folder Tahribat.com Forumları
linefolder Genel
linefolder Türkler Gibim Eğlenmek (Makale)



Türkler Gibim Eğlenmek (Makale)

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    sipidik
    sipidik's avatar
    Kayıt Tarihi: 30/Ağustos/2005
    Erkek
    Almanya’dan gazeteci bir dostum aradı. Bir meslektaşımızın Ankara’ya geleceğini ve Türkiye-AB ilişkileri konusunda bir makale yazacağını söyledi. Gelecek arkadaş Türkiye’nin katılımına sıcak bakıyormuş. Benim adımı, telefonumu vermiş, yardımcı olmamı istiyormuş. Kabûl ettim. Neticede bir yerde memlekete hizmet durumu.


    Ertesi gün aradı, buluştuk. Bir yerde oturduk bir-iki fincan çay içtik. Nereye gitmek istediğini sordum. “Kocatepe Camii” dedi. “Niye”, diye sordum. “Sen Müslüman mısın?”. Değilmiş, ama merak ediyormuş. Neyse gittik. Bana kubbenin çapından, avizenin ağırlığını, toplam kapalı alanın metrekaresinden, avlunun kapasitesine kadar sorular sordu. Önce soruyu soruyordu, ondan sonra cevâbını veriyordu.


    Sonra akşam oldu. “Türkler gibi eğlenmek istiyorum” dedi. “Siz nasıl eğleniyorsanız, bir akşamı nasıl geçiriyorsanız, tam öyle”. “Yahu yapma” dedim, “bünyen kaldırmaz” dedim, dinletemedim. Eh, artık keyfi bilir. O yıllarda Ankara’da benim en sık uğradım mekânların başında Sembol Tanju’nun Neyzen’i vardı. Beraber Neyzen’e gittik.


    Önce dekorasyondan büyülendi. Hatta not defterini çıkardı, ufak tefek eskizlerini çizdi. Derken ney taksim başladı. Çok şaşırdı; “Bu dini bir enstrüman değil mi? Dini müzik çalıyor. Burası dindarların devâm ettiği bir lokanta mı” diye sordu. “Boşver” dedim, “takıl”.


    Neyden sonra ise –Neyzen’de adet olduğu üzre- aryalar okunmaya başlandı. Misafirim biraz daha şaşırdı. “Sizde” dedi, “dinî müzik dinleyen, opera da dinliyor mu?”. “Sizde dinlemez mi” diye sordum, aklı karıştı. Bu arada hayret içinde masaya yığılmaya başlayan mezelere, masalardan masalara yapılan rakı-meze ikramlarına bakıyordu. “Burada herkes birbirini tanır mı”diye sordu, “yoo, yahu boşver, sen takılmana bak” dedim.


    Aryalar bittiğinde ise sıra popüler şarkılara geldi. Benden sözlerini çevirmemi istedi. Bir-iki şarkı sonra not defteri yeniden çıktı ve deli gibi not tutmaya ve soru sormaya başladı.Alevi türküsü okununca, “burası Alevilerin yeri mi?”, Dokuz sekiz çalınca, “buraya Çingeneler mi geliyor”, Ege türküsü okununca “buradakiler efeleri neden destekliyor?” diye sorular sordu durdu. Arada bir de “bu müziklerden birini dinleyen ötekileri de dinliyor mu” diye sordu, daha da neler neler;


    -Şu Urfa’nın etrafı dumanlı dağlar

    - Buraya Urfalılar mı geliyor?

    - Hayır.


    - Lörke, lörke, lülülülü

    - Burası Kürtlerin mi?

    - Hayır


    Bunlara anlam vermeye çalışırken, önce “Çiao Bella” sonra da “Venseremos” çalınca birden ciddileşti.


    -Bana istediğini söyle, ama ben bunun Şili Komünist Partisi marşı olduğunu biliyorum.

    -Doğru, öyle zâten.

    -Burası Komünistlerin mi?

    -Şöyle bir çevrene bak, öyle mi görünüyor?

    -…


    Hayatında peçetenin sadece ağız silmek için olduğunu zanneden ve çatal-kaşık ile tabağa vurarak hiç bateri çalmamış bu arkadaş, sandalyelere çıkanlardan da önce biraz korktu. Sonra onun da içi gitti, fark ettim, ama bir şey söylemedim.


    Mezeler bitip, balıklar geldiğinde ise fena afalladı. Önce “biz yemek yedik ya” dedi, sonra “ama ben doydum” dedi, fakat ben “maden Türk gibi eğleneceksin, bunu da yemelisin” deyince, pek itiraz edemedi. Bu aradan ben de şarkıları türküleri çevirmeye devâm ediyordum. Ben çeviriyordum, o dehşet içinde bana bakıyordu, sonra bir soru soruyordu, ben de cevâp vermeye çalışıyordum;


    -Yaslan dağın yamacına Halil İbrahim.

    -İbrahim kim? Meşhur birisi mi?

    -Ben ne bileyim.

    -Herkes alkışlıyor, onlar mı tanıyor?

    -Bilmem. Yahu, güzel bir türkü işte, takılmaya bak.


    -Düşman galip geldi haklayamadım, döküldü cephanelerim toplayamadım.

    -Bu, kahramanlık türküsü mü?

    -Hayır, eşkıya türküsü.

    -Bu eşkiyalar politik mi?

    -Yok be, bayağı eşkiya. Bizde eşkiyaya türkü yakarlar.

    -Peki şu kızla adam niye romantik romantik dansediyor.

    -Şarkı güzel.

    -Ben bunu anlamıyorum. Yani aşk, düşman, cephane?

    -Boş ver işte, takıl.


    -Vur hançeri kadınım ben öleyim.

    -Neden kadınının onu bıçaklamasını istiyor?

    -Çok seviyor.

    -Seviyorsa evlensinler.

    -Evlenemezler.

    -Niye?

    -Dedim ya, birbirini çok seviyorlar.


    -Kanım aksın ki, terk etmem seni.

    -Neden kanı akıyor, kaza mı geçirmiş?

    -Yok canım. Yani o kadar çok seviyor. Seni terk edersem öleyim diyor.

    -Biraz garip.

    -Yahu boşver, sen takıl.


    Bir-iki şarkı daha dinledi. Sonra patladı;


    -Yahu sizde bütün şarkılar aşk ve ölümle ilgili.

    -Evet, ne olmuş. Hayat da öyle. Başka ne var ki?

    -Doğru aslında. Ama biraz garip değil mi?

    -Ne yapacaktık, çayıra çimene şarkı mı yazacaktık? Biz bu kadarını yapabiliyoruz.

    -Yanlış anlama. Hepsinin de sözleri çok güzel.

    -Sorun ne?

    -Bilemiyorum.


    Bütün masalar ağzı kulaklarında hoplaya-zıplaya “sürünüyorum” diye göbek atarken, yüzünü görmeliydiniz. Sonra Çile Bülbülüm çalınca, bu defa komaya girdi.


    - Bu şarkıda Allah diyorsunuz.

    - Evet, deriz.

    - Ama Allah deyip rakı içiyorsunuz.

    - Ne olmuş, içeriz.

    - Yanılıyorsam, lütfen düzelt. İslâm’da alkol günahtır.

    - Doğru.

    - O zaman neden yapıyorsunuz?

    - Güzel oluyor. Sana bir sır vereyim mi? Bugün müzede gördüğün heykeller varya, dün burada onlar içiyordu. Allah deyip, rakı içtikleri için taş oldular. Garsonlar onları gizlice müzeye taşıdı.

    - …

    - Yahu şaka, gevşe biraz. Sen takılmana bak.


    10. Yıl marşı başlayıp, bütün masalar tempo tutunca ise manası Türkçe’de aşağı-yukarı “oha” olan bir lâf etti. En çok da Onuncu Yıl Marşı eşliğinde tren yapılmasını yadırgadı. Önce kısık bir sesle “burası emeli subayları lokantası mı” diye sordu. Nasıl baktıysam, “boşver” dedi, “takılalım”. Ama asıl dehşeti bir grup kalkıp semah dönünce yaşadı.


    -Bu dinî bir ayin değil mi?

    -Evet.

    -Burası da meyhane değil mi?

    -Evet.

    -Bunların hepsi sarhoş değil mi?

    -Evet.

    -Evet ne?

    -Evet işte, ne var bunda. Hem sana ne?

    - …


    Bir de bir Arap bir de Yunan şarkısı çalınca tümden aklı karıştı.


    -Siz Yunanları seviyor musunuz?

    -Arada bir.

    -Ama Yunan şarkısı dinliyorsunuz?

    -Arada bir işte.

    -O demin söylenen Arapça şarkı ne diyor?

    -Ne bileyim ben.

    -Yunanca şarkının sözleri ne?

    -Yahu nereden bileyim?

    -O zaman neden dinliyorsunuz?

    -Güzel oluyor. İlla anlamak mı lâzım.

    - …


    Bir Azerî türküsünü de tercüme edince, “buradaki herkes Azerice biliyor öyle mi?” diye sordu, ama artık ben de de cevâp verecek takat kalmamıştı.


    Onun bu kültür şoku üç-dört saat sürdü. Sonra kalkmak istedi, yorulmuştu. “Yahu olur mu” dedim, “daha çorba içeceğiz”. Bana çok garip baktı, “ama yemek yemiştik. Yemekten sonra da balık yemiştik. Rakının üzerine nedense bira da içtik. Üstelik o kadar yemeğin üzerine sıcak helva da yedik, sonra bir de meyve yedik. Onun da üzerine kuru yemiş yedik. Kahve de içtik”…


    “Olmaz”, dedim. “Şimdi de çorba içeceğiz. Devâmında da dürüm yiyeceğiz. Türkler gibi eğlenmek istemiyor muydu?” Boynunu büktü. Bir şey söylemedi. Oradan bir dürümcüye gittik. Mercimek çorbası, birer porsiyon soslu-soğanlı dürüm. Ben “keşke başka çorba içseydik” deyip, keyifle, şırdan tuzlama, paça ve işkembeyi anlatmaya başladım, ama yüzünü ekşiterek eliyle “ne olur sus” gibisinden bir hareket yaptı. Onu pek anlamadım.


    Yolda bana baktı, baktı sonra; “biliyor musun?” dedi, “biz Almanlar da aslında eğleniriz”…


    “Ne yaparsınız” diye sordum, “uzun masalarda yan yana oturup, bira içerek, sallandığınızı biliyorum. Bir de bizde ilkokulda deve-cüce diye bir oyun vardır. Galiba onu da oynuyorsunuz” dedim. O bir şey demedi…


    Biraz sonra “biraz fark olacak tabii, siz Akdeniz milletisiniz” dedi. Ben de “tam değil” dedim. “Aslında aynı zamanda Kafkasyalı, Orta Asyalı, Orta Doğulu, Avrupalı, Balkanlı ve Egeli, Karadenizli’yiz” dedim.


    “Haydi” dedim. Sevinçle “otele mi gidiyoruz” dedi. “Yoo” dedim, “Gölbaşına. Orada göl var. Şimdi yola çıkarsak, şafak sökerken orada oluruz. Güneş doğarken rakı içeceğiz”. Bana garip garip baktı, “ondan sonra otele dönebilir miyim” diye sordu.


    Kahvaltı saatinde oteline bıraktım. Öğleyin yeniden buluştuk. Ne kahvaltıda ne de öğle yemeğinde hiçbir şey yememiş. Sadece soda içmiş. “Keşke kahvaltıda benim bildiğim bir yer var, oraya gitseydik. Sucuklu yumurta yerdik” diyecektim, vazgeçtim. “Sakın Türkleri AB’ye sokmayın” diye bir yazı yazmış. Çok şaşırdım, “bana senin Türkiye’nin AB’ye girmesini istediğini söylemişlerdi” dedim. “Öyleydi” dedi, “ama o zaman daha Türkiye’ye gelmemiştim” dedi. “Türkiye’yi sevmedin mi” diye sordum.


    “Bayıldım” dedi, “harika bir ülke” dedi, “ama AB’ye girerseniz, hem siz bozulursunuz hem de biz bozuluruz” dedi. Çünkü biz zâten dominan kültürmüşüz. AB’ye girersek, on sene sonra Fransızlar, Almanlar “sürünüyorum” diye göbek atmaya, yeni nesil “kadınım bıçakla beni, seni çok seviyorum” diye ilân-ı aşk etmeye başlarmış.


    “Şu Ren’in suyu akar delidir oy, oy, oy” gibi, “yaslan dağın yamacına Hans Peter’im” gibi, “Münih’in etrafı dumanlı dağlar” gibi filân işte…


    Ayrıca bütün Avrupa obez olurmuş. Kimse de sabah işe zamanında yetişemezmiş.“Bir nasıl bozuluruz” diye sordum, “size” dedi, AB’de bunların yarısını yaptırmazlar” dedi.


    Gerçi iyi arkadaş olduk, bir sürü de küfür öğrettim. Ama fikrini hâlâ değiştiremedim. Bir çok Türk arkadaşı da oldu, ama hâlâ bizim AB’ye girmemizi istemiyor. İşin tuhafı bize değil, AB’ye kızıyor. Aman neyse boşverin, biz takılalım… O da artık takılıyor zâten.

    NesTo | same shit diffirent asshole
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    aZaPp
    aZaPp's avatar
    Kayıt Tarihi: 04/Ocak/2006
    Erkek
    sipidik 10 numara bır yazı arkadasım.Cok saol paylasım ıcın.Thanks.AB ye sadece gotten gırmelıyız.Baska turlu bır gırıs cıkıs soz konusu bıle olmaması lazım :)

    Hayat bir oyun olmuş sokaklar sahne,herşey sahte...
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    renegadealien
    renegadealien's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası Savaş Madalyası Başarı Madalyası Üstün Hizmet Madalyası Developer Madalyası
    Kayıt Tarihi: 23/Mart/2003
    Erkek
    4/4 lük bir yazı accayip beğendim...

    Helal olsun hoca :)

    10.05.2013 tarihli google arama sonucu : Aradığınız - "herşeyin hayırlısı rampanın bayırlısı" - ile ilgili hiçbir arama sonucu mevcut değil. Kendi özlü sözümdür, kaynak belirterek kullanınız.
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    TugrulBaba
    TugrulBaba's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 19/Nisan/2003
    Erkek
    yazı aziz nesini bol okuyan onun tarzını benimsemiş birisinin elinden çıkmış sanki..
    Çok hoş bir yazıydı..

    tahribat.com/murid/tugrulbaba
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ultrAsker
    ultrAsker's avatar
    Kayıt Tarihi: 14/Ağustos/2005
    Erkek
    güzelmiş.

    i ve got nothing against god. its his fan club i cant stand.
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Kahraman
    Kahraman's avatar
    Kayıt Tarihi: 05/Eylül/2005
    Erkek
    egLenmek her babayigidin harcı degiL :D güzeL yazı..

    Bir tek gece vardır insanın hayatında. Ömür boyu sürer nöbeti... Bu da öyleydi. İyi ol... Sağ ol.. Uzak ol... Ama bir daha görme beni!
  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    hitbaytar
    hitbaytar's avatar
    Kayıt Tarihi: 28/Eylül/2005
    Erkek
    tam makara :D
  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Stifler
    Stifler's avatar
    Kayıt Tarihi: 22/Eylül/2003
    Erkek
    süper bişe ya :)

    3 Hafta önce Sigara Öldürüyor diye okudum, sigarayı bıraktım. 2 hafta önce Alkol Öldürüyor diye okudum, Alkolü bıraktım. Geçenlerde Aşırı Seks öldürüyor diye okudum, okumayı bıraktım..
  9. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Fistandantilus
    Fistandantilus's avatar
    Kayıt Tarihi: 28/Eylül/2004
    Erkek
    mükemmel bi yaz hocam :)

    Fakat söyleyin kardeşlerim; insanlığın bir ereği eksikse, eksik değil midir- bizzat kendisi de?
  10. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    vutkubay
    vutkubay's avatar
    Kayıt Tarihi: 13/Haziran/2004
    Erkek
    Wallaha sonuna kadar okudum ...Cok iyi yazı...

    Gece 12 den sonra, tüm içkiler şaraptır.
  11. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    alacakaranlik
    alacakaranlik's avatar
    Kayıt Tarihi: 29/Temmuz/2005
    Erkek
    güzel 4 +999999 felan filan

    eskilerden kim kaldı..
Toplam Hit: 1864 Toplam Mesaj: 16