folder Tahribat.com Forumları
linefolder Derin Konular
linefolder Kendi Elinle Teslim Olmak...



Kendi Elinle Teslim Olmak...

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    irem27
    irem27's avatar
    Kayıt Tarihi: 27/Ağustos/2010
    Dişi

    Kurtuluş Savaşı neden yapılmış ki?

    Cumhuriyeti kurmaya ne gerek vardı?

    Mondros, Sevr bizleri Avrupa ve Avrupa devletleri ile bütünleştiren,

    bizi onlarla birleştiren anlaşmalar ve belgeler değil miydi?

    Avrupa içimize girmişti. Siyasetiyle, şirketiyle, okullarıyla, gazetecileriyle ve tabii askeriyle...

    Tam olarak bütünleşmiştik. Elitimiz, siyasetçimiz, iş çevrelerimiz bu bütünleşmeyi

    büyük ölçüde onaylamışlardı. Yabancı orduların askerleri ile futbol maçları yapıyor,

    turnuvalar düzenliyorduk. Biz Avrupa'ya daha o zaman girmiştik.

    Elitimiz onlarla daha o zaman iç içe, kucak kucağa oturmuştu.

    Türkiye bölünmüş de ne olmuş sanki? Ermeni'si, Rum'u ve

    diğerleriyle gül gibi geçinip gidiyorduk. Bu bütünleşmeyi bozmaya ne gerek vardı.

    Hazır bütünleştiğimiz Avrupalıları ülkemizden çıkarmak için onlarla

    savaşmaya ne gerek vardı? Şikâyet edecek ne vardı ki? Avrupalılar biz ne zarar vermişlerdi ki?

    Elitimiz memnundu, gerisi de hiç önemli değildi. Köylü, gariban kimin umurundaydı ki?

    - Şirketleri buradaydı: Ne güzel, iç ticaretimizi, dış ticaretimizi, dokumamızı,

    tütünümüzü, gazımızı, elektriğimizi, demiryollarımızı, denizyollarımızı onlar idare ediyorlardı.

    Bütün bunlar Batılılaşmanın, Avrupalılaşmanın unsurları değil miydi sanki? Bu Avrupalı ve

    Batılı şirketleri kovarak suyu, elektriği, gazı, demiryollarını millileştirmeye ne gerek vardı?

    Daha sonradan özelleştirerek tekrar aynı şirketlere satmaya çalışacağımıza

    en baştan onlara hiç dokunmamak daha uygun olmaz mıydı?

    - Sonra ne gerek vardı Mustafa Kemal 'in misyoner okullarını kapatmasına,

    onların faaliyetlerini yasaklamasına? Şimdi teşvik etmiyor muyuz?

    Devlet liselerini, üniversitelerini bile İngilizce, Fransızca,

    Almanca dili ve hocalarıyla donatmıyor muyuz?

    - Mondros ve Sevr bu bölgeyi ve insanlarını Avrupa'nın ve

    Amerika'nın himayesi altına bir güzel sokmuştu.

    Şimdilerde, onların ordularını içimize sokmak için

    Meclis'lerden karar çıkarmaya çalışıyoruz.

    Karar çıkmıyor, adamlar bize kızıyorlar.

    O zaman hazır gelmişler, yerleşmişler; karar çıkartmaya bile gerek yoktu ki.

    Gül gibi geçinip gidiyorduk. Esnaf memnun, kiliseler dolu,

    Avrupa ve Amerika parası akmayacak mıydı? Beyoğlu'nun eğlence yerleri de

    dahil olmak üzere... Kim demiş 'Kurtuluş Savaşı' diye?

    Kim çıkarmış bu Kurtuluş Savaşı'nı? Adamları kovmuşuz,

    hem de savaşarak. Yalnız askerlerini değil şirketlerini,

    misyonerlerini, okullarını da göndermişiz. Cumhuriyet diye,

    bağımsızlık diye, Atatürk ilkeleri diye kopmuşuz Batı'dan.

    Utanmadan şirketlerini ve okullarını bile millileştirmişiz.

    Halbuki biz Tanzimat'la birlikte, Avrupa'yla bütünleşmek için

     ''Gayri millileşmeyi, bir milli politika olarak benimsememiş miydik''?.. Avrupa'yla

    bütünleşmek istiyorsan ulusal değil ''gayri milli'' olacaksın.

     - Bak, bazı büyük sermaye çevreleri ne güzel söylüyorlar;

    her şey gayri milli olmalı diyorlar. Mallar dışarıdan gelsin,

    akıl, kültür ne varsa dışarıdan gelsin. Din, eğitim dışarıdan

    gelsin demiyorlar mı? - Bazı tarikatlar da bu görüşü savunmuyorlar mı?

    Ulusal bir şey yoktur, bize Avrupa ve Amerika himayesi gerekir demiyorlar mı?

    Bizim askerlerle olmaz, bize onların askerleri uyar diye düşünmüyorlar mı?

    1919-1923 arasında ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarında yaptığımız

    hataları şimdi düzeltiyoruz. - Balta Limanı Antlaşması'na rahmet

    okutan Gümrük Birliği belgeleri imzalıyoruz. - Avrupa Birliği'ne bir

    güzel, ''tek yanlı bağlanıyoruz'' . - Eğitimimizi gayri milli hale getirip

    misyoner okullarına destek veriyoruz. - Türk Hava Yollarımızı,

    Tekelimizi, denizyollarımızı, sigaramızı, telefonumuzu yeniden

    yabancı şirketlere teslim ediyoruz. - Kısacası yeniden Avrupa'nın ve

    Amerika'nın himayesi altına giriyoruz. Aynen işgal yıllarında olduğu gibi,

    aynen Mondros, Sevr yıllarında olduğu gibi Batı ile bütünleşiyoruz.

     Evet değerli okurlar bütün bu yazdıklarıma ''Bu bir cennet'' diyenler var;

    bu, ''Yeniden cehennemin içine girmektir'' diye düşünenler var.

     

    Ya siz hangi taraftasınız? --------------------------------------------------------------------------------

     

    Bu yazı, Prof. Manisali'nın "Ya Siz Hangi Taraftasınız" başlıklı köşe yazısından alınmıştır.

    .


    There was an irem come unto the earth,born in the holy land of Pennsylvania,raised in the mystical east of Allentown.She believed she had the power to help herself and all mankind,so that others saw her power and came to her to be healed of their troubles and their many diseases.
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    pisikleet
    pisikleet's avatar
    Kayıt Tarihi: 30/Haziran/2010
    Erkek
    Ben daha 1. sınıfken aynılarını derste söylerdi aradan geçti 3 sene ülkenin en önemli iktisatcılarndan biri olan bu adamı ergenekon akıl hocası diye içeri aldılar hoş aldılarda sustumu yok geçenlerde genç bakış programında da vermişti ayarı tabi anlayana çok önemli ve mantıklı bir hoca.

    https://twitter.com/pisikleeet
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Mukan
    Mukan's avatar
    Kayıt Tarihi: 08/Ocak/2010
    Erkek

    Bugün anarşist damarım tuttu.

    100 yıldır Türk aydınlar böyle yazar çizerler. Jön Türklerden bu yana Avrupai tarzda muhalefet hep oldu. Yazdık, çizdik, yazdık, çizdik... Ne oldu? Son noktayı koyan Aziz Nesin oldu. "Türk milletinin %60'ı aptal ve koyundur."

    Şu isyan çıkan ülke Mısır'da Türkiye'de olan yolsuzluğun, baskının, hukuksuzluğun, şiddetin, pahalılığın yarısı yoktu. Araplar isyan etti. Diktatörü indirdiler.Dış etki mutlaka vardır. Ancak sokağa çıkılabileceğini gösterip gelecek için de siyaset kurumuna gözdağı verdiler.

    Türkiye'de 5 milyon kişi meclisin önünde olmadıkça Türkiye DÜ-ZEL-MEZ. 5 milyon kişi orada pinpon maçı yapsınlar (halkı isyana teşvik etmiyorum. Hem etsem ne olacak? Teşvik olmazlar ki...) Benzin 2 lira olur, asgari ücret 2 katına çıkar, yolsuzluklar sıfıra yakın olur... Her şey düzelir.

    Tarafı ne olursa olsun bizim millet zübüklere d*malmaktan bıkmadı. En aşırı sosyalist veya faşist olsak ne olacak? Sokağa çıkmak için bize çoban lazım, kaval lazım, lazım oğlu lazım.

    Bu millete 20 rönesans, 30 reform yaşatsan yine boş yine boş. Çok yaşamaz bu ülke. Demedi deme.


    Hakkımda atıp tutan birine rastlarsanız pm gönderin log ve görüntü kazanın. İster atın ister tutun.
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    exception
    exception's avatar
    Kayıt Tarihi: 20/Aralık/2009
    Erkek
    gayet mantıklı yaklaşımlar .

    A man may be born, but in order to be born he must first die, and in order to die he must first awake.
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    black_lord
    black_lord's avatar
    Kayıt Tarihi: 03/Temmuz/2007
    Erkek

    eXceptioN bunu yazdı:
    -----------------------------
    gayet mantıklı yaklaşımlar .
    -----------------------------

    çoğu bunların farkında olamadıktan sonra neye yararki

  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    exception
    exception's avatar
    Kayıt Tarihi: 20/Aralık/2009
    Erkek

    black_lord bunu yazdı:
    -----------------------------

    eXceptioN bunu yazdı:
    -----------------------------
    gayet mantıklı yaklaşımlar .
    -----------------------------

    çoğu bunların farkında olamadıktan sonra neye yararki


    -----------------------------

    aynen .


    A man may be born, but in order to be born he must first die, and in order to die he must first awake.
  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    AnaMuhalefet
    AnaMuhalefet's avatar
    Kayıt Tarihi: 12/Kasım/2007
    Erkek
    irem26 bunu yazdı:
    -----------------------------

    Kurtuluş Savaşı neden yapılmış ki?

    Cumhuriyeti kurmaya ne gerek vardı?

    Mondros, Sevr bizleri Avrupa ve Avrupa devletleri ile bütünleştiren,

    bizi onlarla birleştiren anlaşmalar ve belgeler değil miydi?

    Avrupa içimize girmişti. Siyasetiyle, şirketiyle, okullarıyla, gazetecileriyle ve tabii askeriyle...

    Tam olarak bütünleşmiştik. Elitimiz, siyasetçimiz, iş çevrelerimiz bu bütünleşmeyi

    büyük ölçüde onaylamışlardı. Yabancı orduların askerleri ile futbol maçları yapıyor,

    turnuvalar düzenliyorduk. Biz Avrupa'ya daha o zaman girmiştik.

    Elitimiz onlarla daha o zaman iç içe, kucak kucağa oturmuştu.

    Türkiye bölünmüş de ne olmuş sanki? Ermeni'si, Rum'u ve

    diğerleriyle gül gibi geçinip gidiyorduk. Bu bütünleşmeyi bozmaya ne gerek vardı.

    Hazır bütünleştiğimiz Avrupalıları ülkemizden çıkarmak için onlarla

    savaşmaya ne gerek vardı? Şikâyet edecek ne vardı ki? Avrupalılar biz ne zarar vermişlerdi ki?

    Elitimiz memnundu, gerisi de hiç önemli değildi. Köylü, gariban kimin umurundaydı ki?

    - Şirketleri buradaydı: Ne güzel, iç ticaretimizi, dış ticaretimizi, dokumamızı,

    tütünümüzü, gazımızı, elektriğimizi, demiryollarımızı, denizyollarımızı onlar idare ediyorlardı.

    Bütün bunlar Batılılaşmanın, Avrupalılaşmanın unsurları değil miydi sanki? Bu Avrupalı ve

    Batılı şirketleri kovarak suyu, elektriği, gazı, demiryollarını millileştirmeye ne gerek vardı?

    Daha sonradan özelleştirerek tekrar aynı şirketlere satmaya çalışacağımıza

    en baştan onlara hiç dokunmamak daha uygun olmaz mıydı?

    - Sonra ne gerek vardı Mustafa Kemal 'in misyoner okullarını kapatmasına,

    onların faaliyetlerini yasaklamasına? Şimdi teşvik etmiyor muyuz?

    Devlet liselerini, üniversitelerini bile İngilizce, Fransızca,

    Almanca dili ve hocalarıyla donatmıyor muyuz?

    - Mondros ve Sevr bu bölgeyi ve insanlarını Avrupa'nın ve

    Amerika'nın himayesi altına bir güzel sokmuştu.

    Şimdilerde, onların ordularını içimize sokmak için

    Meclis'lerden karar çıkarmaya çalışıyoruz.

    Karar çıkmıyor, adamlar bize kızıyorlar.

    O zaman hazır gelmişler, yerleşmişler; karar çıkartmaya bile gerek yoktu ki.

    Gül gibi geçinip gidiyorduk. Esnaf memnun, kiliseler dolu,

    Avrupa ve Amerika parası akmayacak mıydı? Beyoğlu'nun eğlence yerleri de

    dahil olmak üzere... Kim demiş 'Kurtuluş Savaşı' diye?

    Kim çıkarmış bu Kurtuluş Savaşı'nı? Adamları kovmuşuz,

    hem de savaşarak. Yalnız askerlerini değil şirketlerini,

    misyonerlerini, okullarını da göndermişiz. Cumhuriyet diye,

    bağımsızlık diye, Atatürk ilkeleri diye kopmuşuz Batı'dan.

    Utanmadan şirketlerini ve okullarını bile millileştirmişiz.

    Halbuki biz Tanzimat'la birlikte, Avrupa'yla bütünleşmek için

     ''Gayri millileşmeyi, bir milli politika olarak benimsememiş miydik''?.. Avrupa'yla

    bütünleşmek istiyorsan ulusal değil ''gayri milli'' olacaksın.

     - Bak, bazı büyük sermaye çevreleri ne güzel söylüyorlar;

    her şey gayri milli olmalı diyorlar. Mallar dışarıdan gelsin,

    akıl, kültür ne varsa dışarıdan gelsin. Din, eğitim dışarıdan

    gelsin demiyorlar mı? - Bazı tarikatlar da bu görüşü savunmuyorlar mı?

    Ulusal bir şey yoktur, bize Avrupa ve Amerika himayesi gerekir demiyorlar mı?

    Bizim askerlerle olmaz, bize onların askerleri uyar diye düşünmüyorlar mı?

    1919-1923 arasında ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarında yaptığımız

    hataları şimdi düzeltiyoruz. - Balta Limanı Antlaşması'na rahmet

    okutan Gümrük Birliği belgeleri imzalıyoruz. - Avrupa Birliği'ne bir

    güzel, ''tek yanlı bağlanıyoruz'' . - Eğitimimizi gayri milli hale getirip

    misyoner okullarına destek veriyoruz. - Türk Hava Yollarımızı,

    Tekelimizi, denizyollarımızı, sigaramızı, telefonumuzu yeniden

    yabancı şirketlere teslim ediyoruz. - Kısacası yeniden Avrupa'nın ve

    Amerika'nın himayesi altına giriyoruz. Aynen işgal yıllarında olduğu gibi,

    aynen Mondros, Sevr yıllarında olduğu gibi Batı ile bütünleşiyoruz.

     Evet değerli okurlar bütün bu yazdıklarıma ''Bu bir cennet'' diyenler var;

    bu, ''Yeniden cehennemin içine girmektir'' diye düşünenler var.

     

    Ya siz hangi taraftasınız? --------------------------------------------------------------------------------

     

    Bu yazı, Prof. Manisali'nın "Ya Siz Hangi Taraftasınız" başlıklı köşe yazısından alınmıştır.

    .


    -----------------------------

    Yazı fena değilmiş...Esti,Güncelleyim dedim.
    Bu arada İrem26, sen irem25'in kardeşi misin yoksa doğum günün olunca 26 mı yaptın :)

    Bir işi: " BİLMEYEN " ELEŞTİRİR, " AZ BİLEN " AKIL VERİR, " YAPAMAYAN " ÇAMUR ATAR, " BİLEN " YAPAR.
  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    zalimadam
    zalimadam's avatar
    Kayıt Tarihi: 08/Şubat/2011
    Erkek

    AnaMuhalefet bunu yazdı:
    -----------------------------

    .


    -----------------------------

    Yazı fena değilmiş...Esti,Güncelleyim dedim.
    Bu arada İrem26, sen irem25'in kardeşi misin yoksa doğum günün olunca 26 mı yaptın :)

    --------------------------

    soruyu esprili ve güzel sorduğun için cevap verme şansı yüksek :)

    yazı iyiydi ama anlayana....


    https://www.youtube.com/watch?v=Gz64XSVYy2g Giderayak bir fincan kahve daha!!! :)
  9. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    irem27
    irem27's avatar
    Kayıt Tarihi: 27/Ağustos/2010
    Dişi

    Dogum gunum ile 26 oldum , her 24 nisanda degisiyor :))

    Hayatın değeri uzun yaşanmasında değil, iyi yaşanmasındadır. Öyle uzun yaşamışlar vardır ki, pek az yaşamışlardır. Doyasıya yaşamak, yılların çokluğuna değil, sizin coşkunuza bağlıdır. (Montaigne)


    There was an irem come unto the earth,born in the holy land of Pennsylvania,raised in the mystical east of Allentown.She believed she had the power to help herself and all mankind,so that others saw her power and came to her to be healed of their troubles and their many diseases.
  10. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    AnaMuhalefet
    AnaMuhalefet's avatar
    Kayıt Tarihi: 12/Kasım/2007
    Erkek
    irem26 bunu yazdı:
    -----------------------------

    Dogum gunum ile 26 oldum , her 24 nisanda degisiyor :))

    Hayatın değeri uzun yaşanmasında değil, iyi yaşanmasındadır. Öyle uzun yaşamışlar vardır ki, pek az yaşamışlardır. Doyasıya yaşamak, yılların çokluğuna değil, sizin coşkunuza bağlıdır. (Montaigne)


    -----------------------------
    Ne güzel yapmışsın 26 daha bi hoşuma gitti :)
    Bu kadar çok alıntıyı konuya göre nasıl stokluyorsun daha çözemedim...
    Bir ara çay demleyim de sırrını anlatırsın belki o zaman!
    +@İrem26 Alıntı hevesin ve yaşam çoşkun hiç dinecek gibi gözükmüyor. Nice Yıllara Beraber :)

    Bir işi: " BİLMEYEN " ELEŞTİRİR, " AZ BİLEN " AKIL VERİR, " YAPAMAYAN " ÇAMUR ATAR, " BİLEN " YAPAR.
  11. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    irem27
    irem27's avatar
    Kayıt Tarihi: 27/Ağustos/2010
    Dişi

    Biraz fazla alingan oldugum dogru akapunkturu deneyecegim :)


    There was an irem come unto the earth,born in the holy land of Pennsylvania,raised in the mystical east of Allentown.She believed she had the power to help herself and all mankind,so that others saw her power and came to her to be healed of their troubles and their many diseases.
Toplam Hit: 2390 Toplam Mesaj: 14