Her Gün Yeni Bir Apaçi - Milliyet.Com.Tr
-

Yoksul ailelerden çıkıp, yoksul semtlerde yaşadığı halde iyi yerlerde takılan ve çakma giysiler giyen ‘apaçiler’, facebook’ta açılan bir grupta acımasızca yargılanıyor
Başlık, Facebook’ta açılmış ve çok popüler olmuş bir grubun adı. Yazıyı yazdığım saat itibariyle 56 bin 442 hayranı var. Apaçiler bu ellialtıbindörtyüzkırkiki hayranı çok eğlendiriyor. Önce masum ve mizahi bir hareket olarak başlayan bu sayfa, sayısız başka internet komünitesinin de desteğini aldıktan sonra giderek alayın, dışlamanın ve en sonunda da nefretin doruklarda yaşandığı bir nitelik kazandı. İnternet genelinde yapılan yorumların büyük kısmı yeteneksiz bir küçümseme ve izansız bir tektipleştirmeyle başlıyor; hapse, sürgüne ve hatta ölüme varan dileklerle sona eriyor.
Bileceksiniz, çoğunlukla yoksul ailelerden çıkıp, yoksul semtlerde yaşadığı halde şehrin ‘iyi’ yerlerinde takılan, eklektik müzikler seven, birkaç jenerik saç modeli kullanan ve mutlaka ‘çakma’ şeyler giyen gençlere ‘apaçi’ deniyor. Daha batılı bir görüntü kazanmış ‘kırolar’ olarak da algılayabilirsiniz.
İşlenen suçu mizah zannedenler için bir tanım getireyim. Her şeyin, ama her şeyin mizahı yapılır. Edebiyle olursa ölümün bile mizahı yapılır. Ancak mizah, komiği çıkarmak için teşhis ettiği farklılığı ayrım yapmak, rütbe dağıtmak için kullanmaz. Çelişkiyi yakalar ve o noktada durur. ‘Yanlış’ı göstermez. Çünkü o zaman neyin ‘doğru’ olduğunu açıklama mecburiyeti doğar. O da biraz sıkar.
Fikrini açıklamakla ahlak öğretmek arasında dev bir uçurum bulunur. Özetle, dünyadaki birçok şey gibi apaçi denen arketipin de komiği vardır, buna gülünür. İş ki, mizahı kendini temize çekme aracı olarak kullanmayasın. Sosyal sınıflarla dalga geçmenin (alay etmek değil) nasıl hakkıyla yapılacağını görmek için Umut Sarıkaya’nın bazen apaçileri de konu ettiği- karikatürlerini bir ders gibi takip edebilirsiniz.
Şimdi de bu çocuklara yönelen nefreti meşrulaştırmak için getirilen eleştirileri görelim.İNSANLARI RAHATSIZ EDİYORLAR
Doğrudur. Olabilir . Yalnız bazen de üniversite hocaları, karılarını dövüyor. Son derece ‘normal’ insanlar, trafikte kavga çıkarıyor. Bazı taksiciler, bizi dolandırıyor. Kimi memurlar rüşvet yiyor. Çift anadal okumuş mühendislerden bir kısmı 1988’den beri oduncu gömleği giyerek göz zevkimizi bozuyor. Demek ki neymiş, bütün aklı başında ceza hukuklarında, suçun şahsiliği ilkesi varmış. Akça pakça orta sınıf faşizminin kafasının bir türlü basmadığı şeyi yeniden hatırlatayım: bir suçlu, ait olduğu (düşünülen) sınıfa, camiaya, örgüte mal edilemez. Biri size yolda laf atarsa gider polise şikayet edersiniz. Bu kimsenin Apaçi, Komançi ya da Abu Çi Çi olması fark etmez. Grubunun bütün üyelerini de sorumlu kılmaz.
İkincisi, hani önünde elpençe divan durduğunuz patron ve bünyesinde çalıştığınız yüksek kurumsal ‘ideallere’ sahip şirket filan var ya. Hah, işte bütün bunlar o apaçilere sattığınız cep telefonu sayesinde ayakta duruyor. Aman yani, fazla rahatsız olursanız kar marjınız düşüverir.ÇOK ZEVKSİZLER (ÇAKMA)
Eğer kuşaklar boyu topraktan ya da sanayinden gelen bir zenginliğe sahip değilseniz, büyükbüyük dedenizle aynı ya da benzer eğitimi görmediyseniz, paranız cüzdanda değil de kimi evrakların üzerinde bulunmuyorsa; uzun lafın kısası aristokrasiye değil orta sınıfa aitseniz sahip olduğunuz her şey, edindiğiniz tüm zevkler, kimliğinizi oluşturan tüm parçacıklar ikinci eldir. Yani sizin deyişinizle, dur büyük yazayım, ÇAKMA’dır. Sonradan öğrenilmiştir. Çok azı sindirilmiş, geri kalanı üzerinize ancak teğellenmiştir.
Siz, eşten dosttan geri kalmamak için hayat boyu sevmeyeceğini bildiği müzikleri biriktiren, içine darallar geldiği halde rafına Kieslowski filmleri dizen, konusu gelince “OKUDUM ONU BEN!” diyebilmek için çok sıkıldığı halde elindeki kitabı fırlatıp atamayan, Fransa’nın bağrından kopmuş bir gastronomi uzmanı gibi “Rakının yanında şu yenmez, şampanyayla kumpanya yapılmaz” diye öğretmenlik taslayanlardansınız.
Ben sizi bu zavallılıklardan ötürü yargılamıyorum. Çünkü bu çağ, bu sistem, bu hayat böyle şeyleri zorunlu kılıyor. Acıklı yaşamlarımızı böyle merhemlerle ovmadan ağrılara katlanamıyoruz. Çünkü siz, büyük oranda ‘ben’im.
Unutmayınız ki Türkiye’de İstanbul’dan başka gerçek anlamıyla büyük şehir yoktur. Yani, Türkiye taşradır. Dolayısıyla taşranın kenti ‘işgali’ ekonomik, sosyal ve psikolojik bir masturbasyondan ibarettir. Ve kanaatimce nefret suçu işlenmediği sürece bu büyük taşra, hepimize yetecek kadar neşeli, zengin ve mutlu bir yer olabilir.
“En iyi kızılderili ölü olandır” sözünü bilirsiniz. Amerikalı kızılderili avcısı General Sheridan’a atfedilir. Bense kendi ülkemde her gün yeni bir Sheridan göreceğime, her gün yeni bir apaçi görmeyi elli kere tercih ediyorum. Mutlu yarınlar.http://cadde.milliyet.com.tr/2010/04/11/YazarDetay/1223382/HER_GUN_YENi_BiR_APACi
-
evet çok doğru bişey yapıyo bunlar yaşasın apaçiler.... pkk yada böyle dediler ebemizi ***ti ler...
aferin size yaşasın apaçiler... ki bunu yazanda apaçidir ikincisi biz giyimlerine değil kafataslarının içinin boş olmasına taktık
-
Lan şu köşe yazarlarının bir boku bilmeden herşeyi biliyorlarmış gibi yazmaları beni deli ediyor.Bunlar kendilerini halkdan ve her haltı bilen kisiler sanıyorlar.10 köşe yazarından 9 u bir konu hakkında hiç bilgisi olmasa bile yorum yapıyor.Mesela gitsen bu azize desen bilader bi yeni makina çıkmış adı " XG-31 " sen ne düşünüyorsun hakkında sırf adını duydugu için bile makina hakkında konusmaya calısır.
Edit: Bu yazara nasıl ulasırız nasıl mail sallarız :|
-
ağlayacam ha olaya bak öyle bi anlatmışki herifler sanki ülkenin kanayan yarası
-
Apaçiler giyim tarzları,saç şekilleri vb. nedenlerden mi dışlanıyor yoksa sergiledikleri itici hareketlerden mi ?
Biz apaçileri bu nedenler yüzünden eleştirmiyoruz sergiledikleri itici davranışlardan,çevre insanına verdiği rahatsızlıklardan ve boş kafalı olmalarından dolayı eleştiriyoruz.
-
Bu köşe yazarları hep böyle yaw.Acaba bu yazar herangi bir apaçinin bulunduğu ortamda 5 dakikadan fazla durabilirmi? İş lafa geldimi onlardan demokrat onlardan özgürlükçü yok ama bakarasan nişantaşından dışarı çıkmazlar...
-
pompaci bunu yazdı:
-----------------------------ağlayacam ha olaya bak öyle bi anlatmışki herifler sanki ülkenin kanayan yarası
-----------------------------http://www.tahribat.com/Forum-Ulkenin-Kanayan-Yarasi-Apaciler-108555/
-
yazarı (aziz kedi)yi gıyaben tanıyorum. Antalya anadolu lisesi mezunu, şu an okan bayülgenin en büyük yardakçısı, okanın skeçlerini, seyircilerine sordugu soruları hazırlayan kişi.
Tam bir ''otantik cafe entellektüeli'' dir. Uzun saç,sakal, gezip sahaflarda yuva yapan,öğrenciyken kaleiçinde en kuytudaki rock barlara gidip sürekli hak eşitlik zart zurt diyerek hayatı sorgulayan bir adamdır. antalyanın batısına ömrü boyunca geçmemişken,şimdide parayı bulmus istanbulda en ciks yerlerde gezerken hiç görmediği insanların hakkını savuncam diye çırpınır.
Onun için savunacağı insanı tanımak önemli değildir, ''abi bu eziliyor koş'' de sorgulamadan hemen yanında bitiverir, bildiğin ara sokak rock bar entellektüelidir, fazla kaile alınası bir adam değil, alkıslarlayasiyorum'dan çaldığı videolarla medya arkasını hazaırlar, en son alkislarlayasiyorum moderasyonu isyan ettide lütfen oranın moderasyonunu programa çağırdılar 10 dakkalığına
Savunma stili değişik, karısını döven doçent varmış, e onunda ben amk! bizi onu savunuyor muyuz?
taksiciler dolandırıyomus, o zaman onunda amk!
ben nasıl bu insanlara amk diyorsam apaçilerede derim, götüne don almayıp biriktirdiği paralarla şekil yapan bu boş adamlar yüzünden ben kız arkadasımla rahat rahat gezemiyorsam, kendi basıma bunların bulundugu köşe başlarından geçerken tedirginlik yaşıyorsam, son ses actıkları müziklerle kafamı zikiyolarsa, kampusten cıkarken belki kız kaldırırz diye dizilmiş sıra sıra şahin,doğan görüyosam, kendini geliştirme yerine karı kız kaldırma peşinde harcadıkları ömür yüzünden bomboş bir beyinle 18 yaşını doldurup oy verme hakkını kullanıp benim başıma salak salak iktidarlar getiriyorlarsa ben gayette cıkıp kendilerine ''topunun amk'' diyebilme hakkını kendimde görürürüm,kimsede bişey diyemez, hele böyle otantik cafe entellektüelleri asla!
Neymiş efendim? İstanbul dısında tüm ülke köymüş, Kraliyet soyundan olmadıgımız için, aristokrasiye yanaşamazmışız, dolayısıyla bizimde yaşadığımız hayat ÇAKMA'ymış...
Şimdi soruyorum bu arkadaşa, insanca yaşamak, oldugun gibi görünmek için sadrazamın sol taşağı olmak mı lazım? Kendimden örnek vereyim,öğrenci halimle bütçemin el verdiği iyi bir tişört adidas tişört fiyatıda 50 ytl, param yoksa pull and bear'dır, bershka'dır oralarda 20-30 ytl dir güzel bir tişört.
Şimdi ben bu apaçilere göre zengin(!)im, adidas tişört giyiyorum, lakin ülkenin iş adamı,popçu,futbolcu vs gibi sosyete kesimlerine görede fakirim, bugün orjinal bir lacoste, dolce gabbana tişört 250 ytl, yani benim giydiğim iyi tişörtün 5 katı, orta derece tişörtümün 12.5 katı fiyat. Bu insanlara görede ben fakirim. Ama ben napıyorum? yorganım ne ise ayağımı ona göre uzatıyorum, param varsa gidip 50 ytl ye, yoksa 20-30ytl ye güzel bir tişört alıp giyiyiorum,
Peki bende istemez miyim lacoste, dolce gabbana giyeyim? benimde hakkım değilmi? hakkımdır, giymek isterim, ama neysem oyum diyip giymiyorumi 5 tane tişört alıp tüm yaz idare edecek parama varımı yogumu ortaya koyup 1 tişört alıp sonra tüm yaz onu giyerek şekil yapmıyorum.Apaçilerin yaptıkları bu işte, ceplerindeki 20 ytl ile gidip collezione'dan giyineceklerine çakma magazalara gidip salaklık yapıp daha kötü kaliteye sahte ürün alıp ''şekil'' yaptıklarını sanmak. Bok var çünkü giydiğin tişörtün üstünde dolce gabbana yazmasında, çok zenginsin ya dayanamıosun orda collezione,rodi vs yazmasına, ne oldugunu bilmeyen insanlar bunlar.
Mevlana'nın dediği gibi: ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün, işte olay budur.
Hayır ailelerine bakıyorum hepsi ne güzel nur yüzlü insanlar, yolda görsem ver teyzeciim poşeini taşıyayım diyeceim insanlar, mutfaklarında karınca duası asılı, allah ne verdiyse yetinmeyi bilip o akşam onu yiyen insanlar, ama cocuklarına bakıyorum bir aslını inkar etme, bir oldugundan farklı görünme çabası içinde hepsi, facebook profillerine bakıyorsun discolarda clublarda cekilmiş resimler, yada baskasının bmw'si önünde cekilmiş resimler, kulaklarda parlama efekti verilmiş küpeler, annesine bakıyorsun evde kadın programı izleyen kitle, ee ulan bu ne yaman çelişkidir?
Yemin ediyorum eski yumurta topuk, beyaz çorap kro'ları özledim, onlar en azından kendilerini inkar etmeyip ''ben buyum arkadaş, özüm bu'' diyip beyaz çorabını giymekten çekinmezdi takım elbisesinin altına, sana,bana yolda sokakta gördüğüne benzeme cabası yoktu, alırdı eline tesbihini yürürdü sokakta, ama bunlar farklı bişeyler, içleri başka dışları başka, bunlarda bir ''arada kalmıslık'' var.
Kısacası sevmiyorum, hatta nefret ediyorum, kimsede bunu sorgulayamaz.
ve bu tür akımların destekçisiyim, sessiz kaldıkca bunlar çok ''şekil'' olduklarını sanıyorlar çünkü, bu kadar yayılmalarının başka bir acıklaması olamaz, begenildiklerini düşünüyorlardı bugune kadar. Üstelik bu eleştrilerin facebookta olmasını ayrı destekliyorum, ekşisözlükte zaten eleştiriliyorlardı ama hangi apaçi girip ekşi okuyordu ki?
sen,ben,bi başkası eleştiririz, dalga geçeriz, itin götüne sokarız, gider facebookta hayran oluruz sayımız 50binleri bulur, arkadaslarımızla bu cevre dahada genişler, ve ucundan bucagından bir apaçiye bu grubun daveti gider, grup büyür milliyette haber olur bugunki gibi, gazetede görür bunu apaçi, facebookta görür, girer inceler, orda kendi gibilerin aslında ''şekil'' olmadıkları aslında ucube gibi göründüklerini anlar, kızların onlara bayılmadıgını aksine dalga gectiklerini anlar, gider mahallede diğer cinslerine ''olm bize apaçi diyorlar lan'' der, inanın ertesi gün uyandıgında saçını o şekle sokmak için elini jöle kabına daldırdıgında 2 kere düşünecektir, üye sayısı arttıkca yolda gördükce insanların bakış açısı değişecektir, eskiden adlandıramadıkları bu cinslere artık ''apaçi'' dendiğini anlayan insanlar ona göre davranacak bunları dıslayacaktır, işte o zaman bu apaçi arkadas hatasını anlayacaktır, sacını adam gibi kestirmeye, adam gibi giyinmeye özen gösterecektir.
Bu akımların destekcisiyim.
Bir diğer notta eminin bir cogunun bunlara apaçi dendiğini bilmiyordunuz bile, bu deyimin ilk çıkıs noktalarından biri kesinlikle antalyadır, abim kücüklükten beri turizm sektöründe calıstıgından ben 10 yıldır apaçi lafını onun agzından duyardım, ortaokulda arkadaslarıma apaçi dediimde hepsi ''o ne lan'' derdi, kro,keko bilinen şeylerdi ama apaçi farklıydı,
apaçi: bar,disco cıkıslarında rus kızlara go,dance,sex diyen tiplere antalya esnafının ve yerlilerinin taktıgı bir sıfattı, krolar takım giyerken bunlar sekil giyiniyordu cünkü bunlar turist kızlara hitap etme amacındaydılar ve onlar gibi giyindiklerini sanıyorlardı, kemer,alanya gibi yerlerde kronun adı apaçiye dönüyordu
Şimdi tüm türkiye biliyor, mutluyum, aziz kediye göre faşistim evet. Bir kürt, bir çerkez, bir yunan bile gelip ev arkadasım olabilir, kardesim olabilir, insanların kimliğine bakmadan yargılarım, ancak bir apaçi asla, faşizm yada ne derse desin otantik cafe entellektüelleri, çünkü onların en büyük silahıdır kendileri gibi düşünmeyenlere ''faşist'' damgası vurmak.
-
fenerist07 bunu yazdı:
-----------------------------
yazarı (aziz kedi)yi gıyaben tanıyorum. Antalya anadolu lisesi mezunu, şu an okan bayülgenin en büyük yardakçısı, okanın skeçlerini, seyircilerine sordugu soruları hazırlayan kişi.
Tam bir ''otantik cafe entellektüeli'' dir. Uzun saç,sakal, gezip sahaflarda yuva yapan,öğrenciyken kaleiçinde en kuytudaki rock barlara gidip sürekli hak eşitlik zart zurt diyerek hayatı sorgulayan bir adamdır. antalyanın batısına ömrü boyunca geçmemişken,şimdide parayı bulmus istanbulda en ciks yerlerde gezerken hiç görmediği insanların hakkını savuncam diye çırpınır.
Onun için savunacağı insanı tanımak önemli değildir, ''abi bu eziliyor koş'' de sorgulamadan hemen yanında bitiverir, bildiğin ara sokak rock bar entellektüelidir, fazla kaile alınası bir adam değil, alkıslarlayasiyorum'dan çaldığı videolarla medya arkasını hazaırlar, en son alkislarlayasiyorum moderasyonu isyan ettide lütfen oranın moderasyonunu programa çağırdılar 10 dakkalığına
Savunma stili değişik, karısını döven doçent varmış, e onunda ben amk! bizi onu savunuyor muyuz?
taksiciler dolandırıyomus, o zaman onunda amk!
ben nasıl bu insanlara amk diyorsam apaçilerede derim, götüne don almayıp biriktirdiği paralarla şekil yapan bu boş adamlar yüzünden ben kız arkadasımla rahat rahat gezemiyorsam, kendi basıma bunların bulundugu köşe başlarından geçerken tedirginlik yaşıyorsam, son ses actıkları müziklerle kafamı zikiyolarsa, kampusten cıkarken belki kız kaldırırz diye dizilmiş sıra sıra şahin,doğan görüyosam, kendini geliştirme yerine karı kız kaldırma peşinde harcadıkları ömür yüzünden bomboş bir beyinle 18 yaşını doldurup oy verme hakkını kullanıp benim başıma salak salak iktidarlar getiriyorlarsa ben gayette cıkıp kendilerine ''topunun amk'' diyebilme hakkını kendimde görürürüm,kimsede bişey diyemez, hele böyle otantik cafe entellektüelleri asla!
Neymiş efendim? İstanbul dısında tüm ülke köymüş, Kraliyet soyundan olmadıgımız için, aristokrasiye yanaşamazmışız, dolayısıyla bizimde yaşadığımız hayat ÇAKMA'ymış...
Şimdi soruyorum bu arkadaşa, insanca yaşamak, oldugun gibi görünmek için sadrazamın sol taşağı olmak mı lazım? Kendimden örnek vereyim,öğrenci halimle bütçemin el verdiği iyi bir tişört adidas tişört fiyatıda 50 ytl, param yoksa pull and bear'dır, bershka'dır oralarda 20-30 ytl dir güzel bir tişört.
Şimdi ben bu apaçilere göre zengin(!)im, adidas tişört giyiyorum, lakin ülkenin iş adamı,popçu,futbolcu vs gibi sosyete kesimlerine görede fakirim, bugün orjinal bir lacoste, dolce gabbana tişört 250 ytl, yani benim giydiğim iyi tişörtün 5 katı, orta derece tişörtümün 12.5 katı fiyat. Bu insanlara görede ben fakirim. Ama ben napıyorum? yorganım ne ise ayağımı ona göre uzatıyorum, param varsa gidip 50 ytl ye, yoksa 20-30ytl ye güzel bir tişört alıp giyiyiorum,
Peki bende istemez miyim lacoste, dolce gabbana giyeyim? benimde hakkım değilmi? hakkımdır, giymek isterim, ama neysem oyum diyip giymiyorumi 5 tane tişört alıp tüm yaz idare edecek parama varımı yogumu ortaya koyup 1 tişört alıp sonra tüm yaz onu giyerek şekil yapmıyorum.Apaçilerin yaptıkları bu işte, ceplerindeki 20 ytl ile gidip collezione'dan giyineceklerine çakma magazalara gidip salaklık yapıp daha kötü kaliteye sahte ürün alıp ''şekil'' yaptıklarını sanmak. Bok var çünkü giydiğin tişörtün üstünde dolce gabbana yazmasında, çok zenginsin ya dayanamıosun orda collezione,rodi vs yazmasına, ne oldugunu bilmeyen insanlar bunlar.
Mevlana'nın dediği gibi: ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün, işte olay budur.
Hayır ailelerine bakıyorum hepsi ne güzel nur yüzlü insanlar, yolda görsem ver teyzeciim poşeini taşıyayım diyeceim insanlar, mutfaklarında karınca duası asılı, allah ne verdiyse yetinmeyi bilip o akşam onu yiyen insanlar, ama cocuklarına bakıyorum bir aslını inkar etme, bir oldugundan farklı görünme çabası içinde hepsi, facebook profillerine bakıyorsun discolarda clublarda cekilmiş resimler, yada baskasının bmw'si önünde cekilmiş resimler, kulaklarda parlama efekti verilmiş küpeler, annesine bakıyorsun evde kadın programı izleyen kitle, ee ulan bu ne yaman çelişkidir?
Yemin ediyorum eski yumurta topuk, beyaz çorap kro'ları özledim, onlar en azından kendilerini inkar etmeyip ''ben buyum arkadaş, özüm bu'' diyip beyaz çorabını giymekten çekinmezdi takım elbisesinin altına, sana,bana yolda sokakta gördüğüne benzeme cabası yoktu, alırdı eline tesbihini yürürdü sokakta, ama bunlar farklı bişeyler, içleri başka dışları başka, bunlarda bir ''arada kalmıslık'' var.
Kısacası sevmiyorum, hatta nefret ediyorum, kimsede bunu sorgulayamaz.
-----------------------------Çok güzel aynen doğru söledi adam.
O elbise kılık kıyafet konusuna dem vurmasan daha güzel olurdu da ben kılık kıyafetinden cok boş kafa dünyaya gelip ot gibi yaşayıp ot gibi giden zihniyete kıl oluyorum.
-
Onların sorunu bir adaptasyondan öte bir düş dünyasında yaşamak.Tıpkı alkollü araba kullanmak gibi.Alt gelir grubundan olabilirler,iyi bir eğitim alma imkanlarıda olmayabilir ancak bunlar kendlerini geliştirmelerine engel değil.Öyleki bunun için hiçbir çabada sarfetmezler.Çünkü zengin gibi olma,o hayali yaşamak onlara daha cazip geliyor.Eğitimsiz ve kendileri geliştirmekten bu yüzden kaçındıklarından dolayı herzaman fabrikalarda sürünüp,onun bunun altında ezilmeye mahkum oluyorlar.Onlar bu ezilmeden kendilerini kurtarmak yerine herşeyi hayatın boktan ve adaletsiz oluşuna bağlayarak kendi dünyalarına,kurşunsuz süper benzin doldurur gibi zihin depolarını fulleyip hayaller alemini yolculuk yapıyorlar.Bu tip insalara karl marx lümpen proleterye,kapitalist düzen ise ucuz iş gücü diyor.Yani iki zıt görüşte umutlarını kesmiş.Ancak kapitalistin çıkarı olduğu için seslerini çıkartmaz,başlarını okşar bunların.Bunu bile farkedemiycek kadar aptalllardır.Bunları gördükçe acıma hissi ile yardım etmek yerine,piyasaya küçük işletme olarak girip büyük bir kapitalist olduktan sonra sigortasız çalıştırasım geliyor
-
hahaha köse yazarı gelse burdaki yazıları okusa kesin mesleği bırakır :D::D
