

Cumhuriyetin 80. Yolında Foto Muhabirlerinin Objektiflerinden Fotoğraflarla Türk Demokrasisi Tarihi
-
Cumhuriyet dönemi basını, Atatürk devrimlerinin topluma yerleştirilmesi ve yaygınlaştırılmasında en önemli etken olmuş; bu dönemde, Türkiye’deki kültürel değişimin canlı örneğini de basın fazlasıyla göstermiştir. Gelenekçi Osmanlı toplum yapısından modern bir topluma geçiş örnekleri Atatürk dönemi basınında yer alan fotoğraflarda açıkça görülmektedir. Kadına tanınan sosyal ve hukuksal hakları gündeme getiren basın ve özellikle foto muhabirleri, toplumda yeni bir kültürel yaşamın oluşturulmasında önemli bir misyon üstlenmişlerdir. Osmanlı gelenekçi ve eski kurallarının yerini alan çağdaş yaşama ilişkin yasa ve uygulamaları sıklıkla işleyen basın, bu sosyal reformlara ilişkin görüntülü belgelerle de toplumsal düşüncenin değişimine yol açmıştır. Üstelik bu bakış açısı farklılaşmanın kalıcılığı, yazılı tarihten daha çok fotoğraflarla sağlanmış, kitleleri etkisi altına almış ve bunu günümüzde de sürdürmüştür.
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
(1881-1938)

"Yeni Türkiye Devleti'nin kuruluşundan önce millet hiçbir zaman kendi tarihine, kendi hayatına, kendi refah ve mutluluk araçlarına sahip olmamıştı. Bugün bütün halk, hepimiz benliğimizi anlamış, mukadderatımıza egemen bulunuyoruz. Bütün düşüncelerimizi, çalışmalarımızı bu ülkenin bayındırlığına, refahına ayıracağız. Gayemiz budur ve bu gaye için varlığımızı bile ortaya atmaya hazırız.(1923)
Hükümetin iki hedefi vardır: Biri milletin korunması, ikincisi milletin refahının sağlanmasıdır. (1923)
Hükümetimizin tek hedefi iktisadi alanda, memleketin refahı için kendi serbestisini sağlamaktan ve her memleketin ayrı ayrı iyiliği ile genel refaha hizmet etmekten, siyasi alanda ise barış içinde yaşamak ve kendisini ve savunma araçlarını herkes için herkese karşı korumakla birlikte, başkalarının yaptığı oranda saldırı silahlarını ortadan kaldırmaktan ibarettir."
(1933- ABD Başkanına yazılan mektuptan-Mustafa Kemal Atatürk)
Koca Kasım Mahallesi, Islahhane Caddesi'nde üç katlı evde doğan Mustafa Kemal, ilk öğrenimine Hafız Mehmet Efendi mahalle mektebinde başladı. Ardından da Şemsi Efendi mektebine geçti. Üst üste acıların yaşandığı küçük Mustafa'nın evinde son ve kahredici yokluk, babası Ali Rıza Efendi'nin ölümüyle daha derinleşti. Böyle bir acıyla tanışan küçük Mustafa bir süre dayısının yanına gönderildikten sonra Selanik'e döndü ve burada öğrenimini tamamladı. Ardından da(1893) Askeri Rüştiye'ye kaydoldu. Buradaki öğretmeni Mustafa'ya, Kemal ismini verdi. Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadisi’ni (1896-1899) bitirdikten sonra İstanbul Harp Okulu’na girdi. Genç bir teğmen olarak buradan mezun olan Mustafa Kemal, hemen Şam'da 5. ordu emrine tayin edildi(1905-1907). İki yıllık bu görevinin ardından Yüzbaşı rütbesi alan Mustafa Kemal daha sonra Manastır'da III. orduya katıldı. Sonrasında İstanbul'a Hareket ordusu kumandanı olarak giden Mustafa Kemal(19 Nisan 1909) artık Kurmay Başkanı'ydı. 1910 yılında Fransa'ya gönderildi. Picardie Manevraları'na katıldı. 1911 yılında İstanbul'da Genelkurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı. 1911 yılında İtalyanların Trablusgarp'a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911'de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşı’nı kazandı. 6 Mart 1912'de Derne Komutanlığı’na getirildi. Ekim 1912'de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır'daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne'nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliği’ne atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915'te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ'da görevlendirildi....
Ali Rıza efendi (Atatürk'ün Babası)
Atatürk ve ailesi
Atatürk Derne Komutanı
Atatürk Trablusgarp’ta
Atatürk Rauf Orbay ile Sivas Kongresi'nde
Atatürk ve arkadaşları Sivas Kongresi'nde
1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı'nda, Mustafa Kemal Çanakkale'de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletleri’ne "Çanakkale geçilmez!" dedirtti. 18 Mart 1915'te Çanakkale Boğazı’nı geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası'na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915'te Arıburnu'na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal'in komuta ettiği 19. Tümen, Conkbayırı'nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915'te Arıburnu'nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferi’ni kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos'ta Kireçtepe, 21 Ağustos'ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşı’nda yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletleri’ne karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal'in askerlerine "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!" emri cephenin kaderini değiştirmiştir.
Zübeyde Hanım elini öptürürken
Devamı İçin Tıklayınız -
atatürk ün babası olarak tanıtılan kişinin resmi atatürk ün babasının resmi değildir. selanikte te kurulan asakir-i milliye taburunda görev alan subaylardan biri. atatürk ün bizzat kendisi de falih rıfkı ya '' bu bizim peder deil '' demiştir.
yıllarca bize tarihimizi böyle öğrettiler yalan,yanlış hatta başka bi konu daha söyleyim. atatürk ün doğduğu ev olarak bildiğimiz evde atatürk ün doğduğu ev deildir. atatürk manastır askeri idadisinden izinli olduğu zamanlarda orada oturmus fakat orada doğmamıştır. o evin arkasında bulunun ufak bir evde doğmuştur. fakat o bildiğimiz ev daha fiyakalı olduğundan bize atatürk ün doğduğu ev diye tanıttılar.
nyse bu konu böle uzar gider. doğru bildiğimizi sandığımız bir sürü şey var !
-
annesine acayip benziyor ama ikiz gibiler.
-
bu arada bi üstteki mesajımda, yazdığım saat niye gözükmüyor?
-
http://www.byegm.gov.tr/YAYINLARIMIZ/kitaplar/FMD/tr/index2.htm
sagolasin dostum bende bole birsey aramsitim dedigim gibi ::) la b nasil inecek ama yaw :) her bir sayfaya 1 resi koymuslar..
-
ellerine saglik guzel kardesim By_Gizemli
halkimizin tarihini iyi ogrenmeye sormaya ve sorgulamaya ihtiyacinin en cok gerektigine inandigim bu donemde bu tur calismalara cok ihtiyac var cunki yillarca bu halk hep kahramanlik masallari ile uyutulmus yanlislarimiz hep goz ardi edilmis basarili olanlar sindirilmistir
Darbelerin --siyasi partilerin uyarilma donemi ve Yeniden yapilanma donemi diye yumusatilarak sunulmasi da ayri bir komiklik