folder Tahribat.com Forumları
linefolder Gündem - Güncel Konular
linefolder Yiğit Bulut"Tan İlginç İddia - Gündem Ergenekon Ve AKP



Yiğit Bulut"Tan İlginç İddia - Gündem Ergenekon Ve AKP

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    aluine
    aluine's avatar
    Kayıt Tarihi: 07/Haziran/2009
    Erkek

    Yiğit Bulut, Türkiye'nin önünün tamamen açılması için Tayyip Erdoğan'ın bir dönem daha başbakanlık koltuğunda oturması gerektiğini söylüyor. Bulut'a göre asıl tehdit, yılda 50-52 milyar dolar faizi cebine indiren yerleşik düzen.

    Yiğit Bulut, ekonomi analizleriyle bilinen bir yazarken, 10 yıl çeşitli görevlerle çalıştığı Doğan Grubu'ndan Ciner Grubu'na geçince kendini birden spekülasyonların ortasında buldu. Çünkü bir yandan eşinin eniştesi Aydın Doğan'ın mülkiyetindeki medyayı keskin ifadelerle eleştirirken; tam tersine, önceleri yüklendiği Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı destekliyordu. Fikrî bir değişim süreci mi yaşıyordu? Türkiye'yi sömüren yerleşik düzen ve icraatlarından söz ediyordu açıklamalarında. Birçok tespiti satır aralarına sıkışmıştı. Kimi ayrıntılar ise açılmaya ve irdelenmeye muhtaçtı. Ona göre ülkenin selameti adına Erdoğan'ın bir dönem daha koltuğunu koruması şart. Sonrası aydınlık. Yılda 50 milyar doları iç eden yerleşik düzenin beli kırıldı. Türkiye yakın gelecekte dünyanın iki numaralı süper gücü olacak. Biz sormaktan çekinmedik, o da cevaplamaktan.

    -Aydın Doğan'a karşı nötrüm diyorsunuz. Neden?
    Nötrüm demek, Aydın Doğan'a karşı herhangi bir düşmanlığım yok anlamındadır. İnsanlar bunları düşmanlıktan kaynaklanan bir duyguyla söylediğimi düşünebilirlerdi.

    -'Aslında çok şeyler daha söyleyebilirim' anlamı...
    Yoo, o anlamda değil. Yerleşik düzenin olması, irtica masalının zaman zaman birileri tarafından ortaya atılması, Türkiye'de esas kavganın aslında bir iktidar kavgası olması, finansal bir çıkarın kavgası olması; bütün bunları anlatırken, insanlar şöyle düşünmesinler diye nötr olduğumu söyledim: "Acaba Doğan Grubu'ndan ayrıldı, onlara kin ve nefret mi besliyordu? Ondan mı bunları ifade ediyor?" Hayır, bu 10 yıl içinde Türkiye'deki yerleşik düzeni çözdüm. 10 yıl bir doğum süreciydi benim için. Süreç sonunda bu fikirlere erişebildim, bunları görmeye başladım.

    -Görünce ayrılmak zorunda mıydınız oradan?
    Hayır, değildim. Doğan Grubu var olduğunca, hayatımın sonuna kadar orada işimi yapabilirdim. Maaşımı alabilirdim. Sonuçta insanın rahatsızlığı, vicdanı var. Daha fazla orada kalamayacağımı düşündüm.

    - Kendinizi hiç oraya ait hissetmemişsiniz, niçin?
    Orada tasvip etmediğim olayların başında Ertuğrul Özkök zihniyetinin bütün gruba hakimiyeti var. Biz en güçlüyüz, en büyüğüz, siyasi otoriteden de büyüğüz, devletten de büyüğüz mantığının hakim olduğu bir yerden hoşlanmam.

    -Ciner'de de bunu görürseniz aynı mı davranırsınız?
    Kesinlikle. Nerede olursa olsun gazeteci gazetecidir. Haddini bilmeli. Patron bak elimizde şöyle bir malzeme var. Hükûmete bir vursak ne yaparız şeklinde bir gazeteciliğe her zaman karşıyım. Bu tamamen bir zihniyet kavgasıdır. Hürriyet Gazetesi'nin manşetini '411 El Kaosa Kalktı' diye atan zihniyet, beni orada istemez. Türkiye'nin yılda 52 milyar dolar faiz ödemesi, irtica yalanıyla askerin kışkırtılması, 28 Şubat süreci nin teşvik edilmesi, gidip bunların toplantılarına katılınması, budur benim için kaos.

    -Türkiye'de Alman etkisinin şifre ya da kodlarını biraz açar mısınız?
    Tarihe bakarsanız, Almanya'nın Osmanlı'da verdiği savaşı görürsünüz, kontrol etme, ele geçirme, nüfuz savaşını... Osmanlıyı mahveden Almancılıktır. Aynı savaş devam ediyor. Kim Türkiye'ye hakim olacak? Amerika mı, Almanya mı, İngiltere mi, Anglosakson güçler mi, Avrupa içinden başkaları mı? Böyle bir yapıda mutlaka gazetecilere başka zihniyetlerden enjeksiyonlar yapılıyordur. Bunu özel biri için söylemiyorum.

    -"Yiğit Bulut gibi biriyle herkes iş yapamaz. Aydın Doğan da. Kendine güvenenler yapabilir ancak." diyorsunuz. Turgay Ciner, buna uyuyor mu?
    Bir yerde yöneten zihniyete rakip çıkabilecek başka zihniyet varsa, o zihniyet yok edilmek istenir. Aynen Doğan Grubu'nda karşılaştığım duvarlar gibi. Ciner Grubu tamamen nötr. Gizli ajandamız yok. Amacımız haber neyse onu almak, halka nötr, ortada durarak, çoğulcu, demokrat, liberal ve herkesin fikirlerine saygı duyarak aktarmak. 

    -Ciner, medya işlerine hiç karışmıyor mu?
    Editöryal anlamda hiçbir müdahalesini görmedim. Tek bir kural var, nötr, objektif, çoğulcu olmak ve her türlü fikre saygı duymak.

    -Doğan Grubu'nda böyle değil miydi?
    Fikri ve duruşunu, editöryal anlamda işine karıştıran adam var. Çok açık söyleyeyim, Ertuğrul Özkök. AK Parti iktidara geldiğinde ilk başta söyle düşünüldü. "Bunlar nasıl olsa bir süre sonra bize benzemeye başlayacaklar." İlk önce çok şaşırdı, "Bu adamlar nereden çıktı?" diye. Biz hiç böyle adam görmedik, Avrupa'da, Almanya'da, dış dünyalarda, Amerika'da... Kim bunlar? Anadolu'nun içinden çıkan insanları bir türlü anlayamadılar. Bu adamlar nereden geldi? Bir süre sonra da kendilerine benzemiyorlardı. Tam tersine onları benzetmeye çalışıyorlardı. Türkiye'de şöyle bir mantık var: Atatürkçüyüm, Cumhuriyetçiyim, laiğim vs... En güzel yerde oturursunuz, yiyip içersiniz, kalkarsınız, bunları anlatırsınız, konuşursunuz, gerçekten Türkiye'nin gündeminden hiçbir şey bilmezsiniz, ilgilenmezsiniz de... Yurt dışından konuştuğunuz birkaç adam vardır. Bu zihniyet yıllarca Türkiye'yi yönetti; neden? Çünkü hep zayıf koalisyon hükûmetleri vardı. Mesut Yılmaz, Tansu Çiller hükûmetleri, 28 Şubat'taki Erbakan hükûmeti...

    -Özal'dan sonra tabii ki...
    Özal'dan sonraki hükûmetler hep zayıftı. Çok güçlü bir medya, arkasında çok güçlü bir finansal yapı, onun arkasında hükûmetle çatışan herkese ve hükûmete dayak atan bir güç ortaya çıktı. Bu güç Türkiye'nin gerçek değerlerini her zaman aşağıladı. Müslüman olmak bile ayıptı bazı insanlara göre. Gerçek Anadolu insanı ayıp. Gerçek iktidar çıkınca...

     AK Parti'nin siyasi fikirlerine katılıyorum anlamında bunları söylemiyorum. Bir gördüler, bunlar kim ya... Bunlar bizim yediğimiz restoranda yemek yemiyor, içtiğimiz şaraptan içmiyor. Bizim gibi abuk subuk içip içip sohbetlere katılmıyor. Bunları nasıl kandırıp yanımıza çekeceğiz? Bir süre sonra afallama başladı, o elit zihniyet dağıldı gitti...

    Kendilerini 'establishment' diye tanımlayan birkaç tane aile... Birkaç tane aile, Türkiye hakkında fikir söylüyor. Sen kimsin kardeşim! Paranın olmasından başka ne özelliğin var senin! 60 yıl önce senin kimsen yoktu.

    -Bir açıklamanızda, "Atatürk elden gidiyor, irtica geliyor, laiklik elden gidiyor gibi subjektif kavramlarla siyaset yapanlar, bunlarla halkı peşine takmaya çalışan ama özünde var olan sistemin devamını isteyenler Ergenekon'un siyasi uzantısıdır." diyorsunuz.
    CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, "Ergenekon'un avukatıyım" diyor. Siyasi uzantı sözü CHP ve Baykal'ı mı işaretliyor? CHP, Ergenekon'un siyasi uzantısıdır diyemeyiz. Bu çok subjektif bir saptama olur. Baykal için de diyemeyiz ama alet oluyorlar diyebiliriz. Atatürkçülüğü ararken hiç CHP'ye bakmıyorum. Baykal'ın Atatürkçülüğü beni hiç ilgilendirmiyor. Bakın Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) de buna alet olabilir. 1960 ve 1980 darbelerini kim teşvik etti? 28 Şubat'ı keza... 1876'da Sadrazam Mahmut Nedim Paşa'yı askerî öğrencilere makamından kim aldırdı? Yerleşik düzenin kimi kullanacağı hiçbir zaman belli olmaz.

    -Yerleşik düzen ile Ergenekon arasındaki ilişki...
    Adına Ergenekon, x, y, z diyebilirsiniz ama yerleşik bir düzen var Türkiye'de. Kendilerini 'establishment' olarak tanımlayan, sürekli siyaseti manipüle eden, medyayı kullanan bir yerleşik düzen. Adamları var. Bulmak, savcıların görevi.

    -Ergenekon yerleşik düzenin aslı mı maşası mı?
    Maşası.

    -Dışarıdaysa asıl el, içeride kullandığı eller var haliyle.
    Kesinlikle.

    -O eller Ergenekon'u mu kullanıyor?
    Ergenekon diye bir örgüt var mı yok mu bilemiyoruz, dava devam ediyor. Bugün Ergenekon diye tarif edilen kavramın kullanıldığını söylemek mümkün. Ama aynısının finansalı da, finansal Ergenekon da var Türkiye'de. Faiz niye inmedi bugüne kadar yüzde 8'e? Ekonomi hiç mi iyi olmadı? Oldu. Çünkü 5 bin gerçek artı tüzel kişi yılda Türkiye'den 50-52 milyar dolar faiz alır. Bir kısmı yurt dışındadır, bir kısmı içeridedir. 70 milyon insan çalışır, kaymağı onlara verir. Türkiye'de ilk defa yerleşik düzenin beli kırılmaya başladı, faiz 8'e indi. Bu çok önemli. Başbakan Erdoğan bile bunun önemini olduğunu anlatamıyor. Kendini daha iyi pazarlaması lazım.

    - Erdoğan, 'ekonomik Ergenekon'a daha fazla dokunabilecek mi?
    Sezar, Roma'ya, Rubikon nehrinin kenarına gelir. Ya nehri geçer, Roma'da devrim olacaktır. Ya da nehrin kenarından döner. Erdoğan Rubikon'un kenarına geldi. Ya bundan sonra Ergenekon operasyonunda daha ileri gidecek... Ya da... Operasyon bugün durdu biraz. Çünkü çok ciddi noktalara geldi. Bundan sonra karar vereceksiniz. Ya büyük başları alacaksınız... Finansal Ergenekon ile ilgili operasyonun devam etmesi gerekiyor. Bankalar ve sermaye piyasasıyla ilgili yeni düzenlemeler gerekiyor. Gerekirse konsolidasyon bile yapılabilir. Hazine bonolarının konsolide edilmesi bile düşünülebilir. Ama öyle bir yerleşik düzen var ki Türkiye'de, başbakan kellesi almış. 1960 darbesini kim yaptı bakın altına? Menderes İş Bankası ile Petrol Ofisi'ni satmaya karar veriyor Ruslara. Kelleyi alıyorlar. Arkasına bakıyorsunuz çok farklı bir yapı var. O kadar güçlüdür ki bu yerleşik düzen. Aslında Başbakan adına korkuyorum. Çok korumayla geziyormuş, az bile!

    Yerleşik düzen zaman zaman orduyu kışkırtır, kullanır. Ordu bayrağı eline alır, üniversite-ordu el ele sokağa çıkar, niçin çıktığını bilmez.

    -1978'de Dünya Bankası'nın, Türkiye'ye pazar ülke rolü biçtiğini, Ecevit karşı çıkınca da 12 Eylül darbesinin yapıldığını söylüyorsunuz...
    Yüzde yüz, bundan eminim. 1978-80 arası Türkiye'deki kalkınma hamlesi bu askerî darbeyle kesildi. 1980'den sonra tüketen bir Türkiye ortaya çıktı. Üretme yerine, tüketen, borçlanan... Türkiye tam uluslararası sisteme bağlandı.

    -Aksiyon geçtiğimiz aylarda, 12 Eylül öncesinde açıkça şartların olgunlaşmasının beklendiğini yazdı...
    Kesinlikle, TSK'yı kim kullandı, provoke etti 1978-80 arasında? Olayları kim kışkırttı? Uluslararası kapital ele geçirdi Türkiye'yi 1980'den sonra. İstediği her türlü düzenlemeyi yaptırdı. 1978'de Dünya Bankası raporunu yazan da Kemal Derviş, 2001'de gönderilen de... Dünya Bankası'ndaki aynı adam. Bugün IMF ile anlaşmamak çok önemli. Benim Genelkurmay'a bir tavsiyem var. Eğer tehdit arıyorlarsa, millî güvenlik, millî ekonomik güvenlikle ilgili tehditlere bakmalı. Türkiye ne kadar borçlanır, kime ne kadar faiz öder? Ekonominin hangi kolları, hangi yabancı bankalarca; ilaç şirketleri hangi yabancı şirketlerce, Türkiye'nin üretim tesisleri kimlerce ele geçirilmiştir? Bu sermaye kime aittir? Oyakbank'ı kim satın almıştır, bunlar daha önce mayın üretmiş midir? Genelkurmay bıraksın irticayı. Türkiye'de şeriat olmaz. Türk halkı şeriat istemez. Normal, Müslüman bir halktır.

    -Yerleşik düzenin Türkiye'de kullandıklarının ne kadarı sivil, asker ya da bürokrat?
    Dağılımı bilemem ama çok var.

    -Ergenekon'u yönetenler sivil mi asker mi?
    Sivil tabii.

    -Sivil ama finanstan mı, iş dünyasından mı?
    Gazeteci de olabilir. Finansçı da, bankacı da...

    -Bu bir dernek gibi oluşum mu, yoksa yapı mı?
    Bir yapı. Hepsinin bir sistemden nemalandığı bir yapı. 1980 ile 2009 arasında kim nasıl para kazanmış ve ne kadar büyümüş? Hangi şirket, hangi banka, hangi holding? Bu paranın kaynağı nereden gelmiş? Bizden. Türk halkının kaynakları birkaç tane aileye aktarılmış.

    -Dünya Bankası, IMF, NATO ve BM... Bunlar, 11 Eylül saldırısına kadar dünyayı taşıyan sistemin dört bacağı size göre... Sistemin diyalektiğini Amerika ve Rusya oluşturuyor. Bu yapının asıl yöneticileri kim?
    General Eisenhower başkanlık görevini devrederken, "Amerika'yı bir askerî sınai kompleks ele geçirmiştir, bunun önüne geçmek artık mümkün değildir" diyor. Arkadan Kennedy geliyor. Vietnam'daki savaşı durdurmaya çalışıyor. Binlerce helikopter kayboluyor Vietnam'da. Nerede kaybolduklarını ve kaynağını soruyor. Vuruluyor gidiyor. Dünyada her zaman askerî sınai kompleksler ile finansal entelektüel yapılar arasında bir kavga vardır. Bu ABD için de geçerlidir, Türkiye için de... Ülkeleri zaman zaman askerî sınai kompleksler, zaman zaman da diğer yapı ele geçirir. Ama özünde, dünyanın bütün sistemini yöneten askerî sınai kompleks vardır. Sivilleşme imiş, demokratikleşme imiş. Ne oldu, Obama geldi, Afganistan'a daha fazla asker gönderdi ABD. Finansal güçler ile askerî sınai kompleks iç içe. Bugün İsrail ile çatışır görünür Araplar. New York'ta İsrailli bankerle Arap ailesi komşudur. Ailenin parası, bankerin kasasındadır. Dünyada suni tehdit algılaması oluşturulmuş bölgeler var. Biri de Orta Doğu'dur. Böyle bir tehdit oluşturmadan petrol fiyatını 30 dolardan 150 dolara getiremezsiniz. Bir soygun düzeni ve ülkelerde uzantıları var. Finansal ve siyasi Ergenekonlar... Bugünkü iktidar yerleşik düzenin belini kırma noktasında çok önemli adımlar attı. Çok eleştirebilirim, büyük hatalar da yaptı ama yerleşik düzenin beli kırıldı mı kırıldı. Bu faiz başka türlü 8'e inmez. Düzen buna izin vermez, çünkü Hazine bonoları onların elinde. Yüzde 80 faiz varken, 8'e razı olur mu?

    -11 Eylül saldırıları bir iş kazası mı yerleşik düzen adına, içlerinde bir çatışma mı yoksa bağımsız bir olay mı?
    11 Eylül, olsun diye bilerek haline bırakılmış bir olaydır. 1945 sonrası kurulan dört bacaklı dünya sistemi (BM, Dünya Bankası, NATO ve IMF) kağıt ekonomilerine dayanıyordu. Sistemin kendisi vardır, bir de siyasi ruhu. Siyasi ruh, ABD; karşısında da büyük güç Rusya. Diyalektik vardı. 1989'da Rusya'yla birlikte diyalektik çöktü. Rusya'nın yerine yeni düşman gerekiyordu. Bulundu: Orta Doğu kaynaklı İslami terör...

    -Geçici süreliğine sanırım!
    Tabii. Uzun süremez. Çünkü böyle bir terör yok.

    -Global ekonomik kriz de bırakılmış bir olay mı?
    Ekim 2007'de krizin geleceğini yazmıştım. "Borsa 58-60 bin aralığında. Dolar 1,15'e gidiyor. Bu iş bitti, çok ciddi satış krizi geliyor. Nakit kraldır." Sistem olgunluk noktasına gelince, petrol 150 dolar dahi olsa, marjinal bir fiyatı sistem daha yukarı götüremiyor. Bu fizik kuralıdır, entropi. Evrende tek bir istisna vardır. Sürekli genleşen evrenin kendisidir. Onun haricinde bütün sistemler doğar, olgunluk noktasına gelir ve çöker. Marjinal para finans piyasalarına aktı. Ama bir süre sonra tepe noktasına geldi, petrol 150 doları geçse dahi sistem genleşemedi. Entropi budur işte. Dolayısıyla bu bir kriz değildir, rant transferidir. Karların cebe konması, enayilerin kandırılması gerekiyordu. Para, karı realize edenlerin kasalarında duruyor. Para kaybolmaz. 2001'den 2007'nin kasımına kadar bütün piyasalar yukarı gitti. Bir senede karı cebe koydular.

    -Glabol yerleşik düzen mi yaptı bunu?
    Evet. Türkiye'de de var mı zarar eden banka? Banka ve finansal şirketlerin karlarına bakın.

    -"Uluslararası bankalar çöktü, Türkiye'dekiler ayakta kaldı" sözleri masal mı peki?
    Hepsi hikaye. Uluslararası bankalar çökmedi. Bu aslında yeni dünya düzenine geçiş adımıydı. Ulus devletlerin varlıklarını özel sektöre aktardılar. ABD 3 trilyon dolar verdi. Senato sordu, para nereye gitti? Devlet sırrı söyleyemeyiz. Belçika, yok canından 76 milyar dolar verdi. Fransa, İngiltere, Almanya...

    -Bu sırada Türkiye'de ne oldu?
    Türkiye çok önemli bir şey yaptı. Başbakan ne dedi, "Kimseye verilecek bir dolarımız yok."

    -Olayı gördü yani...
    Gördü, holdingler, şirketler ağlamadı mı Türkiye'de yardım istiyoruz diye. Fabrikalar adamları kapı önüne koymadılar mı? Bilançolarına bakın hepsi faaliyet dışı kar göstermiş. Türkiye bu tuzağa düşmedi.

    -Obama, bu sistemin getirdiği biri mi, değilse siyah kalabilecek mi ya da?
    Siyah kalamaz. Geldiğinden beri bir şey yapabildi mi? ABD'de rant kavgası o kadar büyüktür ki, içerideki güvenlik şirketlerine aktardıkları para 100 milyar dolarlara geldi. Hiç kimse bu rantı kesemiyor. ABD halkı son 9 yılda 3 trilyon dolar ödedi silaha. Paralar, 10 tane şirketin kasasına gitti. Obama hikaye, ABD'yi askerî sınai kompleks yönetir. Vietnam savaşından beri böyle.

    -Askerî sınai kompleksi kim yönetiyor?
    Bunları birbirine bağlayan güç paradır. Şu anda Alman ekolü ile Amerika kıtasından kaynaklanan ekoller arasında bir çatışma var. Türk donanması Alman gemisi mi, Amerikan gemisi mi alacak; 10 yılların savaşıdır bu. Donanmamızın yarısı ABD, yarısı da Alman malı. Uyumsuzdur. İki donanmamız var aslında. Güçler savaşı içinde Türkiye'deki yerleşik sistem aslında ABD'ye yakın görünse de Almanya'ya yakındır.

    -Son yıllarda Türkiye'de cumhuriyet ve demokrasi eksenli derin tartışmalar yaşanmakta. Özelikle 'cumhuriyetçiyim' diyenler, demokrasiye niye biraz farklı bakıyorlar şimdilerde?
    Atatürk yaşasaydı, yerleşik düzenin bu kadar etkin olmasına izin verir miydi? 5 bin kişiye Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün varlığının, yılda 50 milyar dolarının faiz olarak ödenmesine izin verir miydi? Vatandaşın geçmiş 10 yıllarda yok sayılmasına, dışlanmasına, Türk-İslam sentezi, Türk-İslami değerlerin dışlanmasına, diğer değerlerin merkeze oturmasına izin verir miydi? Atatürk'ü kullanıyorlar. Onların Atatürk'ü ile bizim Atatürk'ümüz farklı.

    - Sizin anladığınız Atatürk'ün farkları ne?
    Benim anladığım Atatürk'e göre Türkiye'de herkes tek ulusal kimlik altında çoklu kültürel kimliğini yaşayabilir. Vatandaşın bordrosundan peşin kesilen yüzde 30-40, 5 bin kişinin cebine bir yıllık faiz olarak gittiğinde bu Atatürkçülük değildir. Vatandaş dinî değerlerini yaşayamıyorsa, uç noktaya kayması ayrı, inanç özgürlüğü yoksa, başı bağlı bir bayan İngiliz Dili ve Edebiyatı'nda bile okuyamıyorsa... Doktor, hemşire olur mu, kamu görevi yapar mı tartışılır. Kamu görevi yapmasına ben de karşıyım ama niye kimya mühendisi olamasın? İnanç özgürlüğü, devletin en büyük düşmanıymış gibi pompalanıyorsa sürekli, niye Mesut Yılmaz, Tansu Çiller değil de Erbakan karşı karşıya getirildi ordu ile? Kimi kontrol edemiyorlarsa şeriatçı ilan ediyorlar.

    - İdeal Türk genci modeli oluşmasın diye irtica söylemlerini ortaya atmak yerleşik düzenin oyunu mu?
    Türkiye'deki maşalar kendi çıkarlarını koruyorlar. Dünyadaki büyükler de Türkiye'deki maşalarını kullanarak Türkiye'nin büyük çıkarlarını engelliyorlar. Niye Suriye ile ticaret yapmayalım? İran ile 35 milyar dolar ticaret hedefliyoruz. 200 milyon dolar ticaret yapıyorduk bu ülkeyle. Rusya'yla, Hindistan'la, Çin'le neden ticaret yapmayalım? Ya bu adamların kafası boş ya da birileri önüne koyuyor metinleri. Bir medya mensubunun, yüzümüzü Batı'ya mı dönüyoruz, Doğu'ya mı dönüyoruz diye yazması... Yav,
    İran ile ticaret yapmak demek Humeyni rejimini alıp Ankara'ya oturtmak demek mi?

    -Çin'in ağırlığı ve yeri ne son yıllarda?
    Çin kendine özgü bir model. ABD parasını kullanıyor; ama onu siyasi işlerine karıştırmıyor. Yavaş yavaş gelişen bir yapı. Alışıyor. ABD ve çevresi, dünyanın süper gücü. İkinci süper güç, Türkiye ve çevresi... Üçüncü süper güç, Rusya, Hindistan,
    İran ve Çin dörtlüsü... Bunun haricindekilerin hepsi yok olacak. Türkiye'de bugün tasfiye olan medya şirketlerinin kökü Avrupa Birliği'ne (AB) dayanır. Stratejileri, birliği öne çıkarmak. Dünya düzeninde AB diye bir şey yok. ABD'nin karşısında Rusya, Hindistan, İran ve Çin bloku yerleşecek. Böylece yeni diyalektik oluşturulacak.

    -Türkiye bölgesinde ve dünyada senaryolarda metin yazabilen bir ülke haline mi geldi?
    Geliyor.

    -Yönetmen olabilir mi ileride?
    Türkiye önümüzdeki 10 yılda kartlarını iyi kullanırsa, manipülatörleri temizleyebilirse, içindeki yerleşik düzeni tamamen kurutabilirse, iplerini eline alırsa, Türk ve Müslüman değerlerine sahip çıkarsa, komşularıyla barışıp onları bir şeriat yuvası olarak algılamazsa önü çok açık. Bir daha ekonomik krizlerin olması, ülkeye Kemal Derviş'lerin gönderilmesi çok zor. Türkiye artık kendi kaderini eline almış bir ülkedir.

    Türkiye'nin tekrar eskiye dönmesi için yerleşik düzenin Başbakan Erdoğan'ı bir şekilde yok etmesi gerekiyor. Birkaç yolu var. Ya olayı provoke edip erken seçim yaptıracaklar. Bir araştırma yayınladılar.
    AK Parti yüzde 30, CHP yüzde 29. Tamamen manipülasyon. İki, orduyu hükûmete kışkırtacaklar. Üç, inanılmaz provokasyonlara imza atacaklar. Normal seçim tarihine kadar AK Parti'yi bitirip Erdoğan'ı uzaklaştıracaklar. Erdoğan'ın bir dönem daha olması lazım. Yerleşik düzene karşı verdiği cesaretli savaş sebebiyle yanındayım.

    AKSİYON

     

    (Kaynak: http://www.8sutun.com/Yigit-Buluttan-ilginc-iddia_58566.html)

  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ltcelik
    ltcelik's avatar
    Kayıt Tarihi: 11/Mayıs/2007
    Erkek

     

    rahmetli bülent ecevitin "takalar" diye bir şiiri vardır bilirsiniz

     

    Takalr geliyor allı yeşilli

    diye... Bestelenmiştir..

     

    ben de bir "şiyir" yazayım..

     

    Şilepler geliyor sadece yeşilli

    şilepler geliyor oğlumun.

    gdo mısırla dolu

    pirinçle dolu

    aman kaybolmasın deniz fenerleri yakın

    ....

     

     

    Emperyalizmin desteğiyle var olan

    iktidar olan bir yapı nasıl olacak da türkiyeyi ileri götürecek bir anlatın bana

    ben BOPun eş başkanıyım diyen biri ancak taşeron olur ... o sıfat bile fazla... olsa olsa uşak olur...

     

    Ergenekon meselesini yıllar önce ortaya koyan zaten rahmetli Uğur MUMCU idi...

    Ama bu gün AKP özellikle at izini it izine karıştırıyor... İlahan SELÇUK, Mustafa BALBAY ı hiç alaksız Yargıtay katili ile aynı davada yargılıyor...

    Ergenekon gidiyor da yerine ne konuyor? F tipi...

     


    Din Kitaplarını Okuyup Anlayana Ateist, Okuyup Anlamayanlara "dindar" denir... Nikola TESLA.. ben mi? Ne okurum ne anlarım... Kendi kendime de uyuz oluyorum ama olamıyorum.. "Ama efsaneyi çıkarıp atarsan ve yaptıkları eylemlere bakarsan... ..Jedi'ların mirası başarısızlıktır. İkiyüzlülüktür, kibirdir."
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Muhalif Yorumcu
    SeRDaR
    SeRDaR's avatar
    Kayıt Tarihi: 09/Kasım/2003
    Erkek

    yiğit nemalandımı hükümetten ne oldu da böyle açıklamalar yapar olmuş Aman allah korusun bu ülke bir dönem daha akp ve tayyip erdoğanı kaldıramaz
    yüğüt bulut acaba hükümet değiştiğinde de aynı görüşlere sahip olabilecek mi ?


    Önemsediğin Kadar Önemsenirsin. Önemsendiğin Kadar Önemsensersin.
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    aluine
    aluine's avatar
    Kayıt Tarihi: 07/Haziran/2009
    Erkek

    ltcelik bunu yazdı:
    -----------------------------

     

    rahmetli bülent ecevitin "takalar" diye bir şiiri vardır bilirsiniz

     

    Takalr geliyor allı yeşilli

    diye... Bestelenmiştir..

     

    ben de bir "şiyir" yazayım..

     

    Şilepler geliyor sadece yeşilli

    şilepler geliyor oğlumun.

    gdo mısırla dolu

    pirinçle dolu

    aman kaybolmasın deniz fenerleri yakın

    ....

     

     

    Emperyalizmin desteğiyle var olan

    iktidar olan bir yapı nasıl olacak da türkiyeyi ileri götürecek bir anlatın bana

    ben BOPun eş başkanıyım diyen biri ancak taşeron olur ... o sıfat bile fazla... olsa olsa uşak olur...

     

    Ergenekon meselesini yıllar önce ortaya koyan zaten rahmetli Uğur MUMCU idi...

    Ama bu gün AKP özellikle at izini it izine karıştırıyor... İlahan SELÇUK, Mustafa BALBAY ı hiç alaksız Yargıtay katili ile aynı davada yargılıyor...

    Ergenekon gidiyor da yerine ne konuyor? F tipi...

     


    -----------------------------

    Amacım tayyip bizi ileriye götürüyor demek değil de, merak ediyorum emperyalizmin desteğiyle var olmayan nice iktidarlar döneminde niye ileriye değil de geriye gittik? Nüfusu 40 milyonun üstündeki nerdeyse tüm ülkeler süper güç haline gelirken bize kim %130 enflasyonu verip senede 50 60 milyar doları geçirdi? Ecevit'i severim, emperyalistlerden destek almadığından da adım kadar eminim ama galiba en fazla rahmetli ab kapılarında gezinirken yediler bizi. Erbakan'ın bunlara giden parayı kesip öğretmen polis vb memurların maaşlarına %50 zam yaptıktan sonra gidişini hatırlayın.

    Acaba kimin zoruna gitti o paraların memura zam olarak verilmesi?

  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Tabela Fatihi
    kaygusuz
    kaygusuz's avatar
    Kayıt Tarihi: 06/Nisan/2007
    Erkek

    bugün 10 kasım..

    Yiğitin akepenin malı olduğu tespit edilmiştir. aksiyon dergiside akepe zati..

    bugün akepe tarihten silinmesi için and olsun...


    Türkiye’deki emekli yaşlı insanları sevmiyorum. Ailemde emekli olanlarda dahil. Geleceğimizin çalınmasına izin verdiler. Umarım ızdırap dolu bir çileli hayat çekip elveda deyip bu dünyadan gidersiniz. Siz gençleri zırnık düşünmediniz hayallerini mahvettiniz.14.500TL ile hiçbirşey almadan karnınızı doyurun gelecek nesili düşünmeden yaşadığınızı sanıp gidin bu dünyadan.
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ltcelik
    ltcelik's avatar
    Kayıt Tarihi: 11/Mayıs/2007
    Erkek

    @ rstr617 Sözüm sana değil kardeşim...

     

    Tabi ki sadece RTE konusu da  değil... Bilinen vardır, görülen vardır bir de bas bas bağrılan şeyler vardır... RTE kendisi itiraf edyor zaten...

    Emperyalizme bırak karşı gelmeyi yanından ayrıldığın zaman  insanın başına kötü şeyler gelebiliyor

    Yiğit BULUT hem Ecevit Emperyalizme karşı bir çizgiye geçmeye niyetlenince 12 Eylül oldu diyor hem RTEye olmadık misyon yüklüyor... Şeyh uçmaz mürit uçurur derler ya..

    ha geçen gün Holy one şeyhimizi izmir semalarında gördüm...


    Din Kitaplarını Okuyup Anlayana Ateist, Okuyup Anlamayanlara "dindar" denir... Nikola TESLA.. ben mi? Ne okurum ne anlarım... Kendi kendime de uyuz oluyorum ama olamıyorum.. "Ama efsaneyi çıkarıp atarsan ve yaptıkları eylemlere bakarsan... ..Jedi'ların mirası başarısızlıktır. İkiyüzlülüktür, kibirdir."
  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    aluine
    aluine's avatar
    Kayıt Tarihi: 07/Haziran/2009
    Erkek

    ltcelik bunu yazdı:
    -----------------------------

    @ rstr617 Sözüm sana değil kardeşim...

     

    Tabi ki sadece RTE konusu da  değil... Bilinen vardır, görülen vardır bir de bas bas bağrılan şeyler vardır... RTE kendisi itiraf edyor zaten...

    Emperyalizme bırak karşı gelmeyi yanından ayrıldığın zaman  insanın başına kötü şeyler gelebiliyor

    Yiğit BULUT hem Ecevit Emperyalizme karşı bir çizgiye geçmeye niyetlenince 12 Eylül oldu diyor hem RTEye olmadık misyon yüklüyor... Şeyh uçmaz mürit uçurur derler ya..

    ha geçen gün Holy one şeyhimizi izmir semalarında gördüm...


    -----------------------------

    Çok doğru diyor güzel kardeşim, vallahi doğru.

    Ben de merak ederdim, yahu rahmetli Ecevit Atatürkçülüğüyle tanınan adam, ona niye yaptılar bu işi? Hadi Erbakan'a irtica diyorlar, Başbuğ Türkeş'i hindistana mı ne sürmüşlerdi de, Ecevit rahmetli "inönü gibi adam'dı" o niye?

    Demek ki altta yatan hesap ne vatanın ne de milletin bekası.

    Yiğit Bulut'un söylediklerine noktasına virgülüne kadar katılıyorum.

  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    boraks
    boraks's avatar
    Kayıt Tarihi: 12/Eylül/2005
    Erkek

    Memleket meseleleri bu lahana zekalı adamlardan öğrenilmez.Neyse bugün 10 kasım boşverin siyaseti yasımız var ve yapılacak çok şey var.


    gözlerin açıksa göreceksin! Kulağın sağır değilse duyacaksın! Ellerin kesik değilse uzanacaksın! UĞUR MUMCU
  9. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    student
    student's avatar
    Banlanmış Üye
    Kayıt Tarihi: 04/Ocak/2006
    Erkek

    kaygusuz bunu yazdı:
    -----------------------------

    bugün 10 kasım..

    Yiğitin akepenin malı olduğu tespit edilmiştir. aksiyon dergiside akepe zati..

    bugün akepe tarihten silinmesi için and olsun...


    -----------------------------

    Ne kadar da subjectif , detaylı analizlerle , yiğit bulutun yazdıkalrının yanlış olduğunu ortaya koyan açıklamalarınla , Yiğit bulutun akp nin malı olduğunu ortaya koymuşsun !!! , helal olsun sana Kaygusuz !!

     

    size göre akp yi kim övse zaten vatan haini ,aşagıda yazanalrın sizce hiçbir önemi yok mu ? biraz oslundoğrumu acaba diye düşünüp araştırsanız

     

    -O eller Ergenekon'u mu kullanıyor?
    Ergenekon diye bir örgüt var mı yok mu bilemiyoruz, dava devam ediyor. Bugün Ergenekon diye tarif edilen kavramın kullanıldığını söylemek mümkün. Ama aynısının finansalı da, finansal Ergenekon da var Türkiye'de. Faiz niye inmedi bugüne kadar yüzde 8'e? Ekonomi hiç mi iyi olmadı? Oldu. Çünkü 5 bin gerçek artı tüzel kişi yılda Türkiye'den 50-52 milyar dolar faiz alır. Bir kısmı yurt dışındadır, bir kısmı içeridedir. 70 milyon insan çalışır, kaymağı onlara verir. Türkiye'de ilk defa yerleşik düzenin beli kırılmaya başladı, faiz 8'e indi. Bu çok önemli. Başbakan Erdoğan bile bunun önemini olduğunu anlatamıyor. Kendini daha iyi pazarlaması lazım.

    - Erdoğan, 'ekonomik Ergenekon'a daha fazla dokunabilecek mi?
    Sezar, Roma'ya, Rubikon nehrinin kenarına gelir. Ya nehri geçer, Roma'da devrim olacaktır. Ya da nehrin kenarından döner. Erdoğan Rubikon'un kenarına geldi. Ya bundan sonra Ergenekon operasyonunda daha ileri gidecek... Ya da... Operasyon bugün durdu biraz. Çünkü çok ciddi noktalara geldi. Bundan sonra karar vereceksiniz. Ya büyük başları alacaksınız... Finansal Ergenekon ile ilgili operasyonun devam etmesi gerekiyor. Bankalar ve sermaye piyasasıyla ilgili yeni düzenlemeler gerekiyor. Gerekirse konsolidasyon bile yapılabilir. Hazine bonolarının konsolide edilmesi bile düşünülebilir. Ama öyle bir yerleşik düzen var ki Türkiye'de, başbakan kellesi almış. 1960 darbesini kim yaptı bakın altına? Menderes İş Bankası ile Petrol Ofisi'ni satmaya karar veriyor Ruslara. Kelleyi alıyorlar. Arkasına bakıyorsunuz çok farklı bir yapı var. O kadar güçlüdür ki bu yerleşik düzen. Aslında Başbakan adına korkuyorum. Çok korumayla geziyormuş, az bile!

     

    1978'de Dünya Bankası'nın, Türkiye'ye pazar ülke rolü biçtiğini, Ecevit karşı çıkınca da 12 Eylül darbesinin yapıldığını söylüyorsunuz...
    Yüzde yüz, bundan eminim. 1978-80 arası Türkiye'deki kalkınma hamlesi bu askerî darbeyle kesildi. 1980'den sonra tüketen bir Türkiye ortaya çıktı. Üretme yerine, tüketen, borçlanan... Türkiye tam uluslararası sisteme bağlandı.

     

     

    Ama yok , den düşünmeden yazmaya devam et Kaygusuz, ama sen böyle devam ettikçe inanılırlığın kayboluyor

  10. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    aluine
    aluine's avatar
    Kayıt Tarihi: 07/Haziran/2009
    Erkek

    Bakın, bazı şeyler çok net.

     

    İbrahim Karagül - Yeni Şafak

    05 Kasım 2009 Perşembe
    Türkiye'yi nasıl durduracaklar?

    “Türkiye'nin yükselişi" bugünlerde dünyanın öncelikli tartışma konusu. Uzunca zamandır, detaylarıyla, örnekleriyle bu sürece not etmeye, aktarmaya devam ediyoruz. Bunu, sadece kendi bakışımızla, hamasi bir yaklaşımla değil, dünyanın tartışma biçimiyle de örneklemeye çalışıyoruz.

    Önceleri merak ve dikkatle hatta teşvikle izlenen Türkiye, son zamanlarda uyarı, şantaj, tehdit gibi yaklaşımlarla birlikte sorgulanır oldu. Hemen her gün ABD ve Avrupa basınında yer alan değerlendirmelerde "Türkiye nereye gidiyor", "Türkiye Batı'ya sırtını dönüyor", "Türkiye hata yapıyor" türü yorumlar son günlerde içeride de etkili oldu. Bazı çevreler tartışmayı daha doğrusu bu algılama biçimini hemen ithal edip "içeriden" tehditler savurmaya başladılar.

    Ama namuslu yazarlar da var. Rasyonel değerlendirmelerle Türkiye'nin ne yapmaya çalıştığını anlamaya ve anlatmaya çalışanlar da var. Bunlardan biri Patrick Seale. Türkiye'nin yükselişini konu alan 2 Kasım tarihli yazısında, gerçekçi tespitlerde bulunuyor. Türkiye'nin Ortadoğu'da oyunun kurallarını yeniden yazdığını vurgulayan Seale, Irak işgalinin bölgedeki güç dengesini tamamen bozduğunu, İran'ın lehine ortam oluşturduğunu, İran-İsrail çekişmesini öne çıkardığını, çatışmadan güç devşiren ülkelerin hareket alanını genişlettiğini teslim ettikten sonra Türkiye'nin ABD ceketini çıkartarak güçlü ve bağımsız bir aktör olarak öne çıkmaya başladığını belirtiyor.

    Barışçı diplomasiyi ve yumuşak gücü kullanan Türkiye'nin etkisinin Ortadoğu'dan Orta Asya'ya, Balkanlar'dan Kafkaslar'a uzandığına işaret eden yazar, çatışmacı güçlerin dışında Türkiye'nin istikrar gücü olarak güç kazandığını ifade ediyor. Avrupa Birliği olmadan Türkiye olamayacağını hatırlatan yazar, artık Türkiye olmadan AB'nin olamayacağına vurgu yapıyor.

    Şüphesiz bu yeni durumu en iyi özetleyenlerden biri de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül. Doğu-Batı tartışmalarına nokta koyar şekilde açıklamalar yapan Gül, Slovakya ziyareti sırasında "ders verir" nitelikte cümleler kullandı. Tartışmaya katılanları, samimi olanlar, kıskançlık duyanlar ve bilgisizler olarak üçe ayıran Cumhurbaşkanı'nın "kıskançlık duyanlar" için kullandığı ifadeler şöyle:

    "Alışık olmadıkları şekilde Türkiye'nin serbest, bağımsız ama gayet dikkatli ve etkili bir dış politika takip ettiğini ve bunun herkes tarafından nasıl saygınlıkla karşılandığını görüyorlar. Bazı telkinlerini dinlemeyen Türkiye'nin haklı çıktığını görüyorlar. Türkiye engagement (dışlamayıp yapıcı bir şekilde müdahil olma) politikaları izledi. Bunu hep tehlikeli gördüler, 'aman bunu yapma, böyle yapma, biz ne yapıyorsak aynısını yap' diyenlere karşı Türkiye, 'hayır benim konumum farklı' dedi ve bu politikaları izledi. Bunun doğru neticeler verdiğini gördüler ve şimdi onlar da bunu tavsiye ediyorlar. Yani kıskançlık biraz burada. Ve Türkiye'nin parlayan bir yıldız olduğunu, örnek alındığını görüyorlar. Eskiden hep kendileri örnek alınırdı. Etki alanlarının Türkiye'nin lehine kaydığını görüyorlar. Bundan kıskançlık duyuyorlar açıkçası."

    Etki alanlarının Türkiye'nin lehine kayması, "parlayan yıldız" gibi gerçekleri kıskançlıkla karşılayanlar dışarıda çok fazla. Ama bir o kadar da içeride olduğunu biliyoruz. Cumhurbaşkanı'dan birkaç söz daha aktaralım:

    "Türkiye on sene sonra hiç kimsenin düşünemeyeceği hale gelecek. 2002 veya 2001 yılında Türkiye'nin 7-8 sene içinde bir trilyon dolarlık gayrisafi milli hasılaya geleceğine kim inanıyordu? Türkiye'nin hedefi dünyanın ilk onu arasına girmek. İnanın ki, bu olur." "Fransa'da en çok neden rahatsız oldular biliyor musunuz, Türkiye'ye böyle engel çıkartan insanlar karşısında ben hiçbir zaman yalvarmadım. 'Gerekirse biz Norveç gibi olacağız' deyince, hepsi rahatsız oldu."

    "AB, bu gidişle böyle devam etsin, on sene sonra dünyada dikkate az alınan bir grup, bir güç olur. On sene bugünkü politikasıyla devam etsin, on sene sonra global oyuncu olmaz."

    Peki bu süreç hep böyle mi devam edecek? Amaç bu ve böyle devam etmek zorunda. Ancak yaşadığımız bölgede çatışmaya yatırım yapanların, bölge dışı aktörlerin müdahalelerini her zamanki gibi devam ettiğini ve "oyun bozma"ya dönük ciddi bir çaba olduğunu biliyoruz. Oyun bozma girişimleri her geçen gün daha da dikkat çekici hale geliyor. Mesela;

    Lübnanlı yetkililer, İsrail'in Lübnan'a saldırı hazırlıkları içinde olduğunu dünyaya duyurdu. İsrail-Hizbullah savaşının devamı her an gelebilir. Bu ciddi bir endişe.

    İsrail Genelkurmay Başkanı Gabi Eşkinazi, ülkesinin Gazze'ye yeniden saldırması için hiç bir engelin bulunmadığını açıkladı. Eşkinazi açık bir şekilde, İsrail ordusunun Filistinli direnişçilerin füze rampalarına karşı mücadele etmek için Gazze şeridinde yerleşim merkezlerine saldıracakları tehdidinde bulundu. Türkiye'nin ve dünyanın büyük tepkisini çeken, İsrail'in dünyadan adeta tecrid eden Gazze katliamı da, Lübnan saldırısı gibi fiyaskoyla sonuçlanmıştı. Her iki savaşta ve cephede de İsrail, ayaklarına kurşun sıktı, güçlü imajına ağır darbe vurdu, bölgede dar bir alana sıkıştı. Bundan sonraki saldırının sebebi Hizbullah ya da Hamas olmayacak. Siyasi anlamda tükenen, bölgesel nüfuzunu büyük oranda kaybeden, köşeye sıkışan, Türkiye'nin yapıp ettikleriyle elindeki kartları birer birer kaybeden İsrail, "oyun bozucu bir senaryo" ile şaşırtıcı hareketlerde bulunabilir. İşte bu, Türkiye'nin hesaplarına darbe vuracak, bölgeyi eski çatışmacı aktörlerin eline bırakacak bir girişim olacaktır.

    Kim bilir, belki de Türkiye'yi bu şekilde durdurmaya çalışacaklar!

  11. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Holyzone
    Holyzone's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 13/Ekim/2008
    Erkek

    Bunu baştan sona okuyan insanlar varmı yahu ?

Toplam Hit: 2346 Toplam Mesaj: 13