

Heryerde Herzaman Döner :)
-
harbı yahu sımdı olsa yerdık te bızım buralarda donerı bıldıgın kıymadan yapıolar be yaw ah memleketımde olacaktım kı
sımdı o guzel donerlerden yıyelım:(
-
Hocam dikkat de götveren naziler "auslaender raus" kapsamı altında sana da bir şey yapmasınlar .
Kültürünü yaşatman da gurur verici , helâl olsun .
-
kardeş bir soru sormanı istiyorum o şerefsizlere.
Sizin gibi avrupanın medeniyetin beşiği olduğunu iddaa eden bir ülke,fransada sözde ermeni soykırımı yok denilince o kişi içeri atılıyor.Peki siz ve avrupa, türklerden 301 i kaldırmasını nasıl bekliyorsunuz.Türkler böyle bir şey yok gelin bütün belgelerimizi inceleyin,ortak bir komisyon kuralım bu konuda çalışma yapsın denilince ona da yanaşmıyorsunuz.Belge ispat olmadan nasıl böyle birşeyi hala sürdürmekte devam ediyorsunuz
-
theimpossible bunu yazdı:
-----------------------------Alman dedin Fransız edin anlat da bilsinler o zaman :)19.yüzyılda Almanya nın Mülhaym şehrindeki Ren nehrinin bir yakasında
Almanlar, öbür yakasında da Fransızlar oturuyordu.
Fransızlar, her sene nehrin Almanlar'daki kısmına geçip mahsulün tümünü
toplayıp götürüyorlardı.
O sıralar, birliğini temin edemeyen güçsüz Almanlar ise buna fazla ses
çıkaramıyorlardı tabiî. Her sene böyle olunca çareyi Osmanlı Sultanına
durumu yazıp, imdat istemekte bulurlar.
Mektupta şöyle denmektedir:
Fransızlar her sene bize zulmediyor, mahsulümüzü elimizden alıyorlar.
Siz ki, dünyaya adalet dağıtan bir imparatorluğun sultanı, İslamiyet'in de
halifesisiniz. Bizi şu zulümden kurtarın. Asker gönderin. Ürünlerimizi
bu sene olsun toplama imkanı sağlayın.
Çöküş faslına girildiği bir zamana denk gelen yardım isteğini inceleyen
padişah asker göndermeyi mümkün ve gerekli görmez; yalnızca asker
elbisesi göndermeyi kâfi bulur ve cevabı bir mektupla beraber içi askeri elbise dolu üç çuval yollanır.
Şaşkına dönen Almanlar, çuvalı alıp
mektubu okurlar:
Fransızlar korkak ademlerdir.
Onlara yeniçeri göndermemize gerek yoktur.
Yeniçerimizin kıyafetini görmeleri kâfidir.
Çuval içindeki Osmanlı askerinin elbiselerini adamlarınıza giydirin.
Mahsul zamanı, nehrin görülecek yerlerınde dolaştırın. Karşıdan gören
Fransızlar için bu kâfidir.
Bağ bahçe sahipleri hemen Osmanlı askerinin kıyafetini kapışırlar.
Hasat vakti büyük bir heyecanla yeniçeri kıyafetinde, nehir kıyısında
dolaşmaya başlarlar.
Ertesi gün, karşıdan gelen haber, Almanlar'ın sevinç çığlıkları atmalarına
sebep olur:
Osmanlılar'dan imdat geldiğini düşünen Fransızlar, korkudan köylerini
de terkederek iç kısımlara doğru kaçmaktalar.
Mahsulünüzü rahatça toplayabilirsiniz. Zulüm sona ermiştir.
Bu olay, Mülhaymli'lerin gönüllerin de taht kurmuştur.
Giydikleri yeniçeri kıyafetlerini, daha sonra Mülhaym a bağlı Karlsruhe müzesine koyup ziyarete açarlar.
.
-----------------------------hoca süper paylasım eline saglık. madem türksün göster ürksün :D:D:D
-
CiRKiN bunu yazdı:
-----------------------------
theimpossible bunu yazdı:
-----------------------------Alman dedin Fransız edin anlat da bilsinler o zaman :)19.yüzyılda Almanya nın Mülhaym şehrindeki Ren nehrinin bir yakasında
Almanlar, öbür yakasında da Fransızlar oturuyordu.
Fransızlar, her sene nehrin Almanlar'daki kısmına geçip mahsulün tümünü
toplayıp götürüyorlardı.
O sıralar, birliğini temin edemeyen güçsüz Almanlar ise buna fazla ses
çıkaramıyorlardı tabiî. Her sene böyle olunca çareyi Osmanlı Sultanına
durumu yazıp, imdat istemekte bulurlar.
Mektupta şöyle denmektedir:
Fransızlar her sene bize zulmediyor, mahsulümüzü elimizden alıyorlar.
Siz ki, dünyaya adalet dağıtan bir imparatorluğun sultanı, İslamiyet'in de
halifesisiniz. Bizi şu zulümden kurtarın. Asker gönderin. Ürünlerimizi
bu sene olsun toplama imkanı sağlayın.
Çöküş faslına girildiği bir zamana denk gelen yardım isteğini inceleyen
padişah asker göndermeyi mümkün ve gerekli görmez; yalnızca asker
elbisesi göndermeyi kâfi bulur ve cevabı bir mektupla beraber içi askeri elbise dolu üç çuval yollanır.
Şaşkına dönen Almanlar, çuvalı alıp
mektubu okurlar:
Fransızlar korkak ademlerdir.
Onlara yeniçeri göndermemize gerek yoktur.
Yeniçerimizin kıyafetini görmeleri kâfidir.
Çuval içindeki Osmanlı askerinin elbiselerini adamlarınıza giydirin.
Mahsul zamanı, nehrin görülecek yerlerınde dolaştırın. Karşıdan gören
Fransızlar için bu kâfidir.
Bağ bahçe sahipleri hemen Osmanlı askerinin kıyafetini kapışırlar.
Hasat vakti büyük bir heyecanla yeniçeri kıyafetinde, nehir kıyısında
dolaşmaya başlarlar.
Ertesi gün, karşıdan gelen haber, Almanlar'ın sevinç çığlıkları atmalarına
sebep olur:
Osmanlılar'dan imdat geldiğini düşünen Fransızlar, korkudan köylerini
de terkederek iç kısımlara doğru kaçmaktalar.
Mahsulünüzü rahatça toplayabilirsiniz. Zulüm sona ermiştir.
Bu olay, Mülhaymli'lerin gönüllerin de taht kurmuştur.
Giydikleri yeniçeri kıyafetlerini, daha sonra Mülhaym a bağlı Karlsruhe müzesine koyup ziyarete açarlar.
.
-----------------------------hoca süper paylasım eline saglık. madem türksün göster ürksün :D:D:D
-----------------------------gerçekten mükemmel bi olaymiş :)
-
uzakdoğuda bile gordum dönerci :) soyle bi gercekte var bu tür gıdalar türkiyede oldugundan daha lezzetli ve dikkat edilerek yapiliyo dısarda cunki orda memleketi temsil ediyosun aynı damak tadını sunmak ve begendirmek zorundasın tabi sadece bu politikayla mekan acmayanda vardır.
-
çok fazla döner yeme.. daha sonra nefret edersin