Soma Katliamının Ekonomipolitik Analizi
-
Öncelikler bu bir politik konu değildir. Ekonomipolitik ismi Ekonominin orijinal ismi ve tam karşılığıdır. Politika: kendini tekrar eden ekonomik olguların tarihi-maddeci yansımasıdır.
Şirketlerin amacı kârdır. Bunun için
1-maliyeti düşürüp
2-olabildiğince pahalıdan satmaya çalışırlar.
İkinciyi yapamazlar çünkü
2a-satış fiyatı zaten piyasada diğer şirket ve alıcılar tarafından habersizce belirlenmiştir
2b-şirket tekeldir fiyatı teoride tek başına belirleme şansına sahiptir. ANCAK tekel dahi olsa piyasaların bir talep esnekliği vardır ve buna bağlı yapabilecekleri maksimum kâr oranı sadece belli fiyat aralıkları sağlar. Bu yüzden tüketiciye göre ürün yada fiyatı farklılaştırırlar, sanıldığı gibi kendileri belirleyemezler.
İşte bu sebeplerden şirketler maliyet düşürme yoluna giderler.
Maliyetler nasıl düşürülür?
1a-Teknoloji: Bu tüm dünyada özellikle beyaz eşya-pc-otomobil gibi uzun zamanlı tüketim eşyalarında firmaların kullandığı rekabet yöntemidir. Ancak teknoloji ürettmek çok pahalı ve uzun bir süreç gerektrir Türkiyede neredeyse yok!
1b-Girdi maliyetleri düşürülerek: Basitçe bir fabrika düşünürsek girdi maliyetleri (üretim için gerekli aletler/reel sermaye, hammade, finans, işgücü)
Aletlerde: bir azalmaya gidemez çünkü o zaman üretim olmaz.
Hammaddede: bir azalmaya gidemez çünkü o zaman üretim olmaz.
Finans: üretim döngüsünün taşıyıcı unsuru ve ekonomiyi yürüten ikinci ana unsurdur, günümüzde bu girdiyi banka veya kredi sektörü diye isimlendirebiliriz. Banka ne derse odur. bu yüzden finans harcamalarındada bir azaltmaya gidemez.
İŞGÜCÜ: İşte üretim başladığı günden bu güne, tüm dünyadaki işverenlerin rekabet edip ve kâr yarattığı yer burasıdır. Ya aynı ücret düzeyinde işçiyi daha fazla çalıştırırlar; ya aynı aynı ücret düzeyinde aynı işi daha az işçiye yüklerler; yada reel ücretleri düşürürler. Bu madde aşağıdaki madde ile iç içe ve birebir ilişkilidir. Buna literatürde sömürü yada artık değer yaratma denir. Uzun süreler çalışan işçilerin dağılan dikkatleri iş cinayetlerinde (hayır kaza değil) baş aktördür. Bir diğer versiyonu ise 5 kişinin yapması gereken işi tek çalışana yüklemektir...
1c-Yasal zorunluluklar yada insani değerler baypas edilerek: Bu konuda en büyük yardımcılar satılmış, rantçı hükümetlerdir. Hükümetler denetlemez, hükümetler sömürünün önünü açar ve facialar kaçınılmaz olur. Buna örnek için:
-Patron yıllık 135milyon TL kazandığı madene 100binTL lik yaşam odası yaptırmaz çünkü neden insan canı daha ucuz biri ölür biri gelir, çünkü maliyetleri bu şekilde düşürecek. (http://www.diken.com.tr/vitrin/800-madenciyi-kurtaracak-20-yasam-odasi-soma-holdinge-ait-spine-towerda-dort-daire-fiyati-etmiyor/ )
-Patron patlamanın sebebi olduğu düşünülen daha önce defalarca kez yangın çıkaran bölümü düzgünce kapattırmamış denetletmemiş neden? Çünkü maliyetleri bu şekilde düşürecek. (http://www.sonsayfa.com/Haberler/Guncel/Sok-iddia-Patlamanin-sebebi-baska-258532.html )
-Patron işçilere, işgüvenliğine dair bir eğitim programı yada herhangi bir tatbikat yaptırmadı neden? Çünkü neden insan canı daha ucuz biri ölür biri gelir, çünkü maliyetleri bu şekilde düşürecek.
-Patron bırakın yaşam odasını madenlerde bulunması gereken önceden algılama sensörlerini ve söndürme araçlarının dahi bulnmadığını bulunanlarında süresinin ve bakım tarihinin geçtiğini görmezden geliyor neden? çünkü maliyetleri bu şekilde düşürecek.
-Patron çalışanlarının sendika temsilcilerini bie kendi atar neden? Çünkü haklarından haberdar bilinçli ve örgütlü işçi maliyet getirir...
İşte bay patron bu şekilde para kazanır. İşte patron 140dolarlık maliyeti 24dolara bu şekilde düşürür. Bu modern üretim sistemimizin yaşama şeklidir. İstisnasız her modern şirket bu şekilde işler. Peki tek suç tek sorumlu patronmudur?
HAYIR! HAYIR! HAYIR!
Öncelikle kârın yüksek olduğu yerlere patroncuklar göz diker, Soma Madenleri ve diğer onlarca milletin ortak malı olan kurum gibi. Peki ama devletin güvencesinde olan bu kamu iktisadi teşşebüslerini nasıl alacaklar? İşte o noktada SATILMIŞ, RANTÇI bir hükümet gerekir. Hükümet öncelikle, torunlarımızın mirası olan bu şirketleri bilerek isteyerek zarar ettirir yada bir iki kalem oynatmayla öyle gösterir(zarar ettirecek müdürleri göreve atar, ihaleleri yüksek bedelden alır, defterlerde tahrifat yarattırır....) Daha sonra özelleştirme adı altında kasasında bulunan paradan bile uzuca bu değerlerimizi UTANMAZCA peşkeş çeker. Bu işlemlerin karşılığı: onlarca gemicik, villa, milyon dolarlık çikolata paketleri ve saatler olarak geri dönecektir... Hükümetin görevi bu peşkeşten sonra dahada artar. Gelen soru önergelerini geri gönderir, Denetim yapmamak için yada yapılan denetimlerdeki yanlışları cezalandırmamak için kendini paralar. Cezaları düşürür. Gerekirse AİMe kadar giden davalarda cezayı şirket yerine senin benim cebimden ödetir. Ses çıkaranları susturur...Olaki birileri yanlışı görür ve üstüne giderse vay onun haline, ya ergenokoncu olur, ya çapulcu... En iyi ihtimalle işten kovulur....
O halde 2. sorumlumuzda kabak gibi ortaya çıkmıştır: Hükümet ve Bağlı bakanlıklar
Şimdi geldik en önemli suçluya: Tüm bunları görüpte sesini çıkarmayandır. Ahlaksızca, vicdansızca, şerefsizce bu facianın faillerini savunandır... Çünkü suçlular cezasını çekmezse bir gün bu katliamın aynısı yeniden yaşanacak ve o zaman belki ölen ya baban ya kardeşin ya sen ya da herhangi bir İNSAN olacak...
-
açıklayıcı ve yalın olmuş kardeşim ellerine sağlık
-
ellerine saglik
-
söylencek ekstra birşey kalmamış zaten. eline saglık.
para için ,daha fazla kazanmak için insanların canını tehlikeye atan ne kadar insan varsa hepsi ağır orospu çocugudur.
hepsinin anası gözünün önünde sikile. hepsi bu dünyada cehennemi yaşaya.
-
sadece bilgi verici objektif bir yazı olmamış. içinde senin politik düşüncelerin yer alıyor. bazılarının harflerini büyütmüşsün okuyan kişilerin anlayacak kapasitede olmadığını düşünüp vurgu yapmışsın.
işletme ile ilgili maliyet düşürücü unsurlar bellidir. bunu bütün işletmeciler uygular. işletmenin en büyük maliyet kalemi işçiliktir.
bizim geri kalmış, malesef aile şirketleriyle dolu ülkemizde tasarruf deyince akla, yenilik bulmak, kolay üretim teknikleri geliştirmek yerine, akla işçi çıkarmak, sigortasız vs vs vs şeyler geliyor.
bu kurumlar devletin elindeyken yüksek maliyetle çıkarılması işçi verimiyle alakalı, çalışanı az denetim, rahat çalışma, kendini işte geliştirme isteksizliği bir nevi halkın gözündeki klasik memur zihniyetine benzetilebilir. bununla ilgili maliye politikası konusunda tarihsel görüşler de mevcuttur. özel sektöre göre kamu sektörünün verimsizliği teorileri
devletin elinde fazla konularda işletmelerin bulunması devleti hantallaştırır. özelleştirmeye gitmek kalkınmanın gereğidir. devlet sadece düzenleyici ve denetleyici görevleri, adalet, asayiş, güvenlik gibi saf kamusal hizmetleri yerine getirmelidir. zaten günümüz dünyasında genel kabul gören durum budur. yani özelleşmek için satılmış, rantçı, utanmaz vs. olduğu anlamına gelmiyor.
durum şu ki; devlet gerek özelleştirdiği kurumlar. gerek diğer özel sektörlerde tam olarak denetim ve düzenlemelerini çağın gereğine uygun şekilde düzenleyip, uygulaması gerekir. örneğin; madenci devlet işletmesinde çalışırken 4-5 bin tl. maaş alırken, özelleştikten sonra 1600 TL. ye çalıştırılamamalı, her işin bir standardı olmalı, emeğin karşığlığının tam olarak verildiğinin kontrolü yapılmalı, diğer her işte teknik zorunluluklara tam uyum sağlanmalı.
Türkiye'de bu konular yeni yeni düzenlenmeye başlandı iş güvenliği uzmanlığı çıkarıldı insanlar 3-4 bin tl. verip iş güvenliği uzmanlığı sertifikası aldı ama hala yasal zorunluluklar denetlenmediğnden işe başlayamadılar. denetim olmayınca patronlar umursamazlar. karını ençoklaştırmaya çalışırlar. malesef.
konuları merak edenler maliye politikası ders notu bulup okuyabilirler.
böylelikle genel kabul görmüş politikaları, hükümetin icat etmediğini anlarlar.
yalnız yasal düzenleme, denetim, standartlar, teknoloji, işçi eğitimi konularında baya eksiğiz. bu düzenlemeler yapılmalı.
baron_27 tarafından 17/May/14 12:38 tarihinde düzenlenmiştir -
hukumetin icat etmedi kesin de, icat edileni
duzenleme, denetim, vb konukarda isleri dogrultamamakta,
ve bi hayli ehliyet?! ve liyakadda?! kadrolasmakta..
ar ge ye dokunulmamakta yada gostermelik..
dznlm
RitmFarbRacourci tarafından 17/May/14 12:57 tarihinde düzenlenmiştir -
baron_27 bunu yazdı
sadece bilgi verici objektif bir yazı olmamış. içinde senin politik düşüncelerin yer alıyor. bazılarının harflerini büyütmüşsün okuyan kişilerin anlayacak kapasitede olmadığını düşünüp vurgu yapmışsın.
işletme ile ilgili maliyet düşürücü unsurlar bellidir. bunu bütün işletmeciler uygular. işletmenin en büyük maliyet kalemi işçiliktir.
bizim geri kalmış, malesef aile şirketleriyle dolu ülkemizde tasarruf deyince akla, yenilik bulmak, kolay üretim teknikleri geliştirmek yerine, akla işçi çıkarmak, sigortasız vs vs vs şeyler geliyor.
bu kurumlar devletin elindeyken yüksek maliyetle çıkarılması işçi verimiyle alakalı, çalışanı az denetim, rahat çalışma, kendini işte geliştirme isteksizliği bir nevi halkın gözündeki klasik memur zihniyetine benzetilebilir. bununla ilgili maliye politikası konusunda tarihsel görüşler de mevcuttur. özel sektöre göre kamu sektörünün verimsizliği teorileri
devletin elinde fazla konularda işletmelerin bulunması devleti hantallaştırır. özelleştirmeye gitmek kalkınmanın gereğidir. devlet sadece düzenleyici ve denetleyici görevleri, adalet, asayiş, güvenlik gibi saf kamusal hizmetleri yerine getirmelidir. zaten günümüz dünyasında genel kabul gören durum budur. yani özelleşmek için satılmış, rantçı, utanmaz vs. olduğu anlamına gelmiyor.
durum şu ki; devlet gerek özelleştirdiği kurumlar. gerek diğer özel sektörlerde tam olarak denetim ve düzenlemelerini çağın gereğine uygun şekilde düzenleyip, uygulaması gerekir. örneğin; madenci devlet işletmesinde çalışırken 4-5 bin tl. maaş alırken, özelleştikten sonra 1600 TL. ye çalıştırılamamalı, her işin bir standardı olmalı, emeğin karşığlığının tam olarak verildiğinin kontrolü yapılmalı, diğer her işte teknik zorunluluklara tam uyum sağlanmalı.
Türkiye'de bu konular yeni yeni düzenlenmeye başlandı iş güvenliği uzmanlığı çıkarıldı insanlar 3-4 bin tl. verip iş güvenliği uzmanlığı sertifikası aldı ama hala yasal zorunluluklar denetlenmediğnden işe başlayamadılar. denetim olmayınca patronlar umursamazlar. karını ençoklaştırmaya çalışırlar. malesef.
konuları merak edenler maliye politikası ders notu bulup okuyabilirler.
böylelikle genel kabul görmüş politikaları, hükümetin icat etmediğini anlarlar.
yalnız yasal düzenleme, denetim, standartlar, teknoloji, işçi eğitimi konularında baya eksiğiz. bu düzenlemeler yapılmalı.
Öncelikle karşı görüşlerin için teşekkür ederim, tam olarak beklediğim cevaplar bunlardı. Analizin makroekonomik boyutunun soru-cevap şeklinde ilerlemesini istiyordum.
1- sadece bilgi verici objektif bir yazı olmamış. içinde senin politik düşüncelerin yer alıyor. bazılarının harflerini büyütmüşsün okuyan kişilerin anlayacak kapasitede olmadığını düşünüp vurgu yapmışsın.
1cevap- Ekonomik analiz yapacağım deseydim oturup sadece rakamları yazmam gerekecekti. O rakamları yorumlamak istesem yine bir ekonomik-okulun (politikanın) yorumunu kullanmam gerekecekti. Bu bir ekonomipolitik analizdir. Ekonomiplitik analizler gözlemcinin gözünden politik perspektifinden, bilimsel araçlar veya belgeler kullanılarak ulaşılan kişisel yorumlardır zaten....
BÜYÜK YAZMA, altını çizme, italik yazama, bold vb. konusuda anlatımı güçlendirmek maksatlı birazcık istem dışı yaptığım birşey. Ben bu tarzda yazıları okumaktan hoşlanıyorum okuyucununda hoşlanacağını düşünmüştüm. Yani maksat okuyanı gerizekalı yerine koymak değil, ifade gücümün yeterli olmadığını düşündüğüm için anlatımımı güçlendirmekti.
2- bu kurumlar devletin elindeyken yüksek maliyetle çıkarılması işçi verimiyle alakalı, çalışanı az denetim, rahat çalışma, kendini işte geliştirme isteksizliği bir nevi halkın gözündeki klasik memur zihniyetine benzetilebilir. bununla ilgili maliye politikası konusunda tarihsel görüşler de mevcuttur. özel sektöre göre kamu sektörünün verimsizliği teorileri
2cevap- Bahsettiğin politikalar liberal ekonominin KAMUSALLAŞTIRICI anlayışa karşı öne sürdüğü ve kendini çürüten tezlerdir. Bu noktada söylediklerine katılmamın imkanı yok; eğer ki işverenler işçi verimini arttırmak için eğitim yerine tehtid ve zorbalık kullanıyorsa bu özel sektörün başarısı değil hayasızlığı olur. KİT'lerdeki verimsizliğin ana sebebi, KAYIRMA'dır. İş alımları ve yönetici atamaları adil yapılsa(bknz:kpss) en az özel sektör kadar verimli olabilir.
3- devletin elinde fazla konularda işletmelerin bulunması devleti hantallaştırır. özelleştirmeye gitmek kalkınmanın gereğidir. devlet sadece düzenleyici ve denetleyici görevleri, adalet, asayiş, güvenlik gibi saf kamusal hizmetleri yerine getirmelidir. zaten günümüz dünyasında genel kabul gören durum budur. yani özelleşmek için satılmış, rantçı, utanmaz vs. olduğu anlamına gelmiyor.
3cevap- Bu günümüzün "TRENDİ"dir. Bahsettiğin sisten NEOLİBERALİZM'dir. J.M. Keynes kapitalizmi kurtarmak için devletçi politikalar gerektiğini söylemiş ve uygulandığında başarılı olmuştur. Kapitalistler paçayı kurtardıktan sonra ise devlet korumasını saf dışı bırakmak istemişlerdir. İşte üstteki paragrafta NEOLİBERALİZMin manifestosu gibidir. Mortgage krizinden sonra zorunlu devlet müdahaleleri ile teorik olarak çürümüştür. Aşağıdaki video eğlenceli ve basit bir şekilde durumu özetliyor.
http://www.youtube.com/watch?v=WDDHvZTO-Bo
Dediğim gibi "Neoliberalizm" günümüzün dünya TRENDidir. Tıpkı 1929 buhrandan sonra sosyalist ayaklanmalara karşı umut olarak görülen "Korparatizm" gibi (faşizmin devlet örgütleniş ismidir İtalya, ispanya, almanya, japonya.... gibi bir çok ülkede kullanılmıştır. ABD gibi ülkelerde ise bu keynesyen iktisat olarak yansır).
Yinede neoliberalizmi biraz özetlemek gerekir: Ancak o zaman "noliberalizm hükümet-günümüz özelleştirmeri-soma katliamı" çizgisini daha iyi anlayabiliriz.
Dünya bir değişim içerisinde bu değişim, herşeyin para ile satılabilecek eşyalara dönüştüğü devletin değil sadece özel sektörün varolduğu bir dünya. Buna bazıları "Yeni Dünya Düzeni", kimileri "Globalizm", iktisatçılar ise "Noliberalizm" diyor. Buna göre Eğitim, Sağlık, Denetim, GÜVENLİK (bknz: BLACKWATER) bile piyasanın arz-talep cehennemine atılmak, özel sektörün insafına bırakılmak isteniyor. SSCB'ye karşı kurulan "Yeşil Kuşak" projesi görevini yaptı ve bu yeni düzen için artık bir engel teşkil ediyor. Çünkü eskiden kendi yerleştirdikleri bu dinamiklerin kırmızı çizgileri var. Bu yüzden "Yeşil bölge" dedikleri ortadoğu coğrafyasını yeniden şekillendirmeleri gerekiyor. Yeni proje "Genişletilmiş BOP". Bu projeye göre tüm eski unsurlar yok edilerek yeni yöneticiler getirilecektir. Bazıları zorla (afganistan, mısır, libya, tunus, ırak, suriye...) bazılarıda seçimlerle(türkiye, iran...).
http://www.youtube.com/watch?v=KokiD2qSDxE
Bu yönticilerin iki asli görevi bulunur
1-Özelleştirmeler ile halkların elinde kalan son kuruluşlar özel sektöre teslim etmek(genellikle doğrudan yabancı yada yabancı ortaklı şirketler)
2-Bu değişime karşı çıkan sesini yükselten eski unsurları temizlemek (bknz: ERGENEKON, BALYOZ)
İşte mevcut hükümet ve başındaki şahıs bu yüzden göreve getirilmiştir bunları kendi ağzıyla üstteki vedeoda itiraf ediyor. Dahası bu insanların bu gün için seçileceği çok önceden belirlenmiş şeylerdir. (CIA DEVLETİ plan ve projelerini 50-100 senelik projeler dahilinde yapıp duruma göre ince ince işler. Bknz: aşağıdaki video)
http://www.youtube.com/watch?v=TNLueVtDgak
http://www.youtube.com/watch?v=MgaxbI9FuAY
Sonuç olarak Eğer ki kapitalist bir ülkede yaşıyorsak devletin elini özel sektörden olabildiğince çekmesi gerekir doğru demişsin. Bu kapitalizmin gereğidir. Bana görede özel sektörün başarıyla üstlenebileceği rekabet ortamının sağlanabildıiği durumlarda devlet olmasada olur. ANCAK bazı durumlar hariç. Adalet-Eğitim-Sağlık-Güvenlik-Su kaynakları-Tohumculuk asla terkedilemez edilmemeli; bunun yanında Telekom, Tüpraş, Petkim, Limanlar ve Madenler gibi bizim için hala stratejik ve insani önem taşıyan kurumlar özelleştirilmemeliydi. Eğerki bir hükümet bunları düşünmeden onca kurumu özel sektörün kucağına atıyorsa ve bundan pay(rant, rüşvet, nema) alıyorsa (bknz: 17 aralık); o hükümet, geleceğimizden, bizim cebimizden, çocuğumuzdan ve torunumuzdan çalıyordur.... Bu yüzden o hükümet rantçı satılmış, utanmaz vede hırsız olur.
4- böylelikle genel kabul görmüş politikaları, hükümetin icat etmediğini anlarlar.
4cevap- Keşke bu politikaları biz icat etmiş olsaydık böylece "şeytanı biz bulduk" diye övünebileceğimiz kötüde olsa birşey olurdu. Genel kabul görmesi doğru, iyi, güzel olduğu anlamına gelmiyor malesef...
5- Bunların dışında yazdıklarına katılıyorum...
