Şizofren Aşkı Ve 2 Sevgili - İstek Yazı
-
arkadaşlr bi ara tbt de aşk bölümünde wardı aradım taradım bulamadım yada gözden kaçırdım yada silindi başka yerde bilemiyecğeim ama elinde olan warsa bu 2 yazıyı koyarsa sevinirim.
Şizofren Aşkı-
bir çocuk war kendisi şizofren ve parkta kızla konuştugunu sanıyor sonra onu annesiyle tanıştırmaya getiriyor böle bişi kısa ama güzel
2 Sevgili oılan-
bunun ismini hatırlamıyorum.. 2 genc çocukluktan beri birbirblerini seviyolar ama söylemeye korkuyolar, sonra orta okul lse falan bitiyor hala söylemiyorlar en sonunda yanlış hatırlamıyorsam kadın başkasıyla evleniyor ve adam ölüyor, sonra günlüğü kadın bukuyor ve onu ne kadar çok sevdiğini anlıyor sonra kadından ölüyordu galiba:S
---
karıştırdım biraz ama hatırlayan yada arşivinde olan wrsa paylaşabilir mi ?
-
İçene kapanık bir delikanlı vardır.Hergün işten çıkınca parka arkadaşlarının yanına uğrar.Birgün gittiği parkta çok güzel bir kız görür,ve yanında gidip oturmaya karar verir.Cesaretini toplayıp dediğini yapar.Kıza merhaba oturabilirmiyim der.Kız gülen bir yüzle tabiki der.Ve orda konu ilerler delikanlı kızın yanından ayrılırken telefon numarasını ve bir daha buraya gelip gelmeceğine sorar.Kız ben hep burdayım,ayrılırlar.Delikanlı iş çıkışlarında artık hep kızla buluşur arkadaşlarıda artık sitem etmeye başlar.Birgün eve arkadaşları ile gider.Annesi kapıyı açar.Anne arkadaşlarım geldi yemek yiyip dışarı çıkıcaz der.Annesi ağlayarak odayı terkeder.Delikanlı bu olay karşısında şaşırır.Arkadaşları ile yemek yer sohbet eder ama aklı hep annesindedir.Neden böle yaptığına anlam veremez.Aradan uzun zaman geçer.Parktaki kız arkadaşı ile artık evlenmeye karar verirler.Bu olayı annesine anlatmak için koşa koşa eve gider.Kapıyı açıp içeri girdiğinde annesinin ağlama sesini duyar.Sizin oğlunuz şizofren diye bir ses duyar ve sessizce mutfağa girip dinlemeye devam eder.Annesi doktor bey bir çaresi yok mu diyerek doktoru uğurlarken çocuğunu yerde ağlarken görür.O sırada çocuğun aklından evleneceği kız geçer ya oda hayalse der..
Annesin sesiyle irkilidir delikanlı.Sen der, delikanlı evet anne bütün konuşmalarınızı duydum deyerek kendini dışarı atar.Aklında heğ evlenceği kız vardır.Allah'ım ne olursun o hayal olmasın der ne olursun olmasın..Sakinleşince eve gider ve annesi çocuğa herşeyi anlatır.Eve getirip gülüp konuştuğu yemek yediği arkadaşlarının bir hayal olduğunu söyler.Delikanlı şaşkın bir halde oda hayal evet biliyorum der. Aradan iki gün geçtikten sonra kız arkadaşını arayıp evine yemeğe davet eder.Kız bu nazik olay karşısında teklifi kabul eder.Delikanlı annesine herşeyi anlatır.Bana doğru söyliceğine dair annesine yemin ettirir.Oda hayal mi değil mi diye sadece annesine güvenmektedir.Akşam olup çatar.Kızı iş yerinden alıp eve götürür.Ama hep dua eder ALLAH'IM inşallah hayal değildir diye.Evin kapısını heyecanlı bir şekilde çalar.Kız çocuğun bu hareketlerine anlam veremez.Vee annesi kapıyı açar yüzünde bir gülümse merhaba KIZIM der.Delikanlı bu olay karşısında şok içindedir.SADECE EVET EVET HAYAL DEĞİLSİN DİYE BAĞIRIR... Delikanlının bugün hayal olmayan 2 tane çocuğu vardır Melis ve Hakan adında... -
Çok Güsel Hikayelermiş Ama Karar Ver Ayol Kim Kimi Seviyo ?
-
aha işte bu saol hoca walla çok büyük derdime çare oldun :S bide diğeri lazım ohh be s:
-
Büyük Bir Sevgi
Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez...
> > >>>>>>Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk
>karşılaşmadan sonra,
> > >>>>>>bir kere, bir kere, bir kere daha
>karşılaşabilmek için, hep aynı
> > >>>>>>saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler.
> > >>>>>>Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle
>konuşacak cesareti
> > >>>>>>bulmaları
> > >>>>>>biraz zaman aldı ama sonunda başrdılar. İkisi
>de her sabah
> >
> > >>>>>>otobüse
> > >>>>>>bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında.
>Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise
>ablasında... Sırf
> > >>>>>>birbirilerini görebilmek için, her sabah
>erkenden evlerinden
>çıkıp,
> > >>>>>>şehrin öbür ucundaki o durağa, onların
>durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra...
> > >>>>>>Okullarını bitirince hemen evlendiler.
>Mutluydular hem de çok mutlu...
> > >>>>>> Bazen işsiz, bazen parasız
>kaldılar ama öylesine sıkı
> > >>>>>>kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir
>şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri
> >günlerde de ünlü bir do ktor ve
> > >>>>>>ünlü bir
> > >>>>>>mimar olduklarında da hep mutluydular.
> > >>>>>>Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik
>düşen, banka
> > >>>>>>hesabında
> > >>>>>>para kalmadığı için ya da tam tersine o
>hesabı daha da kabarık hale
> >
> >>>>>>getirmek uğuruna bitip-tükeniveren
>sevgilerden değildi
> > >>>>>>onlarınki...
> > >>>>>>Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça
>sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı.
>Zorlu bir tedavi
> > >>>>>>sürecine rağman çocuk sahibi olmayınca,
>"bütün mutlulukların bizim
> > >>>>>>olmasını beklemek, bencillik olur"
> >diyerek devam ettiler
> > >>>>>>hayatlarına.
> > >>>>>>Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler...
>"Senin için ölürüm" derdi
> > >>>>>>kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adma "Hayır,
>ben senin için ölürüm"
> > >>>>>>diye yanıt verirdi hep...
> > >>>>>>Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir
>not görürdü kadın,
>"Birtanem, kütüphanenin ikinci rafına bak... ."
>Kütüphanenin ikinci
> > >>>>>>rafında başka bir not olurdu, "Mutfaktaki
>masanın üzerine bak ve
> > >>>>>>seni çok sevdiğimi sakın unutma" Mutfaktaki
>masadan, salondaki dolaba
> > >>>>>>sevgi dolu notları okuya okuya koşturan
>kadın, sonunda
> >kimi
> > >>>>>>zaman
> > >>>>>>bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği
>çikolatalar, kimi zaman da
> > >>>>>>pahalı armağanlarla karşılaşırdı... Aldığı
>hediyenin ne olduğu önemli
> > >>>>>>değildi zaten...
> > >>>>>>Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne
>kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı
>bulmasına ama kırklı
> > >>>>>>yaşların ortalarına
>geldiklerinde, daha az
>çalışmaya karar verdiler.
> > >>>>>>Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde
>hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece
>özel
> > >>>>>>projelerde görev aldı. Artık
> >daha fazla beraber
> > >>>>>>olabiliyorlardı. Bir gün
> > >>>>>>sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev
>gördü kadın, üzerinde "satılık"
> > >>>>>>levhası asılı olan. "Ne dersin, bu evi alalım
>mı? " dedi adama. "Bu
> > >>>>>>viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız.
>Projeyi kafamda
> > >>>>>>çizdim
> > >>>>>>bile. Kocaman terası olan, martıları
>kahvaltıya davet
> > >>>>>>edeceğimiz
> > >>>>>>bir deniz evi yapalım burayı..."
>"Sen
>istersin de ben hiç hayır diyebilirmiyim? " diye yanıt verdi adam.
> > >>>>>>"Amerika"daki tıp kongresinden döner dönmez
>ararım emlakçıyı... Kaç
> > >>>>>>para olursa olsun, burası
> >bizimdir artık...."
> > >>>>>>Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını
>bildikleri halde,
> > >>>>>>ayrılmaları
> > >>>>>>zor oldu adam Amerika"ya giderken. Her gün,
>her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde kucaklaştılar
>havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark
>etti kadın. Eskisi
> > >>>>>>kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan
>kaçınıyordu. Onu
> > >>>>>>neşelendirmek
> > >>>>>>için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği
>projeyi verdi kadın ama
> >
> >>>>>>hiç beklemediği bir cevap aldı: "Canım, o ev
>bizim bütçemizi aşıyor.
> > >>>>>>Sen en iyisi o evi
> >unut..."
> > >>>>>>Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış
>insanlara daha da acı, daha da
> > >>>>>>çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu
>beklenmedik misafiri. Derdini
> > >>>>>>söylemesi için yalvardı adama, "Senin için
>ölürüm, biliyorsun, ne
> > >>>>>>olur anlat" diye dil döktü boş yere...
>Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti
>sanki. Ona
> > >>>>>>ulaşmaya
> > >>>>>>çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın,
>her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği...
> > >>>>>>Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün
>hayatının birlikte geçtiği
>arkadaşına dert yanarken, "Artık
> >dayanamıyorum, sana
> > >>>>>>söylemek zorundayım" diye sözünü kesti
>arkadaşı. "O, seni
> > >>>>>>aldatıyor. İş
> > >>>>>>yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir
>kadınla yemek yiyiyor
> > >>>>>>her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar
>arabaya...." "Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları" diye
>bağırdı kadın. Onca
> > >>>>>>yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla
>suçladı.... Ertesi gün, öğle vakti
> > >>>>>>o restoranın hemen karşısında bir köşeye
>sindi sessizce ve peri masallarının
> > >>>>>>sadece masal olduğunu anladı... Kocasının
>eskiden aynı
> > >>>>>>hastanede
> >çalıştığı
> > >>>>>>genç çocuk doktorunu tanıdı
>hemen. Bazen
>evlerinde
> > >>>>>>ağırladıkları kadına
> > >>>>>>nasıl sarıldığını gördü adamın...
> > >>>>>>Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp,
>bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı
> > >>>>>>suratına her
> > >>>>>>şeyi.
> > >>>>>>İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların
>değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi
>bir şeyler
> > >>>>>>geveledi
> > >>>>>>ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan
>çıkarken, "son bir kez
> > >>>>>>kucaklamak isterim seni" diyecek oldu ama
>kadın, "defol" dedi
> >
> > >>>>>>nefretle...
> > >>>>>>İlk celsede boşandılar...
>Modern bir aşk
>hikayesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle
>ayakta kalmaya
> > >>>>>>çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte
>Amerika"ya
> > >>>>>>yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız
>kaldığında, onu hala
> > >>>>>>sevdiğini
> > >>>>>>hissedince,ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın
>yerini, en az onun kadar yoğun
> > >>>>>>bir duygu olan nefretin alması için dua
>ediyordu.
> > >>>>>>Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı
>olduğu söylenen zaman bile,
> > >>>>>>kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah,
>ısrarla çalan
> >zilin
> > >>>>>>sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında
>o kadını gördü. "Sen,
> > >>>>>>buraya ne yüzle
>geliyorsun" diye bağırmak
>istedi ama sesi
> > >>>>>>çıkmadı.
> > >>>>>>"Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka
>konuşmamız gerekiyor." dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir
>sesle
> > >>>>>>konuşmaya
> > >>>>>>başladı: "Hiçbir şey göründüğü gibi değil
>aslında. Çok üzgünüm ama
> > >>>>>>o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika"daki
>kongre sırasında öğrendi
> > >>>>>>hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü
>kaldığını. Buna
> > >>>>>>dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla
>birlikte
> >ölmek
> > >>>>>>isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden
>uzaklaştırmak için, benden
> > >>>>>>sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de
>haber vermedi. Birlikte
>Amerika"ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk
>karşılaştığınız
> > >>>>>>otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu.
>Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı.
> > >>>>>>Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son
>anda yetiştim. Sana bu
> > >>>>>>kutuyu vermemi istedi..." Gözlerinden akan
>yaşları
> > >>>>>>durduramayacağını
> > >>>>>>biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu.
> > >>>>>>Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra
>akıl
> >edebildi.
> > >>>>>>İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu
>kutuda. İlk
> > >>>>>>kağıtta, "Lütfen
> > >>>>>>bütün notları sırayla oku bir tanem"
>diyordu... Sırayla okudu; "Seni çok
> >
> >>>>>>sevdim", "Seni sevmekten hiç vazgeçmedim",
>"Senin için ölürüm derdin hep,
> > >>>>>>doğru söylediğini bilirdim." "Fakat benim
>için ölmeni
> > >>>>>>istemedim" "Şimdi bana
> > >>>>>>söz vermeni istiyorum." "Benim için
>yaşayacaksın, anlaştık mı? son kağıdı
> > >>>>>>eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü
> > >>>>>>kadın...
> > >>>>>>Ve son kağıtta şunlar yazılıydı: "Sahildeki
>evimizi senin
> >
> > >>>>>>çizdiğin
> > >>>>>>projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta
>martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım -
Gercek Bi Hikaye Olduðu Söyleniyor...
10.SINIF
Ingilizce dersinde yanimda bir kiz oturuyordu onun için « benim en iyi
arkadasim » diyordum.. Ama ben onun ipek gibi saçlarina bakip onun benim olmasini istiyordum.. Ama o bana benim ona baktigim gözle bakmiyordu bunu biliyordum.. Dersten sonra kalkti ve geçen gün sinifta olmadigi için o günün notlarini istedi ona notlari verirken bana tesekkür etti ve yanagimdan öptü. Onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utaniyordum…
11.SINIF
Telefonum çaldi, arayan oydu ve agliyordu, bana sevgilisinin nasil kalbini kirdigini anlatti, beni evine çagirdi, yalniz kalmak istemedigini söyledi. Bende tabiki gittim. Koldtuga onun yanina oturdum, güzel gözlerine bakmaya basladim ve onun benim olmasini diledim. 2 saat sonra Drew Barrymore, bir filmi basladi ve onu izledikten sonra uyumaya karar verdi, bana hersey için tesekkür etti ve yanagimdan öptü. Onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utaniyordum…
SON SINIF
Mezuniyet balosundan bir gün önce yanima geldi ve « çiktigim çocuk hasta ve partiye gelemeyecek » dedi. Benim de çiktigim biri yoktu ve 7. sinifta birbirimize söz vermistik eger çiktigimiz biri olmassa partilere birlikte gidecektik « en iyi arkadas » olarak. Ve partiye beraber gittik, o aksam çok güzeldi, her sey yolunda gitti Partiden sonra onu evine kadar biraktim, kapinin önunde ona baktim o da bana o güzel gözleriyle gülümseyerek bakti. Onun benim olmasini istiyordum.. Ama o bana benim ona baktigim gözle bakmiyordu bunu biliyordum.. Bana hayatinin en güzel zamanini geçirdigini söyledi ve yanagindan öptü. Onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utaniyordum…
Günler, haftalar, aylar geçti ve mezuniyet günü geldi çatti..
Sürekli onu izledim onun mükemmel vücudunu seyrettim. Diplomasini almak için sahneye çikarken sanki havada süzülen bir melek gibiydi. Onun benim olmasini istiyordum.. Ama bana benim ona baktigim gözle bakmiyordu bunu biliyordum.. herkes evine gitmeden önce yanima geldi ve aglayarak bana sarildi sonra basini omzuma koydu ve “Sen benim en iyi arkadasimsin, tessekürler” deyip yanagimdan öptü. Onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utaniyordum…
Aradan yillar geçti…
Bir kilisedeyim ve o kizin nikahini izliyorum… evet artik evleniyordu, onun “Evet, Kabul ediyorum” demesini, yeni hayatina girmesini izledim, baska bi adamla evli olarak. Onun benim olmasini istiyordum.. Ama o bana benim ona baktigim gözle bakmiyordu bunu biliyordum.. Yeni hayatina girmeden once yanima geldi ve “nikahima geldin, tesekkürler” deyip, yanagimdan öptü. Onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utaniyordum…
Yillar çok çabuk geçti…
Su an benim bir zamanlar en iyi arkadasim olan kizin tabutuna bakiyorum. Esyalari toplanirken lise yillarinda yazdigi günlügü ortaya çikti… Hemen günlügünü aldim ve günlükte okudugum satirlar söyleydi : “Onun gözlerine bakarak onun benim olmasini diledim… Ama o bana benim ona baktigim gözle bakmiyordu bunu biliyordum. Onu sadece arkadas olarak istemedigimi bilmesini istiyordum onu çok seviyordum nedenini bilmiyorum ama çok utaniyordum… keske bana bir kez sevdigini söyleseydi…”
-
reis çok soal ya diğer arkadşada tşkr ederim aradıkalrımı buldum :(
-
Ne demek hocam, aşk ile ilgili her türlü konuda yazıda, şiirde yardımcı olurum. Aşk benim bir parçam =) Sana kendi yazdığım hikayeleride vereyim.
-
Sonuncusu Süper:)
-
Adam genç kadına seslendi: - Bana gözyaşı borcun var! Genç kadın sordu: - Nasıl öderim? Adam gözlerini kırptı; - Haydi gülümse! Gülümsedi genç kadın. Adam, cebinden mendilini çıkarıp, borcunu sildi. Ve mendilini özenle katlayıp, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu. Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde. İkisi de bahar kokuyordu... Biri ilkbahar, diğeri güz. Adam, seslendi yine; - Bana mutluluk borcun var! Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu: -Nasıl ödeyebilirim? Heyecanlandı adam - Haydi yat dizlerime! Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca. Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının. Saçları, güneşe ve yağmurlara hasret hiç yaşanmamış baharlara benziyordu. Çaresizliğini ördü sırasıra. Sonra saçının her teline, mutluluğun çığlıklarını bağladı adam. Yetmedi, gizli düğüm attı... Ağladı. Hava kararmak üzereydi. Dışarıda yağmur yağıyordu delice. Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu. Genç kadının gözlerinin içine baktı; - Bana yürek borcun var! Borcunun farkındaydı sanki genç kadın, şaşırmadı. - Bu borcumu nasıl ödeyebilirim? Adam kollarını uzattı - Haydi tut ellerimi! Sümbül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın. Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde. Genç kadın gitmek üzereydi. Adam son kez seslendi; - Bana can borcun var! Kadın irkildi; - Can mı? Sigarasından derin bir nefes çekti adam; - Evet... Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni! Hoşuna gitti sözler kadının - Peki bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun? Adam, biraz daha yaklaştı; - Yum gözlerini! Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini. Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdu kadının titreyen dudaklarına. - Bu ne şimdi yaptığın? diyerek çattı kaslarını kadın... Adam, pişmanlıkla, memnunluk arasında gidip geldi. Kekeledi; - Hayat öpücüğüydü! Kısa bir sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle... Adam, şaşırdı; - Ya senin bu yaptığın neydi? Genç kadın kapıya yöneldi; - Veda öpücüğü! Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine rehin bırakıp gitti genç kadın. Adam koştu peşinden sümbülleri geri verdi kadına. - Ne olur iyi bak umut çiçeklerime, solmasınlar... Genç kadın sümbülleri aldı: - Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini! Adam sevindi: - Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter! Kadın gözden kaybolurken haykırdı adam, - Umutlarımı kefil yaptım. Unutma, bana aşk borçlusun! Haykırışı yağmura karıştı. Kadın, yağmuru hissetmeyen kalabalığa...
-
Yanıklığıyla ve ceylanlarıyla kendisini aşka çağırtan çöldedir Mecnun
Dolaşır bir baştan bir başa.
Yüreğinden aşka ırmaklar akar çöl kumlarında.
Gönlünü avutur, dolaştığı günlerden bir gün...
Fark edemez namaz kılan bir dervişin önünden geçtiğini.
Leyla' dan başkasını görmeye yasaklı gözleriyle göremez,
Namaz kılan dervişi.
Namaz biter.
Kırk yıllık bekleyiş yükünü bilen derviş kızar Mecnun'a.
Özür kuşanmış kelimelerin ardından,
Paslı vicdanlara hançer gibi saplanan sözler dökülür
Leyla kitabı okuyan dudaklarından.
"Kusura bakma derviş baba,
Ben Leyla'nın aşkından seni göremedim
-Ya sen,
Huzurunda bulunduğun Mevla'nın aşkından beni nasıl gördün ?
