10 Kasım
-
arkadaşlar cw konusuna bende katılıyorum hiç ilgi yok bu gençlik böylemi!!!!!
-
YIKIN HEYKELLERİMİ ;
ey milletim;
ben, mustafa kemal'im
çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim
hala en hakiki mürşit değilse ilim
kurusun damağım dilim
özür dilerim...
unutun tüm dediklerimi
yıkın diktiğiniz heykellerimi
özgürlük hala
en yüce değer
değilse eğer...
prangali kalsın diyorsanız köleler
unutun tüm dediklerimi
yıkın diktiğiniz heykellerimi...
yoksa çağdaş medeniyetin bir anlamı
ortaçağ'a taşımak istiyorsanız zamanı
baş tacı edebiliyorsanız
sanatın içine tüküren adamı
unutun tüm dediklerimi
yıkın diktiğiniz heykellerimi
yetmediyse acısı, şiddeti, savaşın
anlamı kalmadıysa
yurtta sulh cihanda barışın
eğer varsa ödülü silahlanmayla yarışın
unutun tüm dediklerimi
yıkın diktiğiniz heykellerimi
özlediyseniz fesi peçeyi
aydınlığa yeğliyorsanız karanlık geceyi
hala medet umuyorsanız
şıhtan şeyhten dervişten
şifa buluyorsanız
muskadan, üfürükçüden
unutun tüm dediklerimi
yıkın diktiğiniz heykellerimi
eşit olmasın diyorsanız kadınla erkek...
kara çarşafa girsin diyorsanız
yobazın gazabından ürkerek...
diyorsanız ki okumasın
kadınımız kızımız;
budur bizim alın yazımız
unutun tüm dediklerimi
yıkın diktiğiniz heykellerimi
fazla geldiyse size hürriyet, cumhuriyet
özlemini çekiyorsanız
saltanatın sultanın
hala önemini anlamadıysanız
millet olmanın
kul olun, ümmet kalın
fetvasını bekleyin şeyhülislam'ın
unutun tüm dediklerimi
yıkın diktiğiniz heykellerimi
"rahat bırakın beni!!!"M.Kemal ATATÜRK
-
onu sevmek onu ovmekdeğildir.anlamaktır...
unutmayacağız
-
Atatürk'ün Yadigarı Atatürk'ün cebinden saat çıkarıp armağan ettiği çocuklardan biride küçük Altan'dır. 1937 Haziran ayında İstanbul da ünlü Park Otel'de , küçük Altan'la konuşmalarından duygulanan Atatürk, değerli saatini vererek onu da ödüllendirmiştir. Bu olaydan iki yıl sonra (1939) Galatasaray Lisesi'nin ilk okul bölümünde okuyan küçük Altan, yaşantısındaki bu mutlu olayı bir gazeteciye şöyle anlatmıştır.
"İstanbul, 1937 Haziran. O gece erken yatmıştım. Annem, teyzesinin oğlu ile eve dönerken, Park Otel'in önünde bir kalabalık görmüşler. Atatürk'ün orada olduğunu anlayınca içeri girmişler. Derken annemin aklına ben gelmişim. Ağabeyime:
"Altan'ı çağıralım demiş. Gece yarısı karyolamı biri sallıyordu, gözlerimi açtım, karşımda Etem Ağabeyim:
'Çabuk Altan'
'Ne var?'
'Seni Atatürk'e götüreceğim'
Rüya görüyorum sandım.
'Atatürk mü? Ağabey beni aldatıyorsun. Atatürk gözle görülür mü hiç? Daha o zaman 6 yaşındaydım. Okula bile gitmiyordum. Anneme bazen sorardım:
'Anne Atatürk kimdir?
'Büyük adamdır'
'Büyük adamlar bizim gibi yer bizim gibi konuşurlar mı?' Ağabeyim böyle gece yarısı 'Seni Atatürk'e götüreceğim' deyince,anneme sorduğum şeyler birer birer aklıma geldi. Onun için inanamadım:
'Hiç Atatürk gözle görülür mü?'
Fakat ağabeyim: 'Vallahi atmıyorum, kalk! 'deyince fırladım.
'Şimdi Atatürk'ü görecek miyim?'
'Göreceksin!'
Artık iyice inanmıştım. Çabucak giyindim. Park otele gittik. Gittik ama Atatürk'ü hemencecik göremedim. Bir çok adamlar etrafını sarmışlardı. Annem beni kucağına alarak kalabalık arasında onu bana göstermeye çalışıyordu. En sonunda, iki kişinin omuzları arasından başımı uzatarak baktım. Bakar bakmaz da:
'Aaaaa anne , işte Atatürk! 'diye bağırdım.
Derken Atatürk eli ile bir işaret yaptı. Bu işareti yaparken anneme doğru bakıyordu. Fakat annem dalmıştı farkında olmadı. Atatürk bir daha işaret etti. Annem bu işareti de görmeyince yüksek sesle yaverine emir verdi:
'Hanıma söyleyin, lütfen yanındaki çocuğu buraya göndersin.'
A! Gösterdiği çocuk bendim. Atatürk beni çağırıyordu. Annem ne yapacağını şaşırmış her tarafı titriyordu,bana:
'Haydi Altan koş! Atatürk'e git' dedi. Ama onunla nasıl konuşacağını bana öğretmedi. Zaten vakitte yoktu ki…
Ben büyük bir adam gibi Ata'nın huzuruna çıktım, hemen sarılıp iki elini birden öptüm. O sordu:
'En çok kimi seviyorsun bakayım, anneni mi,babanı mı?' hemen atıldım:
'Ben en çok seni severim' 'Atatürk olduğum için mi?'
'Evet'
'Ne yaptım ki bu kadar çok seviyorsun?'
'Düşmanları denize döktün. Memleketi sen kurtardım.' Dedim.
Beni masanın üzerine çıkararak etrafındakilere gösterdi ve :
'Ne sevimli çocuk değil mi?' sonra beni sevip okşadı:
'Büyüdüğün zaman ne olmak istersin?'
Amcam Mualla tayyareci idi. Aklıma geldi:
'Tayyareci olacağım' dedim.
Atatürk o zaman kulağıma eğilerek şu sözleri söyledi:
'Çocuğum sen ne tayyareci, ne mühendis,ne de doktor olma. Büyük adam ol.'
'Söyle bakayım: Büyük adam olacağım de'. Ben tekrar ettim.
'Büyük adam olacağım'
'Aferin çocuğum'.
Atatürk, o gece hep benimle ilgilendi bilmem böyle ne kadar yanında kalmıştım. Galiba sabah oluyordu. Bir aralık:
'Dur' dedi,
'Sana bir hediye vereyim'
Annemim, 'kimseden bir şey alma 'diye sıkı sıkıya tembih ettiği aklıma geldi. 'Teşekkür ederim. Ben bir şey istemem,sonra annem darılır' dedim. Ben bunu söylerken, Atatürk elini cebine sokmuştu. Oradan çıkardığı bir saati,kordonundan tutarak boynumdan geçirdi.
'İleride büyüdüğün zaman kullanır, beni hatırlarsın' Ayrılırken tekrar anlımdan öptü. 'Bu günden sonra sen benim çocuğumsun. Verdiğin sözü unutma…Çalışıp çabalayacak büyük adam olacaksın ha!'
Atatürk'ün Altan' a verdiği değerli saate ilgili olarak da Altan 'ın annesi Bayan Didar, aynı gazeteciye şu bilgileri vermiştir:
'Atatürk'ün hediyesini o geceden beri,canımız gibi saklıyoruz. İlk zamanlar maddi değeri hakkında bir fikrimiz yoktu. Sonra onu bir kuyumcuya gösterdik. Onbeşbin lira değer biçti. Ziraat bankasında saklanan saat o gün için masanın üzerindeydi. İki buçuk mm kalınlığında, som platin bir saat bu. Gene platinden yapılmış kordona takılı,iki ucu mor yakutla kaplanmış platin bir kalemi de var. Saatin üzerinde gayet ince bir yazı ile şunlar okunuyordu:
-Turhal Şeker Fabrikası -arkasında da Gazi Mustafa Kemal'in ilk harfleri GMK. 'Fakat bizce onun en büyük kıymeti Atatürk'ün yadigarı oluşudur. Altan' ın üzerine nasıl titrediğini bir görseniz.' Küçük Altan, Atatürk'ün hediye ettiği bu saati büyüdüğü zaman annesinden alıp kullanacakmış. Sordum:
'Atatürk'e verdiğin sözü unutmuyorsun değil mi?' 'Unutmuyorum. Mutlaka büyük adam olacağım. Karnemde hiç kırık numaram yok'
-
ATAM'A SÖZÜM VAR…
Bu ülke, benim ülkemHer karışında ecdadımın kanı varHer karışında canı var…Bu ülke benim ülkem.İsimli isimsiz kahramanların,Benim için kazanıp,Bana bıraktığı ülkem…Burası benim ülkem.Ülkemde tek bir millet,Benim milletim…Lazı, kürdü, çerkezi ile tek millet,Benim Türk milletim…Ve benim sevgili Atam,Atatürk'üm, ilahım…Sana seslenmek istiyorum,Uzakta değil, yüreğimdesinToprakta değil, beynimdesin.Duyarsın beni biliyorum,Ve sana söz veriyorum:Uğruna ömrünü verdiğin ülkeni,Bana bıraktığın benim ülkemi,Ben de bana bıraktığın gibi,Bırakacağım giderken…Canım pahasına, kanım pahasına…Sana söz veriyorum sevgili Atam,Söz veriyorum NAMUSUM ÜZERİNE…Sen rahat uyu,Sevgili Atam, Atatürk'üm… -
Atam Rahat Uyu Unutmadık , Unutmayacağız , Unutturmayız...
Ama bu Hilmi Paşa KKK nin armasından Atatürk Kocatepe'de simgesini neden çıkardı annamış deilim :(
-
Allah rahmet eylesin
-
Atam; her 10 Kasımda bize işkence yapsalarda, sana laf atsalarda, seni bizden soğutmaya çalışsalarda, eğitimin içine sıçıp bizi mağdur bıraksalarda seni seviyoruz.
-
Rahmetle anıyor, Şükrediyoruz.Sen olmazan biz Türk Olamazdık.Allah rahmet eylesin, Huzur içinde uyu yüce Öderimiz..
-
Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen Türk İstiklalini Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur.Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün istiklal ve cumhuriyetini müdafaa mecburiyetine düşersen vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve delalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı!
İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Mustafa Kemal ATATÜRKRahmetle saygıyla ve özlemle anıyorum Atamızı ancak söylemeden de duramayacam. Nerde Atatürk'ün ülkeyi emanet ettiği o gençlik?
