folder Tahribat.com Forumları
linefolder Gündem - Güncel Konular
linefolder İrtica Belgesi TSK"Ya Ait Değil ! ! !



İrtica Belgesi TSK"Ya Ait Değil ! ! !

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    SucH
    SucH's avatar
    Kayıt Tarihi: 08/Haziran/2007
    Erkek

    ComputerWolf bunu yazdı:
    -----------------------------
    Fotokopi uzerinden boyle bir gundem yaratilmasi basli basina bir psikolojik hareket zaten.Simdi birisi surada photshop ile bir belge hazirlar altinada imzalari monte eder al sana gundem.Bu namussuzlar yaptiklari bu tertibin altinda ezilecektir.Sivil mahkemeymis sivil mahkeme fotokopiden ne elde edecekmis acaba.Genelkurmay diyor iste ,getirin bu belgenin aslini nerede bu belgenin asli ona gore gerekenleri yapalim.Ses yok bazi orospucocuklarinda.
    -----------------------------
    sanki böyle bişi ilk defa ortaya cıkıyo darbe günlüklerinide biliyoz. lahika-1 ide biliyoz tsk her zmn böyle dalavereler cevirmişitir ama bazı ipneler nedense olayı küçültüp hiçbirşey olmamış gibi davranıyolar. körlüğün bu kadarı.

    Eylem Planı geçen cuma günü Taraf gazetesinde yayınlanınca, postal civelekleri beyinlerinden vurulmuşa döndü.
    Pek haysiyetli, pek mert, pek dürüst olduğunu sandıkları kişiler, 'silah ve mühimmat bulunması sağlanacaktır' diyordu.
    Suçüstü yakalanmışlardı. Allak bullak oldular. Ne diyeceklerini bilemediler.
    Ancak ilk günlerin şokunu üzerlerinden atar atmaz o eski dalavereye başvurdular.
    Ekranlara çıktılar, yazılar döşendiler, sağı solu e-mail bombardımanına tuttular:
    "Konuşmak için daha erken. Belge sahte olabilir, değil mi efendim? Uydurulmadığı, tezgâh kurulamadığı ne malum" dediler. 
     
    Makul bir itirazdı ama bitti! 
    İstanbul'daki Ergenekon savcıları belgeyi hazırladığı iddia edilen albayı sorguya çekecek miydi? Çekecekti! 
    Ankara'dan İstanbul'a gelen askeri savcılar onlarla konuştu mu? Konuştu! 
    Bunun üzerine ilgili albayın sorgulanma süreci kesintiye uğradı mı? Uğradı!
    O halde tamamdır: Artık belgenin sahte olduğu söylenemez.
    Çünkü vaka, askeri yargının denetimine girmiştir.
    Askeri yargı, konumu gereği bağımlı ve taraflıdır.
    Yapısı, kuruluş mantığı böyledir.
    Askeri yargı mekanizmasının "Belge sahteymiş, eylem planı uydurulmuş" demesinin hiçbir kıymeti yoktur.
    O mekanizmaya ancak, 'Evet bu belge gerçektir' dediğinde (belki) inanılır.
    Org. İlker Başbuğ, TV'lere çıkıp yeminler etse, "Vallahi de, billahi de belge sahteymiş" dese, yine de bir işe yaramaz.
    Çünkü sivil savcıların soruşturmasını engelleyerek, belgenin hukuksal açıdan sahte olma ihtimalini kendi elleriyle yok ettiler.
    Yayın Yönetmeni Ahmet Altan ve haberi yazan Mehmet Baransu, "Belge sahte. Biz uydurduk. Özür dileriz" dese de artık fark etmez:
    Çünkü normal işleyiş engellendi.
    Taraflı ve bağımlı askeri yargının olaya müdahalesi, nesnelliği yok etti.
    Bu şartlarda delillerin karartılmadığı, yansız ve ayrıntılı bir soruşturma yapıldığı söylenemez.
    Belge hukuken ve vicdanen sahte olamayacağı için gerçektir.

     

     

  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    yTSe_JaM
    yTSe_JaM's avatar
    Kayıt Tarihi: 23/Mart/2003
    Erkek
    yalan bunlar yalan :) belge degil zaten sadece kağıt parçası belge özelligi degil yok yani

    Our Master Miyamoto Musashi Says: The way is in Training Know the Ways of all professions. Distinguish between gain and loss in worldly matters. Do not think dishonestly.
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    RETRET
    RETRET's avatar
    Kayıt Tarihi: 16/Eylül/2007
    Erkek

    Askerlik hizmetimi yapmadan evvel orduya karşı önyargılarım vardı, askerde çok ezildim günde üç saatten fazla uyku görmedim, bazen iki gün uyumadan ayakta kaldığım oldu askerliğim boyunca 3 kere çarşıya çıkabildim ve çok sitem ettim bazen lanetler okudum, ama sistemin ne olduğunu kavradığımda çektiğimiz eziyetin nedenini iyi kavradım, sisteme dahil olanların neden erken yaşlandığını ailelerini ve sevdiklerini neden ihmal ettiklerini, yaşamlarını ne için harcadıklarını gözlemleyerek öğrendim. Ordunun bana verdiği en önemli şey her daim hazır olmak ve dik durmak tavrıdır.

    Bugün bütün topluma ve silahlı kuvvetlere psikolojik savaş uygulanıyor, binlerce yıldır değişmeyen coğrafi haritalar ve insan davranışları bu günden sonra da değişmeyecek, ülkeler ve örgütlü dini oluşumların yüzyıllardır süre gelen uzun vadeli stratejileri değişmeyecek. Ulus özelliğini taşımayan ülkeler kurulur ve yıkılır devamlılığı ulus bilinci sağlar. Bugün sistemli olarak yıpratılan, yok edilen bilinç ulus bilincidir, ulus devlet bu özelliğini propagandalarla kaybedebiliyorsa insanlar kültür ve dini inançlarını da değiştirebilir.

    Yapılanlara karşı insanın isyan edesi geliyor, soğuk kanlı düşündüğümüzdeyse yapılmak istenenin bu olduğunu anlıyoruz; ya isyan edeceksin veya susacak pasif kalacaksın. Yada üçüncü bir yol var sesini kısıp örgütleneceksin.

    Konuya bağlı iki yazı

     

    Aradan kaç gün hesaplamadım ama “Belge sahte mi, gerçek mi” sorusundan sıkıldık galiba.

    Peki Hükümet ve Cumhurbaşkanı da sıkılmış mıdır?

    Sanmıyorum. 

    Belge diye adlandırdığımız şey malum; “İrtica ile Mücadele Planı” adı verilen fotokopi bir metin.

    Olayı küçümsediğim düşünülmesinin ama belge denilen metnin şimdilik hukuki hiçbir değeri yok.

    (Kaldı ki yazı usulü, bürokratik rumuzlar vb. unsurları taşımayan bir metnin peşinen Genelkurmay’a havale edilmesi de hakkaniyetli olmayacaktır.)  

    Hatta şöyle bir iddia da bulunayım. Genelkurmay Başkanlığı haberin hemen ardından “Soruşturma başlattık” açıklamasında bulunmasaydı, bugün belki de bu konuyu tartışmıyor olacaktık.

    Tabi süreci tırmandıran bir de Hükümet tarafı var.  

     Öyle ifadeler var ki, farklı açılardan okunduğunda şaşırtıcı ama analitik sonuçlara varabiliyorsunuz.

    Asker içindeki casuslar

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan rahatsızlanmadan hemen önce (20 Haziran) şöyle konuştu:  “Belgeyi istihbarat buldu.”

    Nasıl yani?

    Askeriyenin içinde istihbarat faaliyeti yürüten, bizim bilmediğimiz ama Başbakan’ın bildiği bir birim mi var?

    Merak eden olur diye Erdoğan’ın ifadesini tam aktarıyorum:   

    “Biz savcılığa suç duyurusunda bulunuruz. Savcılık bizden yürütme olarak şu konularda şunları yapın dediği anda bizim güvenlik güçlerimiz, istihbaratımız devreye girer. Nitekim bu evraklar da bu vesileyle istihbarat tarafından bulunarak meydana çıkarılmış olandır. ”

    Bu paragraftan çıkan sonuç nedir?

    Çok açık; Başbakan bu belgenin bir istihbarat birimince meydana çıkarıldığını söylüyor.

    Kim olabilir bu birimler? Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve askeri istihbarat.

     

    Ergenekon Savcısına randevu yok

    Başbakan’ın asker ve MİT’i kastetmediğini varsaymamız mantıklı olur. Çünkü Ergenekon Savcıları polisle çalışabiliyor. Başbakan’da zaten savcı – polis ilişkisine vurgu yapıyor.

    Bu arada küçük bir sır aktarayım.

    MİT, Ergenekon Savcılarıyla mahkeme üzerinden ilişki kuruyor. İddialara göre bugüne kadar MİT Savcıların ısrarlı randevu taleplerine hiçbir şekilde olumlu yanıt vermedi.  

    Neyse …

    Karşı casusluk

    Başbakan’ın sözlerinden polisin asker içinde (hatta Genelkurmay Başkanlığı Karargahında) istihbarat çalışması yaptığı ve kıyıda köşede bekleyen darbeci unsurları tespit ettiği anlaşılıyor.

    Peki bu durum askeri otoritenin gözünden nasıl algılanmaktadır?

    Karşı casusluk faaliyeti olarak mı?

    MİT’in ordunun özellikle üst komuta kademelerini sıkı biçimde takip ettiği bilinir. Bu faaliyet belli ölçüde Genelkurmay Başkanı’nın sözsüz icazetiyle yapılır.

    Ama MİT’in polisten bir farkı var. Polis gibi ev basmaz, subay tutuklamaz.

    Belki şu olabilir. MİT asker hakkında elde ettiği istihbaratı bağlı bulunduğu Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı aracılığıyla Başbakan’a iletir. Gerekirse Müsteşar Başbakan’a arz eder. Başbakan’da  istihbari bilgi ve kanıtları emniyet – savcılık hattı üzerinden adli  / cezai soruşturmaya dönüştürebilir.

    Şimdi, Başbakan’ın yukarıdaki ifadelerini bir de böyle okuyun.  

    Polisin asker alerjisi

    Bu noktada, polisin askere ilişkin “tehdit algılaması” nereden ileri geliyor diye sormak lazım.

    Savcı emri var, bunu akılda tutuyorum. Ama Ergenekon davasında da gördük ki, Savcının askerden şüphe etmesine sebep olan ilk belgeler bir yerlerden ortalığa saçıldı ve sonrasında polis sürecin her aşamasında fena halde yönlendirici oldu.   

    Peki polisin darbe algısı, asker alerjisi nereden kaynaklanıyor? Polis, Cumhuriyet mitinglerini neden sevmedi? Polis neden Sabih Kanadoğlu gibi Hükümetin nefret ettiği her ismin üzerine gitti?

    Cevap basit. Polis, hükümetin emrindedir.

    Hükümetlerin iktidardaki süreleri uzadıkça devletin polisi olmakla, hükümetin polisi olmak arasındaki gerilim, hükümet lehine çözüm bulur. AKP iktidarı döneminde de böyle olmuştur.

    Askerin düşünce suçu

    Erdoğan, “Belgeyi istihbarat buldu” sözlerinden beş gün önce bakın ne demiş?

    "...AK Parti üzerinde oynanması düşünülen oyunları görüyorsunuz. Şu anda bizler de bunları araştırıyoruz. Gerekirse biz de ilgililerle onlara yönelik olarak davaları açacağız.“

    AKP, iktidarına yönelik oyun – tertip hazırlandığına inanıyor. Buraya kadar tamam. Ama ifadenin şu kısmı çok dikkat çekici: “Oynanması düşünülen oyunlar.”

    Yani gerçekte bir tertip yapma niyeti var. Ancak henüz uygulamaya geçirilmemiş. Düşünce aşamasındayken polis tarafından tespit edilmiş.

    Başka bir deyişle askeri “Düşünce suçlusu” bile ilan edebiliriz.

    Şaka bir yana; sözü edilen tertip darbe girişimidir, iddiasıdır. Bu iddianın AKP’nin Savcılığa yaptığı suç duyurusunda da dillendirdiğini tekrar etmeye gerek yok herhalde.

    Cumhurbaşkanı çok şey biliyor

    Gelelim işin bam teline. Cumhurbaşkanı Abdullah, Gül Karaman’da (21 Haziran) şöyle konuştu:

    “Konuyla ilgili hukuki süreç işliyor… Ama artık Türkiye’de hiçbir şey gizli kalmaz.”

    İki cümle arasındaki ifadeleri gerçekten gereksiz olduğu için alıntılamadım.

    Bütün ifadeyi iki cümleyle okumak bana göre çok önemli. Gül, “hukuki süreçten” haberdar ama sonucunu beklemeden bir hüküm veriyor.

    Söze benim gibi “Ama” diye başlıyor; “artık” bundan sonra diye devam ediyor.

    Ne diyor?

    İrtica belgesi olayı Ergenekon mahkemesine gider gitmez, önemli değil.  Ama sonuçta diyor Cumhurbaşkanı “Bundan sonra hiçbir şey gizli kalmaz, asker de bunu artık öğrenmelidir”.

    Gül böyle söylüyor. Yoksa ifadelerini başka türlü okumak mümkün mü?

    Başkomutan Gül askerine çağrı da yapıyor. Bundan sonra gizli işler yapma çünkü, “yakalarız” diyor.

    Orduya “şeffaf ol” diyor.

    Tam ifadesi şöyle: ”Türkiye şeffaf bir ülkedir. Bu şeffaflık içinde bir yanlışlık varsa hukuk yoluyla ortaya çıkar.”

    “Türkiye şeffaf ülkedir” ifadesi sanki yurtiçine değil de, yurtdışına söylenmiş gibi duruyor. Yoksa Cumhurbaşkanı’nın ülke vatandaşlarına “siz şeffafsınız” diye seslenmesinin anlamı yok. Ama böyle söylüyor.

    Özetle, ülke güvenliğinden sorumlu kuruma “Her şeyini açık yap, şeffaf ol” diyor. Silahların, personelin, savunma planların hep açıkta olsun diyor.

    Aslında Türk ordusu AKKA anlaşmasından dolayı zaten şeffaftır. Anlaşmaya taraf olan ülkeler hangi birlikte kaç tüfek, kaç law silahı, kaç mermi olduğunu bilir.

    Bilinmeyen, daha doğrusu dışarıya kapalı olan iki birlik vardır. Özel kuvvetler (Sas ve Sat’lar da dahil) ve 2’inci ordu.

    2’inci Ordu Güneydoğu’da en önde savaşan birliktir. Özel kuvvetleri ise tarife gerek yok. Çünkü haritalarda yerleri yok.

    Dikkat edin, bugün Ergenekon davasında yargılanan asker kişilerin tamamı Kürt bölgesindeki savaşta yer almış, kimi Abdullah Öcalan’ı sorgulamış, kimi de gerilla terörüne karşı gayri nizami harp usulüyle çarpışmış insanlardır.   

    Ne garip noktalara ulaştık değil mi?

    “Askere pes et” dedi

    Gül’ün bir başka özelliği daha var. Genellikle iddialarını saklamayı biliyor. Oysa “Artık Türkiye’de hiçbir şey gizli kalmaz” sözleri acayip iddialı. Gül acaba nasıl bu kadar emin kendinden?

    Bana göre Gül, Ergenekon davasının yapılanma sürecine ve başlangıçtaki derin sırlarına son derece vakıf durumdaydı; halen de öyle.

    Yoksa bugün askere “Artık pes ettiğini açıkla” demenin ne zamanı, ne de yeri.

    Hatırlar mısınız bilmem. Müstafi Yüzbaşı Muzaffer Tekin adını da biz önce Gül’den duyduk. Gül, o zamanlar Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanıydı.

    Ajanslar 19 Mayıs 2006 tarihinde şu haberi geçti:

    “Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Danıştay’a silahlı saldırı düzenleyen Alparslan Aslan’ı yönlendiren çetenin elebaşısının 12 Eylül öncesi yüzbaşı iken ordudan atılan ve ekip içinde "Albay Muzaffer" diye tanınan Muzaffer Tekin olduğunu söyledi.”

    Tekin sonra ortadan kayboldu, intihar girişiminde bulundu, yakalandı vs. Ama hep merak ettik, Gül Tekin adıyla neden bu kadar ilgilenmişti; neden bu ismi kamuoyuna açıkladı?

    Gül, ne zaman “Çete var. Çetenin elebaşısı Tekin. Tekin de Danıştay’a silahlı saldırı yapan Aslan’ı yönlendiren kişidir” dedi? 2006 yılında söyledi bunları.

    O tarihte Ergenekon soruşturması yoktu. Tam bir sene sonra başladı Ergenekon soruşturması.

    Tekin, halen Ergenekon davasında tutuklu yargılanıyor. Örgütün üst düzey yöneticisi olduğu iddia ediliyor.

    Bu arada Danıştay saldırısı ile Ergenekon davaları da birleştirildi. Böylece Aslan ile Tekin’de bir araya gelmiş oldu. Dava birleştirme 2009 yılında yaşandı.

    Peki Gül üç yıl öncesinden bugünleri nasıl gördü?

    Ergenekon davasının bugünkü tutukluları, belki de daha o vakit (2006’da) listeler halinde Hükümetin önüne gelmişti. Kim getirmişti filan diye soracak olursanız, şimdilik kanıtlayacak kadar bilgiye sahip değilim. Ama Gül’ün yıllardır bu bilgilere sahip olduğuna eminim.

     

    Ahmet Erhan Çelik

     

    paçavra yalanları

     

    Askeri Savcılığın “İrticayla Mücadele Eylem Planı” belgesiyle ilgili kararı iktidar yanlısı beş gazete tarafından yine ortak başlıklarla yorumlandı. Bilindiği gibi Zaman, Bugün, Star, Vakit ve Taraf gazeteleri belge olayının başından beri ortak başlıklarla çıkıyorlar. Son olarak Emniyet kriminal incelemesi de bu beş gazeteye sızdırılmış ve beşi de Dursun Çiçek’in askeri savcılık ifadesinde farklı imza attığını manşet yapmışlardı.

     

    Aynı beş gazete bugün de askeri savcılığın “farklı imzayı sorgulamadığı” ortak haberini yaptılar. İmza olayında bu beşliye katılmamış olan Sabah ile Yeni Şafak’ın aynı tavrı sürdürüp bu beşliye yine katılmamaları da dikkat çekiciydi. 

     

    Ayrıca bu beş gazetenin hepsinin Askeri Savcılık haberlerinde çeşitli yalanlar vardı. Savcılık kararının tam metni bugün birçok gazetede yayınlandığı için kolayca anlaşılacak bu yalanlardan bazıları şöyleydi:

     

    Bugünün yalanı: Askeri savcılık beklenen kararını verdi. Skandal belgedeki imza için ‘Albaya ait’ dedi. (Hadi hukuki metinleri okuma sorunları var diyelim. Sabahın manşetine baksalar, orada “Askeri Savcılık: İmza Albay Çiçek’e ait değil” yazdığını görürlerdi!)

     

    Star’ın yalanı: Belgedeki metnin sonradan montajlandığı idiaları ise savcılık tarafından yalanlandı

     

    Zaman’ın yalanı: Askeri Savcılık imzanın albaya ait olup olmadığına dair delil bulunamadığını açıkladı

     

    Taraf’ın yalanı: Askeri savcılık Albay Çiçek’in sivil savcılıkta ifade vermesini engellemeye çalışıyor (Plan)

     

    Öte yandan bu gazetelerin beşi de söz konusu belgenin fotokopi olduğunu belirtmekten titizlikle kaçınıyor. Bu gazetelerin fotokopi belgeye taktıkları isimler şöyle: Bugün: Skandal Belge, Star: Demokrasiye müdahale planı, Zaman: Skandal eylem planı, Taraf: Plan,

     

    Vakit: İhanet planı.

     

     

    Orduya sadakat şerefimizdir! İnadına TSK inadına Başbuğ!

    Görmezden gelmek vicdanı olanların tavrı olamaz.
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Muhalif Yorumcu
    SeRDaR
    SeRDaR's avatar
    Banlanmış Üye
    Kayıt Tarihi: 09/Kasım/2003
    Erkek
    @Such  efendi ağzını topla ağzını Tsk her zaman böyle dalavereler çevirmiştir ne demek oluyor içiniz deki pisliğiakıtmayın böyle sözlerle ordudan alinizi çekin  kurum içinde biri yanlış yapsa dahikuruma bu atfedilmez

    Emekçiler ekmeklerini, emeklerinin karşılığı olarak ve önlenemez tarihi sürecin sonucu olarak mutlaka kazanacaklardır. Şüphesiz bu, zorlu bir dönemdir kısa vadeli ve göreceli yenilgilerden geçer.
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    SucH
    SucH's avatar
    Kayıt Tarihi: 08/Haziran/2007
    Erkek
    SeRDaR bunu yazdı:
    -----------------------------
    @Such  efendi ağzını topla ağzını Tsk her zaman böyle dalavereler çevirmiştir ne demek oluyor içiniz deki pisliğiakıtmayın böyle sözlerle ordudan alinizi çekin  kurum içinde biri yanlış yapsa dahikuruma bu atfedilmez
    -----------------------------
    evet doğru diyosun. genelleme yapmak istemedim. haklısın o konuda. fakat tsk içindede şerefsizler vardır. sadece kolruğunu düşünen, rütbe almak isteyen, darbe maceraları yaşamak isteyenelr var fakat tsk da bunlara hiçbir yaptırım uygulamaz ise kurum olarak bu suclamalara maruz kalırlar.   eğer suclanmak istemiyosan çürükleri ayırcaksın, yok ayırmıcam diyosan o zaman cıkıp tsk ypıratılmak isteniyu gibi demogoji yapmıcaksın.
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    İnce Memed
    ComputerWolf
    ComputerWolf's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 26/Mart/2003
    Erkek

    Gerizekali Such

    Askeri yargı, konumu gereği bağımlı ve taraflıdır.
    Yapısı, kuruluş mantığı böyledir.
    Askeri yargı mekanizmasının "Belge sahteymiş, eylem planı uydurulmuş" demesinin hiçbir kıymeti yoktur.
    O mekanizmaya ancak, 'Evet bu belge gerçektir' dediğinde (belki) inanılır.

    bu nasil bir salakli bu nasil bir gerizekalilk bir nasil bir ot beyinliliktir a.q salagi.Defolun gidin lan midemi bulandiriyorsunuz ,bu nasil bir beyin mekanizmasidir  bu nasil bir dusunce sistemidir lan.


    Hep denedin. Hep yenildin. Olsun yine dene , yine yenil ama daha iyi yenil !
  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    C_e_Z_a
    C_e_Z_a's avatar
    Kayıt Tarihi: 30/Ağustos/2005
    Erkek

    içimizdeki bazı fındık beyinliler varki ; onları anlamak bazen çok ama çok güçleşiyor.

    Askerle alıp veremediklerinin taaa seneler öncesine dayandığını biliyoruz! Askerin darbe yaparak Türkiye'yi seneler öncesine götürdüğünü söyleyenler; amaçlarına ulaştığında çağın çok gerisine döndürmek isteyenlerdir aslında.İrtica amaçları, şeriat emellerinin önündeki en büyük engel TSK'dır.Bu sebepden ; Taraf gibi, Yeni Şafak gibi, bir bakıma Sabah gibi,ATV ve STV gibi yandaş medyanın ileri gelen grupları ; bu tip aslı olmayan kağıt parçalarını hazine bulmuşcasına,sanki o belgeyle koca bir orduyu egale edebilecekmişcesine bastırmaya çalışıyolar o minnacık beyinleriyle.

    Kuyruk acısından öte hiç bişey değildir.Askerden korkuyolar,postaldan tırsıyolar ama , arkalarında babamız,dayımız,amcamız gibi yakınlıkda bir hükümet olduğu için deli cesaretiyle bişeyler yapmaya çalışıyor,yapabileceklerine inanıyolar.

    Bırakın bunları ! Sizin yıpratmaya çalıştığınız kurumda, her gün milyonlarca vatan evladı - ' Herşey vatan için' diye dağlarda,ovalarda bangır bangır bağırarak dosta düşmana biz buradayız diye mesaj gönderiyor. Öyle köklü, öyle halkla iç içe-halkdan varolmuş bi kurumu, dünkü bok bu gün kokunca kendini bişey sanan hocalarınız,hacılarınızla yıkabileceğinizi mi sanıyosunuz ? Sizin Başbakan diye taptığınız adam daha o kuruma evlatlarını gönderememiştir.Göndermemektedir...

    Sorarım hangi iktidar partisi mensubunun bir evladı şehit düşmüş, hangisi yaralanmış? İşte önlerindeki en büyük engel olan bu kuruma,zerre kadar yararı olmadan - ortadan kaldırmak istemeleri sadece ve sadece bir çıkar ve kuyruk acısı meselesidir.

    Ordu'nun hangi kolunda bir imam bilim ve teknik bölümlerine başkan olabilmiş? Hangi bölümünde, yayın ve radyo kurumunun başındaki adam kanal sahibi bir düzenbaz ve sahtekar??

    Kendi pisliklerini halı altı yapıp, TSK ile ateş dansı yapmaları-bizim iyi niyetli aklına kötülük gelmeyen ama bir durum olduğunda bilgili,o işin erbabı sayan halkımıza Türk Silahlı Kuvvet'lerine karşı soğutma ve kışkırtma eylemleri içine girdiklerini göremeyecek kadar kör iseniz; o fındık kafalı arkadaşlara biraz daha beyin jimnastiği tavsiye ederim.

    Dikkatli adım atın, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni halkla zıt durumlara getirip, halkı 'HALKA' yıktıracağınızı sanıyorsanız - hayatınızı son saniyesine kadar boşuna harcamışsınız demekden başka size bişey diyemem heralde.Ordusuyla varolmuş bir milleti, götü boktan sebepler ve uyduruk hikayelerinizle ayrıştırırız diyosanız , elinizden geleni ardınıza koymayın ama 17 Eylül 1961 senesini unutmasınlar, 3 Şubat 1931 ide keza...

    Bu ülkede Ordu'dan daha güçlüsü yoktur, Ordu'ya kafa tutacak kurum yoktur.

    Buda benim bu konudaki son sözüm olsun : ' Yiyemeyeceğiniz sikin altına yatmayın...'

    :)


    Makaleyaz.Net - Türkiye'nin Makale Alım-Satım Platformu
  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    RETRET
    RETRET's avatar
    Kayıt Tarihi: 16/Eylül/2007
    Erkek

    SucH bunu yazdı:
    -----------------------------
    SeRDaR bunu yazdı:
    -----------------------------
    @Such  efendi ağzını topla ağzını Tsk her zaman böyle dalavereler çevirmiştir ne demek oluyor içiniz deki pisliğiakıtmayın böyle sözlerle ordudan alinizi çekin  kurum içinde biri yanlış yapsa dahikuruma bu atfedilmez
    -----------------------------
    evet doğru diyosun. genelleme yapmak istemedim. haklısın o konuda. fakat tsk içindede şerefsizler vardır. sadece kolruğunu düşünen, rütbe almak isteyen, darbe maceraları yaşamak isteyenelr var fakat tsk da bunlara hiçbir yaptırım uygulamaz ise kurum olarak bu suclamalara maruz kalırlar.   eğer suclanmak istemiyosan çürükleri ayırcaksın, yok ayırmıcam diyosan o zaman cıkıp tsk ypıratılmak isteniyu gibi demogoji yapmıcaksın.

    -----------------------------

    anında analiz:

    evet doğru diyosun. genelleme yapmak istemedim.(bir geri)

    haklısın o konuda.(stop)

    fakat tsk içindede şerefsizler vardır.(vitese tak)

    sadece kolruğunu düşünen, rütbe almak isteyen, darbe maceraları yaşamak isteyenelr var (ileri)

    fakat tsk da bunlara hiçbir yaptırım uygulamaz ise kurum olarak bu suclamalara maruz kalırlar(attır vitesi).

    eğer suclanmak istemiyosan çürükleri ayırcaksın,(ver gazı)

    yok ayırmıcam diyosan o zaman cıkıp tsk ypıratılmak isteniyu gibi demogoji yapmıcaksın. (çık otobana)

    hacı senide yasemin çongar gibi paraylamı tuttular? sen medyummusun niyet okuyorsun, vardır var yapmazsa istemiyorsan yapacaksın edeceksin, de get kardeşim uçurtma yap, film seyret, psikolojin bozulmuş senin, ne yazdığını bilmiyorsun sen.

     

    Taraf Gazetesi'nin mali kaynakları her daim tartışma konusu oldu.

    Bunun temel nedeni de, gazete yönetiminin sık sık "batıyoruz, bu ay sonunu getirmemiz zor" gibi açıklamalar yapması.

    Medyaya yansıyan son açıklama gazete yönetiminin çalışanlarına "Haziran'da para bulma umudumuz var, eğer o da olmazsa herkes kendine iş arasın" şeklindeydi.

    Bu "kaynak" neresidir, bilinmiyor.

    Ancak görünen bazı kaynaklar var.

    Taraf Gazetesi "İrticayla Mücadale Eylem Planı" belgesinden sonra tam sayfa reklamlar almaya başladı.

    İşin ilginç tarafı reklamı veren şirketlerin adı daha önce medyada "cemaatin şirketleri" diye çıkmasıydı.

    Tabii serbest piyasada şirketler getirisi olan yayın araçlarına reklam vermekte özgürler. Şirketlerin bu politikalarına kim karışabilir ki...

    Uzatmayalım...

    Bakalım Taraf Gazetesi'ne bugün kimler ne reklam verdi:

    Gazetenin ikinci sayfasında tam sayfa UFO vantilatörleri reklamı var. Şirket yeni bayiler bulmak için Taraf Gazetesi'ni seçmişti! Demek ki Taraf'ı esnaflar da okuyordu...

    Taraf'ın üçüncü sayfasının dörtte üçü bir reklamla kaplıydı: Bellona.

    Kayserili mobilya şirketi de reklam için Taraf'ı seçmişti.

    Türk Telekom sadece son günlerde değil bir süredir Taraf'a reklam veriyor. Zaten bu şirket ayrıca cemaate yakın internet sitelerine de bol bol reklam vermesiyle tanınıyor.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, "yaya üst geçitleri" proje yarışmasını Taraf'ın 13'üncü sayfasını bütünüyle kaplayan tam bir sayfalık ilanla duyurdu.

    Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın "stajyer kontrolörlük giriş sınavı" duyurusu yarım sayfaydı.

    Taraf'ın arka sayfasında ise Sinbo Magazalar zincirinin yarım sayfa reklamı vardı.

     

    Ayrıca gazetede çeşitli çeyrek sayfalık  reklamlar-ilanlar da bulunuyor.

    Sonuçta görünen o ki, Taraf sansasyonel haberler yaptıkça reklam-ilan almayı sürdürecek.

     


    Görmezden gelmek vicdanı olanların tavrı olamaz.
  9. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Tabela Fatihi
    kaygusuz
    kaygusuz's avatar
    Kayıt Tarihi: 06/Nisan/2007
    Erkek

    TÜRK MİLLETİNİN ORDUSU KÖSTEBEKLERİN SİNSİ HAREKATINA HEDEF OLUYOR, "AMA ORDU BİZİMDİR" DİYEN DİYEN BİR SES YOK MEYDANDA.

    SAMANYOLU TV ORDUYU MİLLETE İHANETLE SUÇLUYOR, AMA "ORDU MİLLETİNDİR" DİYE ORTAYA ÇIKIP BİR LAF EDEN YOK.

    SORUYORUM SİZLERE; EN BÜYÜK ULUSAL GÜCÜMÜZ OLAN ORDUMUZA YÖNELİK BU AĞIR SALDIRILAR NEDEN?
    ELBET BİR NEDENİ VAR...
    BUGÜN KARŞI KARŞIYA KALDIĞIMIZ DÖRT ANA DIŞ MESELE VARDIR; KIBRIS, KERKÜK, İRAN VE ERMENİSTAN. BU DÖRT MESELENİN BİZİM ULUSAL GÜVENLİĞİMİZ ÇERÇEVESİNDE SONUÇLANDIRILMASI GEREKİR Kİ,
    BU TOPRAKLARDA HUZUR VE GÜVEN İÇERİSİNDE YAŞAYALIM.
    BU DIŞ MESELELERİN YANINDA, GÖZDEN KAÇIRILMAMASI GEREKEN İÇ MESELELERİMİZ DE VARDIR. BUNLAR DA; TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜMÜZ İLE LAİK DEMOKRATİK SOSYAL HUKUK DEVLETİ YAPIMIZIN KORUNMASIDIR.
    BU SAYILAN HUSUSLAR ÜLKEMİZİN MİLLİ GÜVENLİK MESELELERİDİR VE MUTLAK SURETTE SAHİP ÇIKILMASI GEREKİR, AKSİ HALDE BU VATAN TOPRAKLARINDA YAŞATMAZ BİZİ BİZANS'IN ÇOCUKLARI.

    MİLLİ GÜVENLİĞİ DOĞRUDAN İLGİLENDİREN BU MESELERE SAHİP ÇIKMASI GEREKEN HÜKÜMETTİR YANİ ERDOĞAN HÜKÜMETİ. BU MESELELERİN KONUŞULMASI GEREKEN YER DE MİLLİ GÜVENLİK KURULUDUR. BU KURUL HÜKÜMET VE ORDUMUZDAN TEŞKİL EDİLİR. BUGÜN YAŞADIĞIMIZ SORUNLARIN KAYNAĞI DA BURADADIR. NEDEN Mİ?1. 12 NİSAN 2007'DE ORDUMUZ IRAK'A HAREKATIN YAPILMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEMİŞ AMA HÜKÜMET BUNA İZİN VERMEMİŞTİR.

    2. YİNE AYNI TARİHTE ORDUMUZ IRAK KUZEYİNDE BİR KÜRT DEVLETİ'NİN KURULMAKTA OLDUĞUNU VE BU DURUMUN GELECEĞİMİZE YÖNELİK BİR TEHDİT OLDUĞUNU SÖYLEMİŞ, AMA HÜKÜMET BU UYARILARI DUYMAZDAN GELMİŞTİR.

    3. BUNDAN CESARET ALAN BARZANİ KERKÜK'Ü İŞGAL ETMİŞ, BUNA DA ERDOĞAN HÜKÜMETİ TEPKİ GÖSTERMEMİŞTİR.

    4. KUZEY KIBRIS TÜRK DEVLETİ'Nİ RUMLAR TANIMAMAKTADIR. KUZEYDEKİ DEVLETİ İŞGAL EDİLMİŞ TOPRAKLAR OLARAK GÖRMEKTEDİR. HAL BÖYLE İKEN ERDOĞAN HÜKÜMETİ GÜNEYDEKİ RUMLARIN DEVLETİNİ TANIMIŞ VE AB ÜYESİ ÜLKE YAPAN ANLAŞMANIN ALTINA İMZA ATMIŞTIR. BUGÜN AB'DEN BAKTILDIĞINDA KIBRIS'TA TEK DEVLET VARDIR, O DA RUMLARIN DEVLETİDİR, KUZEYDEKİ TÜRK DEVLETİNİ TANIYAN YOKTUR. YAKIN GELECEKTE RUMLARA TÜRK LİMAN VE HAVA SAHALARININ AÇILMASI GÜNDEME GELECEKTİR.

    5. ABD VE İSRAİL, TÜRKİYE ÜZERİNDEN İRAN'I VURMA PLANLARI YAPMAKTADIR.

    6. AZERBAYCAN'IN ERMENİLER TARAFINDAN İŞGAL EDİLMİŞ TOPRAKLARI GÜNDEME GETİRİLMEDEN ERMENİSTAN'LA İLİŞKİLER GELİŞTİRİLMEKTEDİR.

    7. ERDOĞAN HÜKÜMETİNİN İZLEDİĞİ İÇ SİYASET MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ TEHLİKEYE DÜŞÜRMEKTE, TARİHTEN BERİ KARDEŞ OLAN TÜRK MİLLETİ, ETNİK KÖKEN VE DİNİ MEZHEP FARKLILIKLARI ÜZERİNDEN AYRIŞTIRILMAKTADIR.

    8. BİR TARİKAT, DEVLET İÇERİSİNDE DEVLET HALİNE GELMİŞ OLUP ATATÜRK CUMHURİYETİNE KARŞI FAALİYETLERİNİ DURMAKSIZIN SÜRDÜRMEKTEDİR.
    BU SAYILAN VE ÜLKEMİZ ALEYHİNE GELİŞEN BU DURUMLARA KARŞI TEPKİ GÖSTERMESİ GEREKEN TÜRK MİLLETİ BORÇLANDIRILMIŞ VE ERGENEKON KOD ADLI SORUŞTURMAYLA AKILLAR KARIŞTIRILMIŞ, GÜNDEMDE OLMASI GEREKEN MESELELER ARTIK GÖRÜLMEZ BİRR DURUMA GETİRİLMİŞTİR.
    MİLLİ GÜVENLİK KURULUNUN ASKERİ KANADI OLAN TÜRK ORDUSU ÇEVRESİNDEKİ KÖSTEBEKLERİN HEDEFİ DURUMUNA GETİRİLMİŞ, İŞBİRLİKÇİ MEDYA TARAFINDAN TÜRK ORDUSUNA KARŞI YAPILAN AĞIR SALDIRILAR ORDUMUZA SAVUNMA YAPMAYA ZORLAR BİR HALE GETİRMİŞTİR.

    TÜRK ORDUSU TÜRK MİLLETİNİN, TBMM'NİN VE HÜKÜMETİN ORDUSUDUR, AMA MECLİS VE HÜKÜMET ORDUMUZA YÖNELİK SALDIRILAR KARŞISINDA SESSİZDİR. ORDUMUZ SÜREKLİ YIPRATILMAYA ÇALIŞILMAKTA VE MİLLİ SAVUNMA GÜCÜMÜZ ZAYIFLATILMAKTA, ÜLKEMİZ VE ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİ TEHLİKEYE ATILMAKTADIR.

    TÜRKİYE GÜÇLÜDÜR, AMA BU GÜCÜ ZAYIFLATILMAKTADIR.
    TÜRKİYE GÜÇLÜDÜR, AMA BU GÜCÜNÜ KULLANAMAZ DURUMA DÜŞÜRÜLMEKTEDİR.
    TÜRKİYE GÜÇLÜDÜR, SORUNLARINI ÇÖZER, AMA GÜNDEMDE OLMASI GEREKEN KONULAR GÖZDEN KAÇIRILMAKTA VE SAVUNMA GÜCÜMÜZÜN TEMELİ OLAN ORDUMUZ TARTIŞILIR HALE GETİRİLMEKLE ENERJİMİZ TÜKETİLMEKTEDİR.

    İSTANBUL'DA YÜRÜTLEN SORUŞTURMA HUKUKİ BİR SORUŞTURMA OLMAKTAN ÇIKMIŞ, SİYASİ BİR MANEVRA GÜCÜ HALİNE GELMİŞTİR. SUÇ İŞLEYEN ELBET CEZASINI ÇEKECEKTİR, AMA BU SORUŞTURMA ADALETİ TECELLİ ETTİRMEK AMACINDAN ARTIK UZAKLAŞMIŞ VE SİYASALLAŞMIŞTIR.

    İŞTE BİZİ ÖRNEK ALIN;İFADEYE ÇAĞRILIYORUZ AMA İSTENİLEN İFADEYİ VERMEDİĞİMİZ İFADEMİZ TUTANAĞA GEÇMİYOR, BUNUN HESABINI SORAN VAR MI? YOK.

    ŞİKAYET EDİYORUZ, BUNU İŞLEME KOYAN VAR MI? YOK.

    ASILSIZ YERE ERGENEKON KASASI DEYİP BİZİ SORUŞTURUYORLAR, YİNE ŞİKAYET EDİYORUZ, BUNU İŞLEME KOYAN VAR MI? YOK.

    SORUŞTURMADAKİ KÖSTEBEKLERİ AÇIKLIYORUZ, BUNLAR HAKKINDA İŞLEM YAPAN VAR MI? YOK.

    DÖRT YILDIR FERYAT EDİYORUZ, BU HÜKÜMET TERÖR ÜZERİNDEN SİYASET YAPIYOR, MÜCADELE ETMİYOR, BU YÜZDEN BİZ ŞEHİT OLUYORUZ, DİYORUZ. DERDİN NEDİR EVLADIM, DİYE SORAN VAR MI? YOK.

    GENERALLER TERÖRİST BAŞI DİYE TUTUKLANIYOR, HAKLARINDA KONUŞMA YASAĞI VAR DİYE KİMSENİN SESİ ÇIKMIYOR, AMA ASIL TERÖRİST BAŞI İMRALI'DA YATAN YATTIĞI YERDEN ÖRGÜTÜ İDARE EDİYOR, BUNA DUR DİYEN VAR MI? YOK.

    O HALDE HEPİMİZİN OTURUP DÜŞÜNMESİ GEREK, NELER OLUYOR ÜLKEMİZDE DİYEREK.

    İŞTE SON ORTAYA ATILAN BELGE.
    BU BELGE SAVCILIK TARAFINDAN BULUNALI HAFTALAR GEÇTİ, VARSA SUÇLUYU GİZLİCE BULMAK YERİNE BELGE MEDYAYA SIZDIRILIP ORDUMUZ TARTIŞMALARIN İÇİNE ÇEKİLDİ, BU MUDUR SORUŞTURMA!

    BELGEYİ ELİNDE BULUNDURDUĞU İDDİA EDİLEN AVUKATIN İFADESİ ALINMIŞ, AMA BU BELGE İLE SORULAN BİR SORU YOK, NEDEN? AMAÇ SUÇLULARI BULMAK MIDIR, YOKSA ORDUMUZU YERDEN YERE VURMAK MIDIR, NEDİR BU İŞ!

    ADALET, ADALETİ KULLANANLARIN ELİYLE YOK EDİLİYORSA EĞER, BUNU ÇÖZECEK OLAN YİNE ADALET OLMALIDIR. BU BÖYLE GİTMEZ, GİTMEMELİDİR. EĞER Kİ YÜKSEK YARGI BU SORUŞTURMAYI İNCELEMEYE ALMAZ İSE EĞER, YARIN YAŞAYACAKLARIMIZ ŞUNLAR OLACAKTIR

    1. İSTANBUL SAVCILIĞI GENELKURMAY'DAKİ ALBAYI SORGULAYACAKTIR, İZİN VERİLİRSE EĞER.
    2. BU ALBAYIN SORGUSUNDAN YOLA ÇIKARAK SAVCILIK, GENELKURMAY İÇERİSİNDE SORUŞTURMAYA BAŞLAYACAKTIR.
    3. SORUŞTURMA DEYİP GENELKURMAY'DAKİ EVRAKLARA EL KOYACAK VE KARARGAHTA GÖREVLİ SUBAYLARI BELKİ DE GENERALLERİ DE SORGULAYACAK, BELKİ BİR KISMINI TUTUKLAMAYA SEVK EDECEKTİR.
    4. İSTANBUL'DA YÜRÜYEN SORUŞTURMA YÖN DEĞİŞTİRİP TÜRK ORDUSUNUN YÜKSEK KARARGAHINA YÖNELECEKTİR.

    5. BÖYLESİ BİR DURUMA DÜŞÜRÜLECEK OLAN ORDUMUZ GÖREV YAPAMAZ HALE GETİRİLECEK, SÖZLERİMİN BAŞINDA SAYDIĞIM İÇ VE DIŞ MESELELER KARŞISINDA TAVIR ALAMAYACAK, TÜRK ORDUSU BİR YANDAN MİLLETİ KARŞISINDA GÜVEN KAYBETMEYE BAŞLAYACAK, AMA ÖTE YANDAN DA İÇ VE DIŞ MİHRAKLARA KARŞI MÜCADELE GÜCÜNÜ DE KAYBETMEYE BAŞLAYACAKTIR.

    BUNU TÜRK MİLLETİNE YAPMAYA KİMİN HAKKI OLABİLİR!
    SORUŞTURMAYSA SORUŞTURMA, YAPILSIN SORUŞTURMA AMA BÖYLE DEĞİL, YIKARAK PARÇALAYARAK BÖLEREK
    YOK EDEREK DEĞİL. YASALAR VAR, SORUŞTURMANIN N KURALLARI BELLİDİR, HUKUK İÇİNDE YAPILSIN.

    AMA ANLAŞILAN O Kİ, KİMSENİN HUKUK İÇİNDE KALARAK BİR SORUŞTURMA YAPMAYA NİYETİ YOK.

    BU DURUMDA KENDİMİZİ, MİLLETİMİZİ, ORDUMUZU KORUYACAĞIZ, BİZ DE DÜŞÜNCELERİMİZ SÖYLECEĞİZ, YAPILANLAR YANLIŞSA, BU YANLIŞTIR DİYE HAYKIRIP KARŞI ÇIKACAĞIZ. DEMOKRASİYSE EĞER, DEMOKRASİ İŞTE BUDUR.
    UNUTMAYINIZ Kİ BAZI DEĞERLERİMİZ KAYBEDİLDİKTEN SONRA GERİ KAZANILMASI ÇOK ZORDUR. O HALDE KAYBETMEYECEĞİZ, KAZANACAĞIZ, SESİMİZİ DUYURACAĞIZ...

    "ERGENEKON GÖLGESİNDE İHANETİ YAŞAMAK" İSİMLİ KİTABI MUTLAKA OKUYUNUZ, BİR HAFTA OLDU SİZİN BİLGİNİZE ULAŞALI.
    KİTABI DİĞERLERİNDEN AYIRAN EN BÜYÜK ÖZELLİK, KÖSTEBEKLER, KÖSTEBEKLERİ GÜN YÜZÜNE ÇIKARMAYA ÇALIŞTIK BU KİTAPTA.
    EĞER Kİ ADALET BU KÖSTEBEKLERİ GİZLENDİKLERİ YER ALTINDAN ÇIKARIP HESAP SORMAZ İSE, YABANCI GÜÇLERİN GÜDÜMÜNDEKİ BU KÖSTEBEKLERİN TEZGAHLARI ALTINDA SÜRÜKLENİP GİDECEĞİZ BİR MEÇHULE DOĞRU. BUNU BİZE YAPMAYA KİMSENİN AHKKI YOKTUR. BUNA İZİN VERMEYE BİZİM DE HAKKIMIZ YOKTUR.
    ARTIK HERKES OTURUP DÜŞÜNMELİ, NEREYE SÜRÜKLENİYORUZ DİYEREK... DÜŞÜNMELİ VE DÜŞÜNCELERİNİ AÇIK AÇIK SÖYLEMELİ, TAVRINI ALMALI, GİDİŞAT İYİ DEĞİLSE EĞER, NE YAPACAĞINA KARAR VERMELİ, ÇÜNKÜ BU ÜLKE, BU ORDU, BU İNSAN, BU BAYRAK VE YARINLAR BİZİM...


    Erdal SARIZEYBEK

    erdal sarızeybeğin söyledikleri gerçekçi biraz okursak sonucu görürüz.


    Bu topraklar BAAS benzeri tek adamlı rejimlere geçit vermedi bugüne kadar
  10. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    1903
    1903's avatar
    Kayıt Tarihi: 04/Temmuz/2006
    Erkek
    ComputerWolf bunu yazdı:
    -----------------------------

    Gerizekali Such

    Askeri yargı, konumu gereği bağımlı ve taraflıdır.
    Yapısı, kuruluş mantığı böyledir.
    Askeri yargı mekanizmasının "Belge sahteymiş, eylem planı uydurulmuş" demesinin hiçbir kıymeti yoktur.
    O mekanizmaya ancak, 'Evet bu belge gerçektir' dediğinde (belki) inanılır.

    bu nasil bir salakli bu nasil bir gerizekalilk bir nasil bir ot beyinliliktir a.q salagi.Defolun gidin lan midemi bulandiriyorsunuz ,bu nasil bir beyin mekanizmasidir  bu nasil bir dusunce sistemidir lan.


    -----------------------------

    sana çok şey söylemek lazım ama inan haketmiyosun.görüşleri ters geldi diye banlayın adamı tabi.

    gücüne güç katmaya geldik.formanda ter olmaya geldik.Beşiktaş seninle ölmeye geldik BEŞİKTAŞ !
Toplam Hit: 4593 Toplam Mesaj: 55