folder Tahribat.com Forumları
linefolder Derin Konular
linefolder 3. Sınıf Ülkelerin Gelişimine Engel Olan Nedir ?



3. Sınıf Ülkelerin Gelişimine Engel Olan Nedir ?

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    kafkafkaf
    kafkafkaf's avatar
    Kayıt Tarihi: 18/Ağustos/2007
    Erkek

    Fatih bunu yazdı:
    -----------------------------

    Kafkafkaf,  hala en baştayız,  kendi  iman ettiğin kavramlar içinde kendin çalıp kendin oynamaya devam ediyorsun. Sana kısaca şunu soruyorum: Bana toplumun marksın veya yine o tayfadan teorisyenlerin iddia ettiği gibi sınıflara bölündüğünü kanıtlayabilir misin? Sınıf kavramını "Algı"dan "Olgu"ya taşıyabilirsen devam edelim. Bu ve benzeri kavramları olgu seviyesine yükseltemezsen burada keselim, zira bir başkasının öznel inancı üzerine tartışma yapmanın anlamı olmaz.


    -----------------------------

    1)Günümüzde geçinmek için birey ne yapmalı?

    *Üretmeli (Kâr sağlamalı)

    *Var olan birikimi(servet) kiraya vermeli (Rant)

    *İş gücünü pazarlamalı (Yevmiye)

    Yeterince nesnel mi? Devam edelim öyleyse.

     

    1a) İktisat biliminde üretim için ne gereklidir?

    Sermaye [reel(kapital) ve nominal(finans)]

    Emek(işgücü)

    Girişimcilik(Örgütleme)

    Doğal kaynaklar(hammade vb.)

    Yeterince nesnel mi? Devam edelim öyleyse.

     

    1b) Kiralama için ne gerekir?

    Servet yada doğal kaynakların sahiplenilmesi ve birikimi.

    Yeterince nesnel mi? Devam edelim öyleyse.

     

    1c) Emek gücü hangi durumlarda satılır?

    Eğer üretim sürecinde birey:

    Girişimcilik(örgütleme) becerisine sahip olabilmesi için geçerli olan "beşeri birikime" sahip değilse,

    Sermayeye sahip değilse; bağı bahçesi yok, parasal birikimi yok, kepçesi kamyonu fabrikası yoksa.

    Elinde kalan son şeyi yani EMEK GÜCÜnü satmaya MECBURDUR. Emek gücünü piyasada yok pahasına satar, bu gönüllü köleliktir çünkü ücretler piyasada tıpkı bir mal gibi oynar. Artı değeri yükseltmek zorunda olan firmalar bunu sürekli aşağıya çeker. Ücreti insan geçimi için gerekli olan zorunlu ihtiyaç gibi görmeyincede insanlık dışı hertürlü durumun ortaya çıkmaya başlar.

    Yeterince nesnel mi? Devam edelim öyleyse.

     

    2) Sosyal Sınıf nedir?

    Toplumbiliminde sınıf, bir toplumda guruplar arasındaki hiyerarşik yapıyı ifade eder. Bu yapı doğadaki herşeyde görüldüğü gibi ekonomik şartlardan kaynaklıdır. Sınıflar arası çıkar farklılıkları vardır, buda ekonomik ve siyasi farklılıklara sebep olur.

    Tarih boyunca yaşanan her dönemde (İlkel komünal toplum, köleci toplum, feodal toplum, ara merkantilist toplum, kapitalist toplum, emperyalist toplum) 

    sınıflar olmuştur bunlar birbirleriyle kendi çıkarları için savaşmış devrimler katliamlar yaşanmıştır. Yine her dönemde hatta her toplumda sınıflararası ilişkiler farklılık göstersede genel itibariyle ekonomik koşullar doğa yasalarından ileri gelmesinden dolayı matematiksel sapmaz bir yapı göstermişlerdir. İlkel komünal toplumlarda sınıfların çok silik olması-olmaması yerleşik hayattan sonra aristokrasi ve köleci üretimin başlaması bir tesadüf değil tarihsel zorunluluktur.

    Yeterince nesnel mi? Devam edelim öyleyse.

     

    3)Günümüz dünyasına ve toplumalrına genel bakış

    Günümüzde sosyal sınıfları senin kabul edip etmemen üretim araçlarına ve finansa sahip kişilerin olduğu, sahip olmayanların ise emekgücünü satmak zorunda kaldıkları gerçeğini değiştirmez. Aynı şekilde bu sınıfların açık yada gizli bir savaşım içinde olduğu gerçeğinide değiştirmez.

    Geçmişte savaşan aristokrasi ve burjuva bu gün sömürüde en ileri noktaya ulaşabilmek için birlikte hareket edip finans-kapital diyebileceğimiz üst zümreler bile oluşturmuşken, silah şirketleri ve UFC gibi şirketlerin afrika üzerinde sevişircesine işbirliği yapmasına rağmen yinede inatla sömüren ve sömürülen ilişkisini görmüyor sınıflar yoktur diyorsan sana sadece kör diyebilirim.

    Umarım yeterince olgusaldır, eğer sınıfların hareket eğilimini olgusallaştırmamı istersen sana kitapları baştan yazmam gerekirki onun yerine yapılan tahililleri senin gözden geçirmen daha mantıklı, taaaa ilk insandaki hayatta kalma arzusundan başlayıp, buz çağları, göç etme zorunluluğu, tarım devrimi, sınıfların kültürel yapının oluşması.... sanayi devrimi, yeniçağ.... İrdeleyerek günümüzdeki sınıf davranış haritasını çıkarabilirsin.

    Tüm bunlar bir fantazi yada bir iki kişinin uydurduğu şeyler değil doğanın insan üzerindeki yansımalarıdır.


    http://emorcraft.blogspot.com.tr/
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Fatih
    Fatih's avatar
    Kayıt Tarihi: 17/Temmuz/2005
    Erkek

    kafkafkaf bunu yazdı:
    -----------------------------

    Fatih bunu yazdı:
    -----------------------------

    Kafkafkaf,  hala en baştayız,  kendi  iman ettiğin kavramlar içinde kendin çalıp kendin oynamaya devam ediyorsun. Sana kısaca şunu soruyorum: Bana toplumun marksın veya yine o tayfadan teorisyenlerin iddia ettiği gibi sınıflara bölündüğünü kanıtlayabilir misin? Sınıf kavramını "Algı"dan "Olgu"ya taşıyabilirsen devam edelim. Bu ve benzeri kavramları olgu seviyesine yükseltemezsen burada keselim, zira bir başkasının öznel inancı üzerine tartışma yapmanın anlamı olmaz.


    -----------------------------

    1)Günümüzde geçinmek için birey ne yapmalı?

    *Üretmeli (Kâr sağlamalı)

    *Var olan birikimi(servet) kiraya vermeli (Rant)

    *İş gücünü pazarlamalı (Yevmiye)

    Yeterince nesnel mi? Devam edelim öyleyse.

     

    1a) İktisat biliminde üretim için ne gereklidir?

    Sermaye [reel(kapital) ve nominal(finans)]

    Emek(işgücü)

    Girişimcilik(Örgütleme)

    Doğal kaynaklar(hammade vb.)

    Yeterince nesnel mi? Devam edelim öyleyse.

     

    1b) Kiralama için ne gerekir?

    Servet yada doğal kaynakların sahiplenilmesi ve birikimi.

    Yeterince nesnel mi? Devam edelim öyleyse.

     

    1c) Emek gücü hangi durumlarda satılır?

    Eğer üretim sürecinde birey:

    Girişimcilik(örgütleme) becerisine sahip olabilmesi için geçerli olan "beşeri birikime" sahip değilse,

    Sermayeye sahip değilse; bağı bahçesi yok, parasal birikimi yok, kepçesi kamyonu fabrikası yoksa.

    Elinde kalan son şeyi yani EMEK GÜCÜnü satmaya MECBURDUR. Emek gücünü piyasada yok pahasına satar, bu gönüllü köleliktir çünkü ücretler piyasada tıpkı bir mal gibi oynar. Artı değeri yükseltmek zorunda olan firmalar bunu sürekli aşağıya çeker. Ücreti insan geçimi için gerekli olan zorunlu ihtiyaç gibi görmeyincede insanlık dışı hertürlü durumun ortaya çıkmaya başlar.

    Yeterince nesnel mi? Devam edelim öyleyse.

     

    2) Sosyal Sınıf nedir?

    Toplumbiliminde sınıf, bir toplumda guruplar arasındaki hiyerarşik yapıyı ifade eder. Bu yapı doğadaki herşeyde görüldüğü gibi ekonomik şartlardan kaynaklıdır. Sınıflar arası çıkar farklılıkları vardır, buda ekonomik ve siyasi farklılıklara sebep olur.

    Tarih boyunca yaşanan her dönemde (İlkel komünal toplum, köleci toplum, feodal toplum, ara merkantilist toplum, kapitalist toplum, emperyalist toplum) 

    sınıflar olmuştur bunlar birbirleriyle kendi çıkarları için savaşmış devrimler katliamlar yaşanmıştır. Yine her dönemde hatta her toplumda sınıflararası ilişkiler farklılık göstersede genel itibariyle ekonomik koşullar doğa yasalarından ileri gelmesinden dolayı matematiksel sapmaz bir yapı göstermişlerdir. İlkel komünal toplumlarda sınıfların çok silik olması-olmaması yerleşik hayattan sonra aristokrasi ve köleci üretimin başlaması bir tesadüf değil tarihsel zorunluluktur.

    Yeterince nesnel mi? Devam edelim öyleyse.

     

    3)Günümüz dünyasına ve toplumalrına genel bakış

    Günümüzde sosyal sınıfları senin kabul edip etmemen üretim araçlarına ve finansa sahip kişilerin olduğu, sahip olmayanların ise emekgücünü satmak zorunda kaldıkları gerçeğini değiştirmez. Aynı şekilde bu sınıfların açık yada gizli bir savaşım içinde olduğu gerçeğinide değiştirmez.

    Geçmişte savaşan aristokrasi ve burjuva bu gün sömürüde en ileri noktaya ulaşabilmek için birlikte hareket edip finans-kapital diyebileceğimiz üst zümreler bile oluşturmuşken, silah şirketleri ve UFC gibi şirketlerin afrika üzerinde sevişircesine işbirliği yapmasına rağmen yinede inatla sömüren ve sömürülen ilişkisini görmüyor sınıflar yoktur diyorsan sana sadece kör diyebilirim.

    Umarım yeterince olgusaldır, eğer sınıfların hareket eğilimini olgusallaştırmamı istersen sana kitapları baştan yazmam gerekirki onun yerine yapılan tahililleri senin gözden geçirmen daha mantıklı, taaaa ilk insandaki hayatta kalma arzusundan başlayıp, buz çağları, göç etme zorunluluğu, tarım devrimi, sınıfların kültürel yapının oluşması.... sanayi devrimi, yeniçağ.... İrdeleyerek günümüzdeki sınıf davranış haritasını çıkarabilirsin.

    Tüm bunlar bir fantazi yada bir iki kişinin uydurduğu şeyler değil doğanın insan üzerindeki yansımalarıdır.


    -----------------------------

     

     


    Sınıf kavramını kabul etmediğimi de nereden çıkardın? Konumuz Marksist sınıf kavramı değil mi? Konunun gidişine göre sınıf kavramı deyince kast edilen Marksist sınıf kavramıdır. 



    Kimse hiçbir yerde çalışmaya mecbur değildir, kişi isterse o işten çıkar başka işte çalışır. Yeteneksiz/zanaatsız ise kendi beşeri yeteneklerini geliştirmekten kendisi sorumludur. Gönüllü kölelik diye bir şey olmaz, bu saçma bir kelimedir, eğer gönüllülük varsa bunun adı kölelik değildir. Bu kavramların hiçbir anlamı yoktur. Zaten marx'ın uydurduğu kavramların birçoğunun ne anlamlara geldiği günümüzde bile itilaflıdır.

     

    Eğer iktisatçıysan o zaman kıt olan şeyin değerli, bol olan şeyin değersiz olduğunu da bilirsin. Eğer piyasada bir işi yapabilecek insan sayısı çok ise işçi ucuzdur, çünkü bu durumda işçi değersizdir. Bu iktisadın ve hayatın kanunudur. İşçinin değerinin artması için ya işçi sayısı ya da işletme sayısı çoğalmalıdır. Yani o sevmediğiniz, sömürü yaptığına inandığınız girişimciler/sermayedarlar ne kadar çok olursa işçinin değeri ve refah seviyesi de o kadar artar. İşçiler en çok değeri üretimin yoğun olduğu kapitalist devletlerde görmüştür, çünkü üretim gelişmiştir ve işçiye olan ihtiyaçtan dolayı işçinin değeri de artmıştır.  



    Açıkçası bu konudan sıkıldım ve bunları da tartışmak için yazmadım, sadece fikirlerimi belirtiyorum. 




    enjoy i'm vaccinated
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    UnutkanKronik
    kronik
    kronik's avatar
    Kayıt Tarihi: 31/Ekim/2009
    Erkek

    Genel olarak, bi göz gezdirdimde din diyen arkadaşlar olmuş, gerici olunmadıkca islam'ın aslının, ilimle içiçe olduğunu işaret eden bir hadisler, sözler,öğütler mevcuttur, sanayi ve teknoloji gelişmedikce üretim ve istihdam büyüyemedikce, sağı solu karıştırıp uzattıkca, engeller aşılamadıkca bu mevzular hep oyalamaya devam eder gider,

    şahsi görüş tabi nihayetinde bunlarda amerikanın oyunudur diyen olur elbet :):)


    Tanrı bizim yanımızdaysa, onların yanındaki kim?
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    seboist
    seboist's avatar
    Banlanmış Üye
    Kayıt Tarihi: 15/Temmuz/2008
    Erkek

    AMpul bunu yazdı:
    -----------------------------

    1. sınıf ülkeler


    -----------------------------


    ebedi devlet
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    kafkafkaf
    kafkafkaf's avatar
    Kayıt Tarihi: 18/Ağustos/2007
    Erkek

    Fatih bunu yazdı:
    -----------------------------


    Sınıf kavramını kabul etmediğimi de nereden çıkardın? Konumuz Marksist sınıf kavramı değil mi? Konunun gidişine göre sınıf kavramı deyince kast edilen Marksist sınıf kavramıdır. 



    Kimse hiçbir yerde çalışmaya mecbur değildir, kişi isterse o işten çıkar başka işte çalışır. Yeteneksiz/zanaatsız ise kendi beşeri yeteneklerini geliştirmekten kendisi sorumludur. Gönüllü kölelik diye bir şey olmaz, bu saçma bir kelimedir, eğer gönüllülük varsa bunun adı kölelik değildir. Bu kavramların hiçbir anlamı yoktur. Zaten marx'ın uydurduğu kavramların birçoğunun ne anlamlara geldiği günümüzde bile itilaflıdır.

     

    Eğer iktisatçıysan o zaman kıt olan şeyin değerli, bol olan şeyin değersiz olduğunu da bilirsin. Eğer piyasada bir işi yapabilecek insan sayısı çok ise işçi ucuzdur, çünkü bu durumda işçi değersizdir. Bu iktisadın ve hayatın kanunudur. İşçinin değerinin artması için ya işçi sayısı ya da işletme sayısı çoğalmalıdır. Yani o sevmediğiniz, sömürü yaptığına inandığınız girişimciler/sermayedarlar ne kadar çok olursa işçinin değeri ve refah seviyesi de o kadar artar. İşçiler en çok değeri üretimin yoğun olduğu kapitalist devletlerde görmüştür, çünkü üretim gelişmiştir ve işçiye olan ihtiyaçtan dolayı işçinin değeri de artmıştır.  



    Açıkçası bu konudan sıkıldım ve bunları da tartışmak için yazmadım, sadece fikirlerimi belirtiyorum. 


    -----------------------------

     

    Açık ol: "Sömüren ve sömürülen yoktur" diyorsan cidden tartışmayalım yazdıklarıma yazık. 

    Tartışmaya devam etmek istemiyorsan eyv. de geç o zaman. Artı değer kavramını bilmeden kıtlık teorisini emek piyasası üzerinden tartışmaya çalışma. Marksist sınıf kavramı sömüren ve sömürüleni ön plana koyar ve diğer sosyologlarla aynı kavramları tartışır.

    Marx'la ne alıp veremediğin var bilmiyorum ama bu kavramların hiçbirini o uydurmadı, sosyalizmi o uydurmadı, kapitalizm, liberalizm, burjuvazi, köylülük, feodalizm ondan öncede vardı, hatta kapitali bile halk için değil fransız jakoben iktisatçılarına karşı yazmıştır ve onların terimlerini kullanmıştır, sonra sosyalist kesimcede bu terimler benimsenmiştir.

    Kapitalizm aşamasındaki her ülkede proleterya sömürülmüştür, bunu heryerde her ortamda tartışır ispatlarım, zaten tartıştığımızda GÜNÜMÜZDE (Kapitalist değil emperyalist aşamada) sömürülen dünyanın vaziyetidir.

    Neyse uzatmayayım... Umarım kargaya kızıp bağcıyı  dövmeye devam etmezsin :)


    http://emorcraft.blogspot.com.tr/
Toplam Hit: 10576 Toplam Mesaj: 66