Hoşunuza Giden Şiirler ?

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Stigma
    Stigma's avatar
    Kayıt Tarihi: 10/Kasım/2007
    Dişi

    o gün başına gelen şeyi hiç bi zaman silemedik
    sessiz ol

    her şeyi suskun bir şekilde kabullenip yatağına dön
    her şeyi unut ama her şeyi
    aklında duvarları örülü yalnızlıklar kalmasın
    gidilen şehirlerden geriye dönüşleri sakla
    buralarda yaşamak sessiz bir ölüm gibidir
    ışıkları kapalı yerlerde, zamanın ardında
    uykunda vurulan küçük hayaletimin içinde
    hep bunlarla ölmeye devam ettik biz

    o güne dair hiç bişeyi unutamadık
    ayakları kırılan hayaller kurduk
    dört tarafı hançerlenmiş geçmişlerimiz oldu
    biz hiç bi zaman yaşamadık aslında
    o günü unut, kendin için unut


    allcolorsarebeautiful.net
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    tahref156
    tahref156's avatar
    Kayıt Tarihi: 08/Ekim/2009
    Erkek

    şiir dediğin budur hacı sonuna kadar dinle...

     

     

    http://www.youtube.com/watch?v=lnjk2N5WV90


    🥒
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    HeadBanger
    HeadBanger's avatar
    Kayıt Tarihi: 13/Eylül/2007
    Erkek

    1. şimdi sen olsan...

    ilk sonbahar yağmuruyla oturduk hayli dertleştik
    ben camın önündeydim o arkasındaydı
    sen izmir taraflarında uzakça bir yerdeydin

    dünden bugüne çektiklerin eksilmedi dedi yağmur bana
    eksilmeyecek dedi bugünden yarına
    bir hiçliğin koynunda istifham gibi büyüyeceksin
    sual sorduğun herşey senden sual soracak
    bitirdim sandığın vakit başladığını göreceksın

    yağmurun altında insanlar biçimsizdiler
    şimdi sen olsan ortalık şenlenecekti
    sanki birdenbire ışıklar yanacaktı
    oysa ben içimdeki kandili söndürecektim

    2. gözlerimi kapasam

    gözlerimi kapasam
    akşam
    bir karanlığın dibinden gözlerin ağzıma bakıyorlar
    ellerimi yüzümü yıldızlarla yıkayorum
    saçların boynuma sarılıyorlar

    gözlerimi kapasam
    sen boylu boyunca yanıbaşımdasın
    dişlerinin arasında bembeyaz bir nilüfer
    alevleri bile öpebilirmiş gibi
    güçlü ve gururlu ağzın
    beni öptüğün zaman erkek seni öptüğüm zaman kadın
    yanıbaşımdasın

    gözlerimi kapasam
    senin için bir mısra tasarlasam
    bir renk düşünsem
    başımı senin dizine koyduğumu uyuduğumu düşünsem
    çocuğunmuşum gibi saçlarımı okşadığını
    kocanmışım gibi yakama çiçek taktığını
    bir yağmur şehrin bütün seslerini öldürse
    sen ve ben günün yirmi dört saatını öldürsek
    boğazlasak
    ellerin göğsüme girse avuçlayıp kalbimi koparsa
    sımsıcak ben senin kanına girsem
    kalbine kurulup otursam

    gözlerimi kapasam
    rüzgârın kapıları derhal açılacak
    dağbaşlarının temkinli sessizliğiyle sonsuzluğu dinleyeceğiz
    kendimizi inkâr edeceğiz
    hele inkârımızı büsbütün inkâr edeceğiz
    bütün münkirler günde beş vakit bizi inkâr edecekler
    bir kibrit aydınlığında çatılmış kaşlarını göreceğim
    jiletle çizilmiş gibi keskin
    ince
    içimde kanlı bir ihtilâl kopacak
    dudakların bir akşam üstü dudaklarıma değince
    kadehim kırılacak
    münkirlere müminlere küfredeceğim

    3. iki elin kızıl kanda

    sökülüp
    salkım salkım leylekler gelirse ilkbahar olur
    kül mavinin yanına kirli sarı gelirse
    sonbahar
    sen benim yanıma gelirsen
    kıyamet olur
    bir damla gözyaşı okyanus boşluklarını doldurur
    senin gözyaşların beş kıtayı eritirler
    hünerli ellerin yeni bir dünya yaratırlar
    gözlerimden milyonlarca yıldız çoğaltırsın
    milyonlarca defa bakabilmem için
    geceleri sana bir saniyede
    parmaklarımdan istifhamlar çoğaltırsın
    her ağacın dalına bir istifham asarsın
    ölüme mahkûm eder beni asarsın
    ben tutar seni asarım
    karanlıkta kalmış çocuklara döneriz
    artık ben diye bir şey kalmamıştır
    sen diye bir şey yoktur
    hiç gelmemişe döneriz
    korkarız

    gözlerine baktığım zaman
    sonsuzluğu görebilmeliyim
    parmaklarım dudaklarında dolaşırken
    sonsuzluğa dokunmalı
    konuştuğun zaman
    sonsuzluğun sesini dinlemeliyim
    bir istifham gibi eğilip
    seni bir istifham gibi öpmeliyim
    elimden ne gelirse yapmalıyım
    bir tevrat bir incil bırakmalıyım
    beni bir dağ başına koymalılar
    başıma bir dağ koymalılar
    anama avradıma sövmeliler
    sen duymalısın
    iki elin kızıl kanda olsa
    gelmelisin

    4. sen olmadığın vakit

    sen olmadığın vakit büyük yalnızlığım var
    dalgaların kendilerini taştan taşa vurmaları
    sonbahar yıldızlarının sessiz sedasız çırpınmaları
    ve büyük yalnızlığım var
    biliyorsun hani o
    rüzgârın gözüne karanlık bir yelken gibi açtığım
    içimsıra vahşi bir kadın gibi taşıdığım yalnızlığım

    sen olmadığın vakit o denizde
    şarabım tuzlu bir lezzet kazanıyor
    avuçlarımda bir ateş yanıyor
    bir çift insan gözü
    hırsızı iti uğursuzu
    köpek gözü toz ve toprak
    bir kadeh quantro bir kadeh rom bir kadeh yağmur
    avuçlarımda ve çırılçıplak
    sen olmadığın vakit ben de olmuyorum

    o denizde gördüğüm sen
    benim için bir şarkı söyleyecektin
    hazırdın gitarını bir çocuk gibi dizlerine yatırdın
    kanada'lı üç tayfa tezgâhın içine girdiler
    karanlık kıllı kollarıyla şarkının içine girdiler
    kavga çıktı birbirinin çenesini kırdılar
    o denizde gördüğüm sen
    benim için bir şarkı söyleyecektin
    ağlayacaktın
    görecektim
    sıradan bir şarkı söyleyecektin
    kanada'lı tayfalar kahrolup öleceklerdi
    ben de ölecektim

    5. değil mi ki...

    şehrin üstünde tozlu bir ay silkinmektedir
    mevsim yaz olmuş sonbahar olmuş ne umurum
    değil mi ki o büyük istifham üzerindeyiz
    birbirimizi seviyoruz
    ve sevgimizden şüphe ediyoruz

     

    bir atilla ilhan klasiğidir :))

     

     

    GELDİĞİMDE
    geldiğimde,
    notun duruyordu masanın üzerinde
    Sekizde yatmıştın
    Saatime baktım sekizi beş geçiyor
    O gün anladım bu ilişkinin yazgısını
    Takvim tutmazlığı
    Aramızda düşman gibi duran zamanı
    O gün anladım
    Senin bana erken
    Benim sana geç kaldığımı

    Murathan Mungan


    Boş İşler Uzmanı..
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    CEO
    CEO's avatar
    Kayıt Tarihi: 28/Şubat/2009
    Erkek

    yılmaz erdoğanın sevebilme ihtimali adlı şiiri favorimdir.. :)

  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    TBT
    TBT's avatar
    Kayıt Tarihi: 28/Ocak/2010
    Erkek

    Uçurumun kenarındayım Hızır 
    Bir dilber kalesinin burcunda 
    Vazgeçilmez belaya nazır 
    Topuklarım boşluğun avcunda 
    Derin yar adımı çağırır 
    Kaldım parmaklarımın ucunda 
    Uçurumun kenarındayım Hızır 
    Bir gamzelik rüzgar yetecek 
    Ha itti beni, ha itecek 
    Uçurumun kenarındayım Hızır 

    Divan hazır 
    Ferman hazır 
    Kurban hazır 
    Güzelliğin zulme çaldığı sınır 
    Başım döner, beynim bulanır 
    El etmez 
    Gel etmez 
    Gözleri bir ret, bir davet 
    Gülce uzak uzak dolanır 
    Mecaz değil 
    Maraz değil 
    Gülce semavi bir afet 

    Uçurumun kenarındayım Hızır 
    Gülce bir beyaz sihir 
    Canıma bedel bir haz 
    Nar ve nurdan bir zehir 
    Gülce Arafat`da infaz 
    Bir tek bakışıyla suyum ısınır 
    Güzelliğin zulme çaldığı sınır 
    Uçurumun kenarındayım Hızır

    Ben fakir 
    En hakir 
    Bin taksir 
    Cahil cesaretimi alem tanır 
    Ateşten,Kalleşten 
    Mızrakla gürzden 
    Dabbetülarzdan 
    Deccal`dan, yedi düvelden 
    Korku nedir bilmeyen ben 
    Tir tir titriyorum Gülce`den 
    Ödüm patlıyor Gülce`ye bakmaktan 
    Nutkum tutuluyor, ürperiyorum 
    Saniyeler gözlerimde birer can 
    Her saniyede bir can veriyorum

  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ehveniser
    ehveniser's avatar
    Kayıt Tarihi: 21/Ağustos/2008
    Erkek
    çok güzel şiirler çıkmış ortaya :)

    Koca hestiy aya bedenem ?
  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    greenboy2
    greenboy2's avatar
    Kayıt Tarihi: 15/Mart/2010
    Erkek

    chnayzt bunu yazdı:
    -----------------------------

    Ne hasta bekler sabahı,

    Ne taze ölüyü mezar,

    Ne de şeytan bir günahı,

    Seni beklediğim kadar!...”



    Geçti istemem gelmeni

    Yokluğunda buldum seni.

    Bırak vehmimde gölgeni

    Gelme artık neye yarar!”


    -----------------------------

     

     

    Bu şiir bana hep bi hikaye hatırlatır.

     

     

    Üniversiteli delikanlı, kolejli kıza bir voleybol maçında rastladı. Okul salonundaydı maç. Tribünsüz, minik bir salon. Seyircilerle oyuncular arasında sahanın çizgisi vardı sadece... O kadar yakındılar. Delikanlı bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa görüyordu takımda. Ondan hoşlandığını hissetti. Az sonra birşeyi daha hissetti. uzun zamandan beri maçı değil o güzel kızı izlediğini. Kız servis atarken hemen önünden geçti. Gözgöze geldiler, kız da delikanlıya gülümsedi. Delikanlı çok popülerdi o yıllarda. Kız onu tanımış olmalıydı. Kimbilir belki kızda ondan hoşlanmıştı. Belki de delikanlı öyle olmasını istediği için, ona öyle gelmişti. Set değişip takım karşıya gidince, delikanlı da yerini değiştirdi. Üçüncü sette tekrar yerine döndü. Kız da bu gidip gelişleri farketmişti. Bir defa daha gülümsedi. Manidar... "Anladım" der gibi bir gülümseyişti bu. Delikanlı o hafta boyu hep bu dünyalar güzeli kızı düşündü. Pazar günü sabahın köründe kalktı, erkenden oynanacak maçı... ne maçı canım, o dünyalar şirini kızı görmek için...

    Delikanlı artık genç kızın hiç bir maçını kaçırmıyordu. Dahası Ankara Kolejinin her dağılış saatinde okul civarında oluyordu, onu birkez daha görmek için. Karşılaştıklarında, hafif çok hafif bir gülümseme, çok minik bir baş eğmesi ile selamlaşır olmuşlardı. Bir defasında, yaptığına sonra kendisi de günlerce güldü. O gün gene tesadüfmüş gibi, okul dağılımı kızın karşısına çıkmış, gülümseyerek selamlaşmış, sonra arka sokaklara dalıp yıldırım gibi koşarak, bir blok ötede gene karşısına çıkmıştı. Kız bu defa, iyice gülmüştü. Karşısında sözümona ağır ağır yürüyen ama nefes nefese kalmış delıkanlıyı görünce anlamıştı herşeyi. Delikanlı, voleybol takımının kaptanını iyi tanıyordu. Arkadaştılar. Sonunda bütün cesaretini topladı ve ona kıza olan hislerinden sözetti. O kızdan fena halde hoşlanıyordu. Galiba kız da ona karşı boş değildi. Bir yerde, bir şekilde tanışmaları gerekiyordu. "Tabi" dedi kaptan. "Bu hafta sonu güzel bir konser var, biz kızlarla o konsere gitmeye karar vermiştik zaten, sen de gel. Hem konseri birlikte izleriz hem de tanışırsınız."

    Delikanlı konser gününe kadar geceleri hiç uyuyamadı. Konsere gidecekleri gün geldiğinde, o ne heyecandı öyle!... Konser salonunun kapısında tanıştılar. El sıkıştılar, o güzel ele dokunduğu anı hiç unutamadı delikanlı. Takımın kaptanı, salona girdiklerinde, ustaca bir manevra daha yaptı. Delikanlı ile dünyalar şirini kız yan yana düştüler. İnanamıyordu delikanlı, onunla nihayet yanyana oturuyordu. O nun sıcaklığını hissetiğine, onun nefesini duyduğuna inanamıyordu. Biraz önce tanışırken tuttuğu el, bir karış ötesinde öylece duruyordu. Delikanlı, sahnede dünyanın en romantik şarkısı söylenirken o eli tutmak için öylesine büyük bir arzu duyuyordu ki. Ama yapamadı. Herşey böyle iyi giderken, yanlış bir hareketle onu ürkütebileceğinden, incitebileceğinden öylesine korkuyordu ki... Sonunda dayanamadı, sanki kolu uyuşmuş gibi, kolunu kızın koltuğunun arkasına koydu. Kızın omuzuna değil, kotuğun üzerine. Sonra kız bir ara arkaya yaslandı. Birkaç saç teli, delikanlının elinin üzerine değdi. Kalbi yerinden fırlayacak gibi atıyordu genç adamın. Konserden çıkarken kız, "Sizi her maçımızda görmeye alaştık. Yarın Adana'da maçımız var, gözlerimiz sizi arayacak" Hayır aramayacaktı. Delikanlı o anda kararını vermişti çünkü. Cebinde onu otobüsle Adana'ya götürüp getirecek, hatta öğle yemeğinde bir de Adana Kebap yiyecek kadar para vardı.

    Gece yarısı kalkan otobüse bindi. Sabah erkenden Adana'daydı. Maç saatine kadar başıboş dolaştı. Salona erkenden girdi, en ön sıraya tam servis köşesine en yakın yere oturdu. Takımlar sahaya çıkarken, salondaki en heyecanlı seyirci kendisiydi. İlk sette kız onu farketmedi. İkinci sette öbür tarafa gittiler. Döndüklerinde, üçüncü sette kız farketti delikanlıyı. Yüzünde çok ama çok şaşkın bir ifade, biraz mutluluk, biraz da gurur vardı sanki. Ankara'nın hele kolejin en popüler delikanlılarından biri onun için taa oralara kadar gelmişti. Maç bitti. Kız soyunma odasına, delikanlı garaja gtti. Tek kelime konuşmadan. Konuşmaya gelmemiştiki zaten. Kız "Keşke orada olsan" demişti o da olmuştu işte. Hepsi bu. Ona o kadar çok şey söylemek istiyordu ki aslında. Birgün Üniversite kantininde gazete okurken, iç sayfalarda bir şiire rastladı. Daha doğrusu bir şiirden alınmış dörtlüğe. Söylemek istediği herşey bu dört satırda vardı sanki. Bembeyaz bir karta yazdı o dört satırı. Öğleden sonrayı iple çekti. Kolejin önüne gitti. Kızın karşısına geçti. "Bu sana" diyerek kartı eline tutuşturdu ve kayboldu. Kız, elindeki karta yazılı olan Necip Fazıl'ın dörtlüğünü okumaya başladığında delikanlı çoktan uzaklaşmıştı.

    NE HASTA BEKLER SABAHI
    NE TAZE ÖLÜYÜ MEZAR,
    NE DE ŞEYTAN BİR GÜNAHI,
    BENİM SENİ BEKLEDİĞİM KADAR...

    Delikanlı ertesi gün öğleden sonra, tarif edilmez bir heyecanla kolejin önündeydi . Kız karşıdan geliyordu. Bu defa yanında arkadaşları yoktu, yalnızdı. Yaklaştığında işaret etti delikanlıya. Gözlerine inanamadı genç adam. Onu yanına mı çağrıyordu yoksa?! Evet, çağırıyordu işte. Kalbinin duracağını sandı yaklaşırken. "Sana birşeyler söylemek istiyorum" dedi genç kız. O da heyecanlıydı, titriyordu, delikanlı bunu farkettiğinde biraz rahatladı. "Bak iyi dinle. Dünkü satırlar için çok teşekkürler. Herhalde hissetin, ben de senden hoşlanıyorum. Ama senden evvel tanıdığım biri daha var. Ondan da hoşlanıyorum ve henüz, hanginizden daha çok hoşlandığıma karar veremedim. Ve şu an onu terketmem için bir sebep yok." Delikanlı "O zaman karar verdiğinde ve de eğer tercih ettiğin ben olursam, hayatında başka kimse olmazsa, ara beni" dedi ve kızın yanından hızla uzaklaştı.

    Bir daha voleybol maçlarına gitmedi, bir daha okul yolunda önüne çıkmadı, bir daha onu hiç görmedi. Günlerce, haftalarca, aylarca bekledi. Tıpkı kıza verdiği o dörtlükteki gibi bekledi. Heyecanla bekledi. Hırsla, arzuyla bekledi. Umutla, mutusuzlukla bekledi. Bazen öfkeyle bekledi. Ama hep bekledi. Başka hiç kimseye bakmadan, başka hiç kimseyi bulmadan bekledi... Bir gün bir şiir antolojisinde şiirin tamamını buldu. İki dörtlüktü şiir. İlki kıza verdiği, ikincisi ise yeni bulduğu idi. O dörtlüğü de bir kağıda özenle yazdı, cebine koydu. Bekleyiş sürüyor, sürüyordu. Okullar kapandı, açıldı, aylar, aylar geçti... Birgün delikanlı, kızı aniden karşısında buldu. "Günlerdir seni arıyorum" dedi kız."İşte sana cevabım, işte sana haber... Artık hayatımda hiç kimse yok!..." "Yaa!" dedi delikanlı. Kalbi heyecandan ölesiye çarparken, aylardır ölesiye beklediği an gelip çatmışken, ağazından sadece bu ses çıkabilmişti. Elini cebine attı, şiirin ikinci dörtlüğünü yazdığı, eskimiş kağıdı kıza uzattı. "Sana bir şiirin ilk dörtlüğünü vermiştim ya birgün, bu da sonu, son dörtlüğü" dedi ve yürüdü gitti delikanlı. Arkasına bile bakmadan yürüdü. Kız ikinci dörtlüğü tuhaf bir hüzünle okumaya başladı.

    GEÇTİ ARTIK İSTEMEM GELMENİ
    YOKLUĞUNDA BULDUM SENİ
    BIRAK VEHMİMDE GÖLGENİ
    GELMEN ARTIK NEYE YARAR!...

    Aradan yıllar, çok ama çok uzun yıllar geçti. Delikanlı bugün hala düşünüyor. O uzun, o çok uzun bekleyiş mi öldürmüştü aşkını? Ya da beklerken, ölesiye beklerken hayalinde öylesine bir sevgili yaratmıştı ki, artık yaşayan hiç kimse bu hayali dolduramazmıydı?. O sevgilinin kendisi bile yetmezmi olmuştu kendisine... Hayalindekini canlı tutmak için mi, canlısını silmişti hayatından?! Delikanlı bu soruların yanıtını bugün hala bilmiyor?


    Ben Nezaman Tahttan İndim ki... Siz Kral Oldunuz... Susarsam Çatışma... Konuşursam Savaş... Yazarsam Destan... SEVERSEM DEVRİM OLUR...
  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    kasVa
    kasVa's avatar
    Kayıt Tarihi: 16/Ağustos/2010
    Erkek

    irwa bunu yazdı:
    -----------------------------

    ozAnkaraguclu bunu yazdı:
    -----------------------------

    http://www.dailymotion.com/video/x9n59g_cemal-sureyya-biliyorum-sana-giden_creation

    Cemal Süreyya - Sana Giden


    -----------------------------

     

    budur mükemmel bi şiirdir 


    -----------------------------

    ceyhun yılmazdan dinlemelisiniz..


    rapid premium alacak para çalana hırsız deniyor ama rapid premüumun kendisini çalana hırsız denmiyor.neden ?
  9. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Twitter
    Twitter's avatar
    Kayıt Tarihi: 13/Ekim/2007
    Erkek

    ceyhun yilmazi tavs'ye ederim


    Part Time Engineer, Full Time Dreamer ..
  10. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    god
    god's avatar
    Kayıt Tarihi: 10/Nisan/2007
    Erkek

    Bir dostun sıcaklığına
    öylesine
    yaslamak istiyorum ki başımı
    ya omuzunu uzat sevgilim
    ya da telleri kopuk
    bir kemanı

    kanadının altına sığınacak
    bir kuş arayan
    eskimiş saçak gibiyim sensiz,
    ya da bütün balinaların
    kıyıya vurup
    intihar ettiği
    bir deniz

    bir hitit çanağıyım
    toprağa gömülü
    ve sen
    ilk kazısını yapan
    bir arkeolog ürkekliğiyle
    ellerinin arasına
    al beni

    tek dileğimdir çünkü benim
    sana yakın bir sunay akın

    Sunay Akın


    All is well
Toplam Hit: 11865 Toplam Mesaj: 62