Hoşgörü
-
Bazı arkadaşlar bir şey bekleyerek yaptığın iyilik değildir demiş. Bir teşekkür, basit bir tebessüm, memnun olduğunu gösterir bir ifade bize bir fayda sağlamaz ki. Sadece insanlar arasındaki diyaloğu sıcak kılar, insanlar birbiri ile yakınlaşır. Ben otobüste birine yer verdikten sonra, onun huzurunu bile içimde yaşadıktan sonra o bana gülümsemiş gülümsememiş, teşekkür etmiş etmemiş, benim ne bir yerim eksiliyor, ne de bir şey kazanıyorum. Ama bazı yaşlılar da var ki gerçekten ARSIZ olmuş.
Adam işten çıkmış, hali kalmamış, yığılmış otobüsün koltuğuna. Uyumamak için kendini zor tutuyor. Teyze misafirlikten çıkmış, eğlenmiş. İş çıkışı olduğu bile bile o otobüse biner, gider birinin başına çöreklenir. Eleman kalkıp yer vermek ister, ama adamın dermanı kalmamıştır. Ama o teyze misafirlikte çok yorulduğu için inat eder, illa o oturacak oraya... Allah'tan şimdi belediyeler yaşlı kartlarının kullanım sürelerini kısıtladı, iş başlama ve iş çıkış saatlerinde kullanamıyorlar.
Hanımefendi kucağında çocuğu ile minübüse biner, koltuğa oturunca kucağındaki çocuğu da yan koltuğa oturtur. Hiç umurunda olmaz minibüste kaç kişi varmış, oturmak isteyen olur mu... Biz küçükken otobüslerde, minibüslerde anamızın kucağında boşa oturmuşuz, salakmışız biz galiba.
Bu ve buna benzer çok örnek var. Sadece tek şehirde değil, her yerde var. Olay sadece yaşlılara hürmet değil. Eğer bir yaşlı bana hürmet etmiyorsa, ben de ona hürmet etmem arkadaş. Böyle insanları görünce de içimden gelen iyilik yapma isteği de yok oluyor. Ha iyileri de yok mu, var. Hem de hepsine canım feda. Oturmam gerekse bile otomatik kapının önündeki basamaklara bile otururum onlara yer vermek için.
Bir gülümseme, ufak bir teşekkür hiç kimseyi eksiltmez, büyütmez. Ama insanın içinde hissettirdiği o sıcaklık duygusu yeter de artar bile.
