

Favori Melankolik Satırlarınız...
-
Doğru düzgün düşünebilmeye başladığım zamandan beri yer altı edebiyatı olsun, melankolik şiirler olsun hep bu tarz edebiyattan hoşlanmış biriyim. Bu karamsar edebiyatta gerçekten kendimi çok iyi hissediyorum anlatamam. Okulda bile 2.yeni edebiyatını dinleyip örnekler okurken kendimden geçmekteydim :D Ama bi yerden sonra kaynak tükendikçe, etrafınızdaki yazılar, internetin bu konudaki kısıtlı imkanları, kitapların pahalılığı arttıkça falan insanı elinde olanlar yetmemeye az gelmeye başlıyor. Neyse lafı uzatmaya luzum yok.
İlk ben başlıyorum neler sevdiğimi nasıl bir havadan hoşlandığımı anlayın diye. Sizinde bildiğiniz/sevdiğiniz şiir, romanlardan pasajlar, sözler vs. varsa bu konu altında paylaşalım. Ruhumuzdaki melankolik edebiyata olan açlığı doyuralım :)
Mesela ben psikopatlık derecesinde bir Hakan Günday fanatiğiyimdir. Tüm kitaplarını canım sıkıldıkça açar açar baştan okurum. İlk çıkan kitabı "Kinyas ve Kayra(2000)" ben çıkış yılında değilde daha çok ergen dönemlerimde okusam da beni bu tarz edebiyatı okumaya yönelten dünya harikası bir kitaptır okunması şiddetle tavsiye olunur. her sayfası altın niteliğindedir. Hakan Günday'dan pasajlar az paylaşmaya çalışacağım çünkü ondan bir şeyler yazmaya başlasam sabaha kadar yazarım buraya herhalde. Kitaplarda keçeli kalemle üzerini çizdiğim yüzlerce pasaj vardır :D
Onun haricinde karamsırlık kusan her şeye hastayım. Yazar seçmem dediğim gibi kaliteli olması önemlidir. Ama şu ana kadar üç aşağı beş yukarı okumaya çalıştığım ve beni benden alanları : Turgut Uyar, Edip Cansever, İlhan Berk, Attila İlhan, Oğuz Atay, Yusuf Atılgan, Charles Bukowski, Charles Baudelarie, Özdemir Asaf....... falandır. Neyse yine gaza geldik yazdık baya ya sevdiklerimi alayım şuraya artık :D
---
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular.
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular.
Bıraksam korkudan gözleri sislenir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir.
Yalnızlıklarımda elimden tuttular.
Uzak fısıltıları içimi ürpertir.
Sanki gökyüzünde bir buluttular
Nereye kayboldular şimdi kim bilir.
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir...
Attila İlhan---
Bozuk bir saattir yüreğim, hep sende durur...
Turgut Uyar---
Bir şey kaldı gecelerden birinde
Senden.
Öncesinde bilinmemiş bir şey,
Silinmez bir ses gibi giden..
Kelimelerden büyük, kelimelerin içinde,
Bir şey kaldı senden
Yaşamalar’ın arasında kaçamaklı.
Bir şey kaldı, bir denizin kıyısında senden,
Bakışlarla yüklü, söylemelerle sessiz..
Seninle dolu, seninle sensiz bir şey..
Arandıkça bulunmamış yıllar yılı,
Bulundukça aramaklı.
Özdemir Asaf---
Herkes geçer diyor, geçer mi Olric? Herkes ne bilir acımı. Herkes ne bilsin acımızı. Yaşar gibi yapmaktan, özlemez gibi yapmaktan, iyiymiş gibi yapmaktan, nefes alıp onu içimde tutmaktan, o nefeste boğulmaktan sıkıldım. Ki nefessizlikten değil nefesten boğulmaktır marifetimiz...
Oğuz Atay/Tutunamayanlar---
Yalnızlığa iyi bak, sahip çık. Kaç kişinin emeği vardır onda kimbilir...
Oğuz Atay---
İnsan sevdiğini bırakmaz, sevmek bırakır insanı...
Attila İlhan---
Ama biliyorum, izin vermeyecek insanlar rahatça kendimizi yok etmemize. Arkadaş olacaklar. Aşık Olacaklar. Sırdaş kesilecekler başımıza. Robinson'un bile yanına Cuma'yı veren dünya, üzerinde yaşayan bütün insanları tanıştırma gibi hastalıklı bir saplantıya sahipken uzak kalmamız çok zor olacak gündüzün ve gecenin seslerinden...
Hakan Günday
---
BUNU ÇOK SEVİYORUM LAN NEDENSE. HER OKUDUĞUMDA BENİ BENDEN ALIR BU KISACIK CÜMLE ÖBEĞİ.
Nerden başlasam yine oraya geliyorum. Ben gidiyorum. Ölüme, o büyük tümceye,
çalışacağım...
İlhan Berk---
Ne yaptıysam, dünyada yaşamayı öğretemedim kendime. Dünyayla aramda hep sorunlar oldu. Rahat bir adam olmak istedim hep. Ama işte sokağa çıkıp rahatça yürüyemiyorum. Öylece bakıp duruyorum sokağa, onu yazmak istiyorum. Bir kadının yüzü ilgilendiriyor beni. Cehennem diyorum ya hani, böyle bir şey işte...
İlhan Berk---
Günlük hayatın sıkıntısından biraz silkeler insanı, her şeyin aynı olmasından. Kişiyi bedenin ve aklın dışına çıkarıp duvara yapıştırır. Sanırım içmek, ertesi sabah tekrar hayata dönülebilen ve her gün tekrarlanan bir intihar biçimidir...
Charles Bukowski---
Sen, hür adam, seveceksin denizi her zaman.
Deniz aynandır senin, kendini seyredersin bakarken
Akıp giden dalgaların ardından
Sen de o kadar acı bir girdaba benzersin...
Charles Baudelarie---
Ben nerede değilsem, orada iyi olacakmışım gibi gelir...
Charles Baudelarie---
Güzel, her zaman bir garip olandır.
Charles Baudelaire---
Gelecek, geçmişin merhametine kalmıştır ve insan, ikisinin arasında bir kurbandır...
Hakan Günday
---
Benim tek düşündüğüm tonlarca C-4'ü dünyanın merkezine koyup bir karpuz gibi parçalanmasını seyretmekti.. Belki de tek sorun şuydu: biz ne istediğimizi bilememiştik hiçbir zaman.. Ve dolayısıyla herşeyi deniyorduk.. Belki görünce istediğimiz, uğruna yaşadığımız şeyi hatırlarız diye..
Hakan Günday
---
Düşünmem gerekiyordu. Her şeyi. Geride bıraktığım izden başlayabilirdim. Bembeyaz ve darmadağın. Sanki sürükleniyormuşum gibi. Sürünen değil, sürüklenen bir vücudun kardaki izi. Böyle görünüyor olmalıydı. Eğer doğumumdan itibaren bir iz bırakmış olsaydım arkamda, aynı böyle görünürdü. Sürüklenmişim gibi...
Hakan Günday
---
Yine Hakan Gündaya bağladım sonlarda durmam lazım durdum. ikinci postu alır doldururum yine baya :D
Saygılarımla...
-
..
-
Biraz duraksıyorum.
Gözlerimi ovuşturup tekrar yazmaya başladıktan sonra aklımda ki faili mechul düşüncelerin azad edilişinin cığlıklarını dinlemeye başlıyorum. Hepsi farklı noktalara doğru kaçışmakta ve hepsinden ayrı bir ton'la bağırışma sesleri geliyor..Tanrım çıldırmış olmalıyım bazı yargılarımı yavaş yavaş kırıyorum .. Evet sonunda güneşin doğuşunu görebiliyorum hissedebiliyorum..
İçimde anlamsız bir huzur var.
Beynimde ki onca yargının bir anda kaçışıp heycan ve garip bir sevinç içinde zafer bayrağını açıyorum..
Sonunda...
Yeniden duraksıyor ve bir tatlı esneme geliyor yine gözlerimi ovuşturuyorum bilmiyorum saçma gelecek belki ama, hakikaten bazı şeyleri unutmaya başlıyorum..
hemen bir sigara yakıp tekrar düşünmeye koyuluyorum..
Ne oluyor bana ?
Gerçekten ne oluyor farkında değilim.
Ağır bir piskoz belirtisimi gösteriyorum yoksa yine o karışık duygular mı depresif halde kan basıncımı etkiliyor ?
Hayır,
Hayır..
Gevşiyorum evet rahatladığımın farkındayım.
Susan bir şeyler var bu mekanda ve ilk defa bu kadar sessizliğin farkına varıyorum. Yanlız oluşumdan dolayı değil bu bundan çok eminim ama ters giden bir şeyler var.
Sağıma soluma bakıyorum anlam vermeye calışıyorum niçin bu sessizliğe eşlik ediyorum ki ?
Ah evet ..
Unuttuğum bir şeyler vardı ;
Bu yanlızlık bir alışkanlıktı,
Uzun boylu sessizlik ve birazda karanlık bir tebessüm.
Bakışlarımın hafiften mayıştığını ve giderek göz kapaklarımın aşşağı inişinin gıcırtılarını duyabiliyordum.
Büyük bir orkestra eşliğinde iki koldan bir senfoni oluşturuyorlardı.
Şimdi anlamaya başladım.
Fali meçhul duyguları öldürüyorum yavaş yavaş.
Sessiz bir mekanda, kendi ürettiğim yüksek sesli notaları anlamsızca basıp birer birer kaçırıyordum.
Umutsuzluğun, yanlızlığın şiiri dökülüyordu bedenimden ama bir türlü müziğe eşlik edemiyordu..
Ritime arşina olmadığım için her bir duyguyu karıştırıp hepsine ayrı anlam yüklüyordum acaba ondan dolayı olabilir mi ki bunlar ?
Yoksa hakikaten kafayı mı yiyorum ?
Olabilir..
Oda bir ihtimal.Her ihtimaller zincirinin ardından gelen çokça büyük bir soru işareti ve bir sürü anlamsız akıl almaz düşünce.
Hepsi bir vurgun yemiş gibi dibe batmakta..
Zoru başarıyorum galiba..
Dur bir bakayım ?
- Hepimiz aynı odadaydık aslında . .
-
Gelecegim, bekle dedi, gitti.
Ben beklemedim,
O da gelmedi
Ölüm gibi birsey oldu.
Ama kimse ölmedi !Özdemir Asaf
BÜYÜK İSTİFHAM ÜZERİNDE
1. şimdi sen olsan...
ilk sonbahar yağmuruyla oturduk hayli dertleştik
ben camın önündeydim o arkasındaydı
sen izmir taraflarında uzakça bir yerdeydin
dünden bugüne çektiklerin eksilmedi dedi yağmur bana
eksilmeyecek dedi bugünden yarına
bir hiçliğin koynunda istifham gibi büyüyeceksin
sual sorduğun herşey senden sual soracak
bitirdim sandığın vakit başladığını göreceksın
yağmurun altında insanlar biçimsizdiler
şimdi sen olsan ortalık şenlenecekti
sanki birdenbire ışıklar yanacaktı
oysa ben içimdeki kandili söndürecektim
2. gözlerimi kapasam
gözlerimi kapasam
akşam
bir karanlığın dibinden gözlerin ağzıma bakıyorlar
ellerimi yüzümü yıldızlarla yıkayorum
saçların boynuma sarılıyorlar
gözlerimi kapasam
sen boylu boyunca yanıbaşımdasın
dişlerinin arasında bembeyaz bir nilüfer
alevleri bile öpebilirmiş gibi
güçlü ve gururlu ağzın
beni öptüğün zaman erkek seni öptüğüm zaman kadın
yanıbaşımdasın
gözlerimi kapasam
senin için bir mısra tasarlasam
bir renk düşünsem
başımı senin dizine koyduğumu uyuduğumu düşünsem
çocuğunmuşum gibi saçlarımı okşadığını
kocanmışım gibi yakama çiçek taktığını
bir yağmur şehrin bütün seslerini öldürse
sen ve ben günün yirmi dört saatını öldürsek
boğazlasak
ellerin göğsüme girse avuçlayıp kalbimi koparsa
sımsıcak ben senin kanına girsem
kalbine kurulup otursam
gözlerimi kapasam
rüzgârın kapıları derhal açılacak
dağbaşlarının temkinli sessizliğiyle sonsuzluğu dinleyeceğiz
kendimizi inkâr edeceğiz
hele inkârımızı büsbütün inkâr edeceğiz
bütün münkirler günde beş vakit bizi inkâr edecekler
bir kibrit aydınlığında çatılmış kaşlarını göreceğim
jiletle çizilmiş gibi keskin
ince
içimde kanlı bir ihtilâl kopacak
dudakların bir akşam üstü dudaklarıma değince
kadehim kırılacak
münkirlere müminlere küfredeceğim
3. iki elin kızıl kanda
sökülüp
salkım salkım leylekler gelirse ilkbahar olur
kül mavinin yanına kirli sarı gelirse
sonbahar
sen benim yanıma gelirsen
kıyamet olur
bir damla gözyaşı okyanus boşluklarını doldurur
senin gözyaşların beş kıtayı eritirler
hünerli ellerin yeni bir dünya yaratırlar
gözlerimden milyonlarca yıldız çoğaltırsın
milyonlarca defa bakabilmem için
geceleri sana bir saniyede
parmaklarımdan istifhamlar çoğaltırsın
her ağacın dalına bir istifham asarsın
ölüme mahkûm eder beni asarsın
ben tutar seni asarım
karanlıkta kalmış çocuklara döneriz
artık ben diye bir şey kalmamıştır
sen diye bir şey yoktur
hiç gelmemişe döneriz
korkarız
gözlerine baktığım zaman
sonsuzluğu görebilmeliyim
parmaklarım dudaklarında dolaşırken
sonsuzluğa dokunmalı
konuştuğun zaman
sonsuzluğun sesini dinlemeliyim
bir istifham gibi eğilip
seni bir istifham gibi öpmeliyim
elimden ne gelirse yapmalıyım
bir tevrat bir incil bırakmalıyım
beni bir dağ başına koymalılar
başıma bir dağ koymalılar
anama avradıma sövmeliler
sen duymalısın
iki elin kızıl kanda olsa
gelmelisin
4. sen olmadığın vakit
sen olmadığın vakit büyük yalnızlığım var
dalgaların kendilerini taştan taşa vurmaları
sonbahar yıldızlarının sessiz sedasız çırpınmaları
ve büyük yalnızlığım var
biliyorsun hani o
rüzgârın gözüne karanlık bir yelken gibi açtığım
içimsıra vahşi bir kadın gibi taşıdığım yalnızlığım
sen olmadığın vakit o denizde
şarabım tuzlu bir lezzet kazanıyor
avuçlarımda bir ateş yanıyor
bir çift insan gözü
hırsızı iti uğursuzu
köpek gözü toz ve toprak
bir kadeh quantro bir kadeh rom bir kadeh yağmur
avuçlarımda ve çırılçıplak
sen olmadığın vakit ben de olmuyorum
o denizde gördüğüm sen
benim için bir şarkı söyleyecektin
hazırdın gitarını bir çocuk gibi dizlerine yatırdın
kanada'lı üç tayfa tezgâhın içine girdiler
karanlık kıllı kollarıyla şarkının içine girdiler
kavga çıktı birbirinin çenesini kırdılar
o denizde gördüğüm sen
benim için bir şarkı söyleyecektin
ağlayacaktın
görecektim
sıradan bir şarkı söyleyecektin
kanada'lı tayfalar kahrolup öleceklerdi
ben de ölecektim
5. değil mi ki...
şehrin üstünde tozlu bir ay silkinmektedir
mevsim yaz olmuş sonbahar olmuş ne umurum
değil mi ki o büyük istifham üzerindeyiz
birbirimizi seviyoruz
ve sevgimizden şüphe ediyoruz
ATTİLA İLHAN -
Haydi ama doldurmaya devam beyler bayanlar.
-
AŞK
Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben
Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben
Perde ardında sen ben dedikodusu var amma...
Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de benEy dünyanın işinden haberi olmayan sen yoksun
Dünya esen yel üstüne kuruldu..
Varlığımız iki yokluk arasındadır
Çevrendekilerde hiçdir sen de bir hiçsinMedresede söz vardır tekkede de hal
Fakat bu aşk sözden de dışarıdır halden de
İster şeriat müftüsü ol ister şehir vaizi
Aşk mahkemesine gelindi mi dilsiz kesilirBugün zevk etmek elindeyken zevkine bak
Yarını düşünmen beyhude bir heves
Bir çok kişiden arda kalanlar
Sana da kalmayacak sen de göçüp gideceksin...Ömer Hayyam
AĞUSTOS ÇIKMAZI
Beni koyup koyup gitme, n'olursun
Durduğun yerde dur
Kendini martılarla bir tutma
Senin kanatların yok
Düşersin yorulursun
Beni koyup koyup gitme, n'olursun
Bir deniz kıyısında otur
Gemiler sensiz gitsin bırak
Herkes gibi yaşasana sen
İşine gücüne baksana
Evlenirsin, çocuğun olur
Beni koyup koyup gitme, n'olursunAtilla İlhan
AYSEL GİT BAŞIMDAN
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum.
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum.
Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,
hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Benim için kirletme aydınlığını,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Islığımı denesen hemen düşürürsün,
gözlerim hızlandırır tenhalığını
Yanlış şehirlere götürür trenlerim.
Ya ölmek ustalığını kazanırsın,
ya korku biriktirmek yetisini.
Acılarım iyice bol gelir sana,
sevincim bir türlü tutmaz sevincini.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim.
Sevindiğim anda sen üzülürsün.
Sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,
uzak yalnızlık limanlarına.
Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,
Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.
Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.
Sakın başka bir şey getirme aklına.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim,
ölümüm birden olacak seziyorum,
hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim.
Aysel git başımdan seni seviyorum...Atilla İlhan
Şimdilik aklıma gelenler bunlar..Daha çok paylaşabilirim aklıma geldikçe :)
-
Bu konuya can vereyim biraz bayadır ikinci yeni şiiri okuyorum.
Hiç unutmam, hiç unutmam, hiç unutmam.
diyor birisi. Yineliyorum:
Hiç unutmam, hiç unutmam, hiç unutmam, hiç unutmayın!
İnsan nasıl direnir başka?
Hiç unutma...
Turgut Uyar--
Durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa,
Başta ve sonda ayrı olduğumuzdandı...
Turgut Uyar--
"Her şeyden biraz kalır." diyor birileri.
Çoğunluk haklıdır;
Kavanozda biraz kahve,
Kutuda biraz ekmek,
İnsanda biraz acı...
Turgut Uyar--
Ben nerde bir çift göz gördümse,
Tuttum onu güzelce sana tamamladım.
Cemal Süreya--
Birisi camı açar birden.
Haykırır:
Sende varsın ey hayat!
Tıpkı ölüm gibi.
Turgut Uyar---
Beklemek gövde gösterisi zamanın...
Cemal Süreya---
Sevgisiz bir bağlılık. Bu, insanı yaşaya yaşaya öldüren bir yaşamda sürükler. Sevgiyle bağlılık. Bu insanı öldüre öldüre yaşatan bir yaşamda sürdürür.
Özdemir Asaf---
Şimdi beni uçurumdan atsan, düşene kadar aklımdaki tek şey; sırtıma değen ellerin olurdu...
İlhan Berk---
Bir ölüm nefes alırken bir dudakta...
Öbür bütün şeyleri nasıl anlatmalı?
Turgut Uyar---
Ve duygular, beyin ve kalbe karşı en patavatsız emrivaki davranışlardı...
Bu da benim gece yarısı karalama olarak yazdığım bir paragrafın son cümlesi ekleyesim geldi :D