

Manyetizma - Hipnoz Ve MOLEKÜL TRANSFERİ [ Project Rainbow ]
-
Manyetizmanın gerçek hayatta kullanıldığı yerlerden biride, hipnoz ve Psikolojidir.Bunun nedeni “Yüksek Manyetik Alan”da var olan kuvvet sayesinde , insanın beyin dalgalarının etkilemesidir. İnsanın gördükleri, duydukları, dokundukları, kısaca canlıya uyarı veren her şey beyine bir impuls olarak gider.İmpulsların iletimi sırasında sinirlerimizdeki iyonların +, - hareketleri sayesinde beyinimize iletir. Manyetik alanın kutupları (+,-) ,canlılardaki bu impulsları etkileyerek alınan mesajın tam gitmemesini veya yanlış gitmesini sağlar.Bunun bilimsel adı ise Hayvansal manyetizma’dır.Tanım olarak; insandan yayılan, içeriği henüz fizikçi ve fizyologlarca tam olarak saptanamamış birtakım titreşimler ve akışkanlar yoluyla canlılar üzerinde fizyolojik ve psikolojik etkilerde bulunma olayına ve bunun uygulamalı etüdüne verilen addır. Hatta bu türün diğer hipnoz şekillerine baskın olduğu bilinir.
Manyetik hipnoz, hipnotik hipnoza kıyasla hem daha derin ve doğal bir degajman halidir, hem de ruhsal incelemeler için, daha yararlı, bol ve verimli olanaklar sunar. Fakat bazı kişilerin Halüsinasyon’u sadece görmek(Göz duyusu) olarak düşünmesi yanlıştır. Halüsinasyonun Kelime anlamı; bir his organını uyaran hiçbir nesne veya uyarıcı olmaksızın, alınan bir hissin mevcudiyetine inanma halidir. 5 duyunun da halüsünasyonu olabilir; görme, işitme, dokunma, koklama ve tat duyusu, yani her şey dahildir.Nasıl bir şizofreni hastası her gördüğünü gerçek sanıyorsa, normal insan için hipnoz sırasındada aynı kural geçerlidir.
Manyetizmanın diğer kullanıldığı yerlerden biride; tıp, uluslararası istihbarat, psikoterapide, kriminolojidir. Manyetik hipnozla acısız ameliyat ,psikolojik hastalıklar(hayalet gördüğünü sanan insanlar) ve suçlu analizleri yapılabilir. Amerika’da bazı söylentilere göre suçlu itiraflarında bile kullanılmaktadır. Bunun nedeni ise insanın hissettiği her şeyin gerçek sanmasıdır
Einstain Teorisinin Bilinen Tek deneyi [ PROJECT RAİNBOW ] ve Görünmezlik
28 Mart 1943 de ABD’li bilim adamı Dr. Morris Jessup’ın, Einstein’ın birleşik alanlar kuramına dayanarak bir “ışınlama” deneyi yaptığı iddia edildi. Bu deneyde amaç; Birleşik Alanlar Teorisinin deneye uygulanışıydı .Bu teoriye göre ; çok güçlü bir elektromanyetik alan oluşturup gemi üzerine gelen ışığı (ve de radar sinyallerini) kırarak ya da bükerek optik görünmezlik sağlanabilirdi. Deneyin yapılışında ise; özel senkronizasyon ve modülasyon devreleriyle diğer ekipman,oluşan kütlesel elektromanyetik alanları kullanılırlığa indirgerken yani kutupları birbirinden ayırırken , kırılmış ışınlar ve radyo dalgaları gemiyi saracak ve sonuçta gemi düşman gözlemcileri için görünmez olacaktı. Fakat söylenilenlere göre deneyin başlamasıyla gemiyi bir sis bulutu sarmış ve gemi bir anda yok olmuştu.
Deneyin resmi ve bilimsel adı “PROJECT RAİNBOW” (Gökkuşağı Projesi)idi.Deneyi gerçekleştiren Allende notlarında 22 Haziran 1943 de jeneratörlere güç vererek başladığını yazarak kaleme almıştı. Devamı ise şöyle;
“Bir an sadece geminin çıpasını görebildim, sonra oda kayboldu, ortada artık ne sis ne USS Eldridge vardı; bomboş denize bakıyorduk, bizim gemide bulunan üst rütbeli subaylar ve bilim adamları korku, dehşet ve heyacan içinde nefeslerini tutarak bu inanılması güç başarılarını seyrediyorlardı.Gemi ve mürettebatı hem radarda hemde gözlerimizin önünde yok olmuştu.Her şey planlandığı gibi yürüyordu, 15 dk. sonra emir verildi ve jeneratörlerin şalteri kapatıldı. Önce hiçbir şey olmadı, arkasından yeşil sis tekrar ortaya çıktı ve USS Eldridge yeniden görünmeye ve ortaya çıkmaya başladı ama gemi nereye gitmiş ve nereden geliyordu? Sis azalırken, birşeylerin tuhaf gittiğini hissediyorduk.Hemen gemiye yanaştık, ilk önce mürettebatın çoğunun geminin yanından sarkıp kustuklarını gördük,diğerleri ise geminin güvertesinde şaşkın şaşkın dolaşıyorlardı,sanki hiç birinin bilinci yerinde değildi.Yetkili ekipler gemiye girerek bütün mürettebatı kısa süre içerisinde uzaklaştırdılar ve yerlerine hazır bekletilen yeni bir mürettebat aldı. Bir iki gün sonra, yeni bir deneye daha karar verildi.Gemi istenilen radar görünmezliğine ulaşmıştı, donanım değiştirildi ve 28 Ekim 1943′te deney yine aynı gemide tekrarlandı.Jeneratörler çalışmaya başladıktan hemen sonra Destroyer hemen hemen görünmezlik çizgisine ulaşmıştı, sadece burnu ve arkası görülüyor, arada ise bazı çizgiler belli belirsiz seçiliyordu. Sonra sadece su üzerinde tekne boyunda bir çizgi kaldı.Bir iki dakika sonra mavi bir ışık parladı ve o çizgide yok oldu. Şimdi gemi tamamen yokolmuştu. Bir kaç dakika sonra millerce uzakta Norfolk’ta ortaya çıktı. Göründükten biraz sonra bilinmeyen bir nedenle yine kayboldu ve Philadelphia’da tekrar ortaya çıktı. Bu kez durum çok ciddiydi, tüm mürettebatın başı beladaydı. Bazıları yok oldu ve bir daha geri dönmediler.Bu olayın en korkunç bölümü ise beş tane denizcinin geminin eriyen ve sonra yine katılaşan metal levhalarının içinde kalmalarıydı.Bu çok feci bir durumdu. Denizcilerin birisi kurtuldu fakat bir daha eski haline dönemedi.Aklını tamamen yitirmişti ama yapacak hiçbir şey yoktu.Bazılarının psişik yetenekleri gelişmişti, sokakta yürürken kaybolan ve yine ortaya çıkan insanlar vardı. Manyetik alanın içinde kalan mürettebattan kaybolanlar ancak birisinin yüzüne ve eline dokunulmasıyla görünür hale geliyorlardı, yani dokunmanın giysinin olmadığı bir yere yapılması gerekiyordu. “Donma” adı verilen bu olay saatlerce, günlerce sürebiliyordu, hatta bir tayfa tam altı ay donmustu ve altı ay sonra kurtarılabilindi. Elektronik kamuflaj başladıktan sonra geminin ve mürettebatının bütünüyle kaybolup,çok uzak bir yerde ortaya çıkıp ve sonra yeniden geri dönmesine neden olan neydi?” .



Işınlanma deneyinde tesadüfen görünmezilk bulmuşlardı. Fakat 2. deneyde de yazdığı gibi bazı kişiler bu deneyde hayatını kaybetmiş, hatta mürettebattan bazıları garip kuvvetlere sahip olmuşlardı.Fakat bu olay Amerika tarafından yalanlandı. Ardından yapılan araştırmalar ise bu olayın olabileceği kanısındaydı.Hatta olayı yaşayan kişiler istenilirse hipnoz seansına katılabileceklerini ya da sodyum pentatol (bilinci uyuşturarak iradeyi kıran doğruyu söyleten bir ilaç) alarak gördüklerini anlatabileceklerini savunuyorlardı. Geçen zaman içinde bu olayın filmi , kitapları çıktı fakat Amerika’nın bu kitap ve film için çok zor izin vermesi bu olayın gerçek olabileceği kanısını güçlendirmekte.
Kaynaklar: http://www.zamandayolculuk.com & WwW.Deezi.Net -
Philadelphia Deneyi günümüz şartları gözönüne alındığında daha etkin ve düşündürücü bir iddiadır,olayda adı geçen bir avuç insandan geriye hemen hemen kimse kalmadığından kesin doğrulanma için ABD gizli arşivlerinin açıklanması gerekmektedir. Fakat, film için devlet tarafından zor izin verilmesi kuşku uyandırmakta ve dikkatleri yoğunlaştırmaktadır.Yaşamını Philadelphia Deneyi'ni araştırmaya adayan ve bir de "A-Z'ye Philadelphia Deneyi" adlı kitabı yazan Alfred Bielek bize tüm olanları anlatırken, "neredeyse delirme noktasına geldiğini söylüyordu;Philadelphia Deneyi tasarlanırken amaç çok güçlü bir elektromanyetik alanın sağlanarak gemilerin görünmez olmaları ve bu sayede top mermilerinden ve denizaltıların atacakları torpitolardan korunmasıydı.Hatta daha sonra,görünmezlik alanını bir benzerinin denizde değil, havada oluşturarak önemli üslerin görünmesinin engellenmesi de düşünülmüştü.
-
Gerçekten etkileyici.Burada yazılanların doğruluk oranı nedir peki ?
Çürütmeye çalışmıyorum, sadece merak ettiğim için soruyorum.
Eğer 60 küsur yıl önce Amerika bu tarz bir deneyi gerçekten yapmış olsaydı, günümüzde -en azından insansız çalışan makineler için- bu teknolojiyi kullanmaz mıydı ?
Paranoyaklık gibi olacak ama, belki de kullanıyordur :)
-
vay beee bu amerikalılar neymıs boyle.
-
bu sihirbazlarda insanları ucururken bundanmı yararlanıyorlar acaba?.. insanları hipnoz edip ucuruyorlar insan ölü gibi havada ölecene kalıyor.... hipnoz olan kişinin gücünü çalıyor olabilirlermi?
-
4got10 bunu yazdı:
-----------------------------Gerçekten etkileyici.Burada yazılanların doğruluk oranı nedir peki ?
Çürütmeye çalışmıyorum, sadece merak ettiğim için soruyorum.
Eğer 60 küsur yıl önce Amerika bu tarz bir deneyi gerçekten yapmış olsaydı, günümüzde -en azından insansız çalışan makineler için- bu teknolojiyi kullanmaz mıydı ?
Paranoyaklık gibi olacak ama, belki de kullanıyordur :)
-----------------------------
Arkadaşım yazıda da belirtildiği gibi bu 2 deney Amerika tarafından yalanlandı.Belki Amerika böyle bir hadisenin olduğunu halka bildirmek istemedi ve sadece kendi çıkarları için kullanmak istedi.Eğer halk bilseydi ,tüm dünya bilirdi.Hem amerikanın Nevada'da Sadece belli başlı bi kaç üst düzey yetkilinin dışardan girebildiği,içeridekilerinde ancak ve ancak gözetmenler eşliğinde dışarı çıkabildiği Nevada Askeri kamplarında ne halt yediğini kimse bilmiyor fakat bi gazeteci Nevada Çölünde Askeri kamplardan [ Çölün altında hepdi ] resmini çekmişti.Hatta o zamanlar Amerikalıların burada düşen bir ufodan buldukları uzaylı inceleme altına aldıkları falanda yazmıştı.Doğru gerçek bilmiyorum ama bu olayın [ Rainbow Projesi ] Bir sürü şahidi var bunu daha önceden de biliyordum ama yeniden karşılaşınca nette yazayım bari millet okusun dedim.Zaten bu şahitlerin çoğu her türlü teste hazır olduklarını vurguluyor ve bu olayı kitaplaştıran kişi bir bilim adamı ! Ve kitabın Amerikada yasaklanmasıda şüpheleri dahada artırıyor. -
Einstein,Edison falan gazel bu işlerin en büyüğü Nıkolav Tesladır.Prestij filminde bu adam göndermeler var.Adam saplantılı deli meli ama baya kafa çalışıyo.Bu tesla bobini ile yapay deprem yarattıklarını bile duydum ama onun için nükleer santrale bağlamak gerekiyor.Geminin üstündeki yıldırımlar orada tesla bobini olduğunu gösterir.Bunu bi nükleer denizaltında deniyolar.Denizaltı görünmez oluyo.Ama radarda görünmüyor.Buda çok normal aslında.O kadar büyük bi manyetik alan yaratılıyo ki.ÇOk feci araştırın derim
-
evet bunlar olabilir ama ortaya çıkacak sonuçları kimse bilemez çünkü o kadar kuvvetli bi manyetik enerjiyi ne kadar kontrol edebilirsinizki.Bide o manyetik alanın gemiyi veya herhangi bir nesneyi buharlaştırma ihtimalide var değilmi yani şu anda böyle bişeyin olması biraz zor.
-
harika ya. zaten bayılıyorum psikolojik şeylere. adamlar yapıyor be :P manyetizma kelimsenin yanında ispiritizma kelimesine de rastlanabilir. ispiritizma sanırım hipnoz gibi birşeydi.
-
walla şu son bölümlerinde lost'un sanırım sezon 4 bölüm 5 teydi desmond'ın zamanda yolculuğunu acıkladılar yaa onlada çok bağdaşlaştırdım ben bu olayı.
Şöyle düşünün ki birşey aynı anda ıkı farklı yerde olamaz,ama güneş bir tanedir ve taa yatığın odanın duvarına kadar ulaşıp görevini orda bile icra edip odadki nesneleri görmeni,odanın ışıldamasını ısınmasnı falan sağlar.. Çok sağlam bir teori üzerine calısıyorum bu aralar hem lostla hemde bu konuyla alakalı olarak !
+ bide şu pervane olayı var.. Bir pervane şekli itibariyle şu küçük dükkan,çay ocakları,kahvelerdeki vs olan pervaneler vardır ya 3 kollu.. Bunların şekli normalde yuvarlak bir şeyin üstünde simetrik açılardan çıkan 3 kol gibidir.Fakat bu meret donmeye baslayınca bir bütün olarak ele alırsanız şekli şekil yuvarlaktır ?? İlginç şeyler varyaa kurcalayacam allan izniyle :D -
Gökkuşağı projesi bir gün tekrar gerçekleşecek ve bu sefer salak gibi full mürettebat yerine robotlar gönderilecek.