Milliyetçilik Bir İdeolji Midir İçgüdü Müdür ?
-
2. sorunun yanıtını özetlemek gerekirse, '' Millliyetcilik adı altında ırkcı söylem ve eylemlerde bulunmak'' şeklinde tasvir edilebilir.
Hitler'in milliyetcilik anlayışı ''ki'' bu milliyetcilikle bağdaşmayan bir teorinin ortaya atılmış vasfı, bazı ön görüleri ortaya çıkmış ırkçı hikayeler yığını vs. Ülkenizi sevmek için bir ideolojiyi benimsemeniz gerekmiyor. İdeolojiler insanları farklı saflara iter, sevdiğiniz aynı ülkenin insanlarıyla bir çatışma haline dönüşür. Bahsettiğiniz ideoloji ve attığınız nutuklar cebinizde kalır.
-
Hortlatıcam ama halen tatmin olmadım. Bakın, bir çoğunuz milliyetçilikten söz ederken sevgi kelimesini de kullanıyor ve buna ideoloji diyor. Sevgi nasıl bir ideoloji olabilir arkadaş? İç güdüdür sevmek. Hiç bir şeyi sevmesen bile sevdiğin bir şey ararsın çünkü sevgisiz yaşayamazsın. Hiçbir şeyi sevemezsen kendini sever narşist olursun. Milliyetçilikten söz ederken sevgiden dem vurupta ideolojidir demeyin allasen çünkü elle tutulur bir yanı yok.
Şimdi sorun şu ki içgüdüyse bunu vicdanın bir versiyonu gibi ele alalım. Vicdan sosyopatlar hariç herkeste vardır (tıp diyor ben değil) bu yüzden doğru kabul edilir ve vicdan bazen rahatsız edici olsa bile sosyopatlar dışındaki insanlar sırf vrdiği bu rahatsızlıktan dolayı vicdanlarını susturmaya kalkmazlar. Özetle sosyopatları bir kenara koyarsak vicdan insanlık tarihi boyunca insanlığın etik kitabı olmuştur ve bir içgüdüdür yani doğuştan gelen birşeydir.
Peki ama doğuştan gelen bir şey tüm insanlık tarafından kabul edilmiyorsa o şey nasıl doğuştan geliyor olabilir? Yani milliyetçilik bir ideoloji olmalıdır. Dolayısıyla böyle bir ideolojiyi benimsememizdeki en büyük etken bence "korunma içgüdüsü" dür. Yani milliyetçiliği benimseyenlerin özünde şöyle bir kafa vardır, kurt üzerinden örnek vereceğim gönderme olması için: Ben bir kurt sürüsünün bireyiyim ve sürümü seviyorum çünkü sürümdeki her birey tıpkı vicdanım gibi bana doğuştan verilmiştir.
Şimdi konuyu doğru yahut yanlış yaklaşımıyla ele almıyoruz fark ettiyseniz, zaten bu yüzden ortak bir payda bulabilirsek buluruz. Yukarıdaki düşünce de herhangi bir sıkıntı yok. Fakat biz sürümüzdeki her bireyi seviyormuyuz sürüyü bir millet olarak düşünürsek? Tabii ki hayır. Fakat bu bir ideoloji olarak algılanınca daha ulvi ve sürüden dışlanma yahut ötekileştirilme korkusunun farkında olmayanlar bunun doğuştan gelen bir şey olduğuna kısacası olması, bir gereklilik olan bir şey olduğuna inanmış kişiler gibi geliyor.
İtirazı olan varsa milliyetçilliğin ideolojik olmadığını kanıtlasın ve milletini "sevmeyene" de hoşgörü ile yaklaşsın çünkü vicdanı tanımayan birine hoşgörü ile yaklaşılmaması anlaşılır bir şeydir fakat bir düşünceyi benimsemeyeni vatan haini ilan etmek de ne ola? "Ya sev ya terk et" önerisi sizce de zaten milliyetçilik, kendisini kutsal yahut doğuştan sahip olunan şeylere bağlamayı amaç edinmiş bir "ideolojik dayatma" değil mi? -
Milliyetçilik Fransızlar tarafından Fransız devrimi esnasında icat edilmiş bir toplumsal yakınlaşma veya toplum yönlendirme. Daha önce olmadığına göre bir medeniyet hastalığı. Daha önceleri toplumlar yöneticiler (Krallıklar) etrafında birleşirdi. Bunda dil ve din farkı fazla engelleyici bir rol oynamazdı. Osmanlının adı "Osmanlı" (aile adı) Brunay sultanının ülkesinin adı "Brunay" (kralın adı) Günümüzde çeşitlilik arttığı için farklı görüşler arası rekabet te arttı. Sovyetler birliği (çok eski olmayan Rusya) döneminde buna bir son verip, topluluk adı kullanıldı. Ancak bu değişim daha önceki devrim'den etkilenerek ve milliyetçilik ögesini gayri resmi olarak kabullenerek sovyet devrimi sulanmış olsu ve kendi içinde çöktü. Alman milliyetçiliğide (fransız milliyetçiliği ile aynı şey) ülkesini çökertti. Fransa da da uzun süre sosyalist partiler hükümette kalarak kendi icatları olan milliyetçiliği uzun süre etkisizleştirmişlerdi. Yugoslavya denen ülke de milliyetçiliğe dönünce batmıştı. Hatta ülke yok oldu. Türk milliyetçiliğine gelirsek, Atatürk'ün aklındaki milliyetçilik, bir milliyetçilik değil, bir "M İ L L E T Ç İ L İ K" tir. Buna Ulusçuluk ta diyebiliriz. Biz millet olarak bir kültür devşirmesi yaşadığımız için (Doğu kültüründen batı kültürüne geçiyoruz) kendi dilimizde bir kavram kargaşası yaşıyoruz. Kelimeleri karıştırıyoruz. Dilimize giren yeni kelimeleri de hep yanlış anlıyoruz. (Bunlar: Demokrasi, Bürokrasi, Parlamento, Jandarma, Polis, Tiren, Tramvay, Otobüs, Otomobil, Mersi, Pardon, Like, Sory, Coin, Format, Base(Baz), Telefon, Radyasyon, Aks, Vites, ve böyle bir sürü şey...)
emrah20 tarafından 06/Oca/18 20:23 tarihinde düzenlenmiştir -
Çift gönderme olmuştu. emrah20 tarafından 06/Oca/18 20:19 tarihinde düzenlenmiştir
