folder Tahribat.com Forumları
linefolder Download / Dosya Paylaşım
linefolder Tokat Türkülerinden Seçtiğim Eserler(Tokatlılara:)



Tokat Türkülerinden Seçtiğim Eserler(Tokatlılara:)

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Tabela Fatihi
    kaygusuz
    kaygusuz's avatar
    Kayıt Tarihi: 06/Nisan/2007
    Erkek
          ABUM ABUM
    Sevdiğime Varamadım

    İpek Çorap Giyemedim
    Muradıma Eremedim

     Abum Abum Gız Abum
     Sebebim Sensin Abum
     Muradım Olsun Abum

    Beni Çoban Ettiniz
    On Binimi Yediniz
    Günahıma Girdiniz

     Abum Abum Gız Abum
     Sebebim Sensin Abum
     Muradım Olsun Abum

    Şu Niksar’a Varsalar
    Sevdiğimi Bulsalar
    Su Halimi Sorsalar

     Abum Abum Gız Abum
     Sebebim Sensin Abum
     Muradım Olsun Abum

    http://rapidshare.com/files/109805658/Abum_Abum.wma.html

    ARABAM 60 model 

    Arabam atmış model ah arabam atmış model
    Yokuşları çıkmıyor yokuşları çıkmıyor
    Güzelleri gördükçe güzelleri gördükçe
    Frenleri tutumuyor frenleri tutumuyor
    A benim sersem yarim
    Ne olur sevsen yarim
    Söz verdinde gelmedin ben sana küstüm yarim
    Ah a benim sersem yarim
    Ne olur sevsen yarim
    Söz verdinde gelmedin ben sana küstüm yarim

    Arabam atmış model ah arabam atmış model
    İnişleri inmiyor inişleri inmiyor
    Şu zamane gençleri şu zamane gençleri
    Hiç sözünde durmuyor hiç sözünde durmuyor
    A benim sersem yarim
    Ne olur sevsen yarim
    Söz verdinde gelmedin ben sana küstüm yarim
    Ah a benim sersem yarim
    Ne olur sevsen yarim
    Söz verdinde gelmedin ben sana küstüm yarim

    Pencereden bakıyor pencereden bakıyor
    Kitap almış okuyor kitap almış okuyor
    Saçlarına gül koymuş saçlarına gül koymuş
    Yel estikçe kokuyor yel estikçe kokuyor
    A benim sersem yarim
    Ne olur sevsen yarim
    Söz verdinde gelmedin ben sana küstüm yarim
    Ah a benim sersem yarim
    Ne olur sevsen yarim
    Söz verdinde gelmedin ben sana küstüm yarim

    A benim esmer yarim ah a benim esmer yarim
    Kendini göster yarim kendini göster yarim
    Çimende hastolursun çimende hastaolursun
    Koluma yaslan yarim koluma yaslan yarim
    A benim sersem yarim
    Ne olur sevsen yarim
    Söz verdinde gelmedin ben sana küstüm yarim
    Ah a benim sersem yarim
    Ne olur sevsen yarim
    Söz verdinde gelmedin ben sana küstüm yarim

    http://rapidshare.com/files/109807799/Arabam_60_Model.wma.html

    YAYLA YAYLAYA BAKAR 
    Yayla yaylaya bakarda
    yayla suları yan akar
    vurmada beni kayınço
    bacım yoluma bakar
     
    Meşelikten yavrum meşelikten
    Yaktın beni gençlikten
    Allahda seni yaksın
    3 günlük geliniken
    Allahda seni yaksın
    3 günlük geliniken
     
    Yayla yolu yar yoluda
    hem kar yağar hem dolu
    Benide yardan ayıran 
    akkuşun karakolu
    Benide yardan ayıran
    aybastı karakolu
     
    Vuırmada martin atamassın
    El yüzüne bakamassın 
    Vermede beni ellere
    Görür dayanamazsın
    Vermede beni ellere
    görür dayanamassın 
    http://rapidshare.com/files/109809769/artist_-_Track_04.wma.html
     
    Yanmada Güzelim.
    Müdürün Yeşil Kürkü
    Yeni Çıktı Bu Türkü
    Ne gızıyon körmüdür
    Söylenecek Bu Türkü De Yanıyom Ben

    Yanma Da Güzelim Yanıyom Bende
    Mendilde Salla Geliyom Ben
    Bir Güzelin Uğruna Da
    Verem De Oldum Ölüyom Ben

    Aşma Kırandan Aşma
    Yar Seni Tanıyorum
    Her Kırandan Aşanı
    Ben Seni Sanıyorum Da Yanıyom Ben

     Yanma Da Güzelim Yanıyom Bende
    Mendilde Salla Geliyom Ben
    Bir Güzelin Uğruna Da
    Verem De Oldum Ölüyom Ben
     
    Derelerin özleri
    şaş bakıyor gözleri
    yar ben senin yüzünden
    ters koştum öküzleri de 
    yanıyom ben
    http://rapidshare.com/files/109811342/artist_-_Track_07.mp3.html
     
    HATİPOĞLU
    Hatipoğlu nam veride 
    memlekete şan verdi
    muhtarlığın uğrunada
    oğlunu kurban verdi
    muhtarlığın yüzünden de
    oğlunu kurban verdi 
    Yayla yaylayada karşıda
    yaylam olmuş bir çarşıda
    yaylam olmuş bir çarşı
    Vurma beni eniştede
    dosta düşmana karşıda
    dosta düşmana karşı
     Yayla yaylaya bakarda
    yayla suyu yan akar
    vurma beni kayınçoda
    bacın evde yol bakarda
    ablam yoluma bakar 
    yaylaya gideceğimde
    serinin edeceğimde
    verin bana beşliğide
    vuruldum gideceğim 
     Koymuşlar arabayada
    benziyor marabayada
    benziyor marabaya
    nasıl kıydın sen tevfikte
    Bu kadar merhabayada
    bu kadar merhabaya...
    http://rapidshare.com/files/109812315/Damla_Hatibo__287_lu.wma.html 
     
     
                                                                                                                                                                                                            ŞEKEROĞLAN
    Şu tepe yüksek tepe
    amanın aman yandım şeker oğlan
    Çıktım su serpe serpe
    amanın aman yandım şeker oğlan
    Baktım ki yar uyumuş
    amanın aman yandım şeker oğlan
    Uyardım öpe öpe
    amanın aman yandım bekar oğlan
    Baktım ki yar uyumuş
    amanın aman yandım şeker oğlan
    uyardım öpe öpe
    amanın aman yandım bekar oğlan
    Giderim dur diyen yok
    amanın aman yandım şeker oğlan
    kebap oldum yiyen yok
    amanın aman yandım şeker oğlan
    Ayrılık gömleğini
    amanın aman yandım şeker oğlan
    Benden başka giyen yok
    amanın aman yandım bekar oğlan
    Şu Tokat yedi dağdır
    amanın aman yandım şeker oğlan
    içinde yarim vardır
    amanın aman yandım şeker oğlan
    6 aydır mektub gelmez
    amanın aman yandım şeker oğlan
    ne ölmüştür ne sağdır
    amanın aman yandım bekar oğlan
    http://rapidshare.com/files/109814032/Gamze_002___350_eker_O__287_lan.wma.html
     
     
     
     

     NİKSAR YAYLASI

    Niksar yaylasına da canım çıksam otursam

    Vursam kadehleri yar yar içsem ağlasam 

    Gurbet elde hasretliğe dayanamıyorum

    Nazlı yarin sözlerine güvenemiyorum 

    Dumanmı çıkmış bediranın yücelerine

    tabipler hep bulamıyo yar elerünü

    bahar gelmiş çiçekler açmış bizim ellerde

    söylede yarim neyinede yanam hangine 

    oy benim anam ciğerim anam bekle geliyorum

    yaktıda beni bir vefasız dayanamıyorum

    bilemedim bilemedim bende dostumu

    yatırın topraklara anam kapatın üstümü

    Kara çamın çamlarıda kozak verdi mi

    Bir güzel uğrunada yaktım kendimi

    Geçemiyom geçeklerden geçek ver bana

    Gönlündeki çiçeklerden çiçek ver bana...

    http://rapidshare.com/files/109816248/Gamze_003_Niksar_Yaylas__305_na.wma.html

             FADİİİKK(ağıttır uzun)aşk acısı

    Canıııııııııııııııııııııııııııııııııııım yaylalar yaylalarda yüksek yaylalar

    Yar ilen kolkola gezsek yaylalar oy yaylalar oy

    El ele tutsakta yar ile gezsek soğuk su başındada kalsak yaylalar. oyyyy

    Canıııııımmm yaylara  da dolu yağsa kar ile yaylalarda koyun gütsem yar ilen canım yar ilen

    Ellerin derdide dünya dolu mal ilen benim derdimde ela gözlü yar ilen canım yar ilen oyyyy..

    Canııımmm gittiğin yollarda çamur olsun taş olsun karnın doluda kucakların boş olsun fadik boş olsun

    gözlerinden akanda kanlı yaş olsun bana azar ettinde bana fadiğim kahbe fadiğim

    Canııımmm dökmedendide kır atımın nallarıı ben gidersemde sevme fadik elleri oy ellerii..

    üstüne koklamamda gonca güllerii.. ne sen beni unutda nede ben seni fadik ben senii oy oyyy...

    Yar yar bir su içsemde şu çeşmenin gözünden zalim yarim anlamıyor sözümden oy benim sözümden

    ne duruyonda gurbetelden gelsene  dertli kerem oldumda senin yüzünden fadik yüzünden oyyy..

    Canıımm ela gözlerinide sevdiğim fadik. beklerim yollarını gelene kadar gelene kadar oyyy.

    Ben seni seviyomda can ile candan bize ayrılık yokta ölene kadar ölene kadar muhanet oy..

     Canııııımmm fadiğinende çıktım aynalı köşke kız seni sevelide düştüm bu aşka oy bu aşka

    kapıdan bacadanda baksan ne fayda sarılıp yatmanında halları başka oy yoları başka oyy..

    Yarr yarr Niksarın altıda koyun yazısı. fadiği sorarsanda ana kuzusu yar ana kuzusu oy

    Böylemiydide anlımızın yazısı kader bizi ayırdımı fadiğim Kahbe fadiğim oyy..

    http://rapidshare.com/files/109818121/GAR__304_P_HASAN_-_fadik.mp3.html

    GÜLOĞLAN

    Bahçe pezik değilmi güloğlan

    Ciğer ezik değilmi gül yarim

    Ben sevdim eller aldı güloğlan

    Bana yazık değilmi gül yarim 

    Gidiyormusun yarim güloğlan

    Bende gelecekmiyim gül yarim

    Verdi bana sevdayı güloğlan

    Çekebilecekmiyim gül yarim

    İn dereye dereye güloğlan

    Topla ufak taşları gül yarim

    Sevda benden geçmiyor güloğlan

    Al verdiğü saçları gül yarim

    http://rapidshare.com/files/109822370/guelo__287_lan.wma.html

     ŞU AKKUŞUN GÜRGENLERİ

    Şu akkuşun gürgenleri yıkılmadımı
    Yar üstüne yar sevmeye sıklımadınmı
    Şu karşıki tarlayı da kime kazdırdın
    Gönderdiğin mektupları kime yazdırdın
    Şu karşıki tarlayı da kime sürdürdün
    Sen gurbette ben sılada beni öldürdün

    Geçemiyom geçeklerden geçek ver bana
    Gönlündeki çiçeklerden çiçek ver bana
    İn aşagı çık yukarı sallada mendili
    Demedimmi gülom sana tanıt kendini

    Gelemiyom nazlı yarim aylar garanlık
    İkimizde cahilizde elbet yaralı
    Şu zalim engeller yarim kalkasa aradan
    Sevenleri kavuştursun ne olur yaradan

    http://rapidshare.com/files/109823540/YAYLA____304__E__286___304__3_-_10.mp3.html

    CD den aktarımdır hepsi... çok sevdiğim eserleri ekledim. belki tokatlı vardır diye yada dinlemek isteyenlere... 

     Bunlardan hariç BEKTAŞ YILMAZ damla yıldırım GAMZE Kemancı hüseyin Mihrican bahar Murat akkaya Rıza dalga. orhan dondurma sanatçıların bazı albümleri mevcut isteyen olursa eklerim. Ayrıca yöresel kaval müziklerimiz. Ve Yayla şenliklerindeki davul zurna oyunlarının müzikleride ...pek isteyen olcağını sanmıyorum yinede ...


     


    Türkiye’deki emekli yaşlı insanları sevmiyorum. Ailemde emekli olanlarda dahil. Geleceğimizin çalınmasına izin verdiler. Umarım ızdırap dolu bir çileli hayat çekip elveda deyip bu dünyadan gidersiniz. Siz gençleri zırnık düşünmediniz hayallerini mahvettiniz.14.500TL ile hiçbirşey almadan karnınızı doyurun gelecek nesili düşünmeden yaşadığınızı sanıp gidin bu dünyadan.
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    u235
    u235's avatar
    Kayıt Tarihi: 31/Mart/2008
    Erkek

    eii paylasım hoja benım annemde Tokatlı indireyim arada dinlerik :)

  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    qaMbLer
    qaMbLer's avatar
    Kayıt Tarihi: 02/Eylül/2005
    Erkek

    ooo burda niksarin fidanları yok :D

    niksarin fidanlarıı şinanay yawrum şinananay :D

    ondan sonra tokat yolları taşlı yok :D

    tokat yolları taşlı geliyor kara kaşlı

    15liler geliyorrr kızların gözü yaşlı

    aslna yarim kız seni anan ne bilim hatırlamıorm buralarını :D arada bi niskara gittimde düğünlerde duyuodm :C hatun avlıdom dugunden :D  


    Burdan bütün kızlara sesleniyorum. Malın Varsa Zekatını Vereceksin Kardeşim
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    tatarramazan
    tatarramazan's avatar
    Kayıt Tarihi: 08/Ekim/2003
    Erkek

    "hey onbeşli .." türküsünü günümüzde laylaylom tempoda söyluyorlar... hikayesine rastlamıştım gecenlerde hic öyle laylaylom bi havada değildi, cok acı bi hikayesi var

     


    Bu niymiş la?
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Emrow
    Emrow's avatar
    Banlanmış Üye
    Kayıt Tarihi: 17/Mart/2007
    Erkek
    "şinanay" fan club
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    HeadBanger
    HeadBanger's avatar
    Kayıt Tarihi: 13/Eylül/2007
    Erkek
    orduluyum ama sakrılar güzel saol emeğine sağlık..

    Boş İşler Uzmanı..
  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Çömez
    underzero
    underzero's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 20/Ocak/2003
    Erkek

     

    :) super

    arabam 60 model favorimdir :) 


    pist bak bi ! - Ban Golu Canavari
  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    grey-cells
    grey-cells's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 02/Ocak/2006
    Dişi
    tatarramazan bunu yazdı:
    -----------------------------

    "hey onbeşli .." türküsünü günümüzde laylaylom tempoda söyluyorlar... hikayesine rastlamıştım gecenlerde hic öyle laylaylom bi havada değildi, cok acı bi hikayesi var

     


    -----------------------------

    eet yauwe okumlarını tavsiye ederim bulursam tam hikayeyi koyayım buraya

    turkudeki bayan kocası askere gitti icin ve oldu sanıldığı icin baskasıyla evlendirilmek isteniyor ama bayan istemiyor ve kacıyor iste bayanı dağa kaldırıyorlar felan...

    laylaylom diil yane .l

    edit budut  ekşiden alıntı

     

    tokat'in kurtluluş savaşı sırasında yaşadıklarının da özeti gibidir bu türkü.. türkünün hikayesi hediye adındaki tokatlı güzel bir kıızn on beş yaşında tahtaobalı hüseyinle nişanlanmasından sonra hüseyinin kurtuluş savaşı 'na gitmesi ve geri dönmemesini anlatır.hediye gözleri yaşlı asker yolu beklerken dört yaz geçmesine rağmen geri gelmeyen hüseyini hala beklemek istemesine rağmen hediyeyi emin efendi adında yaşlı birine verirler evleneli bir yıl olmadan emin efendi ölür ve hediye yanlız kalır.hüseyin sekiz yıl sonra geri döner sözlüsünü sorar kızın başına gelen kötülükleri duyduktan sonra bir daha köyüne dönmemek üzere gider nereye gittiğini kimse bilmez
    bu türkü önceden ağıt tarzında söylenirken sonradan oyun havası şekline dönüştürülmüş..
    http://www.halkoyunlarimiz.com/showthread.php?t=2870

  9. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    HeadBanger
    HeadBanger's avatar
    Kayıt Tarihi: 13/Eylül/2007
    Erkek

    buyrun o türkünün hikayesi==>> hey onbeşli onbeşli türküsü

     

     

    Taş döşeli dar yollardan şakırtılı at arabalarının gelip geçtiği demlerde,
    Tokat bir dağ içindeyken
    Gülü bardağ içindeyken
    Yüzü kaleye bakan ahşap evlerden
    birinin şenliğiydi Hediye
    Adı gibi Haktan Hediye, üç eteği sırma işleme, başı Tokat işi yazmalı, yazmasının ucu pembe oyalı. Endamı fidandan narince, boyu gül ağacı misali küçücek, alımlı, edalı bir kızcağız. Tokat eşrafından kendi halinde bir ailenin evdeki tek çocuğu.
    Kınalı Kazova üzümlerinin toplanıp pekmez yapıldığı, içi sırlı küplere asma yaprağı basıldığı aylarda Tahtoba köyünün saygın ailelerinden birinin oğlu Hüseyin görüverdi onu. Tenhada buluştular, iki gencin yüreciği birbirine ısındı. Çok geçmedi aradan, Tahtoba'dan dünürcüler geldi Hediye kızın evine. Köy ağası babanın biricik oğlu Hüseyin'e istediler onu. "Yaşı küçücek," dedi anası. "Baba ekmeği yemedi doyuncaya dek." Bekleyeceklerini söyledi oğlan tarafı. "Bizim oğlumuz da yeni yetme... Söz edelim, aht verelim, bekleyelim. Gül yanaklı Hediye bu yaz gelinimiz olur."
    Tez büyür kuzu misali kız kısmı da, yuvadan kuş misali kanatlanıp tez uçanı makbuldür. Hele talibi Tahtoba'nın efendilerindense, bol haneye gelin gidecekse, anasının babasının adını saydıracaksa fırsat kaçırılmaz. "Oldu," dedi büyükleri. Hediye'nin ak ellerini bu bahar kınalayacaklardı. Madem insan evladıydı isteyen, hayır işte acele etmek en güzeliydi. Verdiler Hediye'yi bıyıkları yeni terlemiş Hüseyin'e. Şerbetini içtiler, sözünü kestiler. Tahtoba'nın ağası koçlar kurban etti, Hüseyin, endazesi on yedi kuruşa mor kadifeden fistanlık kumaş aldı Hediye'ye. İpek bürüğe bürüdüler genç kızı. Boynuna gümüş hamaylılar, alnına Hamidiye paralar taktılar. Nişan gecesi Tokat'ın kadınları toplandı kız evinde, bakır tepsilerin arkasını tıkırdatarak oynadılar.Kış gelmeden yaprak küpleri basıldı, erik ezmeleri, tarhanalar, sebze kuruları, setikler, yarmalar hazırlandı. Bahar başında toplanıp yazıda kurutulmuş madımaklar çıkınlandı. Kasım yağmurları Yeşilırmak'ı coşturmadan tahtaları kararmış ahşap evlerin dış kapıları kapandı. Baba evinde artık misafir muamelesi gören Hediye çeyiz telaşına düştü. Kış boyu kafesli pencerenin önündeki sedirde oturup yoldan geçen herkesi "Belki Hüseyin'dir" ümidiyle süzerek küçük ellerinin ak parmaklarındaki iğne ile al yazmaları renk renk, çiçek çiçek oya ile çevirdi.
    Kiraz ağaçları tomurcuğa dururken ürkütücü, korkutucu bir haber yayıldı ortalığa. Ateş düşmedik ocak bırakmayan seferberlik, memleketin her köşesinden yine delikanlıları istiyordu. Bu kez sıra yaşı on sekize yeni basmış delikanlılarda... Şehirden şehire, köyden köye haber uçuruldu. Sırtını kayalara dayamış Tokat da titredi bu havadisle. Bin üç yüz on beş doğumlular kışlada toplanacaklar. Karayağız Türkmen delikanlıları kalktı geldi, kara zıpkalı Karadeniz uşakları, ince yapılı dil bilmez Çerkeş gençleri beşer onar gruplar halinde akın etti çevre köylerden. Kimini Çanakkale'ye yazdılar, kimini Filistin'e, Yemen'e. İllerini, köylerini bırakıp bilinmedik diyarlara doğru sürdüler atlarını. Kara tren vagonlarına doluştular. Gözü yaşlı duacı analarla sabırlı yavuklular kaldı geride. Ardından bir maşrapa su döktükleri delikanlıları için yanaklarından süzülen gözyaşlarını yazmalarının ucundaki gül oyalarına sildiler. Geride kalan kalbi kırık yavuklular içlerindeki yangını türkü yaptı, on sekizlik yiğitlerin ardından ağlayarak söylediler.
    Hey on beşli, on beşli Tokat yolları taşlı On beşliler gidiyor Kızların gözü yaşlı
    Tahtoba köyünden bölüğe çağrılan gençlerin arasında Bey oğlu Hüseyin de vardı. Al atını topuklayıp ayrıldı köyünden yaşıtlarıyla birlikte. Tokat'ta, Örtmeliönü'ndeki kararmış tahtalarla kaplı evciğin kapısını çaldı önce. Sözlüsünün ana babasının elini öptü. Göz ucuyla baktı utançtan yüzü kızaran Hediye'ye "Vatan borcunu Ödeme zamanı, sağlıcakla kalın. Dua edin çocuklarınız için. Döner gelirsem, ahdimdeyim, çift davullar çaldırıp toy yaparım" dedi onlara. Sonra helallik dileyip ayrıldı Hediye'nin evinden. Başını çevirip tekrar tekrar ardına bakarak sürdü atını.
    Gidiyom gidemiyom Seni terk edemiyom Sevdiğim pek küçücek Koyup da gidemiyomBoynunu büküp asker yolu bekleyen bir sürü genç kızdan biriydi artık Hediye. Her gece dua ederek baş koyduğu yastığını sabaha kadar gözyaşlarıyla ıslattı. Günleri saya saya, aylar sonra yerine varabilen sarı zarfların içinden bir hayır haber alma ümidiyle bekleyerek geçirdi mevsimleri. Hasretini nakış nakış döktü iğne oyalarına, dantel perdelere, kilim tezgahlarında dokunan cecimlere. Tokat'ın çıplak dağlarını bembeyaz karlar örttü önce, sonra karlar çağıl çağıl eridi, kuru ağaçlar canlandı, tomurcuklandı, yapraklandı. Asmalar gözyaşı gibi salkım salkım üzümlendi. Kah Batmantaş Köyü'ne bir ateş koru gibi kara haber düştü, kah Yatmış'a, kah Hanpınan'na... Salavatlarla uğurladıkları delikanlılarının toprağa düştüğü haberini alan kara bahtlı analar, kara çatkılı yavuklular, dul kalan tazeler maşrapalarla su döküp ıslattıkları kapı önlerini gözyaşlarıyla ıslattılar.
    Memlekette yangın düşmedik ocak kalmadı.
    Eli yüreğinde uyandı her sabah Hediye. Komşu kadınlara rüyalarını tabir ettirdi. Mahzun mahzun yollara bakıp bir haber bekledi kara yağız Hüseyin'inden. Uçup giden turnalardan haber umdu. Sabah esen serin rüzgara selam asıp yolladı.
    Çok mu uzaktı bu Yemen dedikleri yer?
    Şu çıplak dağların ardına gitse bulur muydu yarini?
    Buluverse al kanlı yarelerini sarar mıydı pembe çevirmeli ipek mendiliyle?
    Gece gündüz binbir kuruntuyla içi içini yedi. Bir o değil, koca Anadolu'nun anaları, yavukluları vakti belirsiz bir dönüşün ümidiyle dua edip bekliyordu. Bekleyiş derde dönüştü. Gelen her şehadet haberiyle kavuşma ümidi biraz daha kırıldı. Analar, askere gitmiş babalarını soran bebelerine "Az kaldı dönecek" derken ciğerleri sızım sızım sızılar oldu.
    Seneler geçiverdi yüzlerde çizgi bırakarak. Yiğitsiz kalmış evleri bekleyen köpekler yabancıya ürümez olmuştu artık. Dağlarda eşkıyalar peydahlandı. Asker kaçakları, arsızlar, hırsızlar kol gezmeye başladı ortalıkta. Bir gün falanca köyden baskın haberi geldi, bir gün filanca köyden. Ansızın uğratmışlar evleri. Para eder her şeyi toplamışlar, cepheye gitmiş yiğidinin yasını tutan taze gelinleri dağa kaldırmışlar, ıssıza çökertmişler. Hükümet baş edemiyormuş artık onlarla. Şehirlerde kasabalarda kimse kimsenin selamını almaz olmuş. Güven diye bir şey kalmamış.
    Hediye'nin anasıyla babası yanlarına çağırdı kızlarını. Utana sıkıla açtılar endişelerini ona."-Kara yazgılı kızım, bilirim beklediğin var ama işte seneler geçti. Dört kış, dört yaz bitti bir haber yok Tahtobalı Hüseyin'den. Böyle susup beklemekle olmaz. Haberini alıyoruz, nice yiğitler de şehit oldukları halele evlerine haber uçurulmazmış. Kim gitti de geri geldi ki bu Yemen denilen ilden? Devletimiz her gün il il geri çekilirmiş. Askerden hayır haber beklemenin manası yok. Biz artık kocadık, sana sahip çıkamayız, namusundan endişeliyiz. Yazma ustası Emin Efendi sana talip oluyor. Erkeğin yaşlısı olmaz. Emin Efendi zengin bir tüccardır. Oğlu uşağı yok, koca evde bir fidai başın olacak. Biz gitmenden yanayız. Git evini ocağını kur. Yuvanı bil sen de. Dönüp dönmeyeceği bilinmeyen bir yavukluyu beklemekle olmaz."
    Bahtsız Hediye yaşın yaşın ağlayarak çıkardı parmağındaki söz yüzüğünü. Ana babasının isteğine olmaz diyecek kız yoktu ya o zamanlar, kötü yazgısını kabullenip oturdu Hediye. Birkaç hafta sonra sessiz bir törenle Dimorta Hanı'nda yazmacılık yapan altmışına gelmiş Emin Efendiyle nikahladılar onu. Son güne kadar Hüseyin'in döndü haberini alma ümidiyle bekledi kızcağız. Türküler mırıldanıp pencere kafeslerinin önünde ağladı, ağladı.
    Gidiyom işte ben de Bir arzum kaldı sende Ayva oldum sarardım Din iman yok mu sende
    Çifte davullu toy hayallerine yandı Hediye. Gelin kınası görmemiş küçücük elleriyle sildi gözyaşlarını. Yüzünü birkaç kez görüp yüreğine nakşettiği Hüseyin'in yasını tutmasına fırsat olmadan, sırma işlemeli al bindallı giymeden gelin olup Emin Efendi'nin evine girdi.
    Rengarenk Tokat bezlerine tahta kalıplarla desen vuran yazma ustalarındandı Emin Efendi. Uzun beyaz sakallı, yün papaklı, vaktinden önce çökmüş bir koca esnaftı. Yamrı yumru elleriyle yazmaları desenledikten sonra Meydan Camisinde namazını eda etmeden evine gelmeyen bir yalnız adam... Önceki evliliğinden olan çocuklarının her birinin şehitlik haberi gelmişti çeşitli cephelerden. Değil Hediye kızın tazeliğini, dünyayı armağan etseler içinde Ölen yaşama sevinci dirilesi değildi.
    Hediye kız bu kocamış erin evinde vakitsiz ayazlarla çiçekleri dökülmüş bir kiraz ağacı gibi mahzun ve kederli Hediye kadın olup çıkıverdi.
    "Hayalde gör, düşte gör hele bir de düş de gör" demiş ya eskiler, insanın işi bir kez ters gitmeye görsün, nasıl da yağar başına belalar yağmur misali. Yüzünü güzel yaratmıştı Mevla ama talihi kötüydü Hediye kızın. Yaşlı da olsa kadrini kıymetini bilen, başına kapak olan, namusuna sahip çıkan erini Azrail alıp götürdü çok geçmeden. Daha evleneli bir yıl olmadan dul kaldı Hediyecik. Aniden uçuverdi Emin Efendi.Bir Öğle üzeri kapıyı çalan kalıpçı çırağı "Yenge, Emin Emmi Öldü!" diye haber getirdiği zaman felaketi bir çığlıkla karşıladı. Tokat'ın örfüydü ya, cenazeyi hemen hazırlayıp bekletmeden defnettiler.
    Vakitsiz açılan güllere döndü Hediye. Tazecik yüzünü zamansız soldurdu kötü kaderi. Şad olup gülmeden yas bağladı, gelinlik giymeden dul kaldı. Çiçek açmadan hazan olmuş dallar misali, yeşillerden allardan soyunup karalara büründü. Tokat'ın orta yerinde Yeşilırmak çağıl çağıl akarken, Hediye kadın gözyaşı akıtıp oturdu köşesinde.
    Ölüm acısı geçip yasını unutmadan yalnızlıkla başbaşa kaldı bahtsız kız. Emin Efendi'nin malının mülkünün idare edilmesi gerekliydi. Yaşlı adamın bıraktığı çarkı tek başına çevirmeliydi. Yuvasını bırakıp babaevine dönse evini ocağını ne yapacak? İyi kötü benimsemişti yeni hayatını. Hem babaevine sığmadığı için evlendirmemişler miydi onu. Kocasından kalan malın mülkün karıyla geçinip giderdi. İbadet edip ölümü beklemekti bundan sonra ona düşen.
    Ne Haktan, ne hükümetten korkusu kalmamış azgın çeteler koymadı Hediye'yi yaşıyla başbaşa. Şehrin kıyısında kocaman bir konakta tek başına yaşayan bu taze dulda çokça para olmalıydı. Hem kimi kimsesi yok. Koruyanı, sahip çıkanı bulunmayan bu kadıncağızın malına mülküne el koymak kolaydı.
    Ay karanlık bir gecede koca evin çift kanatlı kapısının önüne vardılar. Bakır kapı tokmağını tıklattılar yavaşça. Masum kadın kapıyı açmaya korkunca omuzladılar hep beraber. İçeri daldılar azgın kurt misali. Sepet sandık dağıttılar, feryadına kulak vermeyip sırtladılar Hediye'yi. Hoyrat eller dağdan dağa dolaştırdı onu. Zorla sahip oldular, kirli elleriyle birbirlerine sundular, kalaylı siniler üzerine çıkartıp el çırparak oynattılar. Nice zaman sonra gönülleri geçti kızdan. Bastıkları başka köylerden başka talihsiz tazeleri görünce bir sabah atın arkasına atıp Tokat'a getirdiler onu. Tan yeri kırmızı bir utanç içindeyken Takyeciler Camii'nde sabah namazından çıkan yaşlılar kaldırıma düşmüş bir kız buldular. Üstü başı yırtılmış ağlayan biçarenin başına toplanıp konuştular da biri el uzatıp "kalk" demedi.
    Tokat yolu kaldırım Düştüm beni kaldırın Sevdiğimin uğruna Vurun beni ÖldürünYazmacı Emin Efendi'nin hanımı Hediye'nin adı kötü kadına çıktı gayri.
    Yemen'den Çanakkale'ye nice kez ciğer delici kurşunlara uğrayıp ihaneti, zulümeti, açlığı, hastalığı yaşayıp da geri dönen olur mu?
    HakTeala kulun alnına Ölümü yazmayınca olur işte.
    Gözü yaşlı Anadolu'nun "Giden gelmiyor" diye türküler yaktığı cephelerde kah vuruşarak, kah esir düşerek seneler geçiren Hüseyin dağın taşın çiçeğe büründüğü bir bahar başında çıkıp geliverdi memleketine. Tahtoba'dan savaşa yollanmış bin üç yüz on beş doğumlu yirmi delikanlıdan bir o sağ kalmıştı. Yüzü yaylaya bakan, içinden boz bulanık seller akan köyün girişinde madımak toplamaya koyulmuş tazeler tanıyamadı gelen bu hırpani kılıklı adamı. Köpekler seğirtti üzerine. Köyün yamacında durup dağa taşa ünledi sesinin yettiğince. "Benim ben. Memleket aşırı diyarlarda vuruşmaya gönderdiğiniz Hüseyin'im ben. Hak alnıma yaşa yazmış, kaderde size kavuşmak varmış, döndüm... Emmi dayı kızları, yad el değil bu gelen. Bey oğlu Hüseyin'im ben." Köyün genci yaşlısı kuşattı çevresini, boynuna boğazına sarılıp ağlaştılar. Ardına düşüp eve götürdüler onu. Yolun otu çiçeği sarıldı yorgun ayaklarına. Ağsıvayla sıvanmış bahçe duvarının önünde yabancı bir erkeği görünce yaşmaklanacak oldu Hüseyin'in anası. Sonra sekiz yıldır ağlaya ağlaya ferini tükettiği gözlerinden çok yüreğiyle tanıdı oğlunu. Kollarını açıp "oğlum" diye Öyle bir inledi ki dağ taş yankıya durdu. Tahtoba köyü şenliğe başladı o gün. Savaşa yolladıkları yirmi civanın yerine geriye dönen bu bitkin genç için toy vuruldu, düğün kuruldu, kurbanlar kesildi. Anası başındaki kahır kasnağını çıkardı, bacıları al güllü elbiseler giydi, duyup Öğrenen herkes görmeye geldi.
    Seferberliğe giden de geri gelirmiş demek.
    Bekledi Hüseyin. Susup bekledi birilerinin Hediye'den bahsetmesini. Ne anası, ne bacısı adını anmadı gelinlerinin. "Yoksa ahdini bozup kocaya mı verdiler sözlümü?" diye bir kuruntu zihnini yakıp geçti. Olamazdı ama, söz vardı ortada. Hem ailesi verecek olsa da yavuklusu çiğnemezdi yar hatırını. Dayanamadı, töreyi bozup sordu sonunda.
    -Ana, Hediye'm nasıl?
    Gözlerini oğlundan kaçırıp başını iki yana salladı anası. Birilerine ilenerek döğündü.
    -Hediye'yi sorma oğul. Kız kısmı bunca sene durur mu? Uçurdular yuvadan, alıcı kuşlar kaptı onu.Anlayamadı Hüseyin. Nişan yapıp, şerbet içip söz vermişti Hediye'nin ana babası, nasıl uçururlardı yuvadan. Anasının ağzından daha fazla laf alamayacağını anladı. Üzerine fazlaca gidemedi ama binbir türlü kuruntuyla geçirdi geceyi. İçi içini yedi sabaha kadar. Memleketini bıraktığı gibi bulmuştu da insanlar ne denli değişmiş, ne denli kocamış ve eksilmişlerdi.
    Sabah Tokat'a giden bir at arabasına binip Örtmeliönü'ndeki ahşap eve geldi. Kalbi pıtır pıtır atarak sekiz yıldır kavuşmayı düşlediği yavuklusunun evini seyretti uzaktan. İşte bir çok şey bıraktığı gibi duruyor. Gözeler şarıldıyor yol ortasındaki arktan. Hediye'nin bahçesindeki kirazlar da çiçek açmış. Evin kafesli penceresinden yavuklusu onu seyrediyordur belki de. Siyah perçemleri lal yanağını gölgeliyordun Öyleyse ne demek istemişti anası? Bakır kapı halkasını vurdu elleri titreyerek, içerde ses soluk yok, bir daha denedi, yine cevap veren olmadı. Geri çekilip pencerelere baktı, kimsecikler görünmüyordu.
    Karşı evin önünde kendisini seyreden bir adama sordu.
    -Evdekiler nerede?
    -O evdekiler buradan ayrılalı çok oluyor.
    -Nereye gittiler ki?
    -Geyras'ta bir çiftliğe...
    -Ya Hediye?
    -Hediye'ye ne olduğunu bilmeyen mi var Tokat'ta. Kötü yola düştüydü yosma. El elinde eğlence olduydu. Laf söz ettiler çevreden. Gözümle görmedim ama birileri alıp götürüyormuş bazan. Ana babası utancından terk etti buraları zaten. Hediye de alıp başını gitti. Dedikoduya dayanamadı dediler. Hatta giderken söylediği mani kızların dilinde.
    Gidiyom elinizden Kurtulam dilinizden Yeşil baş ördek olsam Su içmem gölünüzden
    Can alıcı kurşunlara uğradığında bu kadar yıkılmamıştı Hüseyin. "Er başına iş gelir'' demiş ya atalar. Böylesi iş de gelirmiş elemek. Eli ayağı kesiliverirmiş insanın, yıldırım çarpmışçasına yanarmış demek.Karşısındaki adamın anlattıklarını duymuyordu artık. Sekiz yıldır yüreğinde muhabbetini sakladığı, uğrun uğrun hasretini çektiği yavuklusunun sesi kulaklarında çınlıyordu. Savaşa giderken vedalaşmaya geldiğinde pencerede beliren gölgesiyle hatırlıyordu onu. Cephede üzerine top mermisi düşüp parçalanan dostları geldi gözlerinin önüne. O mahşerin içindeyken bile ölümü istemeyen delikanlı böyle bir haberle Ölüden beter hale gelirmiş demek.
    -Ah dönmez olaydım sılaya. Başımın üzerinde vızlayan kurşunlardan biri yüreğimi parçalasaydı keşke. Canlı canlı kumlara gömülen dostlarımın içinde ben de olaydım. Geri dönmeye sevinmek ne gafletmiş meğer, diye inledi.
    Ardını döndü konuştuğu adama. Yedi düvel düşmanın yıkamadığı yiğit, omuzları düşmüş bir şekilde döndü köyüne.
    Aslan yarim kız senin adın Hediye Ben dolandım sen de dolan gel beriye Fistan aldım endazesi on yediye Az mı geldi gönderdiğim hediye
    Bundan böyle Hüseyin'e bahtsız yiğit dediler. "Sevdiceği hoyrat ellerde dolaşırmış, yarine haram olmuş'' dediler. Örtmeliönü'nün nazlı güzeli, yüzü hiç gülmeyen bir kadın olmuş. Sekiz yıldır hasretini çeken yavuklusu kan kusar olmuş da yabanın destursuzu safasını sürermiş.
    Aldı başını gitti Hüseyin. Hediye gibi onun da nereye gittiğini bilen çıkmadı.
    Suyun kayayı yeşerttiği yerde durur Tokat.
    Granit dağın üzerine kurulu kalesine çıkıp seyran edenler Yeşilırmak boyunca envai çeşit renk cümbüşünün arasında kurulu bu şehre hayran olur zaten. Abdest alıp kıbleye yönelmiş yeşil elbiseli bir mümine benzer Tokat. Yollarından ığıl ığıl sular geçer, sabahın seherine sessizliği fısıldayan dereler susmaz. Ummadık bir köşeyi dönünce karşılaşıverirsiniz pınarlarla, çeşmelerle.
    Al başını gez sokak sokak. Bu unutkan şehrin kararmış, köhne hamamlarını, kırk badalını, saathane meydanını, kayalara oyulmuş kalesini, semercilerini, bakırcılarını, saraçlarını dolaş. Su sesine, taze ekmek kokusuna bırak kendini. Yüzünde günah izi olmayan ak yazmalı nineleri seyret. Hediye kızın hikayesini sor onlara.
    Neden Tokat'tan yar sevenin yüreği yağ içindedir? Yeşil baş ördekler neden su içmez pırıltılı derelerden?Bereketli elleriyle kızgın saç üzerinde çökelekli gözleme yapan reyhan kokulu Türkmen kadınları bir türkü mırıldanır ki nağmesini duyan, içi gençlik dolu bir kızın mutluluk bestesi sanır onu. Bilinmez ki dünyanın yedi köşesinde gök ekin misali tutam tutam biçilen Anadolu evlatlarının yasıdır bu türküde anlatılan. Çok değil iki nesil önce al fistanlı bir yosma, çakır gözlerinden akan kanlı yaşı gelin kınası görmemiş elinin tersiyle silip söylerdi bu türküyü. Irmaklar gibi çağıl çağıl ağlardı söylerken. O da kayıplara karıştı Tokat'ın yitirdiği yağız yiğitlerle beraber. Hediye, Haç Dağı'nda yatan kırk kızlar kadar meçhul artık.
    -Üfleme ateşi sönmüş külleri oğul. Kabuk bağlamış yaraları kakşatma. Sus, bilen olmasın Hediye'nin hikayesini. İçleri kıpır kıpır olarak ünlesin kızlar. Varsın onu bir cilveli yosmanın türküsü sansınlar. Hangi yarayı sarmadı zaman, hangi gözyaşı kurumadı toprağa düşünce? Yitirdiğimiz hangi canın yası bizimle kaldı ki? Kapat bu bahsi balam, ört kimsenin bilmediği ayıbı. Hediye namuslu bir kadındı.
    Cepheden dönen Hüseyin bir daha yavuklusunun yüzünü görebildi mi? Gördü ise nerede karşılaştılar ve savaşın kolsuz kanatsız bıraktığı bu insanların yaşamında bundan sonra ne oldu? Bütün bunları bilmiyoruz yahut bildiklerimizi söylememek belki en iyisi. Türkülerde bilmemiz gereken kadarı söylenir zaten. Şurası kesin ki onların kara bahtını Tokat'ın ipek bürüklere bürünmüş fidanlara benzeyen kızları türkü yapıp söyledi. Tarihler yazmadı savaşa giden gençlerin geride bıraktığı yüreği yaralı kızların acısını. Onların hatırasını yaşatacak anıtlar dikilmedi hiç bir yere. Kara sevdalı gençlerin her biri yaşadı, kocadı, dünyayı terk etti ama halkın hafızası o felaket günlerinde solup gitmiş gülleri canlı tuttu. O gün bu gündür Tokatlı bir güzele vurulana derler ki;
    Tokat bir dağ içinde Gülü bardağ içinde Tokat'tan yar sevenin Yüreği yağ içinde

    (Hamdi Tüfekçi)

     

    kaynak : http://www.turkulerle.net/turku-detay.asp?fPage=&turku_no=274&dAct=hikaye&Hamdi_Tufekci-Hey_On_Besli.html 

     


    Boş İşler Uzmanı..
  10. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    HeadBanger
    HeadBanger's avatar
    Kayıt Tarihi: 13/Eylül/2007
    Erkek

    1 - 1,5 dk bekleyın ben koyuyorum linkleri.2 tane var.birini ayşegül söylüyr birini kubat söylüyor elimdekiler bunlar istediğinizi indirin :)

     

    edit büdüt :  

     

    ayşe gülün söylediği

     

    http://www.dosya.cc/Ayseg_l-HeyOnbesli.rar.html

     

    kubatın söylediği

     

    http://www.dosya.cc/kubat-Heyonbesli.rar.html 


    Boş İşler Uzmanı..
  11. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    gfb_soldier
    gfb_soldier's avatar
    Kayıt Tarihi: 17/Haziran/2006
    Erkek

    anaaam hepiniz tohatlımısınız :D

    oo bu lıstede cok eksık var gibime gelio :D

    babam başlar arada kelteeepeniiin diye :)

    erbaa yı özledim be :) 


    http://twitter.com/#!/yasiinergul
Toplam Hit: 8528 Toplam Mesaj: 14