Sabrı Güçlendirmek
-
kuran oku , kım ne derse desin kulak asma sadece öle boş boş gibi sırıt ve sana taş atana ekmek at misali yaşa (:
-
arkadaşlar ben ateist olduğum için.. beni okutmaya hacı dede getiriyorlar sakalları up uzun.. bişi demiyorum.. dersem evi yıkarım.. şimdi nasıl sabrederim ...
-
flybatwin bunu yazdı:
-----------------------------
arkadaşlar ben ateist olduğum için.. beni okutmaya hacı dede getiriyorlar sakalları up uzun.. bişi demiyorum.. dersem evi yıkarım.. şimdi nasıl sabrederim ...
-----------------------------o zaman odaklanmanı geliştir bi insanı dinliyo gibi görünüpte duymayabilirsin bile bölece dediklerini duymazsın we sinirinde bozulmaz ,)
-
Olay hakkında düşünme hemen Konuyu başka yönlere çek ve bahsini açma umursamaz ol yani bir bakıma ozaman baa bir ilerliyorsun yanlız bu Kısa sürede Problem aça biliyor başına kontrol altına alman lazım bu Umusamazlığı yoksa göte gelirsin belli noktadan sonra.
-
su elektrik banka vs sırası bekleyerek pratik yapabilirsin .D
-
askere git
-
Porno aç, dokanmadan birkaç saat izle hergün, felaket gelişir sabrın =D
-
tesbih çek : ya sabır , ya sabır ...
-
nefisini terbiye et
-
İnsanlar karşısında sinirlenmek yerine gülmeyi(tebessüm) etmeyi, tepki vermemeyi deneyerek. Anlayışlı olmayı öğrenerek, bile bile kaybeden taraf olmak, farkında olmak.. İnsan karşısında başlayan bu sabır zamanla her yöne yayılabilir.
Alıntı:
-----------------------------
Mevlana, Mesnevi'de ve Fîhi Mâfih'de sabır konularını ele almıştır. Asırlar önce yazılan bu eserlerde, insanın karşılaştığı problemlere karşı tavırlarının nasıl olması gerektiğini, bunalım ve depresyondan nasıl korunacağını, sabrını nasıl artıracağını anlatan hikâyeler ve öğretiler vardır.
"Tespihlerinizin ruhu, sabırdır. Sabır, başlı başına bir tespihtir. O derece hiçbir tespih yoktur. Sabırlı ol, sabır kurtuluşun anahtarıdır. Sabır, sırat gibi insanı cennete ulaştırır." (Mesnevi, II / 3175-3177)
Sabır, bütün zorlukları gideren, insanı sıkıntılardan ferahlığa taşıyan bir erdem, bir çıkış kapısıdır. Hz. Mevlana sabrın sonundaki hikmeti şöyle açıklar:
"Sabret! Zira sabırla güçlük kalkar. Sabır, ferahlığın anahtarıdır." (Mesnevi, III. 1848)
"Sabır, mübarek bir şey; daima insandan üzüntüyü giderir." (Mesnevî, III: 1859)
"Gönüldeki her ferahlığın sebebi bir sıkıntıya bağlıdır." (Mesnevî, III: 2312)
Konuyu yine Hz. Mevlana'dan bir hikâye ile açıklayalım:
Lokman'ın efendisine bir karpuz hediye etmişlerdi. Lokman'ı çok seven efendisi, karpuzdan bir dilim kesip ona verdi. Lokman, şeker yiyormuş gibi karpuzu yedi. Onun karpuzu zevkle yediğini gören efendisi Lokman'a bir dilim daha verdi. Lokman o dilimi de yedi. Dilimler böylece on yediyi buldu. Efendisi Lokman'ın istekle ve iştahla yediğini görünce bir dilim de kendisi yemek istedi; fakat karpuzu ısırır ısırmaz ağzına acı bir tat geldi. Lokman'a neden karpuzun acı olduğunu söylemediğini sorunca Lokman şöyle dedi: "Senin sunduğun bir ikrama acı demek ayıp olur. Bana bunca nimet vermişken, bir acı lokmaya katlanamazsam başıma toprak." (Mesnevi; II. 1525-1545)
Yunus Emre de sabırlı olmanın faziletleri üzerinde durmuştur. Sabrı canın gıdası olarak görmüş, sabırlı olanın rahata kavuşacağını, pişman olmayacağını söylemiştir.
Sabrın Katalizörü Hoşgörüdür
Hoşgörü, yeryüzünde yaşayan her insanın, bir diğerine göre farklı düşündüğünü, hissettiğini ve davrandığını temel alan ve insanların birbirlerini kabul etmelerini sağlayan bir değerdir. Başarılı insanlar, bilinçli sabırları ve hoşgörüleriyle endişeye kapılmazlar.
Hoşgörü anlayışı tam olarak olgunlaşmış insan, haksızlığın olduğu yerde hoşgörü göstermek yerine adil yönünü ortaya koyar. Çünkü hoşgörü, insanları ve yaşanan hayatı doğru olana yönlendirmek için ortaya konan bir değerdir. Hoşgörü, adil olmanın da bir parçasıdır ve ikisi birden bir ahlak anlayışının unsurudur.
Hoşgörü; aldırmamak, boş vermek, kayıtsız kalmak, görmezden gelmek değildir. Hoşgörü, bir değerlendirme ve anlamlandırma sonucu anlayışlı olmaktır. Hoşgörü; aklın ve hikmetin aydınlattığı, sevginin şekillendirdiği bir duygudur.
Hoşgörü Türk toplumunun ahlaki bir özelliğidir ve tarihte de en umulmaz durumlarda dahi bu hoşgörüyü ortaya koymuştur. Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbul'un fethinden sonra, umulanların aksine büyük bir hoşgörü içinde gayrimüslim cemaatleri, kendi liderleri yönetiminde inanç ve ibadetlerinde serbest bırakmıştır.
Hoşgörü göstermek, öğrenilmiş bir sabırla her şeye katlanmak demek değildir. Yaptığımız tanımdaki gibi hoşgörü, bir başka insanı veya kendimizi kabul etmek, onun olduğu gibi olmasına izin vermek, yargılamamak ve sevgiyi azaltmamaktır. Fakat hoşgörü, bir başkasının ya da olayın bize zarar vermesine izin vererek bunları sineye çekip sabretmek anlamına gelmez. Yoksa adalet kavramından ödün verilmiş olur.
Hoşgörünün genişliği ölçüsünde ilişki ve iletişim de geniştir. Hoşgörü, insanlığın bir parçasıdır. Başarılarımızın huzurlu olması, hayatla ve insanlarla ilişkilerimize, iletişimimize bağlıdır. Bunun için ise gereken şey hoşgörüdür. Hoşgörünün olmadığı yerde öğrenilmiş sabır vardır ki bu, sadece zoraki davranılmasını sağlar. Hoşgörülü bir kişi diğer insanların da hoşgörü sahibi olmalarına yardım eder.
Hoşgörü, başarılı insanın altıncı duyusudur. Hayat bahçesinin en güzel ve en hoş kokulu çiçeğidir hoşgörü.
Cesaret, Erdemdir
Winston Churchill şöyle söylemiştir: "Cesaret, haklı olarak erdemlerin en değerlisi olarak bilinir; çünkü diğer bütün erdemler ona dayanır." Cesaret, gerçekten başarılı olan insanların başat gelen özelliğidir. Cesaret, başarının temelidir. Çünkü çoğu zaman cesaretsizliktir insanı başarılardan alıkoyan.
Cesaret, birçok insanın arzuladığı, hatta birçok insanın kendisinde var olduğuna inandığı fakat hayata geçirmekte zorlandığı bir tutumdur. Cesaret, bilinçsizce ileri atılmak, gözünü karartarak hareket etmek olmamalıdır. Cesaret, bir şeye karşı ilk adımın atılmasını sağlar.
Cesaret ve Korku
"Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık da ölüme götürür." Seneca
Cesaret, salt korkmamak değildir. Korkunun kontrol altına alınması ve üzerimizde olumsuz etkiler yapmasına izin vermeyerek eyleme geçme isteğimizi devam ettirmektir. Örneğin; cesaret, trafiğin hızlı aktığı bir otoyolda ters yönde gitmek değildir.
Gerçek cesaret sahipleri de korkuya sahiptir. Fakat bu insanlar; korkularına galip gelirler ve onların kendilerini yönetmelerine izin vermezler. Böylece, cesaretleri kabadayılıktan ve dengesiz ataklardan arındırılır. Kontrol altına alınmış korku, kişinin cesaretini ortaya koyması için engel olmaktan çıkar.
-----------------------------
