Biz Yarattık: Ego Hayvanat Bahçesi...
-
@Cradle-Of-Filth, Christopher McCandless senin gözünde kahraman olabilir fakat bir başkasının gözünde gerizekalıdır. O'nun mutluluğu Alaska olabilir fakat bir başkasınn mutluluğu New York'tur. Herkesin mutluluğu aynı değildir. Senin mutluluğun kuşları sevmekken, bir başkasının mutluluğu sapanla ya da silahla kuş avlamaktır. Christopher McCandless, benim gözümde ne bir kahraman ne de gerizekalıdır, kendi mutluluğu adına mücadele vermiş bir insandır sadece. Bilimin korkunçluğunu yadsıtamayız tabii, 500 sene önce bomba üretenler adına bugün barış ödülleri dağıtılıyor. Bilimin diğer yüzünüde incelemek gerekir, bilim korkunçluktan ibaret değildir. Tıpkı doğa gibi...
Verdiğin örnek 20. yüzyıla ait ve gelişen teknolojinin insanları egosal bir kimliğe bürüdüğünü anlatmaya çalışıyorsun, kısmen katılıyorum. Her ihtiyaç ego değildir. Artı ihtiyaçlar egoyu doğurdu. Aynı kişinin yanında fotoğraf makinası götürmüş olması da ihtiyaçsal bir egoyu temsil eder. 20. yüzyıl teknolojisi bunu gerektirebilir fakat ihtiyaç ile ego arasındaki ilişkiyi insanlık tarihine dayandırmak gerekir. 13. ve 14. yüzyılda Moğolların yerleşik hayata geçme eğilimide buna iyi bir örnek olabilir. Moğollar göçebe bir hayat sürüp, savaşcı kimlikleriyle tanınırdı. At üstünden inmezlerdi. Gazan Han döneminde başlayan bu süreç, Olcaytu Hudabende Han döneminde otutturulmaya çalışılmıştır. Birçok Moğol savaşcısı buna karşı çıkmış, kendi kimliklerini öne sürerek bu süreçte yer almamışlardır. 14. yüzyıl teknolojisi, 20. yüzyıl teknolojisiyle kıyaslanamaz, fakat ortaya çıkan durum ihtiyaçları egosal bir ihtiyaç olmaktan çıkartmıştır. Moğolların doğal benliği, yerleşik bir kimliğe bürünmüştür. İnsanoğlu ömrünü sürdürebilmek için bunu ihtiyaç olarak görmüştür, bu sürece karşı çıkan Moğol savaşcılarının pişmanlığı aynı sürece uymalarını sağlamıştır.
Önemli olan ego ile ihtiyaçların, dengesel bir kuramda uygulanabilirliğidir. Bir eksik ya da bir fazla olması, olası sonuçların ''Mutsuzluk'' olarak tanımlanmasına neden olacaktır.
