Türkleri Barbarlıkla Suçlayan Saylan"A Tepki Yağıyor
-
mrb degerli mürid kardesler ya farkında mısın devamlı 80 dönemindeki gibi ayrımcı ifadelerle karsılasıyoruz o tayyipçi bu laikçi derken kutuplasmalar hat safhaya ulastı buna bi dur demek lazım bu kadın da bnce türk deil dısardan yönetilen masalardan biri bu arada izlemediyseniz lutfen izleyin agalar ZİNCİRBOZAN filmini ..
avni özgürel hoca cok güzel film yapmış yeni girdi gösterime ben bugun izledim harbi harikaydı..
-
Ualan adi karı haçlı seferlerinde Avrupalıya medeniyeti öğreten bizler mi barbarız?Sen eğer türk değilsen barbarsın.O beğendiğin batı kilisenin emrinden dışarı çıkamıyordu taki osmanlıyla savaşıp kültürel etkileşim olana ve bizden medeniyeti öğrenene kadar.Sii im amanıi
-
yanlışsınız işte, hepiniz. hede hödö höyt sen kimsin lan nası dersin bu lafı amuha goduum gavur yobaz cart curt deyip yasaklayın, sonra da avrupa sizi parmaklasın. bkz. pamuk vakası..
örneğin bilimsel bir anti-tez'den başka hiçbirşey bu hatunu susturmaz. haksız çıkarmaz. barbar değilsen bile adamım, bu laflarınla barbarın alası görülüyorsun.
------------
muridlere saygısız ithamınızdan dolayı postunuz editlenmiştir.bunu bir daha yapmaynız.saygılar
-yonetim- -
İyi o zaman hoca, delinin biri kuyuya taş atsın, biz de çıkarmaya çalışalım..
Öncelikle bu sözleri söylemeden önce Türk tarihini araştıracak, öyle konuşacak.. Neden TTK bu kadına bişeler ispatlamay çalışsın ki? Konuşuyo işte bilip bilmeden, sadece Kudüs'ün fethini araştırsa karı, Türklerin ne kadar hoşgörülü olduğunu anlar, Kudüs Türkler tarafından fethedildikten sonra yaşayan Hristiyan sayısı eskiye göre dah açok artmıştır, kimsenin dinine, ırkına bakılmadan eşit muamele gösterilmiştir..Ülkede suç işleyen hristiyanlara müslümanlardan daha merhametli davranıldığı bile olmuştur bazen..
Demek istediğim öyle karının biri çıkıp saçma salak konuşup, milleti ayaklandırmaya çalışmayacak..Kanıtlarla gelmesi gereken o..
-
Barış Manço Fransa da bir televizyon kanalının canlı yayınına konuktur...
Küstah bir spiker vardır ve Barış Manço ile dalga geçmektedir...
Sürekli, "İşte Türk, yani barbar, vahşi vs..." demektedir...
Barış Manço daha fazla dayanamaz ve spikere "yanınızda kâğıt para var mı?" diye sorar!
Bu soruya spiker şaşırır ve "evet var ama n olacak" der...
Barış Manço ısrar edince spiker cebindeki kâğıt paraları çıkartır...
Bu olaydan az önce Barış Manço canlı yayında "Anahtar" adlı şarkısını söylemiştir...
Bu şarkının bir bölümü şöyledir:
"Beş Akif- bir Saat Kulesi, iki Kule-bir Fatih, beş Fatih-bir Mevlana, İki Mevlana-bir Sinan"
(Barış Manço / Anahtar şarkısı / Darısı Başınıza Albümü / 1992)
Bu şarkı bir matematik sorusudur ve şarkıda adı geçen kişiler o dönemdeki
Türk parası olan banknotların arkasında fotoğrafı olan kişilerdir...
Barış Manço spikere sorar: "Bu paranızda fotoğrafı olan kişi kim?"
Spiker:
"General......." Barış Manço diğer paralardaki fotoğrafları olan
kişileri de sorar, spikerin verdiği cevaplar hep aynıdır,
"General.......", "Amiral...........", "Komutan............."
Spikerin bu "falanca General, falanca Amiral, falanca Komutan" cevabından sonra,
bu sefer de Barış Manço cebinden Türk paralarını çıkarır... Spikere der ki:
"Bu parada fotoğrafı olan kişi Mehmet Akif Ersoy dur. Şairdir...
Bu fotoğraftaki kişi Mevlana dır. Düşünürdür...
Bu paradaki fotoğrafı olan kişi Fatih Sultan Mehmet dir. Adaletin sembolüdür...
Bu paradaki kişi ise Atatürk tür. "Yurtta barış, dünyada barış" diyen kişidir...
Bizim paralarımız bunlar... Biz Türkler ince ruhlu, kibar, medeni insanlar
olduğumuz için paralarımızın arkasına "şairlerimizin",
"düşünürlerimizin","bilim adamalarımızın" fotoğraflarını bastık...
Siz Fransızlar kendiniz barbar, vahşi olduğunuz için paralarınızın arkasına hep savaş
Adamlarının fotoğraflarını basmışsınız!" der...
Barış Manço nun bu müthiş cevabından sonra televizyon yöneticileri
Canlı yayını keserler ve spikeri oradan kovarlar, başka bir spiker yerine
gelir ve canlı yayın yeniden başlar, yeni spiker Barış Manço dan ve
Türklerden özür diler, programa böylece devam edilir... -
Bnudan önce de Hrant Dink bu tip laflar etmişti "Türklerin kanı zehirli demişti."
Bu karının da farkı yok bi kaç ay sonra bi milliyetçi beyaz bereli daha cıkar bu karıyı vurur böyle devam eder.... -
vay anasını be barıs abi harbi buyuk adammıs Allah rahmet eylesin..
-
Bu tarz konulara genelde cevap yazmam ama farz oldu bu sefer yazcam. Kafa patlatıp okusun herkes. Bu kadın hakkındaki MIT Raporu;
“Dünya Kiliseler Birliği temsilcisi olarak 1830’lu yıllardan beri ülkemizde faaliyet gösteren Amerikan Bord Heyeti’nin, Protestan mezhebini benimseyen bir kuruluş olduğu, din eğitimi ve sağlık hizmetleri konularında faaliyet gösterdiği, bünyesindeki Protestan kilisesi ve Kitab—ı Mukaddes (Bible House) şirketi aracılığıyla Protestanlığın yayılması için uğraş verdiği öğrenilmiştir.
Üsküdar Amerikan Lisesi, Üsküdar SEV İlköğretim Okulu, İzmir Amerikan Lisesi, İzmir SEV İlkoğretim Okulu, Tarsus Amerikan Lisesi, Tarsus SEV İlköğretim Okulu, Gaziantep Amerikan Hastanesi ile bağlantısı bulunan Amerikan Bord Heyeti’nin sağladığı eğitim hizmetlerinden dolayı Milli Eğitim Bakanlığı’na, sağlık hizmetlerinden dolayı Sağlık Bakanlığı’na, dini çalışmalarından dolayı ise Diyanet İşleri Başkanlığı’na karşı sorumlu olduğu tespit edilmiştir.
Ayrıca faaliyetlerini yabancı müessese sıfatıyla yürüten ve son yıllarda yeni mülk edinmeyen Amerikan Bord Heyeti’nin tasarrufu altındaki mülklerini de Sağlık ve Eğitim Vakfı’na (SEV) devrettiği ve halihazırda faaliyetlerini SEV aracılığıyla yürüttüğü intikal eden bilgilerdendir. Öte yandan Amerikan Bord Heyeti’ne bağlı olarak faaliyet gösteren Kitab—ı Mukaddes şirketinin yöneticisi olan Süryani Asıllı Emanuel Bağdaş’ın, Türkiye Ermenileri Patriği Metrof Mutafyan ile Fener Rum Patriği Bartholomeos Arhondonis’in Haziran 2000 ayı içinde yaptıkları görüşmede vardıkları mutabakat gereği, 17 Ağustos 1999 yılı Marmara depremi ardından ortaya çıkan Kiliseler arası deprem yardım komisyonu başkanlığı yaptığı öğrenilmiştir.
Amerikan Bord heyeti ile aynı adreste faaliyet gösteren Sağlık Eğitim Vakfı’nın ise ülkemizde sağlık, eğitim, kültür kurum ve kuruluşlarına yardım amacıyla 1968 yılında kurulduğu, vakfın üye sayısının yaklaşık 12 bini bulduğu, üyelerinin Amerikan Bord heyeti ve SEV’e bağlı okullardan mezun olan şahıslardan oluştuğu, 1999 yılı itibariyle 15 trilyon TL’yi bulan malvarlığına sahip olduğu yönünde duyumlar alınmıştır.
Başkanlığını Gülseven Yaşer’in yaptığı Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) ile Amerikan Bord Heyeti ve SEV koordinasyon içerisinde olup, ÇEV deprem bölgesinde eğitim ve öğretim evi projesi hazırlayarak Amerikan Bord’dan yardım talebinde bulunmuştur. ÇEV, ayrıca üç bine yakın öğrenciye burs vermektedir.
Başkanlığını Profesör Türkan Saylan’ın yaptığı Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği hakkında, Atatürk İlke ve İnkılaplarını kalkan olarak kullanıp, bir çok kişi ve kuruluştan yardım adı altında para topladığı, ilgili bakanlıklardan izin almaksızın yurtdışından yardım aldığı, hiç bir yasal dayanağı olmadan kamuoyuna kendisini sivil toplum kuruluşları birliği olarak tanıtan çeşitli dernek ve vakıflarla işbirliği içerisinde oldukları yönünde yapılan ihbarlar sonucu denetime tabi tutulmuş ve Dernekler Kanunu 62 ve 85/2 maddesine muhalefetten 5 Şubat 2001 tarihinde Maltepe Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusu yapılmıştır.
Profesör Türkan Saylan hakkında yapılan incelemede annesinin Raber Ragman ve Mina Verlig kızı, 1324 (1908) Bermingen İngiltere doğumlu ve Katolik Hıristiyan olduğu, Lili Mina Raiman ismini taşımakta iken 1936 yılında Leyla ismini aldığı hususları tespit edilmiştir.
Merkezi İsviçre Cenevre’de bulunan Dünya Kiliseler Birliği’nin kurulması ilk defa Birinci Dünya Savaşı sonrasında 1920 yılında Fener Rum Patrikhanesi tarafından gündeme getirilmiş ve 22 Ağustos 1948 tarihinde Katolik kiliseleri haricinde 44 ülkeden 147 kilisenin katılımıyla kurulmuştur. Tüzüğündeki amaçları:
Dinî diyalog aracılığıyla kiliseler ve insanlar arasında yakın ilişkiler geliştirmek,
İnsanların sahip olduğu maddi ve manevi kaynakların paylaşımını sağlamak,
Her yerde ve ortamda İncil’in öğretisi doğrultusunda çalışmalar yapmak,
İnsanlar arasında adalet, dayanışma ve barışı sağlamak,
Kiliselerin insan ihtiyacını karşılamak,
Ekümenik bilincini geliştirmek,
Birlik ve beraberlik için gelişme ve yenilenmeyi sağlamak,
Diğer ekonomik organizasyonlar ile bağlantı sağlamak,
Yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde ekümenik hareketleri desteklemek yönünde belirlenmiştir. -
Kaynak:Milli İstihbarat Teşkilatı İstihbarat Daire Başkanı Cemal Uzgören 24 Nisan 2001
-
nerden buldun bu raporu
