Demokrasiye Ara Verdiğimiz Tarih : 12.Eylül.1980...
-
Bundan tam 28 yıl önce Türkiye tank sesleriyle uyandı...
Radyolarını açanların kulaklarında Hasan Mutlucan'ın o meşhur türküsü yankılandı
"Yine de şahlanıyor aman ..." Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ve yaşanmayacaktı...
12 Eylül'ü hazırlayan aslında 1980 tarihinden önceki 9 yılda yaşanan bir dizi olaydır.
Peki ama DEMOKRASİ’ ye ara verilen o sonbahar sabahına nasıl gelindi ?.......
1970’lerden itibaren Türkiye ağır bir siyasal ve ekonomik bunalımla karşı karşıya kalır. Üniversiteler başta olmak üzere sol hareketler her yerde güç kazanmaya başlamıştı. Sokak eylemleri her yerde hız kazanır ve 1971 yılının 12 Martında dönemin Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç komutasında ki askerler Demirel hükümetine bir muhtıra verir. Bu T.C. tarihinin ikinci askeri darbe eylemidir. 12 Mart muhtırasının verildiği gün Demirel hükümeti istifa etti.
6 Mayıs 1972 de 68 öğrenci hareketlerinin önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idam edilir. İdam edilen üç gençten hiçbirinin herhangi bir öldürme olayına karışmaması idamları tartışmalı hale getirir. 12 Mart muhtırası sola büyük bir darbe vurdu. Binlerce solcu tutuklandı, yargılandı, mahkum edildi.
Türkiye 1973 de seçime gider ve sandıktan Ecevit’in CHP si birinci parti çıkar. Sağ ise sandıkta bölünür. Ancak CHP hükümet kurmak için yeterli sayıya ulaşamaz ve Erbakan’ın MSP si ile koalisyon yapar. Böylece Türk siyasi hayatı koalisyonla tanışır. Ancak CHP – MSP koalisyonu da toplumda ki bölünmeye çare olmaz. Tersine bölünme daha da derinleşir. CHP – MSP koalisyonu 20 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs Barış Harekatını başlatır. Harekatın başarısı uzun süredir devam eden sosyal ve siyasal rahatsızlıkları unutturur ve ülkede birlik havası esmeye başlar. Ancak bu hava çok kısa sürer. Harekatın başarısının paylaşımında ki anlaşmazlık koalisyonun sonunu getirir.
Vatan Mühendislik Yüksek Okulu ikinci sınıf öğrencisi Şahin Aydın bıçaklanarak öldürüldü ve bu 12 Mart sonrası ilk cinayet oldu. Bu tarihten sonra sol – sağ ayrımı daha da keskinleşti. Artık hemen hemen her gün bir taraftan birileri öldürülmeye başlandı. Ülke artık bir iç savaşa doğru sürükleniyordu.
Demirel başbakanlığında AP – MSP – MHP – CGP den oluşan Milliyetçi Cephe Hükümeti kurulur. Ancak bu hükümette siyasal ve sosyal çalkantıların derinleşmesine engel olamaz.
DİSK’ in önderliğinde Taksim i dolduran 500 bin kişinin üstüne Sular İdaresi binasının üstünden ve meydanda ki otellerin çeşitli katlarından ateş açılır. Taksim savaş alanına döner. Bilanço çok ağırdır. 37 ÖLÜ, 130 YARALI.
5 Eylül 1977 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanı olan Kenan Evren 7 Mart 1978 tarihinde Genelkurmay Başkanlığına atanır.
İ.Ü. Eczacılık Fakültesi önünde öğrencilere yönelik bombalı saldırıda 7 öğrenci öldürülür. Oysa saldırıdan tam 9 gün önce bir istihbaratçı, emniyete, ülkücüler 8 – 10 gün içinde İ.Ü. çıkışında solcu öğrencilerin üzerine dinamit atıp, silahla tarama yapacaklar bilgisini ulaştırır.
16 Mart katliamının üzerinden henüz 8 ay geçmişti ki 7 Tipli öğrenci telle boğularak ve başlarından vurularak öldürüldü. Daha sonra yakalanan aralarında Haluk Kırcı’nın da bulunduğu sanıklar reisin emriyle öldürdük diyeceklerdir. Reis ise Abdullah Çatlı’ dan başkası değildi. Bu iki katliam 12 Eylül’ün fitilini ateşleyen en büyük temel taş olmuştur.
Alevilerin gittiği bir kahvehanenin taranması ile başlayan olaylarda bir alevi dedesi öldürüldü. Arkasından ülkücülerin gittiği bir sinema salonuna ses bombası atılır. 3 gün sonra da 2 sol görüşlü öğretmen sokak ortasında vurularak öldürülür. Öğretmenlerin cenazelerinde çıkan olaylarda 3 ülkücü öldürülür. Olaylar artık çığırından çıkmıştır.
Camilerden ve Belediye hoparlöründen intikam anonsları yapılır. Ardından sokaklarda tam bir insan avı başlar. Alevilerin işyerleri ve evleri yakılıp yıkılır. 3 gün boyunca süren olayların ardından 120 kişi öldürülür 1000 kişi yaralanır.
Olayların gerçekleştiği dönemde Kahramanmaraş Emniyet Müdürlüğü görevinde Abdülkadir Aksu bulunmakta idi. Bu katliam 12 Eylüle gerekçe olmuştur. Bu olayların ardından 13 ilde sıkıyönetim ilan edildi. 1978 yılında 680 kişi terör olaylarında öldürüldü.
1 Şubat 1979 gecesi İstanbul Maçka da ki evinin yakınlarında Milliyet Gazetesi Başyazarı Abdi İpekçi katledilir. Katil Mehmet Ali Ağca 5 ay sonra yakalanır.
MHP’nin önde gelen isimlerinden Gün Sazak 27 Mayısta Devrimci Sol Militanlarca öldürülür.
5 Temmuzda Maraş’taki katliamın bir benzeri Çorum’da yaşandı ve olaylarda 50 kişi yaşamını yitirdi.
12 Eylül 1980 e gelindiğinde 19 ilde sıkıyönetim uygulanıyordu. Genelkurmay bşk. Evren doğuda ki kış tatbikatında “teröre karşı tek çözümün Silahlı Kuvvetler” olduğunu söyleyerek darbenin ilk işaretini verir. İkinci işaret ise tüm orduya seslendiği 30 Ağustos konuşması olur.
Sonunda komutanlar düğmeye bastı. 5 Eylül günü kapalı zarflar taşıyan bir grup genç subay Genelkurmay binasından ülkenin dört bir yanına dağıldılar. Ellerinde ki zarflarda harekat emri vardı. Müdahalenin kod adı : Bayrak Harekatı, tarih : 12 Eylül, saat : 04,00’dı.
Darbeye saatler kala sol örgütler ve MHP Lideri Türkeş darbeden haberdar olur. Sol bir darbeden korkan Türkeş , Yaşar Okuyan ’ın yardımıyla, Halil Şılgın’ın evinde saklanır.
Tüm Türkiye 12 Eylül sabahına tank sesleriyle uyandı. Radyoyu açanlar Milli Güvenlik Konseyinin bir numaralı bildirisini duydular : Aziz Türk Milleti ….TSK, iç hizmet kanununun verdiği T.C.’ni koruma ve kollama görevini yüce Türk Milleti adına emir ve komuta zinciri içinde ve emirle yerine getirme kararını almış ve ülke yönetimine bütünüyle el koymuştur.
Ve ardından Hasan Mutlucan dan (kendisi Türk Halk Müziği sanatçısı olup, sosyal demokrat çizgide ve devrim karşıtıdır) kahramanlık türküleri duyuldu. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ve yaşanmayacaktı. Demirel, Ecevit ve Erbakan hemen gözaltına alındılar. Ecevit ve Demirel Hamzakoy’a sürgüne gönderildi.
Ve 12 Eylül Darbesinin Bilançosu :
-650.000 kişi gözaltına alındı.
-1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
-açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
-30 bin kişi “sakıncalı” olduğu için işten atıldı.
-14 bin kişi yurttaşlıktan çıkartıldı.
-30 bin kişi “siyasi mülteci” olarak yurtdışına gitti.
-300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
-171 kişi işkencede öldü.
-400 gazeteci için toplam 4000 yıl hapis cezası istendi.
-3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hakimin işine son verildi.
-7 bin kişi için idam cezası istendi.
-517 kişiye idam cezası verildi.
-haklarında idam cezası verilenlerden 50 si asıldı. (18 sol görüşlü, 8 sağ görüşlü, 23 adli suçlu, 1 asala militanı )
Darbeden sonra ilk idam edilenler 9 Ekim 1980 tarihinde, ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu ve sol görüşlü Necdet Adalı olmuştur.
-98 bin 404 kişi “örgüt üyesi olmak” suçundan yargılandı.
-388 bin kişiye pasaport verilmedi.
Pasaport verilmeyenler arasında kanser olan 70 yaşında ki Türk Halk Müziği sanatçısı Ruhi Su’ da vardı.
Necdet Adalı ve Mustafa Pehlivanoğlu’nun ardından henüz 17 yaşında ki Erdal Eren’ de tutuklanmasından 46 gün sonra gibi kısa bir sürede idam edilir. Kenan Evren idamları : “ASMAYALIM DA BESLEYELİM Mİ” sözleri ile savunacaktır.
Yaşar Kemal, Adalet Ağaoğlu, Tomris Uyar, Leyla Erbil, Tarık Akan gibi yüzlerce sanatçı ve yazar illegal örgüt kurmaktan yargıç önüne çıktı. Kurtuluş Savaşı’ nı anlatan Yorgun Savaşçı adlı televizyon dizisinin de bulunduğu 937 film ve 927 yayın yasaklandı.
Cumhurbaşkanı Kenan Evren, 1 Temmuz 1983’te askerlik vazifesinden ayrıldı. MGK’nin varlığı da TBMM Başkanlık Divanının 7 Aralık 1983’te toplanmasıyla sona erdi. Emekliye ayrılan öteki MGK üyeleri Nurettin Ersin, Tahsin Şahinkaya, Nejat Tümer ve Sedat Celasun altı yıl süreyle Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyeliklerine getirildiler. Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in ve Cumhurbaşkanlığı Konseyi üyelerinin görev sürelerinin bitmesiyle 12 Eylül Dönemi fiilen sona ermiş oldu. -
eskiden italya,güney afrika,almanya,latin amerika vs..bir çok avrupa ülkesi; bu günlerde ise ispanya buna benzer tarihte ki diktatörlük olaylarının sorumlularını bir bir yargılayıp kurtlarını dökerken bizler onbinlerce kişiyi çoluk,çocuk demeden asan,milyonlarcasını aç,işsiz,vatansız bırakıp tecrite zorlayan despot paşa'ya devletin eliyle marmaris'de yazlık verip yağlama yapıyoruz.
gel de tanrıyı sorgulama şimdi.en faşist diktatörler 90/100 yaşına kadar huzurlu şekilde yaşasın.canına kıydığı adamlar sefalet içinde ölsün.
-
güç kimin elindeyse o ya$ar gibi bir$ey.
-
haklısın ama bu birazda basının hıyarlığı.Şu anda ulusal yayın yapan tv ve gaztelerde yazı yazıp,program yapanların %20'si 80 darbesimde tecrite zorlanan,içeri tıkılan güruhtan oluşuyor.Aynı şekilde 80'lerdeki sıkı komünist ve solcuların birçoğu şu anda hem kamu hemde özel sektör'de kariyer yapan kimseler.Eğer sağlam bir kampanya başlatırlarsa ülke çapında elbette büyük destek alır.Ama işte zaman herşeyi değiştiriyor eskiden kapitalizme,emperyalizm'e karşı olanlar bugün amerikan,ingiliz menşeili firmalarda milyarlarca maaş alarak geçmişlerini küfreder şekilde 'bana dokunmayan yılan bin yaşasın' teranelerinde sağlıyorlar.
-
ne darbecileri haklı nede darbe yapılması dogrudur.Ama sadece şuclu darbeciler değildir .Kökü dışarda fikirlerini bu Cografyaya empoze etmeye calışan mihraklar en az darbeciler kadar şucludur.
-
Evet. o dönemdeki insanlar brle$ip parti veya dernek türü birşey kurarsa ses getirebilirler ama amerikan ingiliz firmalarında
Fazla paralarla çalı$ıyorlar geçmi$lerine
lanet ettiklerini pek sanmıyorum ama ülkem şartları... -
kenan evren imzamda yazan sözleri sarfetti bunu atlamışsın :) bana kalırsa darbe tamamen haksız değildi şart oluşmuş ve yapılmış belki yapılmasaydıükenin durumu bu güne kadar daha berbat bir hal alırdı diye düşünüyorum
-
sadece 12 eylül değilki. 1960 27 mayısta var.1971de
12 eylül Yakın Tarih Belgeseli ni izleyin derim. ha bu darbe amerika isteğiyle olmuştur desem isabet olur.
-
tabi cnaım bu askerleri hiç sevmem bıraksalardı sol-sağdan birbirimizi öldürseydik.Suç hiç amerika oyununa geln solcu-sağcıuda değil, suç hiç kardeşi vuran adamlarda değil, suç asla her tarafta cinayet işleyenlerde, milleti kendi görüşünden değils emahallesine sokmayanlarda, öldürrenlerde, milletin özgürlüğünü kısanlarda değil!!
Suç sadece askeriyede. Yukarıyı okursak resmen katliam olduğunu görürürüz.Diyeceksiniz ki binerce çalışan kafa idam edildi!
Cevabını vereyim işte ilk paragrafta yazdıklarımı sağlayanlar o çalışan kafalardı.Askeriye durudk yere darbe yapmaz.Sen resimi bozarsın yada tehdit altına sokarsın, özgürlük yok olur yani artık normal iradenin yapacağı şeyler kısıtlanır o zaman darbe yapılır.
Hert şart altında askerlere suç bulan adamlardan olmayın.Bir düşünün bakalım darbe yapılmasaydı neler olacaktı..
-
Gün gelecek devran dönecek darbeciler halka hesap verecek !
13 eylülde izmirdeyiz.
-
Ha şu an demokrasi var yani?? Tabi tabi...
