Yüzmeyi annesinden öğrenenlerdenim ben. Karın başluğunda öğrendim yüzmeyi. En çok onu sevdim ama ilk ondan kaçtım ve doğdum. Ben babamın en aptal sperm hücresiydim sadece. Bu kadar basitti benim hayatım. Bir kaç milyonda bir karşılaşılacak virüstüm. Belki değildim, bilmiyorum. Sadece uzaklaşmak istedim. Arabaların sokakta birbirlerini kovalamasını seyrettim. Hayvanların insanlaşmasına ve insanların hayvanlaşmasına şahit yazıldım. Suskunluğumda bağırdım. Duyulmamasını istediğim için duyamadınız. Ben görünmek istemediğim için göremediniz. Tek farkım vardı kendini normal kabul eden insanlardan. Ben onların düşünmeyi düşünemediklerini düşünüyordum. Hepsi bu. Yağmur yağıyordu.Siz bedenlerinize kavuşan suyun teninizi yıkadığını sanarken; ben bedenlerinize kavuşan suyun teninizi yıkadığını sanan fahişe Pollyanna’nın Peter’in altında ki çığlıklarını duyuyordum. Bedenlerinizi temizleyebilirsiniz ama ruhunuzu arındıracak duş jelini icat edemedi bilim, üzgünüm. Uzun zaman önce bıraktım üzülmeyi. O yüzden yapmacıktır üzüntülerim. Hatta diğer bütün duygularım da.
Ben yine yalnızım ve bu şekilde öleceğime son meteliğime bahse hazırım. Eğer gerçekten sevgi varsa; evet, ben seviyorum ama sadece yalnızlığımı. Hatta bunu kendimle bile paylaşamayacak kadar. İtiraf etmeliyim. Topunuzu patlatan bendim. Zilinize basıp kaçan hayta da, kız kardeşinize laf atan da bendim.
Çünkü ben annenizin oyun oynamasın izin vermediği O çocuktum…
http://www.depresifkalem.com/karalamalar/o-cocuktum/
