

Sabah Sabah Güzel Bir Hikaye :)
-
vay be çok iyiler
-
ilk 2 hikayeyi okudum,gerkcekten bırbırınden guzellerdı!
Her zaman Şükür etmeliyiz.Allah'ın bızlere verdıgı nımetlere sonsuz şükürler etmeliyiz ve asla kimseyi tek taraflı ve sankı kendımızde hıcbır suc,gunah yokmus gıbı konusmamalıyız karsımızdakı ınsanlarla...
Yazımı okuyan herkesın Nefes aldıgı ıcın Şükürler olsun...
-
gumusservi bunu yazdı:
-----------------------------
Amor Fati
Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır.
Güneş onu yakıp kavurur.
O da Tanrıya yakarır keşke güneş olsaydım diye.
"Ol" der Tanrı. Güneş oluverir.
Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz.
Bulut olmak ister. "Ol" der Tanrı. Bulut olur.
Rüzgar alır götürür bulutu, rüzgarın oyuncağı olur.
Rüzgar olmak ister bu kez. Ona da "Ol" der Tanrı.
Rüzgar her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur.
Herşey karşısında eğilir.
Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar.
Ordan eser burdan eser, kaya banamısın demez!
Bildiniz, Tanrı kaya olmasına da izin verir.
Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı....
Sırtında bir acı ile uyanır....
Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır...
" Amor Fati - Nietzsche "
(Kaderini sev-belki seninki en iyisidir)
-----------------------------Mest oldum doğrusu :)
-
harika bunlar. teşekkürler.
-
İnsanlara kendimi zorla sevdiremeyeceğimi
öğrendim.Yapabileceğin tek şey sevebilecek
biri olmak.Gerisi onlara kalmış...
İnsanları ne kadar düşünürsen düşün ,onların
seni o kadar düşünmediklerini öğrendim...
Güven elde edebilmek için aradan yılların
geçmesi gerektiğini,ama yok etmek için saniyelerin
yettiğini öğrendim.Önemli olanın hayattaki
eşyaların değil. Hayattaki kişilerin olduğunu
öğrendim..İnsanın ancak 15 dk çekici olabileceğini
Ondan sonra alışıldığını öğrendim..
Hayatta hiç bir şey için acele etmemem
gerektiğini öğrendim..
Ne kadar ince kesersen kes,
Kestiğinin her zaman iki yüzü olacağını öğrendim..
Her ne kadar onu çok düşünsen de,
Yinede gidebileceğini öğrendim..
Kahramanların yapılması gerekenleri, ne pahasına
olursa olsun yapanlar oldğunu öğrendim..
İnsanların seni hep hesapsız sevdiklerini,
ama bunu nasıl göstereceklerini bilemediklerini
öğrendim..Sinirlendiğimde gerçekten buna değse bile ,
asla acımasız olmamam gerektiğini öğrendim..
Aramızda uzak mesafeler olsa bile
gerçek dostluğun ,aşkın büyüklüğünü öğrendim.
Birisinin seni istediğin gibi sevmemesinin,
onun seni tüm benliğiyle sevmediği anlamına gelmediğini
öğrendim.
Kalbin ne kadar kırılmış olursa olsun,
Dünyanın senin acıların yüzünden durmayacağını
öğrendim..Geçmişmiz ve durumumuzun kişiliğimizi
etkilediğini,ama olmamız gerekene karşı sorumlu
olduğumuzu öğrendim.
İki kişinin tartışmasının,
birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmediğini
öğrendim..Ve tartışmadıkları zamanda sevdikleri
anlamına gelmediğini öğrendim..Bazen kişiliğini
eylemlerinin önüne koyman gerektiğini öğrendim.
Seni doğru dürüst tanımayan kişilerin,
Hayatını bir kaç saat içindedeğiştirebilecekerini
öğrendim..Verebileceğin birşey kalmadığında bile
bir arkadaşın ağladığında,ona yardım edebilecek
gücü bulabileceğini öğrendim.
En fazla önemsediğin kşilerin, benden
hep uzaklaştırıldıklarını öğrendim..
İnsanları üzmeden ve duyarlı olarak kendi fikirlerini
söylemenin çok zor olduğunu öğrendim.. -
Bir zamanlar gökyüzünde birbirlerini gerçekten çok seven bir bulutla,yıldız varmış...Bulut,gökyüzünün en şeker, en pembe bulutu, yıldızsa; en parlak, umudu en çok yansıtan yıldızıymış...
Gökyüzündeki her varlık onların sevgisi kıskanırmış. Tatlı bir kıskançlıkmış tabi onların ki... Ama biri varmış ki, bulut ve yıldızın ayrılmalarını yürekten istiyormuş. Hem de yıldızın en yakın arkadaşı olmasına rağmen...
Bulut biraz safmış, kimseyi kıramazmış... Yıldızsa 'bulut' u için elinden gelen herşeyi yapabilir, herkese meydan okuyabilirmiş... Zaten onun için bir bulutu, bir de çok sevdiği dostu"peri" varmış... Nereden bilebilirdi ki, perinin bir gün bunların hepsini yıldızla bulutun ayrılmaları için kullanacağını?...
Bir gün nazar değmiş, bulutla yıldıza... Hiç yoktan bir sebepten tartışmışlar. Bulut, çekip gitmiş hatalı olmasına rağmen...Yıldızsa "Nasılsa bulutum beni seviyor, dönecektir." diye düşünmüş. Fakat hiç bir şey beklediği gibi gitmemiş. Ve bulut dönmemiş...Kim bilir, belki de cesaret edememiştir dönmeye, bilinmez.... Ama tek bir gerçek vardı ki; O da, ikisinin çok üzgün olduklarıydı...
Gökyüzündeki iyilik melekleri bile ağlamışlar onların durumlarına ama, ne fayda...
Ertesi gün yıldız olanları, en yakın dostu periye anlatmış. Periyse göstermelik bir hüzne bürünmüş... Çünkü eline büyük bir fırsat geçmişti. Artık hayatı boyunca kıskandığı kişiye karşı kozları vardı elinde... O kişi, en yakın dostu yıldız, olmasına rağmen kullanacaktı kozlarını... Hem de büyük bir zevkle...
Bulutun yanına gitti ve yıldızın artık onu sevmediğini söyledi. Bulutsa üzüldü, boynunu büktü, ama elinden hiç bir şey gelmeyeceğini düşündü... Çünkü yıldız inatçıydı...Bir kere olmaz dediyse, bir daha olur demezdi. Peri de bulutun bu üzgün durumundan yararlanıp, ona olan sevgisini itiraf etti... Bulut da kimseyi kıramadığı için perinin, yıldızın yerine geçmesine izin verdi...
Yıldız, günlerce bulutun dönmesini, ondan af dilemesini bekledi. Ama bulut gelmedi. Bir gün yıldız, bulutun yanına gidip, konuşmaya karar verdi. Gece yola çıktı...
Bulut, dostu sandığı periyle birlikte ay'da eleleydi... Melekler dayanamayıp, tüm olan biteni anlattılar yıldıza... Yıldız, çok üzüldü ve çaresiz döndü arkasına ve gitti... Ve yavaş yavaş sönmeye başladı.
O günden sonra yıldız söndü, ışık veremez oldu... Bulutsa artık, ne o kadar pembe, ne de o kadar kadifeydi...
Yıldız, ilk zamanlar her şeyden vazgeçti, hayata küstü... Ama kolay pes etmedi...Kısa bir süre sonra hayatıyla ilgili o önemli kararı verdi...
O güne kadar hiç görmediği güneşin yanına gidecekti ve biraz daha ışık isteyecekti ondan... Çok geçmeden, daha önce hiç görmediği güneşin yanına gitti... Ondan yansıtması için biraz daha ışık istedi... Güneş ışık yerine, sevgisini verdi yıldıza...
O gün bu gündür yıldız, dünyaya "güneş"in sevgisini yansıtır... Bulutsa; hep gözyaşlarını akıtır dünyaya...
Bir de yüreğinde kopan fırtınaları... -
eferim eferim gümüş :) sen edebiyatcı olacakmışında yanlış olmuşsun :)
-
gumusservi bunu yazdı:
-----------------------------
Bir zamanlar gökyüzünde birbirlerini gerçekten çok seven bir bulutla,yıldız varmış...Bulut,gökyüzünün en şeker, en pembe bulutu, yıldızsa; en parlak, umudu en çok yansıtan yıldızıymış...
Gökyüzündeki her varlık onların sevgisi kıskanırmış. Tatlı bir kıskançlıkmış tabi onların ki... Ama biri varmış ki, bulut ve yıldızın ayrılmalarını yürekten istiyormuş. Hem de yıldızın en yakın arkadaşı olmasına rağmen...
Bulut biraz safmış, kimseyi kıramazmış... Yıldızsa 'bulut' u için elinden gelen herşeyi yapabilir, herkese meydan okuyabilirmiş... Zaten onun için bir bulutu, bir de çok sevdiği dostu"peri" varmış... Nereden bilebilirdi ki, perinin bir gün bunların hepsini yıldızla bulutun ayrılmaları için kullanacağını?...
Bir gün nazar değmiş, bulutla yıldıza... Hiç yoktan bir sebepten tartışmışlar. Bulut, çekip gitmiş hatalı olmasına rağmen...Yıldızsa "Nasılsa bulutum beni seviyor, dönecektir." diye düşünmüş. Fakat hiç bir şey beklediği gibi gitmemiş. Ve bulut dönmemiş...Kim bilir, belki de cesaret edememiştir dönmeye, bilinmez.... Ama tek bir gerçek vardı ki; O da, ikisinin çok üzgün olduklarıydı...
Gökyüzündeki iyilik melekleri bile ağlamışlar onların durumlarına ama, ne fayda...
Ertesi gün yıldız olanları, en yakın dostu periye anlatmış. Periyse göstermelik bir hüzne bürünmüş... Çünkü eline büyük bir fırsat geçmişti. Artık hayatı boyunca kıskandığı kişiye karşı kozları vardı elinde... O kişi, en yakın dostu yıldız, olmasına rağmen kullanacaktı kozlarını... Hem de büyük bir zevkle...
Bulutun yanına gitti ve yıldızın artık onu sevmediğini söyledi. Bulutsa üzüldü, boynunu büktü, ama elinden hiç bir şey gelmeyeceğini düşündü... Çünkü yıldız inatçıydı...Bir kere olmaz dediyse, bir daha olur demezdi. Peri de bulutun bu üzgün durumundan yararlanıp, ona olan sevgisini itiraf etti... Bulut da kimseyi kıramadığı için perinin, yıldızın yerine geçmesine izin verdi...
Yıldız, günlerce bulutun dönmesini, ondan af dilemesini bekledi. Ama bulut gelmedi. Bir gün yıldız, bulutun yanına gidip, konuşmaya karar verdi. Gece yola çıktı...
Bulut, dostu sandığı periyle birlikte ay'da eleleydi... Melekler dayanamayıp, tüm olan biteni anlattılar yıldıza... Yıldız, çok üzüldü ve çaresiz döndü arkasına ve gitti... Ve yavaş yavaş sönmeye başladı.
O günden sonra yıldız söndü, ışık veremez oldu... Bulutsa artık, ne o kadar pembe, ne de o kadar kadifeydi...
Yıldız, ilk zamanlar her şeyden vazgeçti, hayata küstü... Ama kolay pes etmedi...Kısa bir süre sonra hayatıyla ilgili o önemli kararı verdi...
O güne kadar hiç görmediği güneşin yanına gidecekti ve biraz daha ışık isteyecekti ondan... Çok geçmeden, daha önce hiç görmediği güneşin yanına gitti... Ondan yansıtması için biraz daha ışık istedi... Güneş ışık yerine, sevgisini verdi yıldıza...
O gün bu gündür yıldız, dünyaya "güneş"in sevgisini yansıtır... Bulutsa; hep gözyaşlarını akıtır dünyaya...
Bir de yüreğinde kopan fırtınaları...
-----------------------------Hikayeleriniz gerçekten çok güzeldi.... Teşekkürler
-
Bu konunun takipçisiyim. Teşekkürler gumusservi
-
ULKUHAN bunu yazdı:
-----------------------------
ilimde kendinden usttekine bak zenginlikte kendinden altindakine
herseyin cozumu bu.
-----------------------------