folder Tahribat.com Forumları
linefolder Derin Konular
linefolder Su Götürmez Tanrı İzahı



Su Götürmez Tanrı İzahı

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    zeybekustasi
    zeybekustasi's avatar
    Kayıt Tarihi: 24/Mayıs/2012
    Erkek

    Anne babanızın, büyük ebeveynlerinizin veya
    akrabalarınızın tapınağa gittiklerini, bir puta taptıklarım, Gi-
    ta veya başka kitaplardan alınma cümleleri tekrarladıklarım
    veya bir ayin yaptıklarım gözlemlemişsinizdir. Bunları yap­
    maya ve bir şeye inanmaya din adım veriyorlar. Fakat sizce
    sahiden din bu mudur? Tapınağa gitmek, insan eliyle yapıl­
    mış bir putun ayaklarının dibine çiçekler koymak, ölene ka­
    dar her gün her yıl aynı ayini gerçekleştirmek din midir?
    Ve eğer din insan eliyle yapılmış bir şeye tapınmak değil­
    se insan zihninin ürünü olan bir şeye tapınmak mıdır? Bir ta­
    pmağa girdiğinizde put demlen taştan oyulma bir heykel gö­
    rürsünüz. İnsanlar o heykelin önüne çiçekler koyarlar, üzeri­
    ne su dökerler, üstünü örterler ve buna din adım verirler.
    Bunları yapmamanın dine uygun olmayacağım düşünürler.
    Ayrıca bizler Tanrı'nın ne olduğuna dair bir fikre sahibiz
    ve o fikri zihin yaratmıştır değil mi? Put zihin kullanılarak el
    emeğiyle yapılmıştır. Tanrı fikri ise zihinde üretilip saklanır,
    muhteşem bir şey olarak, kutsal put gibi tapınılması gereken
    bir şey olarak. Hem putu hem de fikri zihin yaratmıştır değil
    mi? Onlar kesinlikle Tanrı değildir, çünkü onları zihin icat et­
    miştir. Avrupa'da çarmıha gerilmiş çıplak bir insan heykeli
    görürsünüz; insanlar o figüre tapar. Burada Hindistan'da ay­
    nı şeyi farklı yolla yapıyoruz. İster Hindistan ister Avrupa is­
    ter Amerika'da olsun insanlar bir imgeye dua ediyorlar, bir
    fikre tapıyorlar ve yavaş yavaş, insan zihninin ürünü olan
    din adlı şeyi oluşturuyorlar.
    Gördüğünüz gibi, bizler yalnız olmaktan korkuyoruz, bi­
    ze yardım edecek birini istiyoruz. Sizin yaşınızdayken an­
    nemizin, babamızın, büyükbabamızın bize yardım etmesini
    isteriz ve keza yaşımız ilerledikçe yine başka birinin bize
    yardım etmesini isteriz, çünkü hayat çok zordur; bizi koru­
    yacak, ne yapmamız gerektiğini söyleyecek müşfik bir baba
    isteriz. Dolayısıyla yalnız kalmak, yardım görmemek kor­
    kusundan dolayı bize yardım edecek Tanrı'ya inanırız; ama
    o yine de zihnin bir icadıdır, değil mi? Korktuğumuz için ve
    yönlendirilmek istediğimiz, neyin doğru neyin yanlış oldu­
    ğunun bize söylenmesini istediğimiz için yaşımız ilerledik­
    çe aslında hiç de din olmayan bir din yaratırız. Bana kalırsa
    din bundan tamamen farklı bir şeydir ve asıl dini bulmak
    için insanın uydurduğu şeyden mutlaka kurtulmamız gere­
    kir. Anlıyor musunuz beni? Tanrı'nın ne olduğunu bulmak,
    gerçek olanı keşfetmek için insanın kendine empoze ettiği
    tüm o yalancı din tuzaklarından kurtulması şarttır. Ancak
    korkudan büsbütün arındığınızda gerçek olanı keşfedebilir­
    siniz. Büyüyüp hayata atıldığınızda korktuğunuz şeyin ne
    olduğunu keşfetmek, zihninizin raflarından onu alıp çıkar­
    mak, hiç kaçmadan ona bakmak için zekâ sahibi olmanızı
    gerektirir.
    Çoğumuz yalnız kalmaktan korkuyoruz. Hiç tek başımıza
    yürüyüşe çıkıyor muyuz? Çok nadiren. Her zaman birisinin,
    bizimle gelmesini istiyoruz, çünkü sohbet etmek istiyoruz,
    birisine bir hikâye anlatmak istiyoruz, sürekli konuşup duru­
    yoruz; hiç yalnız kalmıyoruz, değil mi? İnsan büyüdüğünde
    ve yalnız başına yürüyüşe çıkabildiğinde birçok güzelliği
    keşfediyor, Kendi düşünme tarzını keşfediyor ve çevresinde
    olan biten her şeyi gözlemlemeye başlıyor: dilenciyi, aptal
    adamı, zeki adamı, zengini ve yoksulu. Kuşların, ağaçların,
    yaprakta yansıyan ışığın farkına varıyor. Yalnız başınıza dı­
    şarı çıkarsanız bunları görebilirsiniz. Yalnız kaldığınızda çok
    geçmeden korktuğunuzu fark edersiniz. Ve işte korktuğu­
    muz için din adını verdiğimiz şeyi icat ettik.
    Tanrı ve ona nasıl yaklaşmanız gerektiği hakkında ciltler­
    ce kitap yazıldı; ama hepsinin temeli korkudur. İnsan korktu­
    ğu sürece gerçeği bulamaz. Eğer karanlıktan korkuyorsanız,
    dışarı çıkmaya cesaret edemezsiniz, yorganı üstünüze çeker
    uykuya dalarsınız. Dışarı çıkıp bakmak, gerçeği keşfetmek
    için korkudan sıyrılmanız gerekir, değil mi? Ama gördüğü­
    nüz gibi korkudan sıyrılmak çok zordur. Çoğu yetişkin insan
    ancak büyüdüğünüzde, bilgi toplayıp zihninizi disiplin altı­
    na sokmayı öğrendiğinizde özgür olabileceğinizi söyler. On­
    lar özgürlüğün çok uzakta, başlangıçta değil de sonda olan
    bir şey olduğunu sanırlar. Oysa hiç kuşkusuz çocukluktan iti­
    baren özgürlüğün yaşanması gerekir, aksi halde hiçbir za­
    man özgür olamazsınız.
    Gördüğünüz gibi, korkak yetişkin insanlar sizi disiplin altı-
    na sokuyorlar, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu size söylü­
    yorlar; şunu yapmalısın, bunu yapmamalısın, insanların söyle­
    diklerini aklından çıkarmamalısın diyorlar. Sizi adetlere, şab­
    lona, kalıba uydurmak için her tür kontrol mevcut ve buna di­
    siplin adı veriliyor. Çok genç olduğunuz ve korktuğunuz için
    siz de buna uyuyorsunuz, ama bu size yardım etmiyor, çünkü
    sadece uyum sağlamakla yetindiğinizde anlamazsınız.
    Şimdi meseleye başka türlü bakalım. Eğer disiplin altına
    sokulmamış, kontrol edilmemiş, bastırılmamış olsaydınız, is­
    tediğinizi yapmayacak mıydınız? Eğer size ne yapmanız ge­
    rektiğini söyleyen biri olmasaydı keyfinize göre hareket et­
    meyecek miydiniz? Muhtemelen ederdiniz, çünkü zorlamaya
    maruz kaldığınız, bastırıldığınız, bir kalıba döküldüğünüz
    için vereceğiniz tepki ona ters bir şey olurdu. Fakat varsaya­
    lım ki, çocukluktan itibaren, ta başından beri, okula başladık­
    tan sonra öğretmen bütün bu konuları sizinle konuştu ve si­
    ze ne yapmanız gerektiğini söylemedi, o zaman sizin tepkiniz
    ne olurdu? Ta başından beri, okula başlamanızdan itibaren
    öğretmen özgürlüğün ölüme yakın son şey değil de en baş­
    ta birinci şey olduğunu size anlattı, o zaman tepkiniz ne
    olurdu?
    Zorluk şu ki özgür olmak büyük ölçüde zekâ ister ve siz
    henüz özgür olmanın ne anlama geldiğini bilmiyorsunuz: Sa­
    hiden sevdiğiniz bir şeyi yapma özgürlüğüne kavuşmak. Ze-
    kânın işleyiş yollarım keşfetmenize yardım etmek öğretme­
    nin görevidir. Korkudan kurtuluşu sağlayacak olan zekâdır.
    Korku var olduğu sürece siz hep kendinize bir tür disiplini
    dayatırsınız. Şunu yapmalıyım, bunu yapmamalıyım, inan­
    malıyım, uyum sağlamalıyım, puja yapmalıyım ve benzeri.
    Bu öz-disiplin tamamen korkudan doğar ve korkunun oldu­
    ğu yerde de zekâ barınmaz.
    Öyleyse eğitim esasında kitap okumak, sınavlardan geç­
    mek ve iş bulmak meselesi değildir. Eğitim bundan tamamen
    farklı bir şeydir; beşikten mezara kadar uzanan bir süreçtir.
    Çok sayıda kitap okumuş hayli zeki biri olabilirsiniz, ama
    ben salt zekiliğin eğitimin bir göstergesi olduğunu düşünmü­
    yorum. Sadece zeki biriyseniz hayattaki birçok şeyi ıskalaya­
    bilirsiniz. Önemli olan nokta ilkin neden korktuğunuzu orta­
    ya çıkarmak, onu anlamak ve ondan kaçmamaktır. Eğer zih­
    niniz her tür talepten büsbütün kurtulursa, artık hasetçi, sa-
    hiplenmeci olmazsa, ancak o zaman Tanrı'nın ne olduğunu
    bulabilirsiniz. Tanrı insanların Tanrı dedikleri şey değildir.
    Tanrı ondan tamamen farklıdır; kavradığınızda, korkudan
    sıyrıldığınızda varlık kazanan bir şeydir o.
    Demek ki din aslında bir eğitim sürecidir, değil mi? Din
    neye inanılacağı ve neye inanılmayacağı meselesi değildir;
    keza ayin yapma veya batıl inançlara sarılma meselesi de de­
    ğildir. Hayatlarımızın son derece zengin olması ve korkak
    bayağı insanlar olmaktan kurtulmak için anlayışımızı gelişti­
    rerek kendimizi eğitme sürecidir din. Ancak böylece yeni bir
    dünya yaratabiliriz.
    Politikacılar ve dini liderler yeni bir dünyanın kurulması­
    nın genç insanların elinde olduğunu söylüyorlar. Bunu duy­
    madınız mı? Belki de yüzlerce kez duydunuz. Fakat onlar si­
    zi özgür olmanız için eğitmiyorlar; oysa yeni bir dünya kur­
    mak için özgür olmak gerek. Yetişkinler sizi kendi basmaka­
    lıp fikirlerine göre eğitiyorlar ve her şeyi berbat ediyorlar. Ye­
    ni bir dünyayı kuracak olanların sizler, yani genç kuşak oldu­
    ğunu söylüyorlar; ama aynı zamanda sizi bir kafese koyuyor­
    lar, değil mi? Hintli, Farisi, falanca veya filanca olmanız ge­
    rektiğini söylüyorlar. Eğer onların fikirlerine uyarsanız ke­
    sinlikle şimdiki gibi bir dünya yaratırsınız. Yeni bir dünya
    korkudan, batıl inançtan, kimi insanların yeni dünya idealin­
    den değil de ancak özgürlükten doğabilir.
    Siz gençler, gelecek kuşaklar, ancak sevmediğiniz veya
    anlamadığınız bir şeyi yapmak zorunda bırakılmaz ve özgür
    olacak şekilde eğitilirseniz yepyeni bir dünya yaratabilirsi­
    niz. işte bu nedenle henüz gençken gerçek devrimciler ol­
    mak, yani hiçbir şeyi salt kabullenmeyip, doğru olanı bulmak
    için her şeyi sorgulamak çok önemlidir. Ancak o zaman yeni
    bir dünya kurabilirsiniz. Aksi halde ona farklı bir ad taksanız
    da şimdiye değin varlığım hep korumuş olan o eski sefalet ve
    yıkım dünyasını sürdürürsünüz.
    Biz gençken genelde ne yaparız? Kızlar evlenir, çocuk ya­
    par ve yavaş yavaş solup giderler. Erkekler büyüdüklerinde
    geçimlerini kazanmak zorundadırlar, bu nedenle iş bulurlar
    ve sevsinler veya sevmesinler o işi yapmaya mecbur kalırlar.
    Evli ve çocuklu olmalarından doğan sorumluluklar üstlen­
    dikleri için kendilerine söylenenleri yapmak zorunda kalır­
    lar. Böylece isyan ruhu, sorgulama ruhu, içsel arayış ruhu sö­
    ner; yeni bir dünya kurmaya ilişkin tüm o devrimci fikirleri
    ezilir, çünkü hayat onlara çok ağır gelmektedir. Ofise gitmek
    zorundadırlar, onun için falanca işi yapmak zorunda kaldık­
    ları bir patronları vardır ve araştırma duygusunu, başkaldır­
    ma hissini, tamamen farklı bir yaşam tarzı yaratma hevesini
    yavaş yavaş yitirirler, geriye hiçbir şey kalmaz. İşte bu neden­
    le ta başından, çocukluktan itibaren isyan ruhunu korumak
    çok önemlidir.
    Gördüğünüz gibi, asıl anlamıyla din, Tanrı'yı bulmak,
    doğru olanı kendi başına keşfetmek için başkaldırmak de­
    mektir. Ne kadar eski ve saygıdeğer olurlarsa olsunlar sözde
    kutsal kitapları salt kabullenmek değildir din.


    https://www.youtube.com/watch?v=WC3-71NKwPw
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Piratebay
    Piratebay's avatar
    Kayıt Tarihi: 17/Nisan/2012
    Erkek

    çizik okuycam sonra.

    yada ne okucam ya puff.

    Piratebay tarafından 29/Eki/13 03:08 tarihinde düzenlenmiştir

    Japon yolları aşar Alman'ın babaannesi kaşar... https://thepiratebay.org/
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    unbalanced
    unbalanced's avatar
    Kayıt Tarihi: 14/Haziran/2006
    Erkek

    selam,

    yazı şekli hoş görünmese de okudum ve kusura bakma hocam ama boş laftan ibaret geldi. korkuyu ön plana çıkarıyor öncelikle, sonra da zincirlerinizi kırıp özgürleşin diyor.. ben kendimi ya da çevremdekileri ele alırsam neden korkuyorum? yaratıcdan mı? hayır? ailemden mi? hayır? çevremden mi? hayır? cehennemden mi? hayır..

    bir çok insan da böyledir.. yani özgürlüğü kısıtlanmış çok az insan olduğu düşüncesindeyim en azından benim ülkemde. bu adam hintli ve adamın şekillenmiş düşüncesi kendi şartlarına bağlı.. senin de gözünün önünde annen, farelerle birlikte süt içse ve bunlar bizim atamız dese sen de böyle söylersin..

    din bir yaşam tarzıdır, batıl ya da hak dinlerin hepsi böyledir. Eğer din hak ise bu yaratıcının dinidir. Eğer kendi kafana göre iş yaparsan bu senin dinin olur, yaratıcı ile bir bağı olmaz. çünkü yaratıcının dini, belirttiği kurallar esasındadır. 

    Ama haklı olduğu bir nokta var,o da sorgulama kısmı. İnsanlar önüne verileni direk kabul etmemeli, bunu düşünmeli, tartmalı, araştırmalı ve tamamen ikna olduktan sonra kabul etmeli. İşte bu durumda inanç sağlam olur ve ne olursa olsun kimse sökemez, çünkü sen arkasındaki gücü gerçekten biliyorsun. Benim durumum da böyle. Elbette hayat da insanlar da dinamiktir ama ben inancımı sağlam temellere oturtturdum, bunu da araştırmayla yaptım, korktuğum için değil, sadece öyle olması gerektiği için...

  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    karabudun
    karabudun's avatar
    Kayıt Tarihi: 30/Ağustos/2005
    Erkek
    zeybekustasi bunu yazdı


    ...Gördüğünüz gibi, asıl anlamıyla din, Tanrı'yı bulmak,
    doğru olanı kendi başına keşfetmek için başkaldırmak de­
    mektir. Ne kadar eski ve saygıdeğer olurlarsa olsunlar sözde
    kutsal kitapları salt kabullenmek değildir din.

    Bütün peygamberler aynı şeyi yapmış, eskiyi reddedip kendi tanrılarını bulmuşlardır. Sorun şu ki;

    Bulunan her tanrı beraberinde kurumsallaşacak bir din getirecektir.


    "Bugünden geru divanda, dergahta, bergahta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır." KaramanoğluMehmet Bey - 1277 -
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    zeybekustasi
    zeybekustasi's avatar
    Kayıt Tarihi: 24/Mayıs/2012
    Erkek
    unbalanced bunu yazdı

    selam,

    yazı şekli hoş görünmese de okudum ve kusura bakma hocam ama boş laftan ibaret geldi. korkuyu ön plana çıkarıyor öncelikle, sonra da zincirlerinizi kırıp özgürleşin diyor.. ben kendimi ya da çevremdekileri ele alırsam neden korkuyorum? yaratıcdan mı? hayır? ailemden mi? hayır? çevremden mi? hayır? cehennemden mi? hayır..

     

    Çok uzun bir pm göndermiştim dini öğrenme süreci ile ilgili. Belki şimdi korku yok ama din korkuyla öğretilmedi mi ? Yada Kur'anı Kerimde bir çok ayette inanmayanların vay haline denmiyor mu ? Yani iyiliklerin yanında korkuda salık verilmiyor mu ?

    Korku sadece din ile ilgili değil ki. Hayatın her saniyesi korku değil mi ? Bir şeyleri kaybetmemek için mücadele vermiyor muyuz. Kaybetmekten sürekli korkumuyor muyuz ? Gerçekten cehenneme gitmekten korkmuyor olabilir misin ? Hayatın her anından zevk alıyorsan zaten sen aydınlanmışsınıdır.

     

    Ama benim çevremde korkmayan kimse yok herkes parasızlıktan uykusuzluktan ölümden günahtan illa bir şeylerden kronik korkuyor.

    Kitabı sana pm attım. Baştan aşağı antitez üretebilirsin ama baştan sonra haklı diyenlerde var. Bunlara ne diyeceğiz. 

     

     


    https://www.youtube.com/watch?v=WC3-71NKwPw
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    hojucuk
    hojucuk's avatar
    Kayıt Tarihi: 05/Mayıs/2003
    Erkek
    zeybekustasi bunu yazdı

    Anne babanızın, büyük ebeveynlerinizin veya
    akrabalarınızın tapınağa gittiklerini, bir puta taptıklarım, Gi-
    ta veya başka kitaplardan alınma cümleleri tekrarladıklarım
    veya bir ayin yaptıklarım gözlemlemişsinizdir. Bunları yap­
    maya ve bir şeye inanmaya din adım veriyorlar. Fakat sizce
    sahiden din bu mudur? Tapınağa gitmek, insan eliyle yapıl­
    mış bir putun ayaklarının dibine çiçekler koymak, ölene ka­
    dar her gün her yıl aynı ayini gerçekleştirmek din midir?

    Ve eğer din insan eliyle yapılmış bir şeye tapınmak değil­
    se insan zihninin ürünü olan bir şeye tapınmak mıdır? Bir ta­
    pmağa girdiğinizde put demlen taştan oyulma bir heykel gö­
    rürsünüz. İnsanlar o heykelin önüne çiçekler koyarlar, üzeri­
    ne su dökerler, üstünü örterler ve buna din adım verirler.
    Bunları yapmamanın dine uygun olmayacağım düşünürler.

    Ayrıca bizler Tanrı'nın ne olduğuna dair bir fikre sahibiz
    ve o fikri zihin yaratmıştır değil mi? Put zihin kullanılarak el
    emeğiyle yapılmıştır. Tanrı fikri ise zihinde üretilip saklanır,
    muhteşem bir şey olarak, kutsal put gibi tapınılması gereken
    bir şey olarak.

    Hem putu hem de fikri zihin yaratmıştır değil
    mi? Onlar kesinlikle Tanrı değildir, çünkü onları zihin icat et­
    miştir. Avrupa'da çarmıha gerilmiş çıplak bir insan heykeli
    görürsünüz; insanlar o figüre tapar. Burada Hindistan'da ay­
    nı şeyi farklı yolla yapıyoruz. İster Hindistan ister Avrupa is­
    ter Amerika'da olsun insanlar bir imgeye dua ediyorlar, bir
    fikre tapıyorlar ve yavaş yavaş, insan zihninin ürünü olan
    din adlı şeyi oluşturuyorlar.


    budizm dedigi mumkun oldugunca kendine, digerlerine ve dogaya karsi iyi ve zararsiz yasayip , mumkun oldugunca kotuluklerden uzak varolma misyonu olan bir cesit yasam felsefesi. ruhani tarafi biraz agir bastigi icin, vaktiyle budizmi insanlara aktaran, yayan budha, saygin bazi kesisler, gecmiste varolmus bazi karakterler icin sembolik putlar yapmislar, hatirlamak , saygi sunmak amaci ile tapinaklarda ziyaret ederler vs..

    bu eylem ataturk bustu yapip , kosulsuz hurmet saygi sevgi gostermekten farksizdir.

    +

    toplumlarin yapisi , karakteri , inanci dinleri goreceli kilar. hak dini olmak zorunda degil tapilacak din. kendisinde dogru olani deklare ederken haddini bilmeli herkes nitekim mevzu hassas ve goreceli.

    tapinilmasi gereken kutsal put ? ehufhdjkasma lafa bak hizaya gel, oncesinde yazdiklarini curutmus cumleyi baglayacam derken.

    ''avrupada carmiha gerilmis ciplark bir insan heykeli gorursunuz; insanlar o figure tapar''.  figure tapar hea yapma yauw..

    hojucuk tarafından 29/Eki/13 03:51 tarihinde düzenlenmiştir

    C* ya hepsin ya hic..ya TÜRK"sün ya pic!
  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Lotus
    Lotus's avatar
    Kayıt Tarihi: 22/Eylül/2012
    Homo

    ne bu la fight club ın hindistan şubesi gibi , neyse biraz haklı olduğu yerler var sapına kadar saçmaladığı yerler var lakin sorgulamaktan bahsettiği kısımların çoğu doğru bir dine inanıyorsan bile en azından sadece ailen o dine mensup olduğu için inanma gerçekten inanıp inanmadığını sorgula bi o dini araştır öğren başka dinleri araştır doğruyu yanlışı tart , dinleri eleştirmekten korkma inandığın gerçekten tanrının gönderdiği din bile olsa onu eleştir eğer varsa birşeyleri öğrenmeye çalıştığın için tanrı sana kızmaz merak etme, insanlar çoğu şeyi düşünmeden yapıyor eline kuran alıp okusan hemen atlarlar yahu dur ne yapıyorsun abdestin var mı diye ama bu konuda düşünüp tartarsan bunun saçma bir durum olduğunu anlarsın , kutsalına saygıyıda mantıklı duymak lazım yani

  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    elcondor
    elcondor's avatar
    Banlanmış Üye
    Kayıt Tarihi: 28/Mart/2007
    Erkek
    Lotus bunu yazdı

    ne bu la fight club ın hindistan şubesi gibi , neyse biraz haklı olduğu yerler var sapına kadar saçmaladığı yerler var lakin sorgulamaktan bahsettiği kısımların çoğu doğru bir dine inanıyorsan bile en azından sadece ailen o dine mensup olduğu için inanma gerçekten inanıp inanmadığını sorgula bi o dini araştır öğren başka dinleri araştır doğruyu yanlışı tart , dinleri eleştirmekten korkma inandığın gerçekten tanrının gönderdiği din bile olsa onu eleştir eğer varsa birşeyleri öğrenmeye çalıştığın için tanrı sana kızmaz merak etme, insanlar çoğu şeyi düşünmeden yapıyor eline kuran alıp okusan hemen atlarlar yahu dur ne yapıyorsun abdestin var mı diye ama bu konuda düşünüp tartarsan bunun saçma bir durum olduğunu anlarsın , kutsalına saygıyıda mantıklı duymak lazım yani

    Bekara karı boşamak kolay.......................

    elcondor tarafından 29/Eki/13 04:25 tarihinde düzenlenmiştir

    .
  9. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    unbalanced
    unbalanced's avatar
    Kayıt Tarihi: 14/Haziran/2006
    Erkek
    zeybekustasi bunu yazdı
    unbalanced bunu yazdı

    selam,

    yazı şekli hoş görünmese de okudum ve kusura bakma hocam ama boş laftan ibaret geldi. korkuyu ön plana çıkarıyor öncelikle, sonra da zincirlerinizi kırıp özgürleşin diyor.. ben kendimi ya da çevremdekileri ele alırsam neden korkuyorum? yaratıcdan mı? hayır? ailemden mi? hayır? çevremden mi? hayır? cehennemden mi? hayır..

     

    Çok uzun bir pm göndermiştim dini öğrenme süreci ile ilgili. Belki şimdi korku yok ama din korkuyla öğretilmedi mi ? Yada Kur'anı Kerimde bir çok ayette inanmayanların vay haline denmiyor mu ? Yani iyiliklerin yanında korkuda salık verilmiyor mu ?

    Korku sadece din ile ilgili değil ki. Hayatın her saniyesi korku değil mi ? Bir şeyleri kaybetmemek için mücadele vermiyor muyuz. Kaybetmekten sürekli korkumuyor muyuz ? Gerçekten cehenneme gitmekten korkmuyor olabilir misin ? Hayatın her anından zevk alıyorsan zaten sen aydınlanmışsınıdır.

     

    Ama benim çevremde korkmayan kimse yok herkes parasızlıktan uykusuzluktan ölümden günahtan illa bir şeylerden kronik korkuyor.

    Kitabı sana pm attım. Baştan aşağı antitez üretebilirsin ama baştan sonra haklı diyenlerde var. Bunlara ne diyeceğiz. 

     

     

    Bana kimse dini korku ile öğretmedi, din kültürü sınavına çalışırken bile babam boşver o ders o kadar önemli değil matematiğe çalış derdi :) yani bi korkum yok. ha küçükken camii de kur'an öğrenmeye gitmiştim orda sözde hocanın bıraktığı büyük çocuklar bilmeyenlere sopayla vuruyordu, bana vurmadılar haıtlradığım kadarıyla ama onlara tepki olsun diye bi daha gitmedim kursa..

    bana kimse korkutarak bir şey öğretemez. Kur'an daki mesaja gelirsek, gelecek ile ilgili iki şey var. İyi olanlar için müjde, kötü olanlar için uyarı. Zaten uyarıyı takmayan adam korkar mı? Mesela duvarda sigara içmenin cezası 75 tl yazıyor, bu uyarı kimi korkutuyor?

    içmeyenler için bir problem var mı ? yok.. içenler için? içiyorsa yakalanma riskini göze almıştır demektir. ya kimsenin kontrol etmeyeceğini düşünüyor ya gelmeden söndürürüm diyor ya da polat gibi cezası neyse öderim diyor.. içip içmemek kişinin elinde, bir zorunluluk yok. Ama Allah ın adaletinden kaçmak yok, istese de istemese de..

     

    türkiyede korku imparatorlukları yaratmaya çalışıyorlar hep ama toplumun çok da korkak olduğunu düşünmüyorum, gerekirse resti çekiyorlar.. ben yurtdışındayken, otobüs kapı önünde bekleyenlere müsade eder misiniz ineceğim diyemeyen yığınla insan gördüm..

    ya da ortak kullanılan bir banyoda ortalık biraz su oldu diye korkudan hemen yan odasında olmama rağmen arkadaş banyodan çıkmadan önce zeminde su olmasın çamur oluyor diyemeyip, banyoda yere küçük bi kağıda no water yazanları biliyorum ki benim yüzümü görmediler bile, sadece kız arkadaşımı görmüşlerdi.. hadi beni görüp korkmuşlar desem neyse ... yığınla böyle korkaklık vakaları var. ama türk insanının öz güveni tavan yapmıştır. belki bu ülkede yaşadığın için fark edemiyorsun ama yurtdışında bunu çok bariz görebiliyorsun. bir arkadaşım kalabalık içinden geçemeyince bana derdi ki, sen türksün sen geç (ki ben de peşinden gelebileyim).. 

     

    patronuna kafa atan, hocasını çöpe atan çok kişi biliyorum :) dini korkusu olan da çok olduğunu sanmıyorum. yani cehenneme girmemek için bir şeyler yapan insana rastlamadım açıkçası. zaten böyle olması doğru değil, korktuğundan değil de Allah a bağlılığından iyi yaşamak önemli.. 

     

    bu adamı daha önce söylemiştin, ben de diyorum ki adamın teorileri kendi çevresi/ülkesi/dini için geçerli olabilir sıkıntı yok. ben de orada yaşasam ve o dinin mensubu olsam aynı şeyleri düşünürdüm. Ama bizim din anlayışımz böyle değil. Çünkü islam'da kısas var. Sana zulm ediliyorsa, senin geri püskürtme hakkın var. Hristiyanlıktaki gibi, sana bir tokat atana diğer yanağını dön mantığı yok. !! 

  10. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Yigit
    Yigit's avatar
    Kayıt Tarihi: 17/Temmuz/2005
    Erkek

    cidden işiniz mi yok böyle düzensiz bi şekilde yazılmış yazıları okumaya vakit harcıyorsunuz. :/

  11. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    RETRET
    RETRET's avatar
    Kayıt Tarihi: 16/Eylül/2007
    Erkek

    Baslangiçta söz vardi. söz tanri'yla birlikteydi ve söz tanri'ydi. Burada söz İsa kişiliğinde tanrı manasıdır.

    Din, insanın kıçından anlamaması gereken enteresan bir olgu. Yani odunu adam da yapabilir, adamı davar da yapabilir. Her din kurumsallaşır ve kurumsallaştıkça özünden uzaklaşır, en iyi örnek kilise ve papalıktır. Hristiyanlık bir kitap dini olmamasına karşın kurumsallaşmıştır. İslam için de benzer çabalar var, politik malzeme olarak hilafet zor iş.

     

     

     

     

    RETRET tarafından 29/Eki/13 04:56 tarihinde düzenlenmiştir

    Kesinleşen zorunlu silivri tatilim nedeniyle 07.08.2021 tarihine kadar aranızda olamayacağım. Hesap online görünürse giriş çıkış olursa hesap ve sitenin çalışır durumda olup olmadığına bakan yakınlarımdır. Sevgiyle kalın.
Toplam Hit: 1656 Toplam Mesaj: 24