Tahribat‘In Büyücüleri Çıksın Ortaya
-
Ashitaka bunu yazdı:
-----------------------------
Şöyle bir özet geçeyim. Ya bu masada kişiler arası oynanır, bilgisayar falan yok yani :D Büyücü dememin sebebi de fantastik öğe olarak geçtiğinden dolayıydı :P Sistemlere göre oynanabilir ırklar fark gösterir tabi. Ekşisözlükten şöyle bir alıntı yaptım ;
DM - ormandasın.. karşına kocaman bir ejderha çıktı, gözlerinde ateş... vs vs. üzerine doğru geliyor naparsın?
Oyuncu - saç düzleştiricisiyle burnunu ezerim..
DM - ????? ormandasın !!!!!!
Oyuncu - anaa sinirlendi.. ( hihih dm'i bile delirttim)Bu sohbete güldüm baya :D FRPNet'teki linkten de bir oyun örneği kopyaladım ;
Örnek Oyun:
Bu oyunda üç karakterimiz var. Bunlardan Bahadır ve Erhan kuvvetli birer fighter'i canlandirmakta. Önder ise savasçı tarafı fighterlar kadar ağır basmayan ancak çesitli büyü güçlerine sahip bir priest'i canlandırmakta.Parti bir nehir boyunca kurtadamı takip eder. Kurtadam, partinin, ışıklarını yaklaşık 1-2 saat önce gördükleri şehre kaçmayı başarır. Şehir boş gibi görünmektedir. Sisli ve karanlık bir sokakta uzun süredir aradıkları kurtadamı kovalamaktadırlar.
DM: Sokak şöyle bir üç metre çapında hafif su birikintileriyle devam ediyor. Hava sisli ve iki-üç metre ilerisini bile zor görüyorsunuz. Üçünüz de yoruldunuz. Bir süre sonra kurtadamın pençeli ayaklarının iç gıcırdatan sesleri kesiliyor, taş zemin yerini bir su birikintisine bırakıyor. Birkaç saniye sonra ayak bileklerinize kadar suyun içinde koşmaya başladığınızı farkediyorsunuz. Birden bire ileriden gelen zayıf ayak sesleri kesiliyor.
Önder: Bizim kurt durdu galiba. Bi halt karıştırıyor olmasın?
Bahadır: Hocam ben buradayken böyle şeylerden korkmamayı hala öğrenemedin. O kurtçuğa dünyanın kaç bucak olduğunu göstereceğim şimdi.
DM: Hafif bir "click" sesi duydunuz.
Erhan: Nereden geldiğini farkedebiliyor muyuz?
DM: Önünüzden, büyük bi ihtimalle bir kaç metre ileriden geldi ama gök gürültülerinden tam olarak emin olamıyorsunuz.
Erhan: Ben bi kaç metre sonra duruyorum. Beyler bizim kurtçuk buralarda bi yere saklandı galiba.
Bahadır: Bence de. Bağırıyorum. Neredesin lan it herif?
Önder: Olum sussana sokağın ortasında öyle bağırılır mı? Ya arkadaşları varsa?
Bahadır: Daha iyi hepsini keseriz.
Erhan: Hoca be sana da ilginç gelmedi mi o kadar gürültülü geldik şehre hiç kimse yok ortalıkta...
Bahadır: Hayalet şehir gibi...
Önder: Vallahi ben tırstım, geri mi dönsek baba...
Bahadır: (Önder'e, gürleyerek) Manyak mısın be?! O kadar yolu ben boşuna koşmadım.
Önder: Olum, sen delirmişsin ne yaparız biz bir sürü kurtadama karşı be?
Bahadır: Harcarız hepsini!
Erhan: Bence de harcarız. Bi avuç kurttan mi korkacağız?
Önder: Vallahi ben karışmıyorum. Kötü bir his var içimde ama neyse. Bakın DM pis pis sırıtmaya başladı zaten, kesin bir pislik geliyor.
DM: Nerden çıkardın yaw? He he. :)
Bahadır: Kes lan adi DM. Ben bi etrafı kolaçan ediyorum. Gizli kapı falan arıyorum.
DM: Şimdi mekan duvarlarla çevrili. Tahminen ev ama ne cam ne kapı var.
Erhan: Ne biçim yer yaw burası?
DM: Bilmiyom. Ama sizin de nerede olduğunuzla ilgili hiç bir fikriniz yok, bunu biliyorum. Herneyse sen kapı mı arıyordun?
Bahadır: He, ya.
DM: Tamam. (bir kaç zar atar. Ne zarı deme işte tam oyunu ortasında, onun da sırası gelecek.) Sağ tarafta su birikintisinin yaklaşık bir 30-40 santim üstünde bir taşin diğerlerine göre daha temiz olduğunu farkettin.
Bahadır: Aha! Herif burdan kaçmış, diyorum ve taşa basıyorum kılıcımın ucuyla.
DM: Sessiz bir şekilde taşın üstündeki taşlar yana doğru açılıyor ve gizli geçit beliriyor. Yaklaşık şu kadar falan (elleriyle büyüklüğünü göstererek). Eee? Ne yapıyorsunuz?
Bahadır: Ne kadar yüksekteydi ya bu?
DM: İşte 3 metre filan.
Erhan: Ben daha fazla sabredemiycem. Sıçrıyorum.
Önder: Napıyorsun? Ya tuzaksa?
DM: Biraz geç kaldın babam, herif sıçradı bile. He he!
Önder: Bak gördün mü, napıcaz şimdi?
DM: Ne hemen üstüne alınıyorsun be?! Sana bir şey diyen mi var. Bizim işimiz şurdaki adamla (Erhan'ı göstererek). He he!
Erhan: Napalım baba bizim fighter ancak bu kadar düşünüyo...
DM: Haklısın. Her neyse işte sen sıçradın yukarı ve zar zor tutundun kapıya.
Erhan: Zar zor mu ulan dev gibi adamim nasil 3 metreye zar zor tutunuyom lan.
DM: Ne diyon sen yaw. Üzerinde bi ton zırh ve silah var senin. Kuvvetlisin dediysek de Conan değilsin elbet. O kadar zırhla zor. Nasıl sıçrıyon 3 metreye hop diye.
Burada DM'e itiraz eden PC'lere verilen cevaplardan biri var. Bu örnekte göründüğü gibi DM'e boşu boşuna itiraz etmek ancak oyunun hızını azaltır.Tamamen hayalgücü ve rol yapma olayı yani. Yorulmuyorsunuz oynarken, oldukça eğlenceli ve sıkmayan bir oyun, bilgisayar oyunlarına göre daha fazla keyif aldığımı söylemeliyim :)
-----------------------------özet geç.
-
adam elinden geldiğince özet geçiyor zaten,bu hava civa kime.
-
JohnD bunu yazdı:
-----------------------------
adam elinden geldiğince özet geçiyor zaten,bu hava civa kime.
-----------------------------İnci havası yaratmaya çalışıyor. Ama bilmiyorki tehlikede olduğunu hocam salla (:
-
dm var mı akıllarda? varım ben.
-
Tahribatın büyükleri çıksın diye okudum - uyusam fena olmayacak..
-
Bir dönem dm'likte yaptım player'da oldum sorun şehirlerde değildi :P diye devam etmeyeceğim tabi ama artık pek vaktim olmuyor beya katılmak isterdim.Güzel günlerdi :F
ayrıca milyon tane class var neden sadece büyücüler çıkıyor ortaya :F
-
malatya ya dönmüş olmasam katılmaya çabalardım.
-
Büyülere inanmazdım ta ki eft uzmanı bacağıma elini tutup elini aşağı yukarı oynattıkça bacağımdaki platinin üzerinde bir enerji hissesene kadar.
O gün anladım ki hala anlamadığım çok şey vardı...
Ve kristal toplu çingenelerin odalarında geleceğimi sorgulatırken hiç birisi gelecekte başıma neler geleceğini söylemedi .
