's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 25/Temmuz/2002
    Erkek
    5... 4.. 3.. 2.. 1.. 0..
    Ve perde...
    İşte sahnedeydi. Biliyordu ki, bu son oyunuydu ve gösterinin sonunda
    perdeler bir daha açılmamacasına çekilecekti üzerine, bir kefen bezi
    gibi...
    Oyuna başladı... Bu oyunu o kadar uzun zamandır oynuyordu ki; oyunu
    sahnede mi, yoksa sahneden indikten sonra mı oynadığını bilmiyordu
    artık. Nerede bitiyordu hayatı? Ve oyun nerede başlıyordu? Asıl oyun
    neredeydi? Kimdi? Neydi? Ahmet miydi, yoksa Hamlet mi? Yoksa adı sanı
    bilinmeyen bir yönetmenin, adı duyulmamış bir oyunundaki figüran
    mıydı? Durdu, sahneyi paylaştığı oyuncu ezberden tekrarlarken
    cümleleri, karşısındaki karanlıkta birkaç yüz seçmeye çalıştı...
    Nafile, tüm suretler o boğucu karanlıkta yok olup gitmişti. Belki
    yüzlerce insan dikkatle izliyordu onu, belki de kimse yoktu
    koltuklarda. Perde kapanana dek bilemeyecekti bunu... Kendisinin,
    aslında sahnedeki oyuncu değil de, karanlıkta kaybolmuş bir silüet
    olduğunu düşündü. Şimdi karşısında, silüetler oynuyordu asıl oyunu...
    O da en arka sırada, koltuğuna yaslanıp seyrediyordu silüetleri... Bir
    ara durdu, aklına evindeki masasını süsleyen kafatası geldi. O
    silüetler için evdeki kafatasından bir farkı olup olmadığını
    düşündü... Fark vardı elbet, o -en azından şimdilik- nefes alıyordu.
    Sahneler birbirini izledi. Ve sonunda bitti oyun... Işıklar açıldı
    tiyatroyu kaplayan karanlığa inat, silüetleri gördü. Sağ başta 35 yıl
    önce oynadığı ilk piyesteki kendisini gördü. Onun yanında da orta
    okuldaki ikinci piyes. Solda takma sakalları ve pırıl pırıl gözleri
    ile canlandırdığı karagöz izliyordu onu. Bir yerden sonra listenin
    ucunu kaybettiğini farketti. O, hayatı boyunca, bu salonu dolduracak
    kadar kişiliğe bürünmüştü. Belki de daha fazlasına... Salona ürkütücü
    bir sessizlik hakimdi. Tüm gözler onun üzerindeydi. Reveransını, son
    reveransını, yaparken tek bir alkış sesi duyulmamıştı salonda. Birkaç
    saniye sonra ortala sıralardan zayıf, titrek bir alkış sesi yükseldi.
    Üşüyen bir ses... Alkış sesinin sahibini aradı gözleri, en azından
    gözleriyle teşekkür edebilmek için... Belki yıllardır o kalabalık
    içinde yaşadığı yalnızlığın en iyi tasviri olurdu bu alkış sesi...
    Alkış sustu, ışıklar söndü... Perde kapandı...
    Karşısındaydı alkış sesinin sahibi... Usulca tutundu birbirlerine
    yorgun eller... Sokağa çıktılar, akşamın serinliğinde sessizce
    yürüdüler ve en sonunda oyuncunun evine vardılar ay gökte kaybolurken.
    Alkış sesinin sahibi bir duş aldı, oyuncu ise kütüphanesinden rastgele
    bir kitap seçti. Tanıyordu bu kitabı, adı "Akrep"ti. "Acaba son oyunum
    bu mu olmalıydı?" cümlesi yankılandı beyninde, sustu... Banyodan çıktı
    alkış sesinin sahibi, oyuncunun odasına geçip uzun uzun seviştiler,
    teşekkür edercesine... Alkış sesinin sahibi uyurken yatakta, oyuncu
    eşyalarını topladı. Alkış sesinin sahibinin üstünü örttü ve minicik
    bir veda öpücüğü alkış sesinin sahibinin alnında soğurken, oyuncu
    terketti evi...
    Dışarıda onunla beraber hareket eden güneşin ilk ışıklarıyla ısıtırken
    bedenini, gözleri evinde, hızlandı adımları uzaklara yönelirken...
    Artık gidecek hiçbir yeri yoktu, işte bu yüzden istediği her yere
    gidebilirdi. Nereye gittiğini bilmediği bir otobüsle atladı ve
    uzaklaştı yaşadığı topraklardan, gülümseyerek...
    Alkış sesinin sahibi hıçkırıklar içinde uyandı, onu rüyasında nası
    yitirdiğini anlatmak için yatakta dönünce, oyuncuyu gerçekten
    yittiğini gördü. Gözyaşları yanağından aşağı süzülürken, oyuncu ile
    evlendiği günden beri bugünün geleceğinin bilinciyle yaşadığı
    gerçeğini bir kez daha hatırladı. Ümitsiz bir şekilde kendini bu
    ayrılığın hiç olmayacağına inandırma çabalarını düşündü. Yirmibeş yılı
    beraber geçirdikten sonra gidemezdi... Gitmemeliydi... Nasıl
    gidebilirdi ki? Evi ona ait birşey bulma umuduyla aradı... Yalnızca
    üzerinde evlendikleri günün tarihi olan bir zarf buldu. Sararmış zarfı
    gözyaşları ıslattı. Titrek parmakları zarfın üzerindeki mührü
    kaldırdı, içinden yirmibeş yıldır okunmayı bekleyen sararmış mektubu
    çıkardı. Evet bu mektup tam yirmibeş yıldır okunmayı bekliyordu, bu
    mektup yirmibeş yıldır ayrılacaklarının habercisiydi ama o, yirmibeş
    yıldır buna inanmamak için elinden geleni yapmıştı... Gözyaşlarının
    arasında mektubu okudu:
    "Merhaba sevgilim,
    Aslında sevdiğim desem daha doğru olur, çünkü sen bu satırları
    okuyorsan, ben senden bir daha dönmemecesine ayrılmışım demektir. Bu
    beni bir daha öpemeyeceğin, ellerimden tutamayacağın, bana
    sarılamayacağın, hatta beni göremeyeceğin ve duyamayacağın anlamına
    geliyor. Sana ne kadar acı geleceğini biliyorum çünkü ben önümüzdeki
    yirmibeş sene boyunca yalnızca bu ayrılığı düşünecek, başaramayacağım
    korkusuyla kıvranacağım...
    Varlık-yokluk ikileminin uzlaşmaz uçlarındayız seninle. Ben sana yok
    olmanın, benliğini yitirmenin, evrenle bütün olmanın yegâne yolu
    olduğunu anlatıyorum; oysa sen, senin evrenin için de bir noktadan
    bile çok daha küçük olduğunu anlamayıp, küçük dünyanda müthiş egonun
    gölgesinde kalmayı tercih ediyorsun. Benim yalan söylediğimi, evrenin
    benim dediğim gibi olamayacağını ve kalbinde Tanrı"yı taşıdığın
    sürece, Tanrı"nın kalbinde en yüce mevkiye sahip olacağını
    düşünüyorsun. Bugün evlendik ve sen şu anda yatağımızda mışıl mışıl
    uyuyorsun. Biliyorum yirmibeş yıl sonra bugün, ben seni bırakıp
    gittiğimde dahi bu düşüncenden vazgeçmeyeceksin. Belki yalnızlık,
    senin bunları düşünmen için gerekli yegâne şeydir. Seni çok seviyorum,
    hem de hiçbirşeyi sevemeyeceğim kadar çok... Ama şunu da çok iyi
    biliyorum biz asla uzlaşamayacağız. Hatırla istersen, birbirimizle
    tartışmak öylesine bir tutku hâline gelmişti ki bizim için, bizi bu
    tutku bağladı. Başladığımızdan bugüne kadar olan süreçte yaptığımız en
    güzel şey, tartışmaktı... Biraz da bu yüzden bu yolculuğa karar
    verdim. Kendi içime bir yolculuk yapmalıydım ve yalnız olmalıydım.
    Böylece yapılan her tartışmayı uzaktan görecek, değerlendirecek ve en
    önemlisi, herşeyden uzakta huzuru bulacaktım. Arkamdan gelme... Kaldı
    ki, bunu yapamayacak kadar gururlu olduğunu biliyorum.
    Sana hatıra olarak hiçbirşey bırakmak istemedim. Vaktinde senden bir
    ricada bulunmuştum, hatırlıyor musun? "Senden istediğim hiçbir şeyi
    yapmasan da, son isteğim yap!" demiştim ve bana söz vermiştin
    yapacağına dair. Son isteğim, bana ait olan ne bulursan, bu mektup
    dahil, yok etmen. Bu mektubu en fazla üç kez okuma hakkın var ondan
    sonra yakmalısın. Ve eşyalarımdan bulduğun olursa, lütfen hemen yok
    et.
    Bu yine de tam bir veda değil sevgilim... Belki birgün bir yerde,
    insan suretinde olmak zorunda da değiliz, yine karşılarşırız. Belki
    senin ciğerlerine dolan bir nefeslik hava olurum, belki bir fırtına.
    Belki sen bir çiçek olursun, dünyanın en güzel çiçeği hem de... Şunu
    unutma, önünde çok uzun yıllar, hayatını gözden geçirmek ve bazı
    şeyleri değiştirmek için müthiş bir fırsat bu. Ne olur bu fırsatı sana
    verdiğim için mutlu ol...
    Sevgiyle kal..."

    (Daimi imza : Yokluğun cehennemin öbür adıdır, üşüyorum kapama gözlerini.)
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Criminal
    Criminal's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 25/Temmuz/2002
    Erkek
    Written by Crimin@l

    (Daimi imza : Yokluğun cehennemin öbür adıdır, üşüyorum kapama gözlerini.)
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Lupin
    Lupin's avatar
    Kayıt Tarihi: 10/Nisan/2006
    Erkek
    Süper!
    Çok güzel yaa..
    Ne diyeyim ki.. Söyleyecek kelime bulamıyorum..
    Eline sağlık..

    Rus ile aldatmayanı etmeli takdir,tek biri ile uslanmayanın hakkı köçektir.
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Criminal
    Criminal's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 25/Temmuz/2002
    Erkek
    Yüreğine sağlık...

    (Daimi imza : Yokluğun cehennemin öbür adıdır, üşüyorum kapama gözlerini.)
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    NovalgiN
    NovalgiN's avatar
    Kayıt Tarihi: 12/Ağustos/2002
    Erkek
    Aslında iki kişilik bir cehennem istiyorum
    Cam kenarına!
    Ama ne olur,
    Yanımdaki sen olma...

    Yağmur dindi, yağmura inandık.|www.birboluiki.net
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Rmk
    Rmk's avatar
    Kayıt Tarihi: 27/Ağustos/2005
    Erkek
    Güzel..Yazı Ellerine Sağlık ..
    Fakat..bu yazılarını kitap haline getirsen ne kadar güzel olur
    Emegine..saglik ..SAygilar..

    Koyun gibisin kardesim, gocuklu celep kaldirinca sopasini sürüye katiliverirsin hemen ve adeta magrur, kosarsin salhaneye. Dünyanin en tuhaf mahlukusun yani, hani su derya icre olup deryayi bilmiyen baliktan da tuhaf. Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende. Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eger ve hala sarabimizi vermek için üzüm gibi eziliyorsak kabahat senin, -demege de dilim varmiyor ama- kabahatin
Toplam Hit: 771 Toplam Mesaj: 6