Matrix Evren Kuramı

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    blackwizard
    blackwizard's avatar
    Kayıt Tarihi: 15/Ekim/2003
    Erkek
    savasci bunu yazdı:
    -----------------------------
    selam arkadaslar
    Siz ya metrix "i tam anlami ile izlememisiniz metrix te bahsedilen bir insan beyninin neler yapabilecegini gostermektir
    metrix eger insanlar sanal zekayi yapmayi basaririlarsa ve birde cevreyi boyle kirletmeye devam edersek makinalari boyle zeki yapmaya devam edersek yakinda neler olacagini kimse bilemez ama bir gercek var insan beyni dunyanin hatta evrenin engelismis beynidir hicbir insan beynini %100 kullanamamıstır kulansaydık evren nekadar farkli olurdu belki kim bilir.Ünlü düşünürlerin dedigi gibi her soru aslinda bir cevap her cevap aslinda birsorudur
    -----------------------------

    sana katılıyorum ama bence böyle bir soruyu herkesin neden sorduğunu bir düşün matrix acaba biz matrixtemiyiz felan filan işte asıl gerçek bu insanlar içinde anlaşılmaz bir merak var bunun nedenide bir gün ölücek olmak bence işte ölünce görücez zati matrixi metrixi ehue:)


    THE FAN
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Quarion
    Quarion's avatar
    Kayıt Tarihi: 10/Aralık/2003
    Erkek
    ya matrix revisited i izle orda herseyi anlayabilirsin ya da matrix felsefe diye bi kitap var la onu oku, burda yazılan seylerle kolay kolay tam anlamıyla anlayamazsın

    Nothing changes, just re-arranges, for me, this time.!
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    iSYANKAR
    iSYANKAR's avatar
    Kayıt Tarihi: 21/Kasım/2003
    Homo
    sacmalamayın ateistmisiniz nesiniz açın KURAN ı okuyun gorursunuz yaratılıs ve evren felsefesini

    ALAYINA iSYAN
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    alico
    alico's avatar
    Kayıt Tarihi: 22/Aralık/2003
    Erkek
    YA ÜFFF ARKADAŞLAR VIRAKIN MATRİX İ KONU MATRİX DEN YOLA ÇIKIP MADDENİN MAHİYETİNE İŞLİŞKİN GERÇEĞİ AÇIKLAMAKTI BU KONUN AÇIKLAMASINDA İSE ELBETTE BÜYÜK BİR ÖNEM VARDIR]

    Formdaki Bazı arkadaşlar bu konunu ne önemi var gereklimi gibi Din için önemi nedir gibi bzı sorular sordular

    Bu konu en çok materyalistleri korkutur. Çünkü, bu gerçek, hayatımız boyunca madde olarak algıladığımız Her şeyin, aslının birer kopyası olduğunu ve maddenin aslı ile hiçbir zaman muhatap olamayacağımızı gösterir

    Bu durumda, maddenin mutlak bir varlık olduğunu savunmak imkansız hale gelir. İnsan, hiçbir zaman aslını göremediği, aslına dokunamadığı, aslını koklayamadığı bir nesnenin mutlak olduğunu iddia edemez.

    Duyularımız ve bilim yoluyla, maddenin varlığını, aslını görmek veya ispatlamak ise kesinlikle imkansızdır. Dolayısıyla, bu gerçeğin açıklanması maddeyi tek mutlak varlık kabul eden materyalizmin tamamen çökmesi, bu felsefenin yok olması demektir.

    Maddeyi mutlak gerçek zanneden ve ruhun varlığını inkar eden materyalistler, bu apaçık gerçekten kaçmak için türlü yöntemlere başvururlar. Çünkü bu gerçeği kabul etmeleri demek, tüm hayatlarını üzerine kurdukları maddeyi bir kenara atmaları demektir.

    İşte bu nedenle de materyalistler bu büyük mucize karşısında öfkelenir, saldırganlaşır, antıksız açıklamalar yapar ve gerçekleri saptırmaya çalışırlar. Ama bilin ki, onların bu apaçık gerçek karşısında gösterdikleri şiddetli kavrayış bozukluğu da başlı başına bir mucizedir. Diğer insanların bu gerçekten korkmaları ise dünya hayatına karşı duydukları bağlılık nedeniyledir. Birçok insanın hayatta en çok değer verdiği şey sahip olduğu evler, fabrikalar, yatlar, arsalar, mücevherler, banka hesapları, antikalar, kısacası maddi değerlerdir.

    Tüm hayatlarını bunları elde etmek için geçirir, gece- gündüz demeden çalışırlar. En büyük korkuları ise bir gün, yıllarını vererek elde ettikleri bu mallarını kaybetmektir. Ancak bu insanlar sahip oldukları mal ve mülkün gerçek mahiyeti hakkında hiç düşünmeyerek, çok büyük bir yanılgıya düşmüşlerdir.

    Çünkü, "evim, fabrikam, arabam, mücevherim" diye sahiplendikleri ve endişe içinde muhafaza ettikleri bu mallarının asıllarıyla asla karşılaşamazlar. Asla gerçek evlerinin içinde oturamaz, asla gerçek yatlarıyla gezemez, asla gerçek mücevherlerini takamazlar. Onlar sadece beyinlerinde oluşan ev, araba, fabrika, mücevher görüntüsünü görürler.

    İşte bu büyük gerçek insanların tüm hırslarını, endişelerini bir anda anlamsızlaştırmakta, beyinlerindeki ekranda izledikleriyle övünenler, gösteriş yapanlar gerçekler karşısında çok küçük düşmektedirler. tüm dünya hayatını beynindeki ekranda izlediğini ve hiçbir zaman mallarının, banka hesabının veya arabasının gerçeğini görmediğini bilmek, bu insanları birdenbire zavallılaştırır.

    Çünkü bu insanlar mal ve zenginlikleri ile bir güç sahibi olduklarını zanneder ve bunlarla şımarıp övünür,kibirlenirler. Gördüklerinin hayal olduğunu anlamak ise tüm azametlerini yerle bir eder; yerine mahçupluk,utanç, aczini çok iyi anlama hissi gelir.

    Bunlar ise, insanın geçmişinden pişmanlık duyarak iman etmesine ve Allah"a gönülden yönelmesine vesile olabilecek hayırlı değişikliklerdir.

    İnsan herşeyin bir hayal olduğunu görünce, geriye "hiçlikten oluşan ben" kalır. Onu da Allah yaratmıştır. Bu durumda insan o güne kadar imansız da olsa, Allah"a teslim olmaya mecbur kaldığını görür ve iman eder.

    İşte bu nedenle, bu gerçek imansız veya zayıf imanlı kimseleri dehşete düşürmektedir. Ancak, şimdilik bazı kimselerce anlamazlıktan gelinse de bu saklanacak veya gizlenecek bir gerçek değildir. İnsanların bu gerçeği hemen anlayıp kavramaya çalışmaları, dünyaya duyulan hırslı bağlılığın kendilerine zarardan başka bir şey getirmeyeceğini görmeleri gerekmektedir.

    Çünkü tüm ömürlerini, bu dünyada kazanç sağlamak için çalışarak tüketenler, ahireti unutup, yalnızca dünya hayatına yönelenler ölüm gerçeğiyle karşılaştıklarında artık çok geç olacaktır.

    Allah bu gerçeği ,"Keşke o ölüm kesip bitirseydi, malım bana hiçbir yarar sağlayamadı, güç ve kudretim yok olup gitti" (Hakka Suresi, 27-)


    Vesselam.

    Aşk ehli Ölmez Sırdır söylenmez. Yanmayan Bilmez Ateşi Aşka.
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    alico
    alico's avatar
    Kayıt Tarihi: 22/Aralık/2003
    Erkek
    Matrix Filmini bir kenara atın artık o sadece bir filim orda sorgulanan Maddenin Mahiyeti gerçekliği üzerine yoğnlaşın şimdi bu sitede bazı kardeşlerimiz Bu konun Allah inancı ile bir alakası olmadığını söylüyor Siteden bir kaynak ile şu yazıyı okumalarını istiyorum Ayrıca konuyu bir ucundan değil tam anlamıyla ele alın ben bazı kitap ve cd resimleri koyarak reklam yapmak istemedim. Bundan 4 sene evvel matrix m si daha ortada yokken biz bu konuyu tartışırdık bende en başlarda ön yargılıydım ancak bu tamamen benim aptallığımış ben işi tam öğrendikten sonra bunun Allahı inkar değil tam aksine kesin bir bilgiyle onun yaratılışındki ilmi kavramış oldum öyleki tasavvusf ilmi ile bire bir paralellik içindedir ve kuran ayetleri ile tamamen uyumludur ve Bediuzzamanın dediği gibi her şey herşeye bağlıdır gerçeğinin arkasındaki sırrı kaptım.


    İtiraz: Maddenin zihnimizde gördüğümüz bir hayal olduğunu söylemek İslam dini ile bağdaşır mı?


    Cevap: Bazı Müslümanlar, maddenin bir hayal olduğu gerçeğinin İslam dini ile bağdaşmadığını öne sürmekte ve geçmişte din alimlerinin bu gerçeği kabul etmediklerini iddia etmektedirler. Oysa bu doğru değildir. Aksine burada anlatılanlar Kuran ayetleri ile tamamen mutabıktır; hatta birçok ayetin, cennet ve cehennem, sonsuzluk, zamansızlık, ölümden sonra diriliş, ahiret gibi Kuran"da bildirilen konuların kesin bir kavrayışla anlaşılması açısından da son derece önemlidir.

    Elbette ki bu konu bilinmese de, bir insan gerçek imanı yaşayabilir. Allah"ın Kuran"da bildirdiği herşeye gönülden ve hiçbir şüphe duymadan iman edebilir. Ama şunu belirtmek gerekir ki, bu konu insanın imanda ve yakinde derinleşmesini sağlar ve nitekim geçmişte birçok önemli İslam alimi de, bu gerçeği bu yönde açıklamışlardır. Yalnızca yaşadıkları dönemde bilimin bu konuyu henüz açığa çıkarmamış olması ve konuyu yanlış anlamaya müsait akımların varlığı, onların bu anlattıklarının yayılmasını ve geniş kitlelerce bilinmesini engellemiştir.


    Maddenin gerçek mahiyetini açıklayan İslam alimlerinden biri ve en önemlisi hicri onuncu asrın müceddidi sayılan ve asırlardır tüm İslam dünyasının büyük saygısını kazanmış olan İmam Rabbani"dir. İmam Rabbani"nin, Mektubat adlı eserinde bu konuyla ilgili çok detaylı izahlar bulunmaktadır. İmam Rabbani, Allah"ın, kainatı his ve vehim mertebesinde, yani algı derecesinde yarattığını bir mektubunda şöyle açıklamaktadır:

    Yukarıda şöyle bir cümle kullandım: "Sübhan Hak"kın halkı (Allah"ın yaratışı), his ve vehim mertebesindedir." Bunun manası şu demeye gelir: "Allah-u Teala, eşyayı öyle bir mertebede yaratmıştır ki, o mertebede eşya için his ve vehimden gayrı bir yerde sübut (sabitlik) ve husul (varlık) yoktur.47

    Dikkat edilirse, İmam Rabbani, bizim gördüğümüz alemin, yani tüm varlıkların his ve vehim mertebesinde, yani algı düzeyinde yaratıldığını özellikle vurgulamaktadır. Bu vehim mertebesindeki alemin dışında (hariçte) ise sadece Allah"ın Zatı vardır. Gerçekte bu dışta (hariçte) kavramı da farazi bir kavramdır; çünkü bir vehmin vücudu yoktur, hacim kaplamaz. İmam Rabbani, eşyanın (yani şeylerin, tüm maddelerin) hariçte bir varlığı olmadığını şöyle anlatır:
    Hariçte Yüce Hak"tan başka mevcut değildir... Belki de şanı büyük Allah"ın yaratması ile vehim mertebesinde sübut (sabitlik) bulmuştur... Eşya, hariçte nasıl kendisinin vücudu olmayan birşey ise, hariçte onun gözükmesi dahi, kendi renksizliği iledir... Eğer onun için bir görüntü sabit olur ise, o vehim mertebesindedir. Eğer onun bir sübutu (sabitliği) var ise, o dahi, yüce Allah"ın vehim mertebesindeki sanatı iledir. Hulasa, onun sabitliği ve görüntüsü tek mertebede olmaktadır. Sübutu bir yerde, görüntüsü dahi ayrı bir yerde değildir... Onun hariçte bir nişanı yoktur ki, orada görünür ola...48

    Sonuç olarak, İmam Rabbani"nin de izahlarından açık bir şekilde anladığımız gibi, biz bilimsel olarak da, akıl ile düşündüğümüzde de, algıladığımız görüntülerin dışımızda bir aslı var mı yok mu asla bilemeyiz. Biz sadece zihnimizde bize gösterilen görüntüyü görürüz. Bu görüntüyü tüm detayları ile yaratan ve bize izlettiren ise Alemlerin Rabbi olan Allah"tır.

    Yegane mutlak varlığın Allah olduğunu, Allah"ın tüm kainatı vehim mertebesinde yarattığını açıklamış olan bir diğer büyük İslam alimi, Muhyiddin Arabi"dir. İlimdeki derinliği nedeniyle Şeyh-i Ekber (en büyük şeyh) olarak da anılmış olan Muhyiddin Arabi, Fusüs-ül Hikem (Hikmetlerin Özü) adlı kitabında kainatın Allah"ın tecellilerinden oluşan bir gölge varlık olduğunu şöyle açıklamıştır:

    Biz diyoruz ki, bilmelisin ki, Hak"tan başka varlıklar, yahut alem adıyla anılan şey, Hak"ka nispetle bir şahsın gölgesi gibidir. Böyle olunca masiva, yani Allah"tan başka olan varlıklar, Allah"ın gölgesidir... Gölge şüphesiz histe mevcuttur.49

    Muhyiddin Arabi"nin aşağıdaki sözleri ise, kendisini Allah"tan müstakil bir varlık olarak gören, kendisini mutlak bir varlık zanneden insanlara verilmiş açık bir cevaptır:

    İş benim sana anlattığım gibi olunca alem, mefhumdur. Onun gerçek bir varlığı yoktur. Bu ise hayalin manasıdır. Yani sen kendi nefsinde zannettin ki alem zait bir şeydir. Kendi nefsi ile var olmuştur. Hak"tan hariç bir varlıktır. Halbuki kendi nefsinde böyle değildir. Görmez misin ki, gölge sahibinden peyda olmuş ve ona bitişik olduğu halde zahiri görünüşte sahibinden ayrılması imkansızdır... Mesele sana anlattığımız gibi olunca bil ki, sen hayalsin. Bütün idrak ettiğin ve o Hak"tan ayrıdır yahut o ben değilim dediğin varlıklar da hep hayaldir. Şu varlığın hepsi de hayal içindedir. Gerçek varlık, zatı ve aynı itibarıyla ancak Allah"tır.50

    Muhyiddin Arabi"nin bu sözlerinde belirttiği gibi, insan Allah"ın Kendisi"nden üflediği ruhu taşıyan, Allah"ın tecellisi olan bir varlıktır. Tek mutlak varlık Allah"tır. İnsan ise hayal olandır. Bu çok önemli bir gerçektir ve aksi düşünüldüğünde insan büyük bir yanılgının içine düşmüş olur.

    İmam Rabbani ve Muhyiddin Arabi"nin yanı sıra Mevlana Cami de, Kuran"ın işaretleri ve akıl yoluyla bulduğu bu hayret verici gerçeği, kainatta ne varsa hepsi vehim ve hayaldir. Ya aynalardaki akislerdir, ya da gölgeler gibidir diyerek dile getirmiştir.

    Görüldüğü gibi, büyük İslam alimleri bu gerçeği bütün açıklığı ile açıklamışlardır ve dolayısıyla bu konunun Kuran"a ve sünnete karşı olduğunu iddia etmek veya İslam alimlerinin kabul etmediğini öne sürmek inandırıcı değildir. Ayrıca, şu da unutulmamalıdır ki, tüm görüntüleri beynimizde gördüğümüz kimsenin inkar edemediği kesin olarak ispatlanmış bir gerçektir. Geçmişte bu gerçek bilimsel olarak bilinemeyeceği için, bazı İslam alimlerinin bu gerçeği ortaya koymamış olmaları doğaldır. Ayrıca, maddenin hayal olduğu gerçeğini bazı çevreler sapkın bir inançla açıklamışlar ve dinin hükümlerini ve kurallarını ortadan bu şekilde kaldırmaya çalışmışlardır. Bu tür sapkın ve samimiyetsiz akımlar nedeniyle de, bazı İslam alimleri Müslümanları bu tür tehlikelere karşı uyarmışlardır. Fakat bunlar bu gerçeğin sapkın yorumlarıdır. Burada anlatılanlarla karıştırılmamalıdır.

    Nitekim İmam Rabbani, maddenin aslı konusunu yanlış yorumlayarak sapan filozoflardan da bahsetmiş, kendisinin anlattığı gerçek ile bu filozofların sapkın görüşlerinin çok farklı olduğunu özellikle vurgulamıştır. Mektubat"ında bu konuda şu yorumu yapmıştır:

    Alem için "mevhum" sözümüz, şu manaya değildir: "O vehmin yapması ve yontmasıdır."... Elbette, o sözümüzün manası şudur: Sübhan Hak, alemi vehim mertebesinde yarattı... Vehim, oluşu olmayan bir zuhurdan ve vücuddan ibarettir. Bir noktanın cevelanla (hızla) dönmesinden doğan bir daire misalidir. Onun da zuhuru vardır, amma vücudu yoktur...

    Bu arada, mecnunlar güruhu sofestaiyenin (felsefecilerin) kail olduğu (söylediği) mevhum ise, bir başkadır. Bunların kail oldukları (söyledikleri) vehmin icadı ve hayalin yontmasıdır. İki mana arasında çok fark vardır.51


    İmam Rabbani"nin belirttiği gibi, Eski Yunan"daki sofistler madde kendi kendimize yarattığımız bir algıdır demişlerdir. Bu görüş, akli ve ilmi yönlerden saçma ve dinen de sapkındır. Doğrusu ise, baştan beri vurguladığımız gibi, maddenin Allah"ın yarattığı bir algı olduğudur.

    Felsefecilerin bu sapkın görüşleri ile bizim tarafımızdan açıklanan ve İslam alimleri tarafından haber verilmiş olan madde, Allah"ın yarattığı bir vehimdir açıklamasını karıştırmak ise çok büyük bir hata olur.

    -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    KAYNAKLAR

    47- Mektubat-ı Rabbani, 357. Mektup, çev. Abdulkadir Akçiçek, Çile yayınevi, 1983, s. 163
    48- Mektubat-ı Rabbani, 470. Mektup, çev. Abdulkadir Akçiçek, s. 519
    49- Fusus-ül Hikem, çev. Nuri Gencosman, İstanbul 1990, s. 117-18
    50- Fusus-ül Hikem, çev. Nuri Gencosman, İstanbul 1990, s. 120-22
    51- Mektubat-ı Rabbani, 480. Mektub, çev. Abdulkadir Akçiçek, s. 543, 545




    Aşk ehli Ölmez Sırdır söylenmez. Yanmayan Bilmez Ateşi Aşka.
Toplam Hit: 15342 Toplam Mesaj: 45