

Hoşunuza Giden Şiirler ?
-
Yolların Sonu Bu gün yollanıyorken bir gurbete yeniden
Belki bir kişi bile gelmeyecektir bize.
Bir kemiğin ardında saatlerce yol giden
itler bile gülecek kimsesizliğimize
Gidiyorum: gönlümde acısı yanıkların...
Ordularla yenilmez bir gayız var kanımda.
Dün benimle birlikte gülen tanıdıkların
Yalnız bir hatırsı kaldı artık yanımda.
Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz;
Çünkü bu yol kutludur, gider Tanrı Dağına.
Halbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin
Değişilir topuda bir sokak kaltağına.
İster düşün... Kendini ister hayale kaptır...
Uzar uzar, çünkü hiç sonu yoktur yolların.
Bakarsın aldanmışsın, gördüğün bir seraptır
Sevimli bir hayale açılırken kolların.
Ey doğunun anlımı serinleten rüzgarı!
Ey karanlıkta bana arkadaşlık eden ay!
Arzularım bir oktur, aşar ulu dağları.
Düştüğü yer uzakta “DİLEK” adlı bir saray.
O sarayda bulunca Tanrılaşan erleri
Artık gözüm arkaya bir daha dönmeyecek.
Hepsi sussa da “Kür şad” uzatarak elini;
“Hoş geldin oğlum ATSIZ, kutlu olsun! ” diyecek.
1932.
Hüseyin Nihal Atsız
-
Herşey sende gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerin uzağı gördüğü kadar genç
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü
Ne renk olursa olsun kaşı gözün
Karşındakini gördüğüdür rengin
Yaşadıklarını kar sayma
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna
Ne kadar yaşarsan yaşa
Sevdiğin kadardır ömrün
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme,bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma herşeyi;
Sevdiğin kadar sevileceksin
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma!yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
ve güçlü hissettiğin kadar güçlü
Kendini güzel hissettiğin kadar güzel
İşte buudur hayat,işte budur yaşamak
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün;
ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin
Bunu da öğren;
Sevdiğin kadar sevilirsin. -
Yaşam yolumuzun ortasında
karanlık bir ormanda buldum kendimi,
çünkü doğru yol yitmişti.
Ah, içimdeki korkuyu
tazeleyen, balta girmemiş o sarp, güçlü
ormanı anlatabilmek ne zor!
Öyle acı verdi ki, ölüm acısı sanki;
ama ben,orada gördüğüm iyilikten sözedeceğim,
gördüğüm başka şeyleri söyleyeceğim.
Oraya nasıl girdiğimi bilemeyeceğim,
öyle uykum gelmişti ki,
doğru yolu bırakıp gittiğimde
bu yüzden yitiğiz biz
başka bir suçtan değil
tek cezamız
umutsuz bir özlemle birlikte yaşamamızDedi ki: "Bu rezil durumdakiler
kötülükde ,iyilikde yapmadan
yaşamış olanların ruhları.
Tanrıya başkaldırmayan,
ama yanında yer almayıp,yansız kalan
kötü meleklerle birlikteler.
Cennet,güzelliği gölgelenmesin diye kovdu bunları,
isyancı meleklere onur katmayacakları
için Cehennem'in dibine de almıyorlar onları."
Dedim ki:" Usta, bunca ilenmelerine
yol açan acının kaynağı ne?"
Yanıt verdi:" Kısaca söyleyeyim dinle.
Bunların ölmek umutları kalmadı,
öyle aşağılık ki karanlık yaşamları
kıskanırlar başka her yazgıyı.
Dünyada kalmamıştır sanları,
bağışlama da,adalet de hor görür tümünü,
söz etmeye değmez,yalnızca bak ve yürü." -
Zafer Akkaş ---- Güzel'e çok iyidir. beğeneceğinizi tahmin ediyorum.
http://www.dailymotion.com/video/xaw50m_zafer-akkay-guzel-e_creation
pardon şiir diyince atladım hemen ya. Dinlemeye başlarken yazmıştım... İstenilen tarz değil bu şiir..
-
Günes gibi sahsim olsa
Devlet gibi tahtim olsa
Gazi gibi bahtim olsa
Yine bana gelen olmaz
Güller açsam baglar gibi
Gazel döksem caglar gibi
Altin olsam daglar gibi
Kiymetimi bilen olmaz
Hazine dolu akçem olsa
Türlü kumas bohsam olsa
Yalan dünya bahçem olsa
Benden bir gül alan olmaz
Halil derki n'olurum
Ben kendimi nerde bulurum
Korkarim'ki yalniz ölürüm
Cenazemi kilan olmaz
Degerimi bilen olmaz... -
ozAnkaraguclu bunu yazdı:
-----------------------------
http://www.dailymotion.com/video/x9n59g_cemal-sureyya-biliyorum-sana-giden_creation
Cemal Süreyya - Sana Giden
-----------------------------budur mükemmel bi şiirdir
-
Hayatta hiç kimseye diz çökmedim
Zenginmiş, güçlüymüş baş eğmedim
Dokuz köy değil doksan köy gezsem
Hiç lafımı esirgemedim
Büyükler halimi beğenmediler.....
Oturdular bana nasihat ettiler
El etek öpmeyle dudak aşınmaz
Yinede bana söz dinletemediler
Yıllardır ben çeliğim dedim durdum
Çeliği bükemezsin kırılır
Kimisi keçisin dedi, kimisi deli
Ne derlerse desinler ben buyum
Hep zararlıda çıksam bu hayatta
Ben gururla doğdum gururla ölürüm
Yalan dolan yalakalık bize uymaz
Zaten yalaka adam yanımızda duramaz
Uzak olsun sahtekarlık yalancılık
Şikayetçi değiliz çok şükür halimizden
Gerekirse onuncu köyede yol alırız
Gittiğim yol düzene uymasada
Ben bu yolun yolcusuyum ArkaDaşş... -
chelishky bunu yazdı:
-----------------------------
tuncel kurtizin seslendirdiği tut yüreğimden ustam var. güzeldir.
edit : http://www.youtube.com/watch?v=D7dL8m1cgaw
-----------------------------Profilimdeki Şiir...Müthiş...Ayrıca...
http://www.dailymotion.com/video/xeiws9_tamam-gidiyorum-diyemediklerim-com_music
Nasılsa beni senden soracak hiç kimsemiz yok
nasılsa beni yolcu etmen için hazırdır nedenlerin
merak etme beni
nasılsan öyledir halim..
yanında olamayacağım her mesafede
Saçına dokunma isteğimin ihtimali dahi yok artık
bu yüzden önemi de yok nerde olacağımın
ve seslenen sen olmayacaksın madem
ßana sanıp adımı duyacağım hiçbir yöne kalbim çarpmayacak
Siyah şimdi bana daha mı çok yakışacak bana
oysa ne çok dilerdim geceyi kıskandıran gözlerine bürünmeyi
Kaç bin adım sonra hayalin silinir gözlerimden
Peki üç cümlenin birinde adını anma alışkanlığım tükenir mi ?
bahardı gözlerin..
Şimdi takatim yeter mi boynuma kadar kış mevsiminden geçmekten
Elime dahi dokunmadan nasıl verdin bana bu şekli
Sen varsın
gerçeksin madem..
Nasıl benden bahsedebiliyorum
Ardından kaç yıl sonra yollarsın sende kalan aklımı
Aklım bulunca tanır mı senden geriye enkaz kalmış beni
Şimdi yetimler mi muktedir ruhumu teskin etmeye
Nasıl bir sensizliğe düştüm ki
Dünya koca bir çukur gibi bedenime
Allah aşkına değmesin saçlarına artık şimal rüzgârları
İzin verme..!
Bilirim kokunun aşamayacağı uzaklık yok
Bilirim gelirde beni kefenler nefesin
Ölmemi istemezsin şimdi
Dokunman gereken alnıma duvarlar çarpar
Nerdesin..! -
ÜSTÜ KALSIN
Ölüyorum tanrım
Bu da oldu işte.
Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum tanrım.
Ama, ayrıca, aldığın şu hayat
Fena değildir...
Üstü kalsın...
CEMAL SÜREYA -
Ağır Bir Parfüm Reveransı
Senden Sonraydı..
hayvansız kalmış bir orman
gibi ağlamaklıydı kainat;
Senden Sonraydı..
hangi dağda ateş yansa
o yana ağlardı atlar,
ve bir kartal
bir kartala dayıyorsa başını
aşk
çağrıldığı her randevuya
geç kalmış demekti!
Senden Sonraydı..
gökyüzüne teslim oluyordu ayışığı
ah onun zarif parmaklarına dolanmış kuğular,
ve kalbi delik bir melek sabahlıyordu
yeryüzünde,
ümit: kurugül çocuk! ümit: aksigül çocuk!
hayat! beni ılık ılık esir al!
diye bağırıyordum çakal karasında
hançer nefesinde!
çünkü
bir insan ne sır verebilirdi ki gölgesine
aşağı gölde kıyıya vuran genç nilüfer
ağzında bir başka genç nilüferle
ölmekteyse, ve akşamüstü
bir annenin çocuğunun üstünü örtüşü gibi
örtüyorsa sancıyı ve ölümü,
bir insan ne sır verebilirdi ki gölgesine!
çünkü
uyuyacak kurt soyunur
üstünden dağları çıkartırdı!
dağlar, kokarcalarına alevcesine sokulurdu
dağlar, sularına alev içercesine dokunurdu
dağlar, dağlarına dürüsttü
dağların namluya sürülü
kurşunu yoktu!
dağların mor avı çoktu dağların zor avcısı çoktu
dağlar, dağlara bir kez daldı mı
kendi doruklarından mahşeri vurgunlar yerdi
dağların grevi borandı, çıyandı, yabanıl ottu
dağlara sinsi bulutlarla inen eşkıya baruta
kuytu, postal niyetine haysiyet giydirirdi!
hele mermi bir kez müstehzi bir ifadeyle
savurduysa tunç buhardan yelelerini,
atların toynaklarına kan gibi menzil
bakışlarına menzil gibi kan otururdu!
atlara dağ kaldırmışlığı karanlığın
o şen nallarda rakseden yosma şavkın gerdanı
altına batırılmış isyanın şakırtısıyla tutuşurdu!
tutuş benim yağız yılanımı puşi gibi sarıp da
tutuş benim delioğlan fırtınamı
ağzında ağıt gibi yakıp da
dumanıyla
isiyle,
dermanıyla
iniyle,
inlenen ismine nakış gibi işlenen kahpe fermanıyla
kapına dayanan tanrı misafiri sevdam, aşkımla
belalanan dağım! belalı dağlım!
dağlara adak adamış bir toprağın yangınıyım ben de!
bakma! dağını emziremedim
siyah sütümde zehir şıngırdar!
kızma! dağına bir taş da ben koyamadım
kumumda tuz var!
ama senin kulağına eğilip
DAĞ diye fısıldayan bu dudak
bir gün ya elinden ya ayağından
ya eteğimden ya da alnından
öfkelenme, öpmeyecek,
sadece şehit düşmüş bir hayalet nehir gibi fışkırıp
başka
bambaşka dağlara at sırtında dörtnala kan olup akacak!