folder Tahribat.com Forumları
linefolder Genel
linefolder Mustafa Kemal Atatürk



Mustafa Kemal Atatürk

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    BiGGest
    BiGGest's avatar
    Kayıt Tarihi: 01/Ağustos/2005
    Erkek

    bi kelime bulmussunuz yobaz yobaz...tutturdunuz gidiyosunuz..kazın ayagıda öyle gider.

     

     

    EDİT : ---------------Atatürkümüzün 2 yudum rakısında gözü kalanlara kafasından tutup okutmak lazım.Onca iş yapmış kafayı rahatlatması gerekiyor nasıl yapacak bunu rakıyla yapmış.Rakıyı zevkinden sefasından sürekli zevk için içmemiş.Bir çok insan var böyle rakı içip kafa dağıtan eğlenmesinden içen değil. ---------------


    Bi OSmanlı Tarihi Oku Derim..bakalım onlar ne yapmış..


    BiGGest was here! [ C.r {YesileV GrandMaster} ]
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    invisible_1905
    invisible_1905's avatar
    Kayıt Tarihi: 09/Mart/2007
    Erkek

    Mustafa Kemal Atatürk bir milletin kaderini kendi elleriyle çizmiş bir büyük önderdir. Satrnç biliyorsanız Şah gibi. Ama asla piyonların arkasında değil her zaman önünde yer almış bir insandır. Onu burda ruhunu sevgi ve saygıyla anmak için ben yazı ekliyorum. Sen gidip Osmanlıdan bahsediyorsun. Osmanlı ya laf atan oldu mu? Osmanlı yı yıkılmaktan kurtaran ve Türkiye Cumhuriyetini kuran insan kimdir. Osmanlı ya Atatürk gelmeseydi ne olurdu halimiz.? Konuyu başka yerlere çekmeye çalışmayalım. Burda Osmanlı değil Mustafa Kemal Atatür ten bahsediyoruz. Sen eğer Osmanlı dan konuşmak istiyorsan kendin bir konu aç, bizde gelip fikrimizi yazalım.


    TIGER şimdi asker 87/2/B Tankçı (www.divxhome.net) Herkesi bekleriz.
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    BiGGest
    BiGGest's avatar
    Kayıt Tarihi: 01/Ağustos/2005
    Erkek
    ben sana yada actıgın konuya bisey demedim ztn..konu üzerine bazı yapılan yorumlar o kadar saçma geld ki..onlara yorum yaptım..sen işine bak.

    BiGGest was here! [ C.r {YesileV GrandMaster} ]
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    BadMad
    BadMad's avatar
    Kayıt Tarihi: 17/Temmuz/2005
    Erkek

     

     Bilmeden Atama ;

     Dil Uzatma Sepebsiz !

     Sen Anandan Yine Çıkardın Ama;

     Baban Kimdi Bilemezdin Şerefsiz....

                                          Neyzen Tevfik


    To Be Or Not To Be
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Ayro
    Ayro's avatar
    Kayıt Tarihi: 08/Ağustos/2005
    Erkek
    BiGGest bunu yazdı:
    -----------------------------

    bi kelime bulmussunuz yobaz yobaz...tutturdunuz gidiyosunuz..kazın ayagıda öyle gider.

     

     

    EDİT : ---------------Atatürkümüzün 2 yudum rakısında gözü kalanlara kafasından tutup okutmak lazım.Onca iş yapmış kafayı rahatlatması gerekiyor nasıl yapacak bunu rakıyla yapmış.Rakıyı zevkinden sefasından sürekli zevk için içmemiş.Bir çok insan var böyle rakı içip kafa dağıtan eğlenmesinden içen değil. ---------------


    Bi OSmanlı Tarihi Oku Derim..bakalım onlar ne yapmış..

    -----------------------------

    konuşmayayım diyorum ama ne mi yapmış osmanlıyı kurmuşlar topraklarını genişletmişler sonra yine aynı osmanlı türkiyeye kadr topraklarını küçültmüşler.Padişahlar bile geleceği anlayıp tatürke destke vermiş sen ne osmanlısındna konuşuyorsun.

    Allahım yarabbim Atatürk konusunda nerden bulmuşsun açıyorsun osmanlıyı osmanlı ne ya endir osmanlı.Eğer geçimişten ders almıyorsak ki kimse ders almıyor osmanlının benim için önemi yok.Bneim için önemli olan şu anda bulunduğum durum ve bundan sonrası.Çokta sallarım osmanlıyı.Keni büyümüş kendi kendini yıkacakmış.

    Düşün bakalım Atatürk olmasaydı son ne olurdu acaba tekrar mı beyliklere geri dönerdik.?

    Saçma sapan yerden bana osmanlıyı çevirme sevmem ben osmanlıyı. 

  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    inside
    anonim6918524
    anonim6918524's avatar
    Banlanmış Üye
    Bilgi/Destek Madalyası Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 16/Temmuz/2005
    Erkek
    Osmanlıyla çok büyük topraklara sahip olmamız gurur verici olduğu gibi o kadar toprağı kaybetmekte utanç vericidir.Geçmiş geçmişte kaldı kimse buraya gelipte Osmanlıyı savunmasın.Eğer bugün Osmanlı olsaydı büyük ihtimalle İran'dan farkımız olmayacaktı ki Osmanlının işi zaten bitmişti.Eğer Türk halkını örgütleyecek birisi olmasaydı.Şu an sömürge olarak yaşayacak.Ezik bir halk olarak anılacak.Başka ırklar ne istiyorsa o olacaktı.Böyle Atatürk'e laf atan, olmayan Osmanlıyı savunan insanlar için İran gibi alternatiflerimizde mevcut.Bu ülkenin havasını dahi almasınlar boş yere buralarda yer işgal etmesinler.Defolup gitsinler.

    λ
  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    C_e_Z_a
    C_e_Z_a's avatar
    Kayıt Tarihi: 30/Ağustos/2005
    Erkek
    bir ilk okul öğrencisi bunu yazabiliyor,anlıyor içine sinidirebiliyorda;

    Dini istismar edecek o.evlatları,dinden gelir sağlıcak gevur tohumları,Kuran-ı önlerine cephe edip 'Din elden gidiyorrr'. diye bağıran cazgırlar,vatanı karış karış satan p.ç kuruları anlayamıyor,anlamak istemiyor,yada içerlemiyor...

    İşte bu kadar yüzsüz bir zamandayız,bu zamanda bunu yazan o körpe beyne ne mutlu ki kendini sıyırmış b.k kokan sistemin zihniyetinden...!Helal olsun...

    Makaleyaz.Net - Türkiye'nin Makale Alım-Satım Platformu
  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ~$
    ComputerWolf
    ComputerWolf's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 26/Mart/2003
    Erkek

    Anlayabilene cok guzel bir mesaj: 

    Not:Tamamini okumayacaksaniz hic baslamayin birsey anlasilmaz yoksa :) 

    arhavili ismail'in hikayesi

    ateşi ve ihaneti gördük.
    düşman ordusu yine başladı yürümeğe.
    akhisar, karacabey,
    bursa ve bursa'nın doğusunda aksu,
    çarpışarak çekildik...
    920'nin
    29 ağustos'u
    uşak düştü.
    yaralı
    ve dehşetli kızgın
    fakat toprağımızdan emin,
    dumlupınar sırtlarındayız.
    nazilli düştü...

    ateşi ve ihaneti gördük.
    dayandık
    dayanmaktayız...

    1920 şubat, nisan, mayıs,
    bolu, düzce, geyve, adapazarı
    içimizde hilafet ordusu,
    anzavur isyanları.
    ve aynı sıradan,
    3 ekim konya.
    sabah.
    500 asker kaçağı ve yeşil bayrağıyla delibaş
    girdi şehre.
    alaeddin tepesinde üç gün üç gece hüküm sürdüler.
    ve manavgat istikametlerinde kaçıp
    ölümlerine giderken
    terkilerinde kesilmiş kafalar götürdüler.

    ve 29 aralık kütahya,
    4 top
    ve 1800 atlı bir ihanet
    yani çerkez ethem,
    bir gece vakti
    kilim ve halı yüklü katırları,
    koyun ve sığır sürülerini önüne katıp
    düşmana geçti.
    yürekleri karanlık,
    kemerleri ve kamçıları gümüşlüydü,
    atları ve kendileri semizdiler...

    ateşi ve ihaneti gördük.
    ruhumuz fırtınalı, etimiz mütehammil.
    sevgisiz ve ihtirassız çıplak devler değil,
    inanılmaz zaafları, korkunç kuvvetleriyle,
    silahları ve beygirleriyle insanlardı dayanan.
    beygirler çirkindiler,
    bakımsızdılar,
    hasta bir fundalıktan yüksek değillerdi.
    fakat bozkırda kişneyip köpürmeden
    sabırlı ve doludizgin koşmasını biliyorlardı.
    insanlar uzun asker kaputluydu,
    yalnayaktı insanlar...
    insanların başında kalpak,
    yüreklerinde keder,
    yüreklerinde müthiş bir ümit vardı.
    insanlar devrilmişti, kedersiz ve ümitsizdiler.
    insanlar, etlerinde kurşun yaralarıyla
    köy odalarında unutulmuştular.
    ve orda sargı, deri,
    ve asker postalları halinde
    yan yana, sırtüstü yatıyorlardı.
    koparılmış gibiydi parmakları saplandığı yerden
    eğrilip bükülmüştü
    ve avuçlarında toprak ve kan vardı.

    ve asker kaçakları,
    korkuları, mavzerleri, çıplak, ölü ayaklarıyla
    karanlıkta köylerin içinden geçiyorlardı.
    acıkmıştılar,
    merhametsizdiler, bedbahttılar.
    şosenin ıssız beyazlığına inip
    nal sesleri ve yıldızlarla gelen atlıyı çeviriyor
    ve bolu dağında ekmek bulamadıkları için
    deviriyorlardı uçurumlara
    şayak, cıgara kaadı, tuz ve sabun yüklü yaylıları.

    ve çok uzak,
    çok uzaklardaki istanbul limanında,
    gecenin bu geç vakitlerinde,
    kaçak silah ve asker ceketi yükleyen laz takaları
    hürriyet ve ümit,
    su ve rüzgârdılar.
    onlar, suda ve rüzgarda ilk deniz yolculuğundan beri vardılar.
    tekneleri kestane ağacındandı,
    üç tondan on tona kadardılar
    ve lâkin yelkenlerinin altında
    fındık ve tütün getirip
    şeker ve zeytinyağı götürürlerdi.
    şimdi, büyük sırlarını götürüyorlardı.
    şimdi, denizde bir insan sesinin
    ve demirli şileplerin kederlerini
    ve kabataş açıklarında sallanan
    saman kayıklarının fenerlerini
    peşlerinde bırakıp
    ve karanlık suda amerikan taretlerinin önünden akıp
    küçük,
    kurnaz
    ve mağrur
    gidiyorlardı karadeniz'e.
    dümende ve başaltlarında insanları vardı ki
    bunlar
    uzun eğri burunlu
    ve konuşmayı şehvetle seven insanlardı ki
    sırtı lacivert hamsilerin ve mısır ekmeğinin
    zaferi için
    hiç kimseden hiçbir şey beklemeksizin
    bir şarkı söyler gibi ölebilirdiler...

    karanlıkta kurşunîi derisi kırmızıya boyanan
    baltabaş gemi
    ingiliz torpitosudur.
    ve dalgaların üstünde sallanarak
    alev alev
    yanan,
    şaban reisin beş tonluk takası.

    kerempe fenerinin yirmi mil açığında,
    gecenin karanlığında,
    dalgalar minare boyundaydılar
    ve başları bembeyaz parçalanıp dağılıyordu.
    rüzgar,
    yıldız poyraz.
    esirlerini bordasına alıp
    kayboldu ingiliz torpitosu.
    şaban reisin teknesi
    ateşten diregiyle gömüldü suya...

    arheveli ismail
    bu ölen teknedendi.
    ve şimdi
    kerempe fenerinin açığında,
    batan teknenin kayığında
    emanetiyle tek başınadır,
    fakat yalnız değil
    rüzgârın,
    bulutların
    ve dalgaların kalabalığı,
    ismail'in etrafında hep bir ağızdan konuşuyordu.

    arheveli ismail
    kendi kendine sordu:
    emanetimizle varabilecek miyiz..
    kendine cevap verdi
    varmamış olmaz...

    gece, tophane rıhtımında
    kamacı ustası bekir usta ona:
    evlâdım ismail, dedi,
    hiç kimseye değil, dedi,
    bu, sana emanettir.

    ve kerempe fenerinde
    düşman projektörü dolaşınca takanın yelkenlerinde,
    ismail, reisinden izin isteyip,
    şaban reis, deyip,
    emaneti yerine götürmeliyiz, deyip
    atladı takanın patalyasına,
    açıldı.

    allah büyük
    ama kayık küçük, demiş yahudi.
    ismail bodoslamadan bir sağnak yedi,
    bir sağnak daha,
    peşinden üç kardeşler.
    ve denizi bıçak atmak kadar iyi bilmeseydi eğer
    alabora olacaktı...

    rüzgâr tam kerte yıldıza dönüyor.
    ta karşıda bir kırmızı damla ışık görünüyor
    sıvastopol'a giden bir geminin
    sancak feneri.

    elleri kanayarak
    çekiyor ismail kürekleri.
    ismail rahattır.
    kavgadan
    ve emanetinden başka her şeyin haricinde,
    ismail unsurunun içinde.
    emanet
    bir ağır makinalı tüfektir.
    ve ismail'in gözü tutmazsa liman reislerini
    ta ankara'ya kadar gidip
    onu kendi eliyle teslim edecektir.

    rüzgâr bocalıyor.
    belki karayel gösterecek.
    en azdan on beş mil uzaktır en yakın sahil.
    fakat ismail
    ellerine güvenir.
    o eller ekmeği, küreklerin sapını, dümenin yekesini
    ve kemeraltı'nda fotika'nın memesini
    aynı emniyetle tutarlar.

    rüzgâr karayel göstermedi.
    yüz kerte birden atlayıp rüzgâr
    bir anda bütün ipleri bıçakla kesilmiş gibi
    düştü.

    ismail beklemiyordu bunu.
    dalgalar bir müddet daha
    yuvarlandılar teknenin altında
    sonra deniz dümdüz
    ve simsiyah
    durdu.
    ismail şaşırıp bıraktı kürekleri.
    ne korkunçtur düşmek kavganın haricine.
    bir ürperme geldi ismail'in içine.
    ve bir balık gibi ürkerek,
    bir sandal
    bir çift kürek
    ve durgun
    ölü bir deniz şeklinde gördü yalnızlığı.
    ve birdenbire
    öyle kahrolup duydu ki insansızlığı
    yıldı elleri,
    yüklendi küreklere,
    kırıldı kürekler.

    sular tekneyi açığa sürüklüyor.
    artık hiçbir şey mümkün değil.
    kaldı ölü bir denizin ortasında
    kanayan elleri ve emanetiyle ismail.
    ilkönce küfretti.
    sonra, «elham» okumak geldi içinden.
    sonra, güldü,
    eğilip okşadı mübarek emaneti.
    sonra...
    sonra, malûm olmadı insanlara
    arhaveli ismail'in âkıbeti.... 
                                              (nazım hikmet ran)

    Arhavali Ismail turkusu 

    Dümende ve baş altlarında insanlar vardı ki
    Bunlar uzun eğri burunlu ve konuşmayı şehvetle seven
    insanlardı ki
    Sırtı lacivert hamsilerin ve mısır ekmeğinin zaferi için
    Hiç kimseden hiçbir şey beklemeksizin bir şarkı söyler gibi
    ölebilirdiler
    Arhavi'den Batum'dan havara etti kalktı
    Pupa yelken giderken cigarasını yaktı
    Taka yüklü cephane Trabzon'a varacak
    Düşmana rast gelirse takayı batıracak
    Bak Rize'ye Rize'ye selam olsun gaziye
    Elli de sefer ettik Kuvay-ı Milliyle
    Of sürmene arandı biz geldik Trabzon'a
    Bin kaptan kurban olsun Kurtuluş Savaşına
    ve çok uzak çok uzuklardaki İstanbul limanında
    Gecenin bu geç vakitlerinde
    Kaçak silah ve sker ceketi yükleyen Laz takaları
    Hürriyet ve ümit su ve rüzgardılar


    Hep denedin. Hep yenildin. Olsun yine dene , yine yenil ama daha iyi yenil !
Toplam Hit: 1937 Toplam Mesaj: 19