Yaklaşık 200 Milyar Dolar 100 Aileye Hizmet Ediyor
-
http://www.samanyoluhaber.com/haber-121703.html
adamların hobilerine bakın yaw... servet düşmanı olmak gibi bir düşüncemiz yok ama adaletmi sizce ?
-
benimde parma olsa bende yaparım ticaret bu okyanusları geçmeke war boğulmakta normal bişi belki ileride ben veya benim oğlum yada torunlarımda öyle olucak, benim gözümde haksızlık değil
-
hic okumayayim,canım sıkılıyor :D
-
Turkiye'nin en iyi unuversitesini en iyi derece ile bitirsen de bunlarin birinin islerinden birinde calisiyorsun :) Dusunsenize kicini yirtip universiteyi dereceyle bitiriyosun ama ilkokul mezunu Sakip Aga'nin sana is vermesi icin cv hazirliyosun :))
-
hani nerde...¿
-
HolySeclorum bunu yazdı:
-----------------------------
Turkiye'nin en iyi unuversitesini en iyi derece ile bitirsen de bunlarin birinin islerinden birinde calisiyorsun :) Dusunsenize kicini yirtip universiteyi dereceyle bitiriyosun ama ilkokul mezunu Sakip Aga'nin sana is vermesi icin cv hazirliyosun :))
-----------------------------bir kesit vardı çok hoşuma gitmişti okudugum zaman etkileşmeti beni onu bulmaya çalıştım ama bulamadım kısaca Apple mıydı ya bi firmanın öncüsü bi konuşma yapıyordu univesitede ve ne kadar gereksiz oldugunu , hayata ne kadar geç kaldıklarını anlatan bir yazıydı bu yalan falan dediler ama benim hoşuma gitmişti şimdi bulamıyorum TBT falan verilmişti :S onu okumanı önerecektim :/
-
hoca bendede para olsa bende yaparım adamlar kazanmış yiyolar baq keyfine taqma kafana :)
-
efsun bunu yazdı:
-----------------------------HolySeclorum bunu yazdı:
-----------------------------
Turkiye'nin en iyi unuversitesini en iyi derece ile bitirsen de bunlarin birinin islerinden birinde calisiyorsun :) Dusunsenize kicini yirtip universiteyi dereceyle bitiriyosun ama ilkokul mezunu Sakip Aga'nin sana is vermesi icin cv hazirliyosun :))
-----------------------------bir kesit vardı çok hoşuma gitmişti okudugum zaman etkileşmeti beni onu bulmaya çalıştım ama bulamadım kısaca Apple mıydı ya bi firmanın öncüsü bi konuşma yapıyordu univesitede ve ne kadar gereksiz oldugunu , hayata ne kadar geç kaldıklarını anlatan bir yazıydı bu yalan falan dediler ama benim hoşuma gitmişti şimdi bulamıyorum TBT falan verilmişti :S onu okumanı önerecektim :/
-----------------------------
bölüm1 --> http://www.youtube.com/watch?v=NSXYQ4Hhm5gbölüm2 --> http://www.youtube.com/watch?v=-rj_qWxSlyY&feature=related
-
MaviGozluDev bunu yazdı:
-----------------------------
efsun bunu yazdı:
-----------------------------HolySeclorum bunu yazdı:
-----------------------------
Turkiye'nin en iyi unuversitesini en iyi derece ile bitirsen de bunlarin birinin islerinden birinde calisiyorsun :) Dusunsenize kicini yirtip universiteyi dereceyle bitiriyosun ama ilkokul mezunu Sakip Aga'nin sana is vermesi icin cv hazirliyosun :))
-----------------------------bir kesit vardı çok hoşuma gitmişti okudugum zaman etkileşmeti beni onu bulmaya çalıştım ama bulamadım kısaca Apple mıydı ya bi firmanın öncüsü bi konuşma yapıyordu univesitede ve ne kadar gereksiz oldugunu , hayata ne kadar geç kaldıklarını anlatan bir yazıydı bu yalan falan dediler ama benim hoşuma gitmişti şimdi bulamıyorum TBT falan verilmişti :S onu okumanı önerecektim :/
-----------------------------
bölüm1 --> http://www.youtube.com/watch?v=NSXYQ4Hhm5gbölüm2 --> http://www.youtube.com/watch?v=-rj_qWxSlyY&feature=related
-----------------------------
yazı olarak warsa bi zahmet iyi olur ya :/ gb a yol alıyor kota :S -
HolySeclorum bunu yazdı:
-----------------------------
Turkiye'nin en iyi unuversitesini en iyi derece ile bitirsen de bunlarin birinin islerinden birinde calisiyorsun :) Dusunsenize kicini yirtip universiteyi dereceyle bitiriyosun ama ilkokul mezunu Sakip Aga'nin sana is vermesi icin cv hazirliyosun :))-----------------------------
üniversite idealleri olan insanları durabilecekleri bir yer para kazanmak isteyenlerin değil
ben idealim fizikçi olmaktı (lise 1 den beri) ve şimdi uludağ ünide fizik okuyorum ee peki mezun oluncada ne olacak türkiye şartlarında belki aç kalacam ama olsun ben mutluyum sonuçta biri benden bahsederken ismimin önüne fizikçi kelimesini yerleştiriyor
labaratuvarda deney yapmak zevkli oluyor derslerin çoğu sıkıcı geçmiyor çünkü hepsi günlük hayatımızda karşılaştığımız şeyler espirilerimizde günlük hayattan öle geçiyor
bundan sonra nemi düşünüyorum tabiki yüksek lisans > doktora(tabiki hayallerim stanford m.i.t. gibi yerlerde) yapmak çünkü ben fiziğe severek geldim severek okuyorum
şimdi sen yukarıdakini kendine dert ediyorsan zaten bir idealin yoktur sadece para kazanmak mı istiyorsun sadece eline paramı geçsin istiyorun bırak üniversiteyi ticarete yap yukarıda küçük gördüğün sakıp sabancı kazar sende zengin olabilirsin
sonuç olarak şunu diyeyim
sen üniversite okumana rağmen sakıp sabancı kadar olamıyorsun :S böle düşün birde
neyse bu uzadıkça uzar
-
-----------------------------
bölüm1 --> http://www.youtube.com/watch?v=NSXYQ4Hhm5gbölüm2 --> http://www.youtube.com/watch?v=-rj_qWxSlyY&feature=related
-----------------------------
yazı olarak warsa bi zahmet iyi olur ya :/ gb a yol alıyor kota :S
-----------------------------
Dünyanın sayılı üniversitelerinden birine Mezuniyet konuşması için çağrılmış olmaktan onurlandım. Ben üniversiteden mezun olmadım. Doğruyu söylemek gerekirse, üniversite mezuniyetine en yakın bulunduğum an şu andır. Bugün yaşamımdan size üç öykü anlatacağım. Hepsi bu kadar. Büyük bir yanı yok. Yalnız üç öykü.
İlk öykü noktaları birleştirmeyle ilgili.
İlk altı aydan sonra Reed Üniversitesinde derslere gitmekten vazgeçtim; ama okula gitmekten tamamıyla vazgeçmeden önce 18 ay falan okulda dolaştım. Peki, neden okula gitmekten vazgeçtim?
Bu öykü ben doğmadan önce başladı. Benim biyolojik annem evli olmayan genç bir lisansüstü öğrencisi imiş ve beni evlatlık vermek istemiş. Ama beni evlatlık alacak insanların üniversite mezunu olmalarına çok önem veriyormuş, böylece hukuk fakültesi mezunu bir adamı ve onun karısını ayarlamışlar. Ne var ki ben doğduğum zaman oğlan olduğumu görünce bu karı koca son anda ilk kararlarından vazgeçmişler ve bir kız çocuğu evlatlık edinmek istediklerini anlamışlar. Bir bekleme listesinde adları olduğu için gece yarısı bir telefon gelip, “beklenmedik bir oğlan bebeğimiz var, evlatlık almak ister misiniz?” diye kendilerine sorulduğunda, şimdiki annem ve babam “Tabii,” demişler. Biyolojik annem evlatlık alan annemin üniversiteden mezun olmadığını ve babamın liseye bile gitmediğini daha sonra öğrenmiş. Bunun üzerine evlatlık verme evraklarını imzalamak istememiş. Annem ve babam beni mutlaka üniversiteye göndereceklerine söz verince birkaç ay sonra evrakları imzalamaya razı olmuş.
Ve 17 yıl sonra ben üniversiteye başladım. Ama farkına varmadan hemen hemen Stanford kadar pahalı bir üniversite seçtim ve işçi olarak çalışan annem ve babamın bütün birikimleri benim eğitim masrafım için erimeye başladı. Altı ay sonra bu eğitimin bana yararını göremedim. Hayatımla ilgili olarak ne yapacağımı bilmiyordum ve bu eğitimin bana nasıl bir yararı olacağını da göremiyordum. Ve şimdi burada annemin ve babamın hayat boyu biriktirdikleri bütün parayı harcıyordum. Okuldan ayrılmaya karar verdim; eğitim olmadan da yaşamımın şu veya bu şekilde bir düzen bulacağına inanmak istiyordum. O an benim için çok korku verici bir karardı, ama geri dönüp baktığımda hayatımda verdiğim kararlardan en iyilerinden biri olarak görüyorum. Okuldan ayrılmaya karar verince mecburi derslere gitmekten vazgeçtim ve benim ilgimi çeken derslere girmeye başladım.
Her şey öyle pek romantik değildi. Okuldaki yurtta kalacak bir odam yoktu, o nedenle arkadaşların odalarında yerde uyudum, kola şişelerinin geri verdiğim zaman aldığım beş sentleri biriktirerek yiyecek aldım ve her Pazar 10 kilometre kadar yürüyerek kasabanın öbür tarafındaki Hare Krishna tapınağına yürüyerek sıcak bir yemek yiyerek karnımı doyurdum. Hayatımı çok sevdim. Kendi merakımı ve sezgimi izleyerek edindiğim bilgiler daha sonra pahalı biçilmez değer kazandılar. Bir örnek vermek istiyorum:
Reed Üniversitesi o zamanlar ülkedeki en iyi güzel el yazması dersleri veriyordu. Üniversite yerleşkesinin her yerindeki afişler, çekmecelerdeki etiketler el yazmasıydı ve çok güzeldi. Diploma almaktan vazgeçtiğim ve kendimi özgür hissettiğim için böyle bir güzel el yazması sınıfına yazılmak ve öğrenmek istedim. Matbaa harflerinin türlerini ve alt üst çizgilerini öğrendim, değişik harf grupları arasında verilmesi gereken boşlukları çalıştım ve güzel bir el yazmasının nasıl yaratıldığını anlamaya başladım. Çok güzeldi, tarihsel derinliği vardı, bilimin yakalamaktan aciz olduğu bir sanatsal inceliği vardı ve ben büyülenmiştim.
Bunların hiç birinin yaşamımda hiçbir pratik uygulaması yoktu. Ama on yıl sonra, ilk Macintosh bilgisayarımızı tasarlarken, bütün öğrendiklerim işe yaradı. Ve bütün bildiklerimi Mac’e koyabildik. Çok güzel harflerle donatılmış ilk bilgisayardı. Ben o kursa gitmemiş olsaydım Mac o güzel harflerle donatılmamış olacaktı. Ve Windows Mac’i aynen kopya ettiğinden, belki hiçbir bilgisayarda bu güzel harfler olmayacaktı. O güzel el yazması kursunu almamış olsaydım bugünkü bilgisayarlar bu güzel yazı tiplerine ve puntolara ve yazış tarzlarına sahip olmayabilirlerdi. Üniversitede iken ileriye bakarak noktaları birleştirmem mümkün değildi. Ama on yıl sonra geriye bakınca noktaların nasıl birleştiğini çok açık seçik görebiliyordum.
Evet, noktaları ileriye bakarak değil, ancak geriye bakarak birleştirebilirsiniz. O nedenle gelecekte noktaların şu veya bu şekilde birbiriyle birleşeceğine inanmanız gerekir. Bir şeye – hissinize, kadere, yaşama, karmaya – her ne ise, bir şeye inanmanız gerekir. Bu yaklaşım beni hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmadı ve yaşamımda çok olumlu adımlar atmama yaradı.
Ben şanslı biriydim – erken yaşlarda neyi yapmak istediğimi keşfettim. Yirmi yaşındayken Woz ve ben bizim ailemizin garajında Apple şirketini başlattık. Çok sıkı çalıştık ve iki kişi olarak başladığımız Apple on yılda dört bin kişinin çalıştığı iki milyar dolarlık bir şirket haline geldi. En iyi ürünümüz olan Macintosh’ı bir yıl önce piyasaya sürmüştük ve ben 30 yaşıma basmıştım. Ve o zaman işten kovuldum. İnsan kendi kurduğu bir şirketten kovulabilir mi? Apple şirketi büyüdükçe şirketi çok iyi yöneteceğini düşündüğüm birini işe aldık ve bir yıl kadar işler çok iyi gitti. Daha sonra gelecekle ilgili vizyonumuz birbirinden farklılaşmaya başladı ve ayrı görüşlerin insanları olmaya başladık. Yönetim Kurulu üyeleri onu desteklediler. Böylece 30 yaşımda işimden olmuştum. Ve işten ayrılışım tüm medyanın takip ettiği bir olay oldu. Yetişkin yaşamımın tümünü verdiğim bir iş elimden alınmıştı ve ben kendimi mahvolmuş hissediyordum.
Birkaç ay ne yapacağımı bilemedim. Benden önceki kuşağın sanki bana teslim edilmiş olan girişimcilik tılsımını kaybetmiş ve onları hayal kırıklığına uğratmıştım. David Packard ve Bob Noyce ile görüştüm ve onlardan böylesine başarısız olduğum için özür dilemeye çalıştım. Herkesin gözünün önünde başarısız olmuştum ve Slikon Vadisinden çekip gitmeyi bile düşündüm. Ama yavaş yavaş bir şeyin farkına varmaya başladım – yaptığım şeyi hala seviyordum. Apple şirketinde olan bitenler benim yaptığım işi sevmemi olumsuz etkilememişti; yaptığım işi hala seviyordum. O nedenle yeniden başlamaya karar verdim.
O zaman farkına varmamıştım, ama şimdi görebiliyorum ki Apple şirketinden atılmak bana yapılabilecek en büyük iyiliklerden biri olmuştu. Başarılı biri olmanın ağırlığı, yerini, yeniden başlayan biri olmanın hafifliğine bıraktı; bu yeni kişi artık her şeyden o kadar emin değildi. Yeniden başlamak beni özgürleştirdi ve yaşamımın en üretken bir dönemime girdim.
Ondan sonraki beş yılda önce NeXT daha sonra Pixar adında iki şirket kurdum ve daha sonra evlendiğim şahane bir kadınla tanıştım. Pixar daha sonra Toy Story adındaki ilk bilgisayarda yaratılmış çizgi filmini üretti; bugün çizgi film alanında dünyanın en iyi stüdyosu durumunda. Çok ilgi çekici bir dizi olayların sonunda Apple NeXT şirketini satın aldı ve ben yeniden Apple’a geri döndüm; Apple’ın yaşadığı bugünkü rönesansın temelinde NeXT’te geliştirdiğimiz teknoloji bulunmaktadır. Ve Laurene ile birlikte güzel bir aile kurduk.
Öyle sanıyorum ki, Apple’dan atılmasaydım bunların hiç biri olmayacaktı. İlacın tadı çok kötüydü, ama hastanın iyileşmesi için gerekliydi. Bazen yaşam kafanıza bir balyozla vururmuş gibi olur. Ama güveninizi kaybetmeyin. Beni ayakta tutan şeyin yaptığım şeyden hoşlanmam, yaptığım şeyi sevmem olduğunu düşünüyorum. Yapmaktan hoşlandığınız şeyin ne olduğunu keşfedin. Hangi işi seveceğinizi keşfetmek kadar kimi seveceğinizi keşfetmeniz de önemlidir. Yaşamınızın büyük bir kısmını işiniz dolduracaktır, işinizden doyum almak için içinize sinen bir ürün üretmeniz ya da hizmet vermenizdir. İçinize sinen bir ürün üretmeniz ya da hizmet vermeniz için yaptığınız işi sevmeniz gerekir. Neyi yapmak istediğinizi henüz keşfetmediyseniz, bakmaya, aramaya devam edin. İstemediğiniz bir şeye razı olmayın. Doğru şeyi bulduğunuzda gönlünüz doğru şeyi bulduğunuzu size söyleyecektir. Ve her iyi ilişkide olduğu gibi, yıllar geçtikçe, sevdiğiniz işle ilişkiniz gittikçe daha iyileşir. O nedenle bakmaya devam edin. Gönlünüzün istemediği bir işte saplanıp kalmayın.
Not:”Türçeleştiren Doğan Cüceloğlu (23.12.2007)”
