Tyler Durden Olmak Ya Da Olmamak
-
Geçen gün filmi uzun bir aradan sonra tekrar seyrettim.İlk izlediğimde anlayamadığım büyük bir detay yada buna yuvarlamadan koca bir yanılsama diyelim.O meşhur sistemin bizi içine çekişi ve meteların tutsaklığı üzerine verdiği mesaj.Çoğumuzun ilk anladığı şey buydu.Film o kadar iyi ve akıcı ki alt metinleri ilk izleyişte anlamak güç oluyor.Fazla uzatmadan size eylemin önünde ki en büyük tutarsızlığı anlatıcam,Tyler Durden'dan bahsedicem.Biraz geç bir yazı üzerinden 10 yıl geçmiş olmasına rağmen hala hayran kitlesi yaratan fight club'un 2009 yılı bitmeden 10. yıl anısına
Filmde Tyler Durden'ın Brad pitt gibi popüler ve yakışıklı kavramı ile birlikte anılan bir adamın oynaması ilk başta daha fazla izliyiciye ulşaması için ayarlanmış basit bir strateji gibi gözüksede bu karakteri o yahut onun özelliklerinde bir adamın oynuyacaktı ki bunun brad pitt olması tesadüf değildi.
Anlatıcı (Edward Norton) hayatının ayrım noktasında ki yangında ilk başta hataya düşüyor.O sistemi umursayan biri değil aksine kendi egosunu tatmin eden bir adamdan başka biri olmadığının farkında değil.Sadece olmak istediği kişi olmaya çalışan bir adam.Sadece bu yüzden tyler'ı yaratıyor.Filmin akışı Tyler'ın karakterinin bir refleksi olarak devam ediyor.Kendisi sistem karşıtı olduğu için var olan biri hiçbir zaman olmuyor.Tyler yakışıklı,iyi giyiniyor,çevresindekilere hükmediyor,özeniliyor,iyi seks yapıyor ve vücudu son derece düzgün.
Hatırlayın,otobüste reklam panolaronda ki adamlar ile dalga geçiyorlar.Dövüş esnasında anlatıcı güzel olan herşeyi yıkmak istediğini söylerken tyler ne kadar kavga etsede yüzü deforme olmuyor.
Biz izliyiciler filmde ne anlayıtıcıyı nede çevresindeki ağzı yüzü yamulmuş adamları filmin anlatmak istediği düşüncenin referans noktası yapmıyor.Hiçbirimiz memeleri sarkmış testisleri alınmış olan bob'a hayranlık duymuyoruz.Herkesin aklında kalan tek şey Tyler Durden.Onun gibi hareket eden,giyinen,davranan,dış görüşünü benetmeye çalışan yığınla adam var.
Dövüş esnasında sarışın bebek yüzlü bir eleman anlatıcı tarafından güzel birşeyleri yoketmek amacı ile darmadağan ediliyor.Ancak tyler'ın elinden silahını alabilen anlatıcı onun suratının deforme olmasını istemediği için tyler her zaman ilgi çekici görünmeye devam ediyor.Dikkat edin filmde hiç gidilmeyen fransa sahillerinin yok edilmesi ile anlatıcının ilk dafa gruptan restorant sahnesinin kaçışı esnasında yalnız kalması ile paralel.O sahnede herkes tyler'ın peşinden giderken anlatıcı bir şeylerin yanlış olduğunun farkına ilk o zaman varıyor.
Bob'un ölümü ise bir başka kesişim noktası.Artık bu noktada işler çığrından çıkmıştır ve anlatıcı yaptığı yanlışın farkını varmıştır ancak herşey için çok geçtir.Bunu düzeltmeye çalışsada herkes çoktan tyler durden'nın peşinden gitmiş ve gitmektedir.Bir zamanlar anlatıcının yaptığı hatayı şimdi diğerleri yapmaktadır.Ve kargaşa projesi,büyük çıkmaz büyük saçmalık.Üstüne gereksiz anlamlar yüklenmiş saçma bir hiçlik olakarak tezahür etmekte kısaca tylerın peşinden gitmenin hiçliğini ifade etmektedir.Gerçek bir savaş vermenin ilk koşulunun tylerı ortadan kaldırmak olduğunu anlayan anlatıcı sonunda ağzına silahını dayayıp yanağını uçurarak bunun büyük cesaret ve fedakarlıkla ulaşabilinicek bir sonuç olduğunu gösteriyor.
Ve büyük patlama gerçekleşir,finans binaları çöker.İzliyici ve tyler'ın yanındakilerin atladığı ancak anlatıcının anladığı şey,çöken finans binaları sigortalıdır bilgilerinin herzaman yedeği bulunur.Sigorta hasarı karşılar,yedeklenmiş bilgiler devreye sokulur sistem zarar bile görmeden sürmeye devam eder.Ve filmin izliyiciye attığı en büyük kazık,izledikten sonra tyler'ın peşinden giden adamlar yaratarak bir zamanlar anlatıcının yapıtığı yanlışı yapmamızı sağlayıp gerçek sistem karşıtlığının önünde ki en büyük engelli suratlara çarpar.Film sisteme karşı çıkışı değil,karşı çıkışın sağlıklı olmasının önünde ki en büyük engeli anlatmaktadır.
-
Harika! Ben filmin bu yönünü tamamen kaçırmışım...
-
bu yüzden kitabını alın ve okuyun. Chuck ın bütün kitapları tavsiyemdir.
-
Bardağın boş tarafı bu olsa gerek
-
öncelikle çok iyi çıkarım, helal.
fakat bu hataya düşmedeki en büyük pay sanırım dövüş kulübününün bir film olarak izlenmesidir. bir dünyayı algılayış biçimi olarak sözlü kültürde insanlar duymak istediklerini duyar, görmek istediklerini görür, yeni fikirler pek kolay anlaşılmaz, algılama sistemimiz yeni yollar yerine daha önce kullandıklarını tekrar kullanmayı tercih eder. filmlerde her zaman kendimizle özdeşleştireceğimiz, belki örnek alacağımız kahramanlar ararız, ekranda kendi hayatımızla benzer şeyler görmeyi bekleriz. bu yüzden bu filmi kitabını okumadan izleyen kişi yine bu tür şeyler bekleyecek ve asıl büyük mesajı alamayacaktır, oysa dövüş kulübü de tam olarak bu mesaj için yazılmıştır. ben kitabını da defalarca okudum filmini de defalarca izledim ama bu detayı bak daha yeni farkettim sen anlattıktan sonra. vay be ne kaptırmışız kendimizi ezber kalıp düşünceye.
-
Yaptığı marjinal sorgulama da bi bakıma popüler kültüre hizmet ediyor ama bunun en büyük sebebi film olarak uyarlanmasının değil popüler kültürün ezici üstünlüğüdür. Kitapları kitap halinde bırakıp filme uyarlamamak bunun çözümü olamaz. Madem ki insan sosyal bi varlık bu sebepten dolayı popüler kültür hep varolacaktır. Şayet popüler kültürün altında ezilmemesi istenen bir eser,fikir veya mesaj varsa yapılması gereken popüler kültürün istenilen yönde manipüle edilmesidir.
He eğer böyle bir mesaj filmde geçiyorsa ve esas anlatılmak istenen buysa; yazar mesajı topluma değil anlayabilene vermiştir. Çoğu kimse yanlış anladı ve sadece Brad Pitt'in kaslı vücuduna takıldı diye de üzülmemek lazım diyorum.
Şöyle ironik bi yanı da var, filmde anlatıcının başına gelenler realitede kitabın başına geliyor :)
-
http://www.google.com.tr/search?hl=tr&source=hp&q=fight+club+25.kare&meta=&aq=0&oq=fight+club+25.
birde bu açıdan baklın bakıyım...
Filmi izledikten sonra sex,alkol,özellikle sigara , ve şiddete yöneliyoruz.25. kareler ve müziği ile bilinçaltımızı züken güzel bir film.
-
Alakası bile yok üstadım gerçekler ne biliyormusun,
Bizim neslimiz Büyük Depresyon'u ya da Büyük Savas’i yasamadi. Bizim savasimiz ruhsal bir savas. Bizim depresyonumuz kendi hayatlarimiz... -
BuZuL bunu yazdı:
-----------------------------
http://www.google.com.tr/search?hl=tr&source=hp&q=fight+club+25.kare&meta=&aq=0&oq=fight+club+25.
birde bu açıdan baklın bakıyım...
Filmi izledikten sonra sex,alkol,özellikle sigara , ve şiddete yöneliyoruz.25. kareler ve müziği ile bilinçaltımızı züken güzel bir film.
-----------------------------o yönetmenin 25. karede gösterdigi şeyi filmi izlerken görmüştüm..bune falan demiştim filmde en anlam veremedigim andı şimdi anladım :D
-
Umut Sarıkaya bahseder bir yazısında, Kapitalizmden kurtulmanın yolunu yine bize kapitalistler anlatarak ne yapmamız gerektiğini neler yapabileceğimizi sahte çözüm yollarını sunuyorlar.Bir tümörüm olsaydı adını .... koyardım.
Fakat izlediğim en sağlam filmdir."Hayatımda izlediğim en güzel film titaniktir diyen sığ insanlar tanıdım."
-
BuZuL bunu yazdı:
-----------------------------
http://www.google.com.tr/search?hl=tr&source=hp&q=fight+club+25.kare&meta=&aq=0&oq=fight+club+25.
birde bu açıdan baklın bakıyım...
Filmi izledikten sonra sex,alkol,özellikle sigara , ve şiddete yöneliyoruz.25. kareler ve müziği ile bilinçaltımızı züken güzel bir film.
-----------------------------hacı filmin son sahnesini yakalamıştım. cıbıldak bi adam şeyini sarkıtmış :D ama saniselerle ölçülür geçiş anı. son bitmeden hemen önce.
