folder Tahribat.com Forumları
linefolder Genel
linefolder Zamanın Başlangıcıyla İlgili Bilgiler.



Zamanın Başlangıcıyla İlgili Bilgiler.

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Tabela Fatihi
    kaygusuz
    kaygusuz's avatar
    Kayıt Tarihi: 06/Nisan/2007
    Erkek

    6 milyar insan dinleri dilleri ırkları farklı milyarlarca insan dünyanın doğusundan batısına kuzeyinden güneyine milyonlarca km lik alan üzerine yayılmış yaşıyor. dünyanın bir yüzünde gecenin çökmesiyle birlikte kimi insanlar farklı dünyalara dalarken kimileri bir gözü açık diken üstünde yatıyorlar diğer yüzünde ise yeni günün ilk ışıklarıyla insanlar hayallerine koşarken kimileride savaşın yeni bir sabahına gözlerini açıyor. dünyanın bir yerinde tabii afetler yaşanıyor bir başka yerinde festivaller kutlanıyor. bir bölgesinde insafsız bir savaş hüküm sürüyor bir diğer bölgesinde barış turları yapılıyor. bi tarafta insanlar yoklukla sefaletle  kavga veriyor bir diğer tarafta insanlar eğlencenye doyamıyor ülkenin birinde açlıktan mideler  yapışıyor bir diğerinde perhis kitapları zayıflama salonları sektör haline geliyor. kimi bir saltanat beşiğinde hayata gözlerini açarken kimi camii avlusunda hayata merhaba diyorrr..

    Batı alemi denilen dünya nufusunun % 15 ini bile bulmayan bir kesim dünyanın kaymağını yerken asıl büyük kesim yalanmakla yetiniyor. dünya tuhaflıklar çelişkiler dünyası dünyanın böylesine çelişkili böylesine tuhaf olmasında tek suçlu İNSANOĞLU ve onun bitmek tükenmek bilmeyen  hükmetme duygusu ve daha iyi yaşama uğruna herşeyi mübah gören hayat felsefesi ve hep bana hep bana diyen aç gözlü nefsi.

    Dünya güzel yaşamakta öyle dünya malıda güzel can kadar olmasada vel hasıl dünya hayatı güzel bir gün gelip kopmak olsada nedir insanoğlunu böylesine hayata bağlayan  geçmişte yaşadığımı yoksa yaşıycak olduğumu. elde ettiğimi yoksa beklediğimi. kazandığımı kaybettiğimi. eskimeyen solmayan  bitmeyen ne var ?_ herşeyden evvel biz kendimiz tükeniyoruz bişeylere erme uğrunda kendimizi bitiriyoruz. bişeylerr tutku olur içimizde peşine düşüyoruz derken tüm hayatımızı kapsayacak bir kovalamaya dönüşüyor bu hırsımız şansımız yağver giderse yakalıyoruz bu seferde ya kaçırırsak endişesiyle kahroluyoruz elde etmenin verdiği sevinç. bir gün gelip kaybetme düşüncesiyle kursağımızda kalıyor.

    öyle bir an bir zaman geliyor yorulduğumuzu hissediyoruz soluklanmak için kısa bir ara veriyoruz değermiydi diyoruz. kimimiz için geldiğimiz bu noktada yapacağımız muhasebe artık bir anlam taşımıyor çünkü herşeyi baştan almaya ya yeterli zmaan. yada cesaret kalmıyor. kimimiz içinde muhasebe onur kırıcı oluyor nelerin tükendiğini düşündüğümüzde bunların kendimizin tükettiğimi onurumuzu zedeliyor. kimimiz içinse muhasebeye imkan kalmıyor. çünkü ilahi mühür geçit vermiyor öyle yada böyle her verdiğimiz çaba zaman tüketiyor neticede tükedim faturası önümüze geliyor kalem kalem inceliyor ve görüyoruz ki hiç bir çaba boşuna çıkmamış bize bişeyler kazandırmış bişeyler öğretmiş ama iyi ama kötü beraberinde bişeyler de alıp götürmüş bizden ama  değmiş ama değmemiş. söylenilenler dünya için çabalamayı gereksiz bulunduğu anlamına gelmesin.

     hepimiz şartlar elverdiğinde gücümüz yettiğince hayatımızı idame ettirmeye çalışıyoruz. ayrıca dünya hayatının nimetlerinden meşru bir şekilde faydalanmak yine meşru olmak şartıyla bir yerlere gelmek için çaba sarfetmek yani genel anlamda meşru hayat neticesinde elde ettiklerimizden yararlanmak yüceyaradan tarafından bizlere tanınmış haklardandır ancak burda önem arzeden çabayı ne uğruna yaptığımız ve sınırının ne olacağıdır. zaten hadistede belirtiliyor ki.

    kıyamet günü 4 şeyden sual edilmedikçe rabbinin huzurundan ayrılamaz.

    1- ömrünü nerde harcadığı 2- ne amel bulunduğundan3- malını nerde kazandığı nerde harcadığı ve 4- vucudunu nerde çürüttüğünden.

    Günlük yaşantımıza baktığımızda en yoğun çabaları nefsimizin tatmini için  verdiğimizi görüyoruz bununla birlikte çabalara bir sınır koymak bir ölçü belirleme  şansınıda ekseriyetle yitiriyoruz. çünkü arzu ve heveslerimiz başımızı döndürüyor bir anda herşeyin önüne geçiyor ve gen vurma kudretimizi kırıyor. nefis dediğimiz şey bizi bunların peşine öyle bir takıyor ki bir çabanın neticesini almadan bir başka çabanın içinde buluyoruz kendimizi. koskoca ömrü telafisi olmayan yegane sermayemizi gözümüzü diktiğimiz çokta önemli olmayan o şeylere kavuşabilmek uğruna hiç acımadan harcıyoruz. hiç sınır tanımaksızın bir çok şeyi teperek ve bir çok şeyden de vazgeçerek verdiğimiz bu çaba bize meşru kılınanıda gayri meşru haline getirmemize sebeb oluyor çünkü dünya hayatınn nimetlerini olarak nitelendirebileceğimiz bu arzu ve hevesler uğruna bedenimizi ruhumuzu hatta hayatımızı nefsimizin ipoteği altınaveriyoruz. nefsimizin kulu ve kölesi haline geliyor. bir diğer deyişle nefsimizi ilahlaştırma yollarına giriyoruz.

     Nefsimiz hayatımızın her anına ve her alanına müdahale ediyor. o ömrümüzü harcıyor bizeyse kefil olup altına imza atmak düşüyor. hayata gereken değeri vermyioruz  önemsiz çok ucuza edinilmiş bir eşya muamelesi yapıyoruz. birçoğumuz gelmişken yaşayalım bari gibisinden yaşıyoruz. bir daha yaşayamacağımızda biliyoruz ama hiç oralı olmuyoruz. yaşam niye var biz niye varız ne olucaz diye hiç sorgulamıyoruz. Ne hayatı ne ölümü biz insanlar yarattık haşa biz yaratmış olsaydık en azından ölme yer vermezdik. hayata gelme ile ölüm arasındaki ömür denilen sürecide biz kararlaştırmadık bunların tesadüfen olmasıda imkansız peki bütün bunlar niçin var ?

    Hiç düşündük mü ? hayata gelmeyi biz istemedik bizim irademiz sözkonusu bile olmadı ama geldik. ölmeyide biz istemiyoruz ama ölüyoruz ve öleceğiz hayatımızdaki en önemli iki nokta başlangıc ve bitiş tamamen bizim irademiz dışında yaşama gelip gelmeme veya zaman mekan şart belirleyebilme gibi bir şansımız yok hürriyetimiz en öneme haiz bu bir kaç noktada tamamen kısıtlı istemesekte kabul ediyoruz.Yüce Allahın diledikleri müstesna kainatta  neye bakarsanız bakın herşeyin öncesi bir sonrakinin olabilmesi için gerekli şart gerekli ortam durumundadır yani bir diğerinin oluş sebebidir. hangi şeyin olursa olsun o şeyin olabilmesi kendinden evvelki şeyin daha önceki oluşmasına bağlıdır. misal olarak. dün olmasaydı bugün olmayacaktı bugün olmayınca yarında olmayacaktı; benzer şekilde;

    Hayata gelmek olmasaydı yaşamak olmayacaktı. yaşamak olmayınca ölümde olmayacaktı.

    işte ömür sürme hayata gelmenin. ölüm ömrü sürmenin. ahiretse ölümün bir sonucudur.

    Bu insanoğlunun takib edeceği mutlak sinedir. bunun aksini iddia edenlerin bu gerçeğe direnenlerin hayatın insanların ölümün bitkilerin hayvanların suyun güneş sisteminin sonsuz kainatın ve sayılamayacak kadar dengenin niçin varolduğuna açıklık getirmek gerekir. insanoğlu gerçeğe niçin direnir. 

    İnsanoğlu gerçeğe niçin direnir ? varsayımlarının sağlam olmasından mı ? gururundan mı ? ilahlaştırdığı nefsinden mi ? putlaştırdığı hayat felsefesinden mi ? terkedemeyeceği menfaatinden mi ? gerçeği bir kere bile olsun düşünmekten kaçtığından mı ? gerçek sorumluluk getirdiğinden mi ? yoksa kendini yargılamanın hatasını kabullenmenin güçlüğünden mi ? hangisi olursa olsun. bu sebeblerden herhangi birisi veya birkaçı veya daha başka nedenlerle. hakka göz yummak gerçeği değiştirir mi ?veya akibeti değişitirir mi ? şu veya bu şekilde hayattan nasiblenmiş her insanoğlu tıpkı hayata gelme ve ölme gibi seçme şansının olmadığı bir diğer sürecide bu mutlak seir içerisinde yaşıycak ve bir zaman gelip yüce mahkeme huzurunda bir ömrün hesabını verecek...

         Enam 73.rum suresi 43 ve 60. casiye suresi 27-29 kaf suresi 41 ile 45 ayetlerde önemle bakmak gerekir.

     Bundan çok uzun zaman önce insan henüz yeryüzüne ikamete başlamamışken arş-ı ala da yaradan tarafından insan ve onun zürriyetinden ahit alınmıştı bu ahitleşme ile insanoğlu hayata gelme karşılığında üzerine binicek olan sorumluluğunun bir nevi kabul mukavemesini yapmış olunuyordu. halk arasında Kal-u bela diye bilinen bu ahitleşme nasıl yapılmıştı bunu bilemiyoruz. ancak bu ahitleşmeninde bağlayıcı bir niteliği olduğu belli.bu hasetle bu ahitleşmenin bedenimizin ruhumuzun kalbimizin bir köşesinde saklı kalan ve hayat seyrimize etki eden bir yanı olduğu muhakkak. Araf suresi 172 173. ayetlerden.

    bir zaman insanlar arş-ı alada yani yaradan katında belirlenmiş bir süre için hayata gelmenin tasdikini bir diğer deyişle sözleşmesini yapmış olunuyor. bu sözleşme için başlangıçtan kıyamete kadar hayata gelicek tüm nefisler bir kerede ve bir yerde toplanmış akıl ve irade yetenekleri olduğu bir halde yüce yaradanın huzurunda ondan başka ilah ve rab tanımıycaklarına söz vermişlerdir bu ahitleşme Kuran- ı kerimde insanlığa bir hatırlatma olarak yeniden sunulmaktadır çünkü bu ahitleşme ile kişiler işledikleri  fiiller karşısında şuurlu ve tam mesul hale gelmektedirler dolayısıyla suçlarından ötürü hesaba çekileceklerinide ahitleşmeyi bozmanın bir maddesi olarak başından kabul etmiş bulunmaktadırlar. yine bu hatırlatmayla bağlantılı olarak kişiler işledikleri fiilleri bilgisizlik sebebiyle işlediklerini söyleyerek temize çıkma veya işlediği suçların sorumluluğunu kendinden sonrakine atma şansını otomatik olarak yitirmektedirler. bu ahitleşmeyi hatırlamıyoruz şuurunda değiliz peki nasıl oluyorda hatırlamadığımız farkında olmadığımız bir ahitleşmeye bağlı bulunabiliyoruz. bu hakkaniyete uygun mudur gibisinden soranda olacaktır buna cevaben ;

    bazı bilgiler ve bazı hisler hayata gelirken vardır. yani kişiyle birlikte depolanmış olarak gelir. bu depolanmış bilgiler şuur altında saklı yetenek olarak yatar ve hiçbir veçile silinmez potansiyel olarak şuur altında muhafaza edilen bu bilgiler keşif sezgi ve dahili faktörler uyarıcılığıyla şuur haline gelir. ve harici etkenler vasıtasıyla da günlük eylemlerimize yansıdıkları zaman varolduklarını gösteriyor. şuur altı bilgiler gibi insanınkin sevgi kıskanclık korku hüzünç vs.şuur altında hazır güçler  olarak gelir ve harici faktörlerin etkisyle ortaya çıkar ... bir örnek verirsek;

    bakara suresi 31 ve 39. ayetler arasında hz. ademin yaradılışı ve sonrasına kısaca değiniyor.Yüce Allah hz. ademden kendine vahyettiği meleklerin bile bilmediği bir takım bilgileri meleklere anlatmasını ister. ve hz ademe meleklere eşyaların isimlerini say diye emreden bu emirle birlikte hz. adem yüce Allahtan öğrendiklerini anlatır. melekler hz ademin ilmi karşısında hayrete düşer ve ya rabbi senin bize öğrettiklerinden başka bilgimiz yoktur derler. işte melekleri hayrete düşüren bu bilgi yüce Allahın insanoğluna depo ettiği muhteşem bilgidir. insanlık ne başardıysa hepsi hz. ademle birlikte gönderilen ve ondan sonra nesilden nesile aktarılan bu potansiyel bilginin hafızanın bir köşesinde saklıyken eğitim ve öğretim gibi harici etkenlerle keşif ve  sezgi gibi faktörlerle zaman gelip günyüzüne çıkmasıyladır.

    o anı her ne kadar hatırlamasakta o gün verilen söz kalbimizin beynimizin derinlerinde bir fıtri bilgi olarak durmakta ve şuur altında potansiyel olarak muhafaza edilmektedir. hatıramızdan niçin silinip gittiği sorusuna gelince eğer bu sözleşmenin tesiri hafızamızda canlı olarak kalsaydı imtihanın ve yargılanmanın bir anlamı kalmazdı. yaradılış gayesi anlamsızlaşırdı. insanoğlu, adil bir imtihanla muhataptır  hayata daha başından inanma eğilimiyle gelen insanoğlu sonucunu önceden kestirebileceği bir imtihanla karşı karşıyadır. çünkü bu yolda kendi için gerekli olan tüm veriler kendine ulaştırılmıştır. kendine herşeyi yetecek bir ömür. ve üstelik hiç bir bedel ödemeden edindiği bu ömrü dilediği gibi kullanma ve harcama serbestisi verilmiştir. ilahi mesajları alması ve neyle mükellef tutulduğunu bilebilmesi için  din ve peygamberler gönderilmiştir. bütün bunlara ek olarak kişiye yüce yaradan katından çok çeşitli vesilelerle ve süreklilik arzeden bir şekilde inanmaya iyiliğe doğru bir yönlendirme olarak nitelendirebileceğimiz ilahi bir yardımda gelmektedir. hidayet diye adlandırdığımız bu ilahi yardım ahirete giden yolda adeta bir yön levhası gibi kişilerin karşısına çıkmaktadır.

    kişilerin günlük yaşantısında bir sıra takip etmeyen ancak sıklıkla karşılaşılan kimi olaylar vardır mesela biriyle tanışmak bir olaya şahit olmak bir paragraf okumak bir görüntü bir ses bir tartışma vs. bütün bunlar yaşandıkları esnada sıradan olaylar  gibi gelir kişiye ve önemsenmez ama gün olur devran döner aradan geçen zaman kişiyi biyerlere getirip koyar kişi bişeylerin içinde buluverir kendini ne oldu ? nasıl geldim buraya diye sorar tahkik ettiğinde görürki geçmişte bir veya birden fazla karşılaştığı olayların buna benzer başka şeylerin kendi üzerinde bıraktığı o an için küçük kabul edebilecek bir etki sonraları hayatının seyrini değiştiren bir unsur haline gelmiş. işte bunlar  herkişinin hayatı boyunca sıkça karşılaştığı o an için atlayıp geçtiği fakat sonradan hayatının km taşları olarak adlandırılacağı kısacık karar verme anlarıdır yani hidayettir ve yüce Allahtandır. bunun terside mecvuttur. buda kendi nefsiyle bağlantıdılıdır.

      bakara suresi 213 al-i imran 85-86 nisa suresi 137 en am suresi 125 tevbe suresi 115 nahl suresi 9 isra suresi 15 kassas suresi 56 ayetlerdir

     evet bütün bunları adil bulmayıp hala itiraz edenler çıkabilir. oysa bna itiraz edenler dünya yaşamında beşeriyetin koyduğu ve sorumlu tuttuğu kurallarda bundan çok daha az fırsat uyarı ve bilgilenmeye rağmen nice hayati konularda mükellef olduklarını hiç düşünmezler.

    bir öğretmenin adil bir sınav yapması için üzerine düşen nelerdir ?

    1.sınav yapacağı konuda öğrencileri bilgilendirip bunun dışındaki konularla öğrenciyi mesul tutmamak.

    2.sınav sonuçlarını en adil şekilde değerlendirmek.

    öğrenciye düşen nedir ?

    bu dersten sınava tabi tutulacağını şuurunda olarak mesul olduğu konulara gerektiği biçimde çalışmak

    şimdi öğrnci ben bu dersten sınav olduğumu bilmiyordum veya çalışamadım ben bu sınavı gereksz görüyorum ve girmiyorm bahaneleri notu değiştirebilirmi ? 

    veya bu sınavın adil olmadığını iddia edebilirmi veya itiraz etse neticeyi değiştirebilirmi :? tabiki hayır. bu  bu basit bir misaldi.

    ancak ahiret imtihanı ağır bir sorumluluktur ve telafisi yoktur. insanlar şunun şuurunda olmalı naparlarsa yapsınlar ne itiraz getirirse getirsinler bu mukadder gidişatı değiştiremezler. ölüme direnemezler. ilk yaradılışın önüne nasıl geçemedilerse yeniden yaratılmanında önüne geçemezler. dolayısıyla tekrar dirildiklerinde ben hesab vermiycem diyemezler. din dünya hayatı boyunca insanların diledikleri tercihi yapma hususunda serbest bırakır. bu konuda zorlama yapılmasını yasaklar kişi kendi eliyle kendini helaka süreklemekte ısrarlıysa bu onun tercihidir. insanalr dünya hayatı boyunca kabul etmek ve reddetmek hürriyetine sahiptirler. yaratılan bunca şeyin kurulan bunca dengenin arkası olmayan bir son için yaratıldığına inanıyorlarsa yani ölümle herşeyin bittiği düşüncesindelerse reddebilir. inanmayabilir dilerse isyan edebilir bu serbestliğe sahiptir. Bir önemli şey:Mülk yüce yaradanın. yaradan o hükmeden odur. herşeyi kudret eli altında toplayan Allahtır.

     ölümden sonraki hayatı ilk insan hz. adem ve ondan sonrakilerle ilerlemiş bugüne gelmiştir. yazılı tarih olarakta mö 3bin yıllarında sümerler ilk yazıyı bulduklarında genellikle çivi yazısıyla levhalara yazmışlardır. sümerlerden günümüze ulaşan ve deşifre edilen tabletlerde tahribata uğramış olsada o dönemin dini öğretilerin Kuran da kimi bilgilerle uyuşması gerçeği ortya koyuyor. tevhid inancı cennet cehennem ahiret vs ilk peygamber hz ademden son peygamber hz. Muhammed s.a.v hiç değişmemiştir.


    Türkiye’deki emekli yaşlı insanları sevmiyorum. Ailemde emekli olanlarda dahil. Geleceğimizin çalınmasına izin verdiler. Umarım ızdırap dolu bir çileli hayat çekip elveda deyip bu dünyadan gidersiniz. Siz gençleri zırnık düşünmediniz hayallerini mahvettiniz.14.500TL ile hiçbirşey almadan karnınızı doyurun gelecek nesili düşünmeden yaşadığınızı sanıp gidin bu dünyadan.
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ShockMan
    ShockMan's avatar
    Kayıt Tarihi: 29/Eylül/2004
    Erkek

    Evet Hocam yazı çok uzun hepsini okuyamadım ama okuduğum kadarı çok anlamlı oldu, Teşekkür ederim, Aynen İnsan insanoğlu güzeli paylaşamıyor, güzel olanı hep bana diyerek tamamen tüketmek kimseye vermeden bitirmek arzusundadır. Oysa Dünya hepimize yetecek güzellikleride içinde barındırır, Dünyayı resmen Cehenneme çevirmişiz, oysa Kötü duruma düşürdüğümüz kişinin yerinde ben olsa idim kendime ne kadar Allah belanı versin derdim şeklinde Düşünmez.

    Tüm insanların Kardeş olduklarını Savunuyorum, Üstün bir ırk olmadığını savunuyorum, Sözüm Doğumunun Mükemmel tarafının Irkından kaynaklandığını belirten Andavvalaradırda aynı zamanda, Zira insan Mükemmel olan bir yapıya zaten sahiptir, Bu Mükemmellik Irkından gelmemektedir. Irk Ve Para Üstünlüğü için Dünyayı yokettiğimizin bilincine varmadığımız sürecede Hepimiz Adeta Lanetlenmişler gibi Acı çekeceğiz.

     


    Net ortamı, tek tük de olsa iyi dostluklar sağlamışsa bile, vefasızlığı ile ünlüdür..!
Toplam Hit: 813 Toplam Mesaj: 2