800 Yıl Önce Ömer Hayyam"Dan
-
Kuran-i tamamen okumustum ve hatirladigim kadariyla ayet var hacilar.Direk icki olarak yazmiyor , beyni uyusturacak , akilli dusunmeyi engelleyecek maddeler olarak geciyordu.
Kul olup bir guzele gonulden
Gectik her bagdan her tovbeden
Herkes koyu musluman doner
Biz putperest donduk kabeden
[hayyam]
-
aha ayetler ve açıklamaları
Hurma ve üzüm ağaçlarının meyvalarından da hem içki hem de güzel rızıklar edinirsiniz. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan kimseler için büyük bir ibret vardır.”(1) Bu âyetin içkinin helâl veya haram olması ile ilgisi yoktur. Ayet, insanların bu meyvalardan içki yaptıklarını ifade ediyor. Ayrıca içkinin bu meyvalardan elde edildiği belirtilmekle beraber, ona rızık denmemiş, güzel rızka karşılık zikredildiği için güzel bir şey olmadığına işaret edilmiştir.Ashab-ı Kiramdan Hz. Ömer, Muaz ve diğer bazıları Peygamberimize gelerek:-Ey Allah’ın Peygamberi, şarap hakkında bize bir fetva ver çünkü o, aklı gideriyor, dediler.(2) Bunun üzerine şu âyet-i kerime indi:
“Ey Muhammed! Sana şarap ve kumardan soruyorlar. De ki: Bu ikisinde büyük bir günah, bir de insanlar için bazı menfaatler vardır. Fakat günahları menfaatlerinden daha büyüktür.”(3)Bu, içki hakkında nazil olan ikinci âyettir. Bu âyette içki ve kumarda büyük günah olduğu bildirilmekle beraber, yasaklandıklarına dair kesin bir ifade yer almamış ancak bunlarda insanlar için büyük günah olduğu bildirilmiştir. Pek çok kimse Kur’an’ın bu ifadesinden içki ile ilgili anlamak istediklerini öğrenmişler ve bunları terketmişlerdir. Çünkü Kur'an bunlardaki günahın faydalarından daha büyük olduğunu bildiriyor. Düşünen insan için bu ifade yeterlidir. Ve de öyle olmuştur. Ancak âyette kesin yasak ifadesi yer almadığı için içmeye devam edenler de olmuştur.
Sonra bir namaz olayı meydana gelmiştir. Rivâyete göre Abdurrahman b. Avf (r.a.) bir grup insanı evine davet etmiş, yemiş ve içmiş şarhoş olmuşlar. Bu halde namaza kalkmışlar. İçlerinden biri imam olmuş ve namazda Kafirûn Suresi’ni okurken, “Ey kâfirler, sizin taptığınıza ben tapmam” yerine sarhoşluk sebebiyle “Ey kafirler, sizin taptığınıza ben taparım” şeklinde yanlış okumuş ve fahiş bir hata yapmıştır. Bu olay üzerine:
“Ey mü’minler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın” (Nisa, 43) âyeti nazil olmuştur.”(4) Bu ayet içki hakkında inen üçüncü âyettir.
Bir gün İtban b. Malik, Sa'd b. Ebî Vakkas ile beraber birkaç kişiyi yemeğe davet etmiş, yemiş-içmişler. Sarhoş olduklarında övünmeye ve şiir söylemeye başlamışlar. Bu sırada Sa'd Ensar’dan birini şiirle yerince o da bir çene kemiği alarak başına vurup yarmıştı. Bunun üzerine Sa'd Peygamberimize giderek şikâyette bulunmuştu. Peygamberimizin:
“Allahım, şarap hakkında bize, yeterli beyanda bulun” diye dua etmesi üzerine içki ve kumarı kesin olarak yasaklayan dördüncü ve son âyet nazil oldu.: “Ey mü’minler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Bunlardan uzak durunuz ki, kurtuluşa eresiniz.”(5)Görülüyor ki, içki tedricen derece derece haram kılınmıştır. Esasen hükümlerin teşriinde İslâmiyetin izlediği yol budur.
Aşırı derecede içkiye düşkün olan toplum, kademe kademe böyle bir yasağa hazırlanmış, kesin yasaklandığı bildirilince de hemen bu yasağa uymuştur. Son inen âyet içkinin kesin haram kılındığını bildirince içki içenler ve içki içmeyi alışkanlık haline getirenler, Allah'ın emri karşısında hiç tereddüt etmeden içkiyi bırakmışlar ve içki ile ilgili her şeyi kırıp yok etmişlerdir. Bu konuda Enes İbn Mâlik (r.a.) şöyle diyor: Şarabın haram kılındığı gün ben Ebu Talha'nın evinde oradakilere şarap sunuyordum. İçkileri koruk ve hurma şarabı idi. Bir de baktım biri sokakta çağırıyor. Ebu Talha bana, çık da bak neymiş, dedi. Çıktım baktım birisi, “şarap haram kılınmıştır” diye bağırıyor. İçeri girdim durumu bildirdim. Ebu Talha bana: “çık da o içkiyi dök” dedi, bende çıktım döktüm.”(6) Ayette yasaklanan Hamr (şarap)’dır. Aklı bürüyüp örttüğü için şaraba hamr denmiştir.
İbn Ömer (r.a.) demiştir ki: Şarabı haram kılan âyet indiği zaman şarap beş şeyden; üzümden, hurmadan, buğdaydan, arpadan ve darıdan yapılırdı. Hadis-i Şerifte de:“Üzümden bir şarap, hurmadan bir şarap, baldan bir şarap, buğdaydan bir şarap, arpadan bir şarap vardır.”(8)
Şarap dışındaki sarhoşluk verici içkilerin de şarap hükmünde olduğu, yani onların da haram olduğu Peygamberimiz tarafından bildirilmiş, şöyle buyurulmuştur: “Sarhoşluk veren her şey şaraptır ve her şarap haramdır.”(9)
Yine Peygamberimiz: “Çoğu sarhoş eden şeyin azı da haramdır.”(10) buyurmuş, sarhoşluk veren şeyin azı ile çoğu arasında bir fark olmadığı bildirilmiştir.
İçki ile tedaviye gelince, Târık b. Süveyd el-Cûfû, Peygamberimize şarabın hükmünü sormuş; Peygamberimiz de onu şaraptan menetmişti. Bunun üzerine Târık: Ama ben onu sadece ilaç için yapıyorum, deyince, Peygamberimiz: “O ilâç değil, derttir”, buyurmuştur.
(11) Ancak gerek içki ve gerekse diğer haram olan şeylerin hastalığı tedavi edeceği kesin olarak bilinir ve başka ilaç da bulunmazsa o takdirde haram olan bir şey ile tedavi caiz olur. Nitekim Kur’an-ı Kerim'de haram olan seyler bildirildikten sonra:
“Kim mecbur kalırsa istismar etmemek ve zaruret miktarını geçmemek şartıyla ona da günah olmaz.”(12) buyurulmuş ve mecbur kalan kimsenin haram olan bir şeyi yiyip içmesine izin verilmiştir.
İçki yasaklanmıştır. Çünkü içkinin pek çok zararları vardır.İçki insanlar arasına düşmanlık ve kin sokar, birlik ve kardeşliğe zarar verir. İçkinin yasaklandığını bildiren âyet-i kerimede şöyle buyuruluyor:''Şeytan içkide ve kumarda ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister.”(13)kaynak : http://www.diyanet.gov.tr/turkish/DIYANET/2002aylik/mart/vaaz.htm
-
Rmk bunu yazdı:
-----------------------------'Irmaklarından şaraplar akacak' diyorsun
Cennet-i alâ meyhane midir?
'Her mümin'e iki huri' diyorsun
Cennet-i alâ kerhane midir?
* * *
Tanrı bize cennette vaat ettiği şarabı
Niçin haram etsin bu dünyada, akla sığar mı?
Bir sarhoş arap, devesini vurmuş Hamza'nın
Peygamber de yasak etmiş arap'a şarabı
* * *
Beni özene bezene yaratan kim? sen
Ne yapacağımı da yazmışsın önceden
Demek günah işleten de sensin bana
O zaman nedir o cennet cehennem?
* * *
Kim senin 'yasa'nı çignemedi ki söyle?
Günahsız bir ömrün ne tadı kalır söyle.
Yaptığım kötülüğü kötülükle ödetirsen eğer
Seninle benim aramda ne fark kalır ki söyle
* * *
Tanrı bizi çamurdan yarattıgında
Biliyordu bu dünyada ne işimiz olacak
İşlediğim günahlar hep onun emriyledir
O halde cehennemde beni niçin yakacak?
* * *
İsyan edip karşında duracağım, neredesin?
Karanlığı, ışığa yoracagım, neredesin?
İbadete karşılık cenneti alacaksam
'Bağış mı ticaret mi' diye soracağım, neredesin?
* * *
Kör cehalet çirkefleştirir insanları.
Suskunluğum asaletimdendir.
Her lafa verecek bir cevabım var elbet
Lakin bir lâfa bakarım laf mı diye,
Bir de söyleyene bakarım adam mı diye
* * *
Dünya, üç beş bilgisizin elinde
Sanırlar ki tüm bilgiler kendilerinde
Üzülme, eşek eşeği beğenir
Bir hayır var sana kötü demelerinde
* * *
Sen bu dünyanın sırrına eremezsin
Erenlerin dilini de sökemezsin
Öyleyse iç şarabı, cennet et dünyayı
Öteki cennete ya girer, ya giremezsin
* * *
Niceleri geldi, neler istediler
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler
Sen hic gitmeyecek gibisin değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler
***
İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun kaç para
Hırka, tespih, post, seccade güzel
Ama TANRI KANAR MI BUNLARA
***
Sen sofusun hep dinden dem vurursun
Bana da sapık dinsiz der durursun
Peki, ben ne görünüyorsam O'yum
YA SEN NE GÖRÜNÜYORSAN O'MUSUN
***
Sen içmiyorsan içenleri kınama bari
Bırak aldatmacayı iki yüzlülükleri
ŞARAP İÇMEM DİYE ÖVÜNÜYORSUN AMA
YEDİĞİN HALTLAR YANINDA ŞARAP NEDİR Kİ..
***
Ey kara cübbeli senin gündüzün gece
Taş atma dünyayı bilmek isteyenlere
ONLAR YARATANIN SANATI PEŞİNDELER
SENİNSE AKLIN ABDEST BOZAN ŞEYLERDE....
***
Ben kadehten çekmem artık elimi;
Tutmam senin kitabını minberini.
Sen kuru bir softasın, ben yaş bir sapık
CEHENNEMDE SEN Mİ DAHA İYİ YANARSIN, BEN Mİ?..
***
Seni kuru softaların softası seni
Seni cehenneme kömür olası seni
Sen mi haktan rahmet dileyeceksin bana ?
HAKKA AKIL ÖĞRETMEK SENİN HADDİNE Mİ ?
***
Yaşamın sırlarını bileydin
Ölümün de sırlarını çözerdin
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok
YARIN AKILSIZ NEYİ BİLECEKSİNEy kör!
Bu yer, bu gök, bu yıldızlar, boştur boş !
Bırak onu bunu da gönlünü hoş tut hoş !
Şu durmadan kurulup dağılan evrende
BİR NEFESTİR ALACAĞIN, O DA BOŞTUR BOŞ !----------------------------------------------------
mail olarak gelmisti sizlerle paylasim dedim...
-----------------------------Bazi misralar Neyzen Tevfik`e ait. Bunun tamaminin Omer Hayyam`in oldugunu dusunmek Komik olur sadece.. Tesekkurler paylastigin icin.
-
Cupofcoffee bunu yazdı:
-----------------------------Bazi misralar Neyzen Tevfik`e ait. Bunun tamaminin Omer Hayyam`in oldugunu dusunmek Komik olur sadece.. Tesekkurler paylastigin icin.
-----------------------------Olabilir çünkü ben Hayyam'ın bi kaç şiirni okudum hiç böyle isyan filan etmemişti. Mesela bi tane böyle vardı. Sevgili benle sen bir pergel gibiyiz er geç sırtsırta vermeyecekmiyiz :| Tam bilgim yok ama.
-
Niceleri geldi, neler istediler
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler
Sen hic gitmeyecek gibisin değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler
***
İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun kaç para
Hırka, tespih, post, seccade güzel
Ama TANRI KANAR MI BUNLARA
***
Sen sofusun hep dinden dem vurursun
Bana da sapık dinsiz der durursun
Peki, ben ne görünüyorsam O'yum
YA SEN NE GÖRÜNÜYORSAN O'MUSUN
***
Sen içmiyorsan içenleri kınama bari
Bırak aldatmacayı iki yüzlülükleri
ŞARAP İÇMEM DİYE ÖVÜNÜYORSUN AMA
YEDİĞİN HALTLAR YANINDA ŞARAP NEDİR Kİ..bu 3 kıta gerçekten güzelmiş..
-
Ömer Hayyam etkili bir şairdir!
düşüncelerini mükemmel bir uslüp ve akıllı kelimelerle şiire cevirmiş.
Ama anlatım ustalı ve kalitesi düşüncelerinin DOĞRU olduğu manasına gelmez.
-
hayyam da satirik yazar neyzen tevfik de. ikisinden hangisinin yazdığı tam olarak bilinmeyen rubailer ve şiirler var. çok da önemli değil, hepsi mühteşemler.
burda önemli olan nokta; 800 yıl önceki bilinç düzeyi ile yazılmış bu rubailerin ve şiirlerin bahsettiklerinin, 21.yüzyılda (malesef hala)tartışılan değerlerden nasıl çok daha ileri bir seviyede yer alıyor olmasıdır.
hala bazı insanlar nasıl oluyor da sayısız defa üzerinde oynanmış, menfaatlere göre değiştirilmiş, sadece bağnazlığa ve gericiliğe odaklı noktaları belirginleştirilmiş bir kitap olan kuran'dan ayetler vs. göstererek bu dörtlüklere muhalefet olabiliyorlar? ama hata bende, neden soruyorum ki? hayyam'ı anlayamayacak düzeyde bir bilince sahip olan, yukarıda bahsettiklerimi nasıl anlasın değil mi?
ne ararsın tanrı ile aramda,
sen kimsin ki orucumu sorarsın?
hakikaten gözün yoksa haramda,
başı açığa neden türban sorarsın?
rakı, şarap içiyorsam sana ne,
yoksa sana bir zararı, içerim.
ikimizde gelsek kıldan köprüye,
ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.
esir iken mümkün müdür ibadet,
yatıp kalkıp atatürk'e dua et.
senin gibi dürzülerin yüzünden,
dininden de soğuyacak bu millet.
işgaldeki hali sakın unutma,
atatürk'e dil uzatma sebepsiz.
sen anandan yine çıkardın ama,
baban kimdi bilemezdin şerefsiz.neyzen tevfik
iyi okumalar.
-
"hala bazı insanlar nasıl oluyor da sayısız defa üzerinde oynanmış, menfaatlere göre değiştirilmiş, sadece bağnazlığa ve gericiliğe odaklı noktaları belirginleştirilmiş bir kitap olan kuran'dan ayetler vs. göstererek bu dörtlüklere muhalefet olabiliyorlar?"
çömez git kumda b.okunla oyna ! herkezin görüşüne saygım vardır ama benim doğrularıma hakaret edecekse ona saygı değil benim küçük oğlanı gösteririm !
-
karakutu bunu yazdı:
-----------------------------"hala bazı insanlar nasıl oluyor da sayısız defa üzerinde oynanmış, menfaatlere göre değiştirilmiş, sadece bağnazlığa ve gericiliğe odaklı noktaları belirginleştirilmiş bir kitap olan kuran'dan ayetler vs. göstererek bu dörtlüklere muhalefet olabiliyorlar?"
çömez git kumda b.okunla oyna ! herkezin görüşüne saygım vardır ama benim doğrularıma hakaret edecekse ona saygı değil benim küçük oğlanı gösteririm !
-----------------------------:)
sana gerçekten acıyorum.
-
çok hoş bence adam sanatkar sonuçta doğrusunu yanlışını bilemem belki ama dörtlükler iyi oluşturulmuş üstelik başlıktaki gibi 800 yıl önce..
