Osmanlı Taktiği
-
Osmanlı taktiği
Osmanlı döneminde savaşa gidilirken, ülkede ne kadar deli ya da görünüş bakımından eli-ayağı bozuk, gulyabani tipli insan varsa hepsi toplanır ve ordunun en ön sırasında, düşmanın üzerine yürütülürmüş. Amaç, düşmanın psikolojisini bozmakmış.
Bi sonraki sırada ise, (affınıza sığınarak söylüyorum, ama anlatanlar hep böyle söylüyo) "daltarrak" denen adamlar bulunurmuş. Bunlar ise, saraya ufak yaşta alınan gayrı müslüm çocuklarıymış. Küçüklüklerinden itibaren sadece pirinç ve hamur işleriyle beslenip izbandut gibi olmaları sağlanırmış. Bi yandan da, her gün yağlı elleri ile mermer tokatlayıp idman yaparlarmış. Böylelikle elleri sağlamlaşır, beton gibi olurmuş. Zaten mermeri tokatlayarak kıramayanı da savaşa götürmezlermiş.
Bu daltarraklar savaşta gürz-kılıç filan kullanmayıp, düşman askerlerinin beyinlerini tek tokatla, (herhalde "Osmanlı tokadı" lafı da burdan geliyo) dışarı çıkartırlarmış. Düşünün, adamın kafasında miğfer var ve bi vuruşta kafa miğferle birlikte dağılıyo. Bu hikayeden de, Osmanlının bunca yeri nasıl fethettiği anlaşılıyo zaten. Hey gidinin koca ecdadı be! -
Doğru ama benım tarih bölümünde okuyan bir arkadaşım ufak bir farkla anlattı. Bunlara DELİBAŞ denirmiş ve bunların başında kefenlerı sarılıymış.
-
bu daltarrak denen tiplerin adı DELİLER
adamlar harbi deliymiş :D
mermer tokatlıyorlar ve mermeri kırmayı basarınca mezun gibi birşey olabiliyorlarmış elleri yaba yaba oluyormus en ön sırada bunlar olurmus bildigim ve duydugum kadarı ile ve bunlar tek hamlede nakavt ediomus aynı Bilgiler yane :)
paylaştığın için saol McYargic -
Boysal Bahadır,MANKURT osmanlı işkenceleri ve diğerleri,leman yayınları,ekim 2003 basımlı kitaptan alıntı yapıyorum... (amma abarttım bibliyografya şeklinde vermeye gerek var mıydı :) neyse mevzuya gelelim)
tarihi osmanlı işkenceleri diye bir başlık altında şunlar yazılı.
bachi-bouzouk (başı bozuklar)
Osmanlılar, Avrupa fetihlerinde, tamda savaş zamanı, askeri safların en önüne, ordan burdan topladıkları delileri koyarlarmış.acayip kostümlerle çırılçıplak, atların üstüne oturtulan bu ciğeri beş para etmez zır deliler ordusu, gözleri dönüp, bağıra çağıra öyle umarsızca atılırlarmışki ileriye, neye uğradığını şaşıran düşman, korkup toparlanamazmış.Anadolumuz renklidir, delisi çoktur.düşmanı daha ön sevişme esnasında derbeder eden bu deliler ordusu (başıbozuklar) Avrupa"da o kadar iz bıraktı ki, arayın bakın kimi ecnebi literatürlere, sözlüklere ""bachi-bouzouk"" tanımıyla geçmişlerdir...
kaynak: Ahmed Muhiddin ""Endülüs"ten Nağmeler"" -
"daltarrak":)
-
tarrak=y***** bu kelime esasen silah manasına gelir ve halen Orta Asyada silah manasında kullanılır.
YalınKılıç Dalkılıç diye bir ifade var.yani sadece kılıç var başka silahı yok manasında.Bu kelime de o anlamda bir ifadedir.
dalya***** sadece tek bir adet silahı olan asker demektir.
zırh yok, at yok ,kalkan yok., -
İleti kullanıcının iradesi ile, tarafından düzenlenip, silindi.
-
arkadaşlar bu sitede osmanlıları güzel anlatmışlar isteyen baksın
http://www.theottomans.org/turkce/osmanli_ordu/index.asp -
Düşünsenize savaş alanındasınız. Sizde silah kalkan zırh. Manyagın teki kafasında kefeni dal daş.... elini kadırmış size doğru koşuyo. Her halinden yakalarzam zükerim görüntüsü var gelde bu adama karşı savaş. Allah çıkarmasın karşıma
-
istanbulman
__________________________
güzel site -
Deliler
Serhad kulu askerinin bir bölümünü de "Deliler" teşkil ediyordu. Bunların büyük bir kısmı Türk'tü. Öncü birliklerden olan ve deli denilen bu atlılar da akıncılar gibi gözünü budaktan sakınmıyorlardı.
Gerçekten bu sınıfa mensub olanlar, öyle bir cesarete sahip idiler ki, asır "delil" demek olan bu tabir, cesaretlerinden dolayı halk arasında "deli" olarak meşhur olmuştu. İri yarı ve cesaretli kimselerden meydana gelen bu hafif süvari birliği, ocaklarını Hz. Ömer'e kadar dayandırırlar. Fevkalade cesaret, atılganlık ve korkunç kıyafetleri ile düşmana dehşet veren Deliler, hep galip gelirlerdi. Bu sınf askerî birliğin parolası"yazılan gelir başa" şeklinde idi. Böyle bir anlayış ve şuura sahip oldukları için hiç bir tehlikeden çekinmezlerdi.
Sancak beyi veya beylerbeyi maiyetinde olan delilerde, akıncıların bütün silahlan vardı. Bunların her elli-altmış kişisi "bayrak" adı ile bir birlik meydana getiriyordu. Bu birliklerin birkaç tanesi "Delibaşı" adında bir subayın komutasında idi. Birkaç delibaşının askerleri de "Alaybeyi" veya "Serçeşme" denilen daha yüksek rütbeli bir subayın komutasına havale edilmişlerdi.
XVI. asırlardan önce pek görülmeyen bu askerî birlik, Türklerden başka Bosnak, Sırp ve Hırvat gibi Müslüman olmuş cengaverlerden meydana gelmişti. Bunlar, tamamıyle Rumeli halkından oldukları için orada bulunurlardı.
Toplam Hit: 2624 Toplam Mesaj: 16
