Yorumsuz...

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Fikibok
    KaptaN
    KaptaN's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 30/Ağustos/2005
    Erkek
    ÜNİVERSİTELİ ÖĞRENCİ EFSANELERİ

    ODTÜ Felsefe öğrencilerini en çok zorlayan hocalardan biri yıllık olan
    dersinin final sınavında sınıfa gelmiş ve sınav sorusu olarak tahtaya,
    "Why?"
    (Neden?) yazmış. Öğrenciler ilk önce ne yazacaklarını şaşırmışlar, sonra
    herkes birşeyler yazmaya başlamış.Yalnız bir öğrenci, sınavın ilk dakikasında kağıdını teslim etmiş.
    Öğrencinin cevabı da soru gibi kısaymış: "Why not?" (Neden olmasın ki?) Bu öğrenci sınavdan "100" almış.

    Aynı hoca başka bir sınavda "risk nedir?" diye soruyor. Yine bir öğrenci
    sınavın ilk 10 saniyesinde teslim ediyor kağıdını. Kağıdın üst kısmında
    sadece isim-soyadı yazıyor, gerisi ise bomboş beyaz yaprak. En altta
    ise "İşte risk budur" diye yazıyor. Ve sonuçta da sınıftaki en yüksek
    notu alıyor.

    Hocanın bir sonraki sınavında yine "Risk nedir?" sorusuyla karşılaşan
    öğrencimiz tekrar boş kağıt verince bu sefer 0 alıyor. Tabii koşa koşa
    hocaya gidip sebebini soruyor. İşte cevap: "Aynı şartlar altında, aynı riski iki kere almak aptallıktır!"


    Hocamız bir başka sınavda derse giriyor ve tek soru soruyor: "Atatürk ne yaptı?". Bütün öğrenciler harıl harıl yazmaya başlıyor, kağıtları
    dolduruyorlar. Sınav sonucunda herkes ortalama notlar alıyor. Bir öğrenci
    ise 100 alıyor. Bu öğrencinin cevap kağıdında şu yazıyor: "Ne yapmadı ki!"

    Bu tür öğrenciler ve değerlendirmeler Hukuk Fakültelerinde yok mu?
    Elbette var. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde Hocanın biri sınavda, o günlerde devam etmekte olan bir davanın detaylarını vermiş ve sonucun ne olacağını sormuş. Tabii, bütün öğrenciler ha babam, de babam, sayfalarca yazmaya başlamışlar. Ama bir öğrenci kağıdını sınavın ilk dakikasında vermiş. Ve buna rağmen 100 almış. Öğrencinin yanıtı tek cümleymiş: "Devam eden dava hakkında yorum yapılamaz."

    Bir efsane de tıpçılardan: Olay bir tıp fakültesinin anatomi dersinde
    geçiyor. Okulun en iyi hocası, anatomi dersine ilk kez giren
    öğrencilerine; "Tıpta iki önemli şey vardır" demiş, "İlki, hiç bi şeyden
    iğrenmeyeceksiniz!"Bunu söyledikten sonra işaret parmağını önündeki
    kadavranın makatına sokmuş, şööyle bir karıştırıp çıkarttığı parmağını
    hop diye ağzına sokmuş ve emmiş. Ardından öğrencilerden de aynısını
    yapmalarını istemiş.
    Genç tıp öğrencileri, kızara bozara aynı şeyi teker teker yapmışlar.
    Bunun üzerine Hoca öğrencilerine dönüp; "İkinci önemli şey ise çok dikkatli olmaktır" demiş ve eklemiş, "Mesela ben demin hastanın makatına işaret parmağımı soktum ama orta parmağımı emdim!"...

    Bir kız yurdunda kalan kızlar, artık temizlik görevlisine olan
    kıllıklarından
    mıdır yoksa nerden çıktığı belli olmayan bir yurt geleneğinden midir, her
    sabah dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaya öperek iz bırakıyorlarmış.
    Yurt müdürü ne yaptı ettiyse bu alışkanlığı ortadan kaldıramamış. Diğer
    yandan temizlik görevlileri de iyiden baş kaldırmaya başlamışlar. Sonunda müdürün aklına parlak bir fikir gelmiş. Hemen bir duyuru yapıp, kızları toplantıya çağırmış. Neyse toplanmış bunlar. Müdür "Buyrun tuvalete" demiş.
    Hep birlikte, temizlik görevlisinin beklediği umumi tuvalete girmişler.
    Aynalarda sabahki ruj izleri hala duruyormuş.
    Müdür "Arkadaşlar" demiş, "Bazılarınız dudaklarına ruj sürdükten sonra
    aynaları öperek çıkması güç izler bırakıyor. Temizlik görevlilerimiz
    bunları temizlerken zorlanıyor. Sizleri görevlimizin bu temizliği yaparken ne kadar zorlandığını bizzat görmeniz için topladım. Bakın ve görün". Sonra görevliye bir işaret çakmış. Bizimki gayet sakin bir şekilde tuvalet fırçasını almış, klozetteki suya daldırmış ve aynayı temizlemiş. O günden sonra bir daha o yurtta tuvaletlerde dudak izine rastlanmamış.
Toplam Hit: 761 Toplam Mesaj: 1