Zekayı Keşfetmek İçin Sabirla Okuyun!
-
not: yazi daha uzundu editledim...
Kapıya çıkan kadın kısa boylu, beyaz saçlıydı. Yüzündeki hatlar küçük inatçı görünüşlü çenesine kadar iniyordu. Havanın sıcak olmasına rağmen sırtında kalın, yün bir örme hırka vardı. "Bay Dili olmalısınız!" dedi, "Aaron Hacker buraya gelmekte olduğunuzu telefonda söyledi. İçeri girmez misiniz?" Dili "Dışarısı korkunç derecede sıcak!" diye söylendi, "Öyleyse içeri girin. Buzluğa Jbiraz limonata koymuştum. İçeriz." İçerisi loş ve serindi. Pan-curlar kapatılmıştı. Eski tarz geniş koltuklarla döşenmiş büyük bir salona girdiler. Yaşlı kadın ellerini sıkı kenetleyerek sallanan bir sandalyeye oturdu. Şişman adam öksürdü: "Bn. Grim! Az önce emlakçınızla konuştum." Kadın "Hepsinden haberim var!" diye sözünü kesti, "Aaron fikrimi değiştirebileceğiniz düşüncesiyle sizi buraya yollamakla akılsızlık etmiş. Doğrusunu isterseniz amacımın bu olduğuna da pek emin değilim." "Bn. Grim! Sizinle biraz konuşabileceğimi sanmıştım!" Bn. Grim sallanan sandalyesini gıcırdatarak arkasına yaslandı. "Konuşmak için para alınmaz, ne istiyorsanız söyleyin." "Evet, haklısınız!" Adam beyaz bir mendille yüzünün terini sildi: "İzin verirseniz anlatayım. Bir iş adamıyım. Bekârım. Uzun yıllar çalıştım ve iyi bir servet yaptım. Artık dinlenmeyi hakettim. Hayatımın sonlarını geçirebileceğim sakin bir yer arıyorum. Burayı sevdim. Birkaç yıl önce Albany'ye giderken buradan geçmiştim. O zaman birgün buraya yerleşebileceğimi düşünmüştüm. Bugün kasabadan tekrar geçerken burayı gördüm. Tam istediğim yerdi." "Burayı ben de severim Bay Dili. Böyle oldukça yüksek bir fiyat isteyişimin sebebi de bu zaten." Dili gözlerini kaldırıp yaşlı kadına baktı. "Oldukça yüksek bir fiyat değil mi? Kabul etmelisiniz ki Bn.Grim, bu günlerde böyle bir ev en fazla..." "Yeter!" diye bağırdı İcadın: "Bay Dili! Bu konuda sizinle asla tartışmak istemiyorum. Eğer istediğim parayı vermeyecekseniz, üzerinde durmayalım." "Fakat Bn. Grim..." "İyi günler Bay Dili." Adamın da aynı şeyleri yapmasını belirten bir tavırla ayağa kalktı. Fakat adam kalkmadı. "Bir dakika bayan, delilik olduğunu biliyorum ama istediğiniz parayı ödeyeceğim!" Yaşlı kadın uzun süre adama baktı. "Emin misiniz Bay Dili?" "Katiyetle, yeterince param var. Eğer evi satmanızın tek yolu buysa, parayı alacaksınız." Grim hafifçe gülümsedi. "Sanırım limonata iyice
soğumuştur. Size getireyim. Siz içerken ben de evi anlatırım." Kadın elinde tepsiyle geriye döndüğünde Dili yine mendille alnındaki terleri siliyordu. Limonatayı zevkle yudumlamaya başladı. Yaşlı kadın sallanan sandalyesine yaslanırken "Bu ev..." diye söze başladı, "1902''den beri aileme aittir. Kasabadaki en sağlam ev olmadığını da biliyorum. Oğlum Michael doğduktan sonra bodrumum su bastı. O günden bu yana da bir türlü kurutamadık. Aaron bazı yerlerin çürüdüğünü de söylüyor. Yine de bu eski evi severim. Bilmem anlatabiliyor muyum?" Dili "Evet!" dedi. "Michael 9 yaşındayken babası öldü. Ondan sonra sıkıntılar başladı. Michael belki de benden çok babasını özlüyordu. Çok vahşî ve haşin bir çocuk olmuştu. Liseyi bitirince kasabayı terkedip şehre gitti. Çok hırslı bir insandı. Şehirde ne yaptığım bilmiyorum. Fakat başarıya ulaşmış olmalıydı. Bana düzenli para gönderirdi." Gözleri nemlenmişti. "Kendisini 9 yıl görmedim. 9 yıl sonra geldiğinde başı dertteydi. Zayıf ve yaşlanmış durumda bir gece yarısı çıka-geldi. Yanında ufak, siyah bir valizden başka bir şey yoktu. Valizi elinden almak istediğim zaman bana vurdu. Bana, annesine vurdu. Ertesi gün birkaç saat için evi terketmemi söyledi. Ne yapmak istediğini açıklamadı. Döndüğümde valiz ortadan yok olmuştu." Şişman adam gözlerini limonata bardağına dikmiş öylece dinliyordu. "O gece evimize bir adam geldi. İçeriye nasıl girdiğini bilmiyorum. Michael'm odasından sesler duydum. Oğlumun içinde bulunduğu tehlikenin ne olduğunu öğrenmek istiyordum. Kapının arkasından dinlemeye çalıştım. Fakat yalnızca bağrışmalar tehditler ve..." Bir an durakladı. Omuzları sarsılıyordu, "...ve bir silah sesi duydum!" diye devam etti: "İçeriye girdiğim zaman yatak odasının penceresi açıktı ve yabancı gitmişti. Michael'im da yerde yatıyordu. Ölmüştü. Bütün bunlar 5 yıl önce oldu. Ondan sonra polis bana olanları anlattı. Michael ve tanımadığım o adam birçok suç işlemişler. Bir sürü yerlerden birkaç milyon dolar almışlar. Michael parayı alıp kaçmış. Parayı bu evde, hâlâ bilemediğim bir yerde saklamıştı. Sonra diğer adam hissesini almak için oğlumu arayıp bulmuştu. Paranın yok olduğunu görünce de oğlumu öldürmüştü." Başını kaldırıp adama baktı, "İşte o zaman evimi 750.000 dolara satışa çıkardım. Birgün oğlumun katilinin döneceğini biliyordum. O, birgün gelip fiyat ne olursa olsun evi almak isteyecekti. Bütün yapacağım, yaşlı bir kadının köhne evine bu kadar çok para vermeye razı olacak adamı buluncaya kadar beklemekti." Sandalyesini ağır ağır sallıyordu. Dili bardağı yere bıraktı, diliyle dudaklarını yaladı. "Uf!" dedi, "Bu limonata çok acı..." Bakışları canlılığını kaybetti, hafif titremeyle başı omuzunun üzerine cansız düştü.
-
eywallah güzelmiş baya :)
-
iyiki satışa cıkarmış
-
:) süperdi kardeşim sağolasın..
Paylaşımın için tşkler.. -
daha önce verilmişti diyip ortamı bozsammı ?
-
Yok bozma sen :)
Bak burada önceki verileni görmeyenler var yararlı bir paylaşım en azından hatırlatma ;) -
züpermiş
-
süpermiş :D
-
ulen a.q. zaten bi adamı öldürmüssün.. karıyı da öldürsene salak :D
-
izleyipte sonunu tahmin edemediğim filmlere hayran kalırım.. bu yazıda o filmlerden birine benziyor... son cümlede olay bitiyor ve muhteşem bi haz duyuyor insan bundan... paylaşım için teşekkürler...
-
hacı 1 hafta önce atvde oynadı bu film :D
Toplam Hit: 2295 Toplam Mesaj: 16
